şükela:  tümü | bugün
  • görme engelliler tarafından üçer kişilik takımlar halinde oynanır. zemin üzerinde yuvarlanırken ses çıkartan özel bir maddeden imal edilen topla, elle şut atıp sayı kazanmak amacıyla oynanan oyun.
  • türkiye golbol takımının 2012 londra paralimpik oyunlarında aldığı sessiz sedasız isveç galibiyeti ile öğrendiğim spor dalı.

    golbol oyuncumuz yusuf ucar'ın maç sonrası yorumları; "daha önce hiç kalabalık önünde oynamamıştık. görünen o ki golbol ingiliz halkı arasında oldukça popüler"

    türkiye'de de 100 kişiye sorduk golbol nedir diye: "gassaray, alexbahçe, trabz..." tamam sustum.
  • ingilizce 'goalball'. (bkz. https://tr.wikipedia.org/wiki/goalball)
  • paralimpik takımımızın asıl olimpiyat takımımızdan daha iyi iş yaptığını gösteren sporlardan biridir. şimdiden daha çok madalyaları var.
  • 2016 rio olimpiyatlarında kadın milli takımımız altın madalya almayı hak kazanmış, alınan bu madalya ile spor dalından haberdar olan insan sayısı artmış.
  • iyi bir maç için(kadın takım) şuraya zımpırlamanız yeter.

    açıklamalarım ve tanım: körler için üretilmiş bir rehabilitasyonken daha sonra oyun, ondan sonra da uluslararası bir spor halini almıştır.
    sürekli kuraları değişen (3 atış kuralı gibi) bir felsefeye sahiptir. bütün oyunların tersine seyircilerin ses yapmamaları, oyuna verecekleri en büyük katkılardandır. gol olduktan sonra, aralarda, topun avuta çıkması bu durumlara dahil değildir. istediğiniz kadar tuttuğunuz takım adına böğürebilirsiniz. bir anımdan bahsedeyim ki sürekli olan bir şeydir: bu oyunun ezanda durdurulmuşluğu, dışarıdan gelen hurdacı sesleriyle kesilip hurdacılar kovulduktan sonra devam edildiği, taksici amcalara gerekli kişilerin "kornalara basmayın" şeklinde yaptıkları uyarı yapmışlıkları vardır. tecrübeyle sabittir, kendimden biliyorum.
    zor bir oyundur. topun kızlar için 900 gram küsür bir ağırlığı, erkekler içinse 1200 gram ağırlığı söz konusudur ki acayip efor sarfettirir oyunculara.
    saha bazen basketbol sahasına benzetilir, evet tarif etmek için güzel bir yoldur fakat değişen birçok çizgi, birçok alan vardır.
    türkiye'de şu anda yeterince yatırım almayan, çökmeye devam eden bir spordur. devletin ve sponsorların yatırımları bazen yetmemektedir. bazen de bu destekler sağlanmadığı için zor şartlar altında düzenlenmektedir.

    körler için bir açılım demektir, gittiğiniz yerlerde çok kişiyle tanışırsınız. bu insanlar içlerine kapalı değillerdir, sohbeti severler. görürseniz iki selam verirsiniz artık.
    oyun, b1 (sallamasına kör), b2 (biraz ucundan görüyor), b3 (görüyo desek daha doğru olur) üç gruba ayrılır. böyle katagorize edilir.
    bütün oyuncular maske takmak zorundadır. o maske var ya, suratı korumak için bir kalkandır ki burda 1200 gram toptan bahsediyorum alooo, öyle basit değil yani; erkekler kuki (malum bölgeyi korumak için, takmayanların maçta top geldikten sonra takla attıkları, çocuklarının olmayacakları rivayet edilir) takarlar, henüz kadınlar hakkında bir bilgiye sahip değilim.
    sonracuma efendim, isteyen takımlar olursa maskenin altına bir de göz bandı takılır ki adam zaten kör, maskeyle de kör, daha neyle kapatacan gözünü dayı?
    neyse çok ibne oyuncular da var, böyle alttan alttan boş tarafları kesen var. o gözlüğün açık olduğu ya da oyuncunun kız keser gibi karşı tarafı dikizlediği tesbit edilirse, açıkçası takım yamulur. penaltıdır! adamı 9 metreye dikerler, -birçok oyuncu kulaklarına selam çakar o sıra arkadaşın- 4.5'te bi ihtimal tutarım diye beklersin ki -lan ordan avuta çıkan topa uçan adamlar var- tutmak zor. helede şutörsen, bi nevi futboldaki forvetsen.
    ortadaki oyuncu savunma görevindedir, atış yaptırılmaz yorulmasın diye.
    iki diziniz üstüne çöküp, eller önde, vücud her an bir ses duymak için hazır... böyle beklersiniz ki zevkli lan. rükudan sonra oturup ettehiyatü'yü okuduğunuz anla aynı. midesi bulananlar vardır, biz o yere elimizle deyiyoruz, ayakkabıyla geziyoruz, top geliyor, şıp şıp terin damlıyor oraya ama o sahaya deymek bir kadına deymekten (o an için) daha güzel.
    yere sürtünce eli böyle gıcırtılı bir ses gelir, o adamlar o sesi refekans alarak yerlerini ayarlıyorlar. alkış yapanlar da var. (tercih meselesi)
    hilesi, şerefsizliği, masumluğu kadar gizli işleri olan bir oyundur.
    topu bükerek içindeki havayı boşaltan, topu diziyle içine göçerten, konuşurken atış yapan, saçma sapan sesler çıkartıp dikkat dağıtan lekeli oyuncuları var. aga o topun içinden hava çıkınca top hız kazandığı için içine havayı çok uzun bir sürede (2-3 saniye) çekiyor, iş işten, top adamdan geçmiş kaleye tecavüz etmiş oluyor (bkz: nerdesiniz fizikçiler).
    para az olduğu için hakemi ayarlayan kulüpler vardır, onlara takım demek adilik olur neyse. neymiş şike sadece futbolda değil burda da bulunabiliyormuş (sözüm fenerbahçe'ye değil, başka ülkeler de var).
    hakem demişken, ilk yarı bitmiş, biz yerleri değiştiriyoruz, total fullemesine kör olan bir arkadaş, hakemi takım arkadaşı sanarak "bilader maç bizde vermeyeceğiz taam mı? amına koyucaz" demişliği var. (bu sırada hakemin sırtına vuruyor.) (bkz: oğlum ben sana incele demedim mi)

    sporcudan beklentileri: sinir olmayacak ama hırs olacak, dengeyle ilgili bir sıkıntı yaşamayacaksın, yoksa bir hareketinle ters tüşer bileğini kırabilir, belini incitebilirsin -kaburgasını kıran vardı-, atretik bir vücuda aynı zamanda geniş bir bedene (enlemesine), mükemmel denilebilecek bilek ve kol kasına, ütopik denilebilecek kadar ayak kasına, bunların yanında tanrı vergisi olarak 2 metreye asılabilecek bir boya sahip olmanız gerekir -amma 1.60,70,80 oyuncular da vardır, sözüm yok-. 9 metre kaleyi bir şekilde savunmak gerekiyor, çanakkale boğazı'na dalar gibi geliyorlar yoksa şerefsizim. yarasalardan ilham alan bir kulak da hiç fena olmazdı.

    liklerden para kazanmak, standart bir işçiyle aynı, çok para yok. ama gelin görün ki uluslararası bir başarınız varsa altınlarla gelin misali donaltılıyorsun ve bu şekilde yarı zengin olabiliyorsun.
    milli takıma çıkmanın, * türkiye'nin uzaya astronot göndermesi kadar zor olduğu spor.
    torpil burda da var, ama yine o torpilliler de çok kaliteli, kıskandıracak cinsten oyunculardır.
    şampiyonluk kovalıyoruz hersene kızlarla erkeklerle, bu demek oluyor ki, kalite kokuyor bu takım.
    kız takımımız çok neşeli ya, bir ablamın maça girmeden önce yüksek sesle allah diye bağırmışlığı, ilk atışı bismillah diye atmışlığı vardır.
    sonuç 5-0.
    erkeklerin maçları genellikle hırslanınca çıkan çok ağır bir "aaaaa" sesiyle doludur, kimse kimseyle öyle çok konuşmaz. bu arada bir sene, şu an çok takip edemiyorum kadın millî takımın yarısı (tamı altı kişi) maraşlı'ydı.
    ruslar'la finale kalmışız 2015'te şaşmıyorum, kadınlar çalışıyor, güçlüler.

    kısaca araştırılmaya, türkiye'de bilgiye aç bir spor. vakit buldukça bu başlıkta ve yan başlıklarında entry'lerimi dolduracağım, zenginleştireceğim. okumak bilgi için aydınlatıcı olur kanaatindeyim.
    çünkü birinci elden kaynak okumaktasınız, yanlış bilgi edinme ihtimaliniz çekiçle atomu parçalamak kadar düşük *.