şükela:  tümü | bugün
  • muhteşem ötesi sözlere ve müziğe sahip bir brutus eseri. güçlü sözler ve sound, harika. tam da ihtiyacım olan şey. bunu buradan alın.

    my mind keeps me drifting away
    leading me to deception and ı’m doing
    the best ı can
    ain’t much because ı’m dreaming
    when ı make it to the golden town
    a place where ı am real
    like ı ought to feel
    and ı float away
    you smile you lay me down
    ı am floating away
    for a long, long time
    and my mind tells me what ı should do
    ı never answered it the right way
    never told my mind the story right
    ıt never made me go the same way
    as the dreams they came to play
    ı lost my path in learning how
    ı made it easy to believe myself
    and ı flew away
    you let me show you how
    ı’m still drifting away
    you leave me behind
    and after all this time
    ın my golden town
    ı’m left behind
    ı am giving my all, can’t you see ı’m trying
    ı’m doing all that ı can, still wasted on flying
    you say ı bring you down, bring you down
    so ı bring you down, bring you down
    so ı’m doing the best ı can but ı can’t stop dreaming
    ı need my time when ı’m not afraid
    when ı’m putting on my golden crown
    that when ı’m leaving.
  • gecenin bir yarısı şahsımı yakalamış şarkıdır. böyle anlamlı şarkıları sadece anlamını tekrar geri kazandığında dinleyebiliyorum. bu gece çalmak istedim. iki bira açtım. aldım elime gitarı ve o efsanevi anlamlar taşıyan solosunu beşinci denemede falan çaldım. hem de dünyanın en rahatsız akustik gitarında. ondan çok daha rahat ve 16-17. perdelere güzellikle inebildiğim bir elektro klasiğim de var fakat en alt tel kopuk. amına koydumun bağcılarında ara da tel bul. dışarı çıktığımda da param hep ucu ucuna akbil. amına koyim. yarın tel ve dikdörtgen pil alıcam. bangır bangır çalıcam şu şarkıları. neyse, hem de sıfır hata çaldım az önce şu şarkıyı. ilk dinlediğimde ki 6 ay falan oldu 'hmmm bi bakalım' demiştim, gözüme de zor gelmişti. geçen zaman içinde o notalar ruhuma dokunmuş demek ki.
    ne güzel şarkısın ve ne güzel zamanlarda bana eşlik etmişsin. ben de seni artık beynime ve parmaklarıma kazımış bulunuyorum.

    müzik. hayatımın büyük bir kısmını dolduruyor. hem dinleyici hem de üreten olarak. bu kadar aktif olarak müziğin içinde bulunmama rağmen neden profesyonel olarak bir şeyler kaydetmiyorum diye kendime soruyordum son günlerde. tabi bir anlam olmalıydı eğer böyle bir şeye başlayacaksam. yavuz çetin ile başladım. benimle uçmak ister misin, köle, yaşamak istemem, bul beni, cherokee gibi eserleri özellikle sololarını bir elden geçirdim. zorlar fakat bir pattern var ve üzerinde çalıştıkça yağ gibi akıyor. solo üzerinde çalışıldığında ritm bir şekilde bulunuyor. tabi isteyen akor ya da guitar pro'da kullanabilir. ben mümkün olduğunca kulağıma yaslanıyorum. böylece kavraması hassasiyeti güçleniyor.

    bu hafta yüce devletimizin öğrenim kredisi tutarınca bir elektro gitar almak istiyorum. eskiden yani 2004'lü yıllarda bir fender sikortılım vardı. çoğu kişi dandik derdi ama harika rahat bir klavyesi vardı. gönül ister strat ya da ibanez falan alayım ama oraya daha var.