aynı isimdeki diğer başlıklar:
şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: hayalet)
  • (bkz: şeffaflık)
  • derin sorgulamaların ve iç çekişlerin romanıdır. kurgunun neresindeyim diye birçok kez nörotransmitter maddeyi devreye sokarsınız. olay akışının içerisinde yer aldığınız anlarda kurgunun bir başka noktasından bakmak zorunda kalmanız ise zihni de diri tutar, olay örgüsünü şekillendirmenize de yardımcı olur. dili akıcı ve şiirseldir. kaybolur, şairlerle iç sesi konuştururken bulursunuz kendinizi.

    --- spoiler ---

    abartılı ve kasvetli gelen yanı ise, berberde oturmaktan helak olan filmde altan erkekli'nin canlandırdığı, yazarın ta kendisine atıfta bulunan karakterdir. bu kadar uzun ve dayanılmaz anlatım hikayenin bu kısmında bendenizi sıkmıştır. ayrıca, beyaz perde uyarlamasındaki muhtar rolündeki selçuk yöntem'in ise bu rolü kafasına silah dayayıpta oynamış gibi bir hali vardır. diğer faso ise berber çırağıdır. özgün bir yaklaşımla uyarlanmış ve hasan ali toptaş tarafından senaryo serbest bırakılmış, lakin okurken berber çırağını ne düşlemiştik, ne çıktı yahu dedirtti.

    kitapta ısrarla altı çizilen sekanslar barındırılan güvercin'in kapısında nöbet tutma hadisesi ise olabildiğince duru bir şekilde tadında yansıtılmıştır.

    --- spoiler ---

    okumanın üzerine film izlenince yazar yönetmen korelasyonunu da, yorum farklılığı manasında çarpıcı bir şekilde görebiliyorsunuz.
  • gölgesiz demek sorumsuz sorumluluksuz, egosuz, ağırlıksız olmak mı demek acaba? gölgesiz olmak hayalet bir yana şeytani yaratık sıfatlarından mı? araştırmam, azıcık daha kavramam gerekiyor. bu yazılama bulma değil, sorma sızması. gölgesizlik belki şeytani diye korkutucu ama bir yandan da kıskanmalık, imrenmelik. belki görünmez adam olmak gölgesizliğe yakın, ona özdeş olmayan bir durum. görünmezlik de sorumsuzluk arzusu hissettiriyor. ego, insan olmak, bir ağırlığa, bir görev ile ütopyaya sahip olmak, gölgesi yani bilinçdışı denen tanıması veya evcilleştirmesi gereken bir karanlık yanı olmak, fiziksel yaşamın kısıtlarına tabi olmak demek. gölgesiz olan insan gibi ağır, yüklü değil, hafif, belki dumansı ve yarı saydam. cin görenlerin sık deneyimlediği (bildirdiği) gibi ellerinin ayaklarının ters olması, gene kısıtlamadan bağışık olmaları, insani şablonlara uymamaları, başka yasa veya yasasızlıklara uymalarının sonucu. (bkz: gölgesiz/@ibisile)

    (bkz: cinler/@ibisile), şeytanlar/@ibisile
  • gölgesiz olmanın tek koşulu gölge olmaktır. var dediklerimiz yoktur belki kim iddia edebilir ki yaşadığımız her şey gerçek.
  • kitabı az önce bitirdim . su gibi aktı gitti nasıl bitti anlamdım ama kafama takılan şeyler var. muhtar niye intihar etti ? kar neden yağar sorusunun cevabı neydi ? cennettin oğluna araştırılıp etmeden çocuğu delirtip en sonunda ölmesine neden sebep olundu? berber ayıyı vurduktan sonra neden gruptan uzaklaştı ? güvercin neden cennetin oğluna yardım etmedi aklanmasını sağlamadı buna neden göz yumdu insan kendini kurtaran insana bunu yapar mı ? neden efenim neden ? ???
  • filmini izledikten sonra okumuştum kitabı. şiir tadında bir roman, filmi izleseniz bile kitabı mutlaka okuyun derim.
  • büyük beklentilere alıp okumak için yaz tatilini bekledigim kitap.
    şimdi gelelim bende hissetirdikerine.
    beklentilerimin cok altinda kaldi. yaşar kemal veya gabriel garcía márquez taklidi olmaktan öteye gidememis. türkçe'yi ustaca kullaniyor, dile cok hakim tanimini da türkçe'yi harika kulanan yazarlarimiza hakaret olarak sayiyorum. tabi zevkler tartisilmaz. harika deyip ovenleri de saygiyla karsiliyorum. kitap okuyup entelektüel olmaya calismak yerine, entelektüel ozentiligi yaparak, anlamakta ve okumakta zorlandığı kitapları ve yazarlari öve öve biteremeyenlere de selam olsun.
  • romanı okurken sanki bir sis bulutunun içinde geziyormuş hissi oluşuyor. sonunda ögrendigin olayda ise bu yazar nasıl bi kafaya sahip ne yaşamış aman allahım diyip bi kaç gün etkisinden kurtulamiyorsun
  • “düşünce insanın içine düşünce, yolun yarısı tamam. yani varılır bir yere, önceki noktada değilsindir artık ve dönemezsin. dönsen de, eksik.”

    “kuşlarsa, aynalarında binbir görüntüyle kanat çırpa çırpa uzaklara doğru uçuyorlarmış. kuş aklı işte, oysa varmaya çalıştıkları bütün uzaklar o anda aynalarındaymış.”

    60.sayfasında vurulduğum şu cümlelerin olduğu “son zamanlarda okuduğum en şaşırtıcı ve büyüsüne en fazla kaptıran” kitap. sıkılarak okuyacağım diyerek elime aldım; ama ne kadar büyük bir yanılgıdaymışım, yazık. bu kadar iyi olmasına rağmen neden az ses getirdi bilemiyorum, bir filmi de çekilmiş gerçi. ses getirdi belki de o ses bana gelmedi, bilemiyorum :s
    fantastik bir roman, karakterler iç içe geçiyor evet; ama o yazıdaki ahenk, o üslup beni çok çekti. henüz bitirmeden yorum yazmak istedim; çünkü ahhh bu üslup ahh kalbim.

hesabın var mı? giriş yap