şükela:  tümü | bugün
  • bu venedikli italyan modacının çakma converse gibi görünen ayakkabı modeli superstar'a sahip olmak için millet birbirinin üstüne çıkar. çünkü sahip olmayanlar ya fakirdir ya da zevksiz.
  • 350 euro'ya çakma converse. alanın aklını sikmek lazım.
  • dar gelirlilerin toplandigi baslik , iki gram moda bilmiyorsunuz geliyorsunuz burda konusuyorsunuz.
  • iş gücünün yüzde 80'inin (7 milyon kişi) aylık geliri asgari ücretin iki katından az olan (740 dolar) bir ülkede şu yapacağım muhabbet abes kaçabilir o yüzden peşinen kusura bakmayın.

    geçen sene bu markanın bantla acemice tamir edilmiş gibi görünen bir modeli fiyatı yüzünden amerika'da şimşekleri üzerine çekti.

    amerika'da bu marka yaklaşık 2007 yılından beri piyasada daha önce vardıysa ben bilmiyorum çünkü markanın italya'da kurulduğu yıl 2000.

    başlıktan da anlaşılabileceği üzere bu marka türkiye'de pek bilinmiyor. aslında türkiye'de bu markayı bilen, maddi durumu görece iyi olan yığınla insan olduğuna adım gibi eminim. bahsinin edilmiyor oluşu büyük ihtimalle parasızlıktan değil bizimkilerin uyanık oluşundan. (aslında bir parasızlık durumu var ama bu parasızlık halkın içine düştüğü perişanlık gibi bir durum değil.)

    bizim uyanıklar için bu tarz aksesuarlar paha biçilmez bir kaftan.
    ayakkabı pahalı mı? pahalı. bu markaya aşina olan biri yurtdışı ile bağlantısı olan, modadan anlayan, modayı takip eden zevkli biridir diyebilir miyiz? diyebiliriz.

    işte o yüzde bunun gibi markalar, ayağa düşmediği sürece, nispeten ucuz bir şekilde, "ben yol yordam bilirim, maddi durumum iyidir" mesajı vermeye vesile olur. bir nevi fakirin iphone sevdası gibi. ama tabi şu kısım önemli: «ayağa düşmediği sürece»
    ayağa düşmemesi için de bilen arkadaşların orada burada bahsetmemesi, reklamını yapmaması gerekir. elbette bunun bir yere yazılmış kuralı yok. "rule of thumb": eğer kulağınıza geliyorsa bilin ki o markanın, mekanın, sanat eserinin boku en az beş sene önce çıkmıştır.

    mesela örnek: soho house. neymiş? hush hush. dizi dizi kro ekşi sözlük'e yazmış, "sadece referansla üye olunabiliyor".
    he ya! haşhaş. sadece referansla.
    yavrum sizin oraya gittiğiniz ilk gün orayı popüler eden adamlar gitmeyi kesti. (ilk yerinden, istanbul'daki mekanın i'sinin olmadığı dönemden bahsediyorum)

    şimdi golden goose markasına geri dönecek olursak. bence amerikan basınında çıkan yorumların haksız. ayakkabıların el yapımı olduğu çok açık. hem çok rahatlar, hem de kullanılan malzemeler çok kaliteli. üç kere çok kelimesini kullanacak kadar iyi yani. benim açımdan tek handikapı markanın göze çarpması. normalde kol saatlerim hariç kıyafetlerimin hiçbirinde marka belli olmaz ama bu markanın ayakkabıları maalesef ben buradayım diyor. neyse ki türkiye'de şimdilik kimse birbirine bildiğini çaktırmıyor.
  • tarz ayakkabı markası. yazarlardan birisi çakma converse demiş. beni baya güldürdü.