şükela:  tümü | bugün
  • an itibariyle haberturkte olan hanfendi. sanirim asmis kelimesi hic bu kadar anlamli olmamisti.
  • durmadan ve bıkmadan dinlenebilecek; mütevazı, güzel insan. keşke üniversitelerde böyle hocalarımız olsa. aynı zamanda haber turk'teki programda bahsettiği 1967 yılında istanbul üniversitesinde meydana gelen olay (bir annenin yazdığı mektup sonucu üniversitede çalışan bir profesörün öğrencileri taciz ettiğinin anlaşılması) çok acıdır ve bahsedilen şahsın kim olduğundan çok böyle bir skandalın ardından yaşananlar (bahsi geçen profesörün cezalandırılması için meclistekiler dahil kimse kılını dahi kıpırdatmamıştır.) "utanç"ın çok daha ötesindedir.
  • kendisi kadar über-güzel bir insan olan bir de kardeşi vardır bu hanımın:
    (bkz: günay kut)
  • fatih altaylı'yı bile tahammül edilebilir hale getirmiştir. tarih ve mitoloji bilgisiyle ufuk genişletebilen ancak alabileceği cahil tepkilerden endişe duyduğunu açıkça söylemiş bir hanımdır. kedisine duyduğu sevgi ve doğallığıyla da gönlümü kazanmıştır.
  • bu gece habertürk'teki teketek programında biraz tanıma fırsatı bulduğum, harvard'da öğretim görevlisi olan, divan edebiyatı üzerine ihtisas yapmış, bir de harvard'ın altında osmanlıca ile ilgili okul açmış dünyalar tatlısı aşmış kişi. kendisinin tarih bilgisi dudak uçuklatacak derecededir.
    saatlerce hiç duraksamadan, her şeyi isimleriyle ayrıntılarıyla hatırlayıp anlattı. burçların simgelediği 12 yıldızın ve bunun tarihteki yeri hakkındaki söyledikleri aklıma doğrudan zeitgeist*'ı getirdi; hatta bi an dedim bu kadının bu filmde payı vardır kesin ama sanıyorum birileri habertürk'ün sitesinde sordu bunu, kendisi bir yanıt vermedi. ayrıca leyla ile mecnun mesnevisinin ve simurg efsanesinin ardında aslında daha büyük şeylerin yattığını bize fark ettirmiştir. tabii orada da dendiği gibi bize genelde öğretilenler yalapşap bir şekilde, öylesine üzerinden geçilerek olduğu için; ben de hiç düşünmemiştim bu kadar derin olabileceğini.
    diğer gülümseten anlar ise saat 1 olduğunda gönül tekin'in eve erken gitmesi gerektiğini bildikleri fakat programdan keyif aldıkları belli olduklarından daha 1 olmadı ya diye geçiştirmeleri ve murat bardakçı'nın saate bakıp 1'e yirmi var demesi; ve programın son dakikalarında kedisi ile ilgili ufak sohbetti. saatin 2 olduğunu öğrendiği andaki tepkileriyle vs. o doğal ve rahat halleri çok hoşuma gitti. bu yarattığı sempati benim için bir de kedi ile daha da bir pekişti ne diyeyim.
    programın sonunda fatih altaylı tekrar katılmasını rica ettiğinde eminim ki televizyon başındaki herkesten onay mırıldanmaları yükselmiştir. dilerim ki kendisi bu doğrultuda karar verir ve bize bir kaç aydınlatıcı, keyifli saat daha yaşatır.

    aynı zamanda ne yapıp ne edip ulaşacağım ve türkiye'de olduğu bir vakit kendisiyle oturup konuşmayı rica edeceğimdir. sanmıyorum ki böyle bir şeyi kabul etmesin fakat vakti olmazsa o ayrı, umuyorum bu şansı bulabilirim. kendisinin bilgilerinden alabilinecek her bir parça, düşünüyorum da o kadar değerlidir ki...
  • sempatik ötesi ve mütevazi, sohbeti sabahlara kadar dinlenilesi pamuk gibi bir kadın. erken yatmaya alışkın bir insan olarak beni bile o saate kadar ayakta tuttu ve program bittikten sonra bir saat hakkında konuşmama sebep oldu. bugün teketek programı sayesinde kendisini biraz tanıma fırsatı bulduk umarım bu fırsat daha çok karşımıza çıkar.
  • üç saatten fazla, ağırlıklı olarak, marx’ın, asyatik üretim ve hidrolik toplum diye adlandırdığı sümerlerin yarattığı mitolojik inanış ve bu inanışlarıyla iç içe yaşama biçimlerinin bir yandan, tek tanrılı ortadoğu dinlerini ve günlük yaşama kültürlerini etkilemesini ve diğer yandan, esas ilgi alanı, kabalacı ve batıni tarz edebi eserlere yansımasını anlatmış ve dinleyenlerine müthiş zihni tatlar yaşatmıştır; bilgisine, diline sağlık.
    *
    bu vesileyle inandım ki, gerçeğin peşindeki bilim insanlarınca, inananı açısından bile, tek tanrılı dinler öncesi “putperestlik”in yarattığı o büyük kültür, kayıtsız ve koşulsuz olarak insanlığın önüne serilecektir; serilmektedir. buradan hareketle, insanlar da, günümüz din baronlarının düşünmeye ve fikri ifadeye getirdikleri yasağın ötesine geçip, “kuş dili” konuşmaya gerek kalmadan, yaradılışlarını ve kültürlerini öğrenmeye ve korkusuzca ifadelendirmeye cesaret edeceklerdir; henüz başlamayanlar, bile.
  • (bkz: #15925894)
  • dün gece haberturk'de tanıma fırsatı bulduğum ve hayran kaldığım türkolog. fatih altaylı ve murat bardakçı ile yaptıkları sohbetten çok etkilendiğimi, dünya ve insanlık tarihi ile ilgili olarak şahsım üzerinde ufuk açıcı bir etkisinin olduğu belirtmeliyim.

    bir kitapta kısa bir bölüm olarak okuduğum bitki ve toprak tanrısı "temmuz"un gelmiş geçmiş tüm medeniyetler üzerindeki etkisi ve bugüne yansımaları üzerine çok şey öğrendim.

    fatih altaylı, kedinin başına dün gece birşey gelmediyse ne yapıp edip bir kez daha çıkarmalı ekrana hocayı.
  • 5 nisan 2009 tarihinde "ulan bu pazar akşamları da televizyonlar ne boş oluyor" diyerekten zapping yaparken teke tek programında rastlaştığımız, fatih altaylı'yı seyretmeyi bile makul hale getiren harvard profu. programda diğerleri ** aksesuar olarak kalmış, kendisi solo yapmıştır. maalesef programın tamamını seyredemedik, ama programın tekrarını ve tabii ki kitaplarını araştırır duruma geldik. kendisini dinlerken, arkeoloji, sanat tarihi, edebiyat, astronomi, mitoloji, teoloji, sosyoloji, antropoloji * dalları arasında dolaşırken mest olduk. konuları birbiriyle ilişkilendirmesi, anlatımındaki açıklık, verdiği keyif muhteşemdi, öğrencileri ne şanslı diye düşündüm. tabi fatih altaylı'nın hakkını da yemeyelim, her ne kadar içeri giremese de tartışması oldukça cesaret isteyen bir alanın kapısına kadar gelinmesine izin verdi programında*.

    bu değerli hocamızın ülkemizden uzaklaşmasına vesile olarak belki de onun açısından hayırlı bir bir sona ulaşan olaylar dizisinin kahramanının kim olduğunu ise sözlük sayesinde öğrendik. dileyelim ki her ne kadar kendisi bu dünyayı terk etmiş ise de, canını yaktığı, hayatı zehir ettiği kişilerin huzura ulaşması adına bu kişinin yaptıkları ortaya dökülür ve ismi hakettiği gerçek yeri* alır.