şükela:  tümü | bugün
  • ilk duydugumda "gonulcelen"leri "gorumceler" gibi anlayip, sarkici burada ne soylemek istemis diye anlamsizca dusundugum sarki. ve devamini soyle getirdigim: "gorumceler gorumceler, ayni anda utanmadan..."
  • bilmem kitabın adını gönülçelen olarak çeviren adnan benk italyanca biliyordu da ordan mı ilham aldı, zira başka dilleri bilemiyorum, ama italyanca'da gönülçelen'e tıpatıp denk düşen bir kelime vardır: rubacuori.
    çalmak anlamına gelen "rubare" ve kalp, yürek anlamına gelen "cuore" kelimesinin çoğulu "cuori"nin kaynaşmasıyla oluşmuş bir güzelliktir. çapkın, hovarda, don juan gibi anlamlara gelir, ki senelerdir uzaktan beğendiğim bir kelimedir.
  • fragmandaki sahneyi baz alarak, çingenelik tuba büyüküstün'de eğreti durmuş diyebilirim. çağla şikel'den ders almalı belki. öyle ki; tvde ona ne zaman rastlasam, hala çingeneymiş gözüyle bakıyorum.
  • bu dizinin fragmanını her gördüğümde tv'de saçmalayan biri adına utanmak hissini derin derin yaşıyorum, öyle ki hiç başlamadan fragman aşamasında kalsa keşke, oyuncuların "yolda teyzeler kolumdan tutuyor çingene misin diye soruyor ehihi" diye açıklamalar yapacağı noktaya gelmese.

    gözümüze sokmak için iki adama -"sence kebap mı yiyelim piyasanın en iyi yapımcısı?", +"ben salata yicem göbeğim çıktı kimseyi beğenmeyen müzisyenciğim" diye diyalog yazmış adamlar, daha ne yapabilirlerdi aklım almıyor.

    edit: cansel elçin'i istemi betil seslendirseymiş o bile daha iyi olurmuş şu anki cırtlaktan. ne diyim, yazık olmuş ahmetim'e` :ahmet gürsoy`
  • tanıtımlarından sadece tuba büyüküstün' ün o berbat "muuaalllebi çocuuuuu" nidası akılda kalan dizi.
  • şu anda yaklaşık 10-12 kişinin, bir tesadüf eseri hepsinin aynı anda, paris'e gidişlerinin ekrana geldiği dizi. bu insanların hepsi birbirini tanıyormuş ve karşılaştıkları yer gar. evet hepsinin trenle gidesi gelmiş paris'e. bunu kim yazdı, kim onayladıysa, allah akıl fikir versin.
  • çok saçma olduğuna dair eleştirlere konu olan bir teoman şarkısı. ben pek de anlamsız olduğunu düşünmüyorum. sadece biraz soyut bir anlatım tercih edilmiş.

    kırıklarını aldırdım kalbimin,
    (artık kimseye bir kırgınlığım yok, unuttum ibneliklerinizi)
    zırhımı çıkarttım astım portmantoya.
    (zırhımı çıkarttım, savaşmayı bıraktım ama ayık olun portmantoda duruyor, her an giyebilirim)
    güzel vücutlar, boş suratlar...
    (tatlım güzelsin, hoşsun da çok salaksın, çıkar şu üstündekileri, ne dediğin anlaşılmıyor)
    benimse yenmiş tırnaklarım, titrek ellerim var.
    (stresliyim ben, hayat size güzel amk, otuzbir çekmekten kollarımda derman kalmadı)
    evet dedi, ben de seni aldattım,
    (almanlar yenildi diye biz de yenik sayıldık)
    hem de bir kez değil üstelik
    (yüz verdik ayıya, geldi sıçtı halıya, vay şırfıntı!)
    çünkü beni çok kanattın.
    (ne çektin be, ızdırabını ziktiğim)
    çok sevdiğim bir yalandın.
    (tuttuğumuz iki meme, yediğimiz boynuzun haddi hesabı yok)
    gönülçelen, gönülçelen...
    (şair burada bayrağa sesleniyor)
    aynı anda utanmadan,
    (amına koyayım ben onun, çok ayıp ediyor)
    hem kırıcı, hem kırılgan...
    (ne emmeye geliyorsun, ne gömmeye)
    yordun beni gönülçelen.
    (ebemi ziktin aysel)
    gönülçelen, gönülçelen...
    (sen, evet sen, sarı olan)
    biraz gerçek, biraz yalan...
    (hayat çok garip, vapurlar filan)
    hem yarabandım, hem yaram...
    (1; yaram sensin, 2; ilacım da sensin, 3; bu bir çelişki midir? bunların üçünü istiyorum)
    bitsin artık gönülçelen
    (hakikaten bitsin, evet)

    mr 13, kaygan zeminli tercüme bürosu notları, soyut boyutların boy ve işlevleri yayınevi, 2013
  • eş zamanlı geçen sahnelerin birisinin lapa lapa kar diğerinin günlük güneşlik olduğu dizi. peş peşe gelen karelerde kar bi var bi yok. ne senaristler ne de yapım ekibi hiç aşık olmamış onu anladık da be mübarekler hiç mi aşk filmi, dizi ya da klip neyin izlemediniz! aşk dizisinde aşk yok hadi onu anladık a be kardeşim bari sahneler arasında uyumu yakalayın. el insaf ya!

    başroldeki aşık çiftin bir araya hiç gelmediği tek aşk dizi kendisi. o kadar şapşallar ki bir de flashback yapıp hatalarını izleyicinin gözüne gözüne sokuyorlar. sevdiği kız evleniyor, karakter ağır üzüntü geçiriyor, geçmişe dönük bir şeyler hatırlaması gerek, ortak sahneleri yok denecek kadar az olduğu için abuk sabuk şeyler hatırlatıyorlar. ne yaşadılar ki neye üzülecekler.

    kadroya çok fena yazık edilmiş.
  • atv bu dizinin fragmanını 1698765416541 kere döndürerek neyi amaçlıyor anlamış değilim.

    her reklam arasında da verilmez ki be kardeşim..

    tuğba büyüküstün'den çingene olmamış.

    o nasıl bir yapay ve irite edici "muhallebi çocuğuuu" demektir!?

    herşeyi geçtim, bir çingene o pozisyonda masum masum muhallebi çocuğu mu der a senaristler??
  • kötü bir oyuncu olan tuba'nın epten çuvalladığı dizidir, zira asi, ıhlamurlar altında gibi dizilerde rol yapmasına gerek yoktu, kendisi gibi davranması yeterliydi ki çoğu zaman oralardaki oyunculuğu da gözü rahatsız ediyordu, fakat bu rolde de tuba olmaya kalkışınca "fakir ama gurulu "çingene kızı ile iyice çuvalladı, gene de güzel gözleri için izleyen olur diyorum, neticede bu ülkede ne diziler tuttu