şükela:  tümü | bugün
  • yagmurlu bir gecede, yakanizdan pacanizdan sular sizarken kosar adim karanlik bir sokakta yol almaya calisirken arkanizda gördügünüzü sandiginiz gölgeyi gercekten görmüs olabilirsiniz ve daha da kötüsü o gölge gercekten de sizi takip ediyor olabilir.

    herseyi apacik ilan ederek gizliyor olabilirler, karanlikta degil, isikta saklaniyor olabilirler...

    ne icin kuruldugu belki de üyeleri tarafindan bile tam anlasilamamis ezoterik bir topluluğun hayat içindeki izlerini ve izlerin çevresinde oluşan esrarın anlamını ortaya çıkararmaya çalışan insanların yapılandırmasını sözkonusu ezoterik topluluğa dayandırarak oluşturduğu gizli kulübe gölge avcilari kulubü deniyor.

    peslerine düsüldügünü biliyorlar...

    bir rivayet der ki, aslinda gölgeciler de gölge avcilari da aynı örgütün birer parçasıymış ama bunun farkinda bile degillermis.

    bir başka rivayet ise ortada ne bir sır ne de onu gizleyen bir hayat oldugunu söyler.

    zaten hep aynı zamanın içinde degil miyiz ve apacik görünenden daha gizli olan ne var ki yalan hayatimizda?
  • son zamanlarda okuduğum en güzel kitap. insanı içine alıp sürükleyen masalsı, büyüleyici, ayrıntılarla bezenmiş ve insanda istanbul'u yeniden keşfetme isteği uyandıran; bir o kadar da karanlık, kahpe, bulanık, sinsi ve esrarlı atmosferi var. yağmurlu, karlı bir istanbul kışında ağır aksak başlayan macera öylesine dallanıp budaklanıyor ki, "eee, sakin sakin yaşıyordu bu kahramanlar" diye nitelediğim (galiba biraz da kendime benzettiğim) isimler bir anda cinayetlerin, intiharların, baskınların ve gizli örgütlerin dünyasına sürükleniyor. tuhaf örgütlerin cirit attığı yer altı dehlizleri ve metruk binalar kabuslarıma girdi, kendimi bir anda onsekizinci yüzyılda buldum, sonra yine bugüne döndüm... zaten kitap da bir o zamanda bir bu zamanda, sanırım bu yüzden uzunluğundan sıkılmadım.

    ne diyeyim ki ? biraz foucault sarkacı, biraz kara kitap, biraz puslu kıtalar atlası bir başka ucundan ise da vinci şifresi. sanki hiçbiri ama hepsi. inanç çakıroğlu'nun orhan pamuk'u andıran bir dili var, ama daha farklı, daha akıcı ve daha zeki sanki...belki biraz daha acemi ?

    kitap yaklaşık yediyüz sayfa ve kimi zaman anlatılan kasvet, keder, hüzün ve esrar insanı bezdiriyor ama bittiğinde ciddi olarak birşeylerin eksildiğini hissettim hayatımda. bir sigara yaktım denize karşı ve "vay ulan be" dedim kendi kendime...

    sanırsam, ileride türk edebiyatının klasiklerinden biri olarak anılacak.
  • galata kulesine tekrar cıkmama neden olan kitap
    ve halicte gunesin batısı farklı gorunuyordu
    (bkz: halicte gun batımı)
    (bkz: raini)
  • a.de saint-exupery'den "hiç kimsenin kitabımı özensizce okumasını istemem doğrusu" şeklinde bir alıntıyla açılan birinci bölümü görünce, yanımda tatile götürmemeye karar verdiğim kara kaplı kitap. şezlongda yayılıp okurum derken, böyle sitemkar bir şekilde uzaklardan parmak sallayan yazarı düşünüp kitabı özenlice okuyacağım bir vaktin gelmesini beklemeyi tercih ettim.
    (bkz: hadi hayırlısı)
  • http://www.golgeavcilarikulubu.com/ diye bir de web sayfası var ama sayfanın girişinde bir metinden başka birşey yok; kitabın içindeki gizeme ( ya da sürekli tekrarlanan esrara) uygun bir şekilde... metin de şu şekilde:

    "...geçmişiyle geleceği arasında uzanan bir köprünün tam orta yerinde dururken sesinde, yaşamının son anlarında çevresine toplanmış insanlara hayatı boyunca öğrendiklerinden çıkardığı sonucu anlatmaya çabalayan yaşlı bir ton taşıyanlar vardır. kimi geceler soğuk bir otomobilin içinde haliç boyunca dizilmiş katran ve zift görünüşlü mahallelerin içlerinden geçerek kurtarıcısını bekleyen insanları, güçlü bir sarsıntı ile yokolup gitmeye hazırlanan evleri, soğukta buğulanmış camlarından içindeki insanların yüzleri renginde bir ışığı sokağa sızdıran kırık dökük kahvehaneleri izlediğini anlatırlar; yağmurun istanbul'un kül yüklü sokaklarındaki herkesi sürüp ötelere attığı günlerde bir divane gibi mahalleleri gezip şehrin ruhundaki derin sessizliği dinlediğini fısıldarlar sanki yakındaki biri duyacakmış gibi yavaşça. eski apartmanların kaldırım taşlarının altında saklı bodrumlarda yapılan ve gazetelerin küçük ilan sayfalarıyla ara sokaklardaki ahşap evlerin üst üste yapıştırılan afişlerden rengarenk, kirli bir kağıt yumağı haline gelmiş duvarlarına bırakılan davetiyelerden bulduğu esrarengiz toplantıların konularını sayarlar: "yeraltı şairleri dayanışması" , "alternatif müzik toplantıları", "hayata bir anlam arama macerası"..."

    bu arada şimdi düşündüm de, kitap bana proust'u anımsattı fena halde..
  • yazarının tavsiyesiyle okuduğum roman.

    bu her zaman başıma gelen bir şey değil, sözlükte dolaşırken seni acaip saran bir hikaye keşfedeceksin (bkz: kırmızı ışık müzikholü), yazarının başlığının altına (bkz: raini) kısa bir tebrik entrysi gireceksin, yazarı da kendisinin reklamını yapmaktan utana sıkıla "hani onu sevdiysen şuna da bir bak" kabilinden romanının ismini verecek, piyasada pek bulunmayan bu kitabı internet kitapçılarının birinin tozlu "raflarında" görecek ve sipariş edeceksin.

    ben yorumlamayı pek bilmem, o yüzden fazla detaya inmeden şunu diyebilirim ki belki 3 romanlık bir malzeme var kitabın içinde. geçmiş ve bugün, dehlizler ve plazalar, tutkular ve gündelik aşklar, dumanı tüten somun ekmek ve cajun soslu tavuk, külhanbeyler ve komünistler, dünyayı anlamak isterken aradıklarını -bir gün pişman olacaklarını bilmeden- bulan insanlar ve dünyayı istedikleri yöne çeviremeyeceklerini görüp pes eden insanlar.

    kitabın içinde anlatılan her şeyi anladım mı? hayır. bazı bölümler için "akışı bozdu, keşke olmasaydı" dedim mi? evet. yıllık iznimi kullandığım esnada büyük heyecanla 4 günde okuyup bitirdim mi? evet. okurken çok büyük keyif aldım mı? evet. bir "debut" romanı olması sebebiyle yazarını kıskandım mı? evet.

    ve tebrik etmek de şimdiye kalmış. yazarının eline sağlık, tarih sevenler, hele orhan pamuk müptelaları ıskalamasın derim.
  • kitapta da adı geçen, fransız $airi andre chenier'in eski banka sokak'taki evi, koc ailesi tarafından satin alinmi$.kitabi okuyanlar, bunun da, bir yerde ba$ka bir esrara mı ait oldugunu dusunebilirler.
  • istanbul trafiğiyle ilgili yapılmış en mantıklı ve gerçekçi projeksiyonu barındıran edebi eser. merakla ve sabırla "o gün"ün gerçekleşmesini bekliyorum.
  • roman hakkındaki eleştiri ve yorum yazılarından bir ikisi:

    ömer türkeş'in incelemesi

    birkitapokudum