şükela:  tümü | bugün
  • dear esther'ın abartılmış balon olduğunu doğrulayan nitelikte bir oyun olduğu izlenimini verdi ilk dakikaları itibariyle...

    ek: bitti. mükemmel.
  • kentucky route zero ve geçen senenin thirty flights of loving'i ile beraber oyun-anlatı dinamiğinde yepyeni ve oluşmakta epey gecikmiş bir muhteşem üçlüyü meydana getiren şahane yapım.

    düzeltme: kentucky route zero falan demişim ama kentucky route zero gone home'dan falan apayrı, üst bir klasmanda bir yapım. gone home yanında atıştırmalık kalır.
  • çok güzel bir fikrin kısacık bir oynanış süresine sıkıştırılmasıyla sıçışı. oyununun (?), bug olmadan 50 saniyede bitirilebildiği yazıyor orda burda. daha iyisi için (bkz: dear esther).
  • dear esther sevmeyenlerin çok, sevenlerin daha çok seveceğini düşündüğüm oyun. elli saniyelik değildir, onun nasıl yapılabileceğini tahmin ediyorum (oyun engel olmuyorsa) ama en azından bir defa bitirmeniz gerekiyor ya da walkthrough okumuş olmanız gerekiyor kritik bilgiyi edinmek ve bunu yapabilmek için. "50 saniyelik" demek "morrowind 10 dakikalık oyunmuş diyolar ya" demekle aynı şey.

    he, bir, bilemedin bir buçuk saatlik oyundur, o ayrı. ben bayağı tadını çıkara çıkara ilerledim ve yaklaşık iki saat sürdü. tadını çıkarmayacaksanız, ingilizce bilmiyorsanız, ya da ingilizceniz iyi değilse zaten oynamayın. onun dışında, oynayın... sonra o "dear esther daha iyi" lafı silinecektir zaten. oynamadan yargılamayın bence o yüzden.

    ha, bir de dikkatli olun. oscar'dan sınav yapacağım sonra sizi.
  • 90 larda geçiyor diye görünce bir hevesle başladım oynamaya, pek tıkla geç oyunlarını sevmesem de film gibi oynar geçerim dedim. en başta bu kız eve geliyor bir bakıyor bütün aile katledilmiş gibi bir hikaye canlanmıştı kafamda ama alakası yokmuş. hadi hikayesi çok iyi değil falan ama bitişi biraz daha vurucu olsa en azından daha iyi bir deneyim olabilirdi. 90 lara ait detaylar fena değildi en azından.
  • işsiz oyunculara adanmış, 90'ların popüler öğelerine, referansla dolu, baştan sona kalitesiz bir yağmur sesinin eşlik ettiği, iyice delik deşik etmeyince yaklaşık 1 saat süren, narration'dan ibaret bir hikayenin eşlik ettiği gerilime ve naifliğe dayalı bir tecrübe.

    tat almak için 90'lar çağı baskın olmak üzere sağlam ingilizce ve dönem kültürüne dair bilgi istiyor, bittabi 90'lara az hakim olunması da icap ediyor.

    tanıklık ettiğime pişman olmadım, onca bıkkınlığa da mahal yok zira epey kısa sürüyor.
  • son zamanlarda oynadığım en iyi oyun.

    daha önce hiçbir oyunda bu kadar detaylı tasarlanmış bir mekan, böylesine derinlemesine işlenmiş bir hikaye gördüğümü sanmıyorum. bu oyunu 1 saatte bitiren arkadaşlar bence oyuna yazık etmişler. koce evdeki onca ayrıntıyı, 90'lı yıllara ait onca güzelliği, aile bireylerinin her birinin ayrı hikayesini anlatan onca notu, mektubu, kitabı, kartpostalı, dergiyi incelememişler. odaların duvarlarındaki her biri farklı tablolara bakmamışlar.

    ben evdeki bütün çekmeceleri karıştırdım, bulduğum her şeyi okudum, kaset kaplarının içinde yazanlara kadar. özellikle sam'in yazdığı hikayelere hayran kaldım. yaya yaya sanırım 3-4 saatte bitirdim. oyunun finali de gayet etkileyiciydi bence.

    ingilizcesi az olanlar uzak durmalı. ha bir de, oyunda harita seçeneğini mutlaka kapatın.
  • vakit kaybı. bulmacalı oyun sanıp iki saat ne bulduysam okudum, her nesneyi elledim, aksiyon olsun diye bardakları fırlattım kırılmadı, soda kutularını bile salladım ulan acaba patlar da heyecan olur mu diye, yok. hikaye desen ergen hikayesi. oyun değil deneysel çalışma mübarek. neyse ki kısa sürüyor.
  • vgx 2013 ödüllerine göre yılın en iyi " best independent game" ödülüne layık olmuş oyun. haketmiyor. bence bu ödül 4. olan "the stanley parable"'a verilmeliydi.