şükela:  tümü | bugün
  • ayrıca bob dylan'ın desolation row adlı şarkısında aşağıdaki gibi geçer:

    and the good samaritan, he's dressing
    he's getting ready for the show
    he's going to the carnival tonight
    on desolation row
  • iyi samiriyeli, yardımsever insan anlamına gelen ingilizce bir deyim. yeni ahit, luka 10:25-37 ayetleri arasında geçer.

    ...

    isa şöyle yanıt verdi: "adamın biri yeruşalimden erihaya inerken haydutların eline düştü. onu soyup dövdüler, yarı ölü bırakıp gittiler. bir rastlantı olarak o yoldan bir kahin geçiyordu. adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti. bir levili de oraya varıp adamı görünce aynı sekilde geçip gitti. o yoldan geçen bir samiriyeli ise adamın bulunduğu yere gelip onu görünce yüreği sızladı. adamın yanına gitti, yaralarının üzerine yağla şarap dökerek sardı. sonra adamı kendi hayvanına bindirip hana götürdü, onunla ilgilendi. ertesi gün iki dinar çıkararak hanciya verdi. 'ona iyi bak,' dedi, 'bundan fazla ne harcarsan, dönüşümde sana öderim.'
    "sence bu üç kişiden hangisi haydutlar arasına düşen adama komşu gibi davrandı?
    yasa uzmanı, "ona acıyıp yardım eden," dedi.
    isa, "git, sen de öyle yap," dedi.
  • kalbi sevgi ve yardim etme istegiyle dolup tasanlara verilen ortak isim.

    anlamadigim bir nedenle, artik ingiliz kraliyet sarayi* sinirlari disinda konusulmamasina ragmen, hala okullarda okutulan ingilizceyle idare etmeye calistigimiz gunlerdi.

    hicbir pratik degeri olmayan bu ingilizcemle utanmadan elalemle sosyallesmeye calistigim siralarda, unutulmus bir cuzdan bulmustum. insaniyet namina aradim arastirdim, gunler sonra, amerikali cok sisman bir kiz olan sahibine cuzdanini vermek icin bulustuk. ben kizin kilolari altinda ezilen fantezilerimden geri kalan parcalari yerden toplarken, sevincten ici icine sigmayan hanimkizimizla soyle bir diyalog yasanmisti..

    o: oh, thank you very very much. you are truly a good samaritan.
    ben: ...???!! ...
    o: ...*
    ben: oh no no no, eeee..im turkish.
  • seinfeld'e bir son veren yasanın özü.
  • insanlarin karakterini bulundugu durumu goz onune almayip sadece yaptigina bakarak degerlendirmenin 2 bin yillik ornegi. context context diye diye insanin basinin etini yeyen sahislarin burada o biricik contextlerine bakmadan yuceltmesi ve yermesi cok ilginctir.
  • ben bunu tamamen yahudi propagandası sanıyordum valla. yahudilerin yaptığı iyilikleri gözümüze sokuyorlar diyordum her gördüğümde.

    baya salakmışım meğer.