şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yirmi ikinci uluslararasi istanbul film festivali kapsamında 25 nisan 2003 cuma günü saat 16:00'da emek sinemasında gösterilen 26 nisan cumartesi günü saat 19:00'da da sinepop sinemasında gösterilecek olan, adı türkçeye "annemin ülkesinin şarkıları" olarak çevrilmiş, yönetmenliğini iranlı kürt yönetmen bahman ghobadi'nin yaptığı film.

    film iran ve ırak kürdistan'ın da (yoksa overwhelmingly kurdish mi demeliydim) geçiyor.

    iranlı kürt şarkıcı mizra'ya 23 yıl önce boşandığı eşi hanare (hanareh de olabilir) haber gelir. hanare mizra'dan yanına gelmesini istemektedir. mizra yine müzisyen olan oğulları barat ve ourehi (oudeh ya da audeh olabilir) yanına alarak hanede'yi bulmak üzere yola çıkar. yolda başlarına kâh komik kâh trajik olaylar gelir.
    oğullarından barat tuhaf gözlükler takan, seleli bir motosikleti olan, tanınmış (kendi çapında) bir şarkıcıdır. oureh ise 7 karısı, 11 kızı olan ve kendine erkek evlat verecek bir kadın arayan enteresan görünüşlü bir kişidir.
  • filmden sonra yapılan söyleşide yönetmen (bkz: bahman ghobadi)
    - filmi hiç bir kurumdan destek almadan sadece aile efradının desteğiyle çektiğini
    - kendisinin film yöneten ilk iranlı kürt olduğunu, kendisinden etkilenen yaklaşık 10 iranlı kürt sanatçının film çekmeye başladığını
    - bundan sonraki filmlerinden birini ırak kürdistanı'nda bir başkasını ise diyarbakır'da çekmeyi planladığını
    - kürtlerin filminin hayat olduğunu (işin doğrusu tam anlamadım ama bu mealde bir şeydi)
    - hanare (bu arada "hanare" şarkısı da pek hoşdu) karakterinin kürdistan'ı sembolize ettiğini
    söyledi.

    http://www.istfest.org/…p?sayfa=festival2003&fid=10
  • öncelikle bu film hakında festival broşüründe yazılan bilgiler hatalı, zira film iran-ırak savaşı sırasında değil, birinci körfez savaşı sonrası ırak birliklerinin kuzey ırak'taki kürtlere karşı yaptıkları harekat sırasında geçiyor. kimyasal saldırı verileri de bunu destekliyor.
    film aslında biraz daha sakinbir ruh haliyle çekilse, coğrafyanın gerginlikleri bir kenara bırakılabilse biraz daha iyi bir film olabilirmiş. yönetmen, kürt coğrafyasının iran ve ırak tarafını karşılaştırmış ister istemez ve keskin bir şekilde iran'daki kürtlerinne kadar mutlu olduğun anlatırken ırak'takilerin durmunn ise içler acısı olduğunun altını çizmiş. ancak yakın geçmişteki siyasi gelişmeleri bilen herkes, filmden anlatılanlardan önce olanların filmde anlatılanlara yol açtığını bildiği için ister istemez biraz propaganda kokusu yayılıyor sinema salonuna.
    filmin eksiklerinden biri ise müziğin taşıyıcılığını yeterince kullanamamış olması. oysa daha özenilmiş ve zenginleştirilmiş müzikler ile film untulmaz olabilirdi. her şeye rağmen yönetmen bir çok zorluğun altından kalkmasını başarmış ve ilk defa bölgeden sinema filmi izleyen seyircileri de etkileyebiliyor. iran sineması'ndan kötü film görmemiş olma serimi de devam etirdi, sağolsun.
  • brosurde dendigib gibi cohen kardeslerin kurt versiyonunu izlemis bulunuyoruz.ama beni asil etkileyen ogrenciler yamactan asagi kagittan ucaklari firlatmalari idi.ayrica festival sonraki soyleside bir bayan siniri sinirla gecmek çok iyiydi demisti.hakkaten belirtince anladım.yani aralarda ufak mesajlar da yok degil
  • filmle ilgili en etkileyici nokta yönetmenin filmden sonra söylediği kadarıyla oyunculardan hiçbirinin aslında "oyuncu" olmayışıdır; bu durum filmin en güzel yanlarından biri olan inandırıcılığın ve doğallığın da sebebi herhalde. propaganda koktuğu fikrine katılsam da, propaganda yapmanın da incelikli olan ve olmayan yollarının olduğu düşünüldüğünde, annemin ülkesinin şarkıları yaptığı propagandada başarılıydı bana göre; zira salondan kalbinde kürt sempatisi yeşermeden çıkan olmamıştır, olmuşsa da tüm film kastıkları için tebrik ediyorum onları. dağdaki ders, kardeşlerden şarkıcı olanının evlenme teklifi sahnesi, kardeşlerden erkek çocuğu olmayanın erkek çocuğu takıntısı, babayla iki oğlunun sürekli bağırışmaları, karakterlerin "şirinliği", müziklerin güzelliği ve gözlerimden yaşlar akarken kahkahalarla güldürmesiyle akılda kalan güzel film. bir prime max bir cnbce sesimizi duysa da tekrar izlesek... ingilizce adı marooned in iraq'tır bu arada ve her festivalde ödül aldıktan sonra dvd'si piyasaya çıkmıştır.
  • savaş dönemini kürtlerin cephesinden ele alan ghobadi filmi.. aslında filmdeki üç karakterin de (mirza, berat, audeh) başka bir amaçla yola koyulup savaşın yıkıcılığına tanık olduğu görülüyor. hanareh, ünlü bir şarkıcı, aynı zamanda eski kocası olan mirza'yı yardım için uzak bir yerden çağırmaktadır.. mirza ise, iki oğlunu yanına alarak hanareh'i görmeye gider. hanareh aslında burada bir semboldür, belki savaşın bizzat kendisidir, ki savaş kendisini de yıpratmıştır. veya hanareh, ghobadi'nin deyimiyle, savaş dönemindeki kürtlerin bizzat kendisini temsil etmektedir. bunu da hanareh'in filmde görünmemesinden anlayabiliriz.