şükela:  tümü | bugün
  • gorduklerimizi algilayabilme yetisi. ayrica iq testlerindeki sekilli mekilli sorularda sinanan sey.
  • insan beyninin ilk dili gibi görünebilir kendisi ve öyledir de. doğumumuzdan, nesneleri sözcüklerle ilişkilendirilmesine kadar olan kısımda insan beyninin düşünebildiğini resimlerle ya da fotoğraflarla anlatmasıyla hayatımızda yer edinir ve süre gelen hayatımız boyunca bizimle birliktedir. örnek olarak hayal kurabilmeyi, yaratabilmeyi, resim çizim vb. işleri kolaylıkla yapmayı ve yön bulabilme duygumuzu verebiliriz.

    edit: kahvedelisi'nin yapmış olduğu uyarıyla doğumdan itibaren değil 1 yaşından itibaren değişmeye başlayıp olabilen durummuş efendim. arz ederim.
  • insanın hayatını ister istemez şekillendiren, yön veren ve tasarlayan şeydir. muhakkak ki gelişimi başarıların habercisidir.
  • görme duyusuna bağlı olarak da şekiller tasarlama ve zihinde resimler yapabilme yeteneği.
  • - zihinsel resimlemede becerilidir.
    - harita, çizelge ve şemaları rahatlıkla okur.
    - okurken kelimelerden çok resimlerle ilgilenir.
    - sanat etkinliklerinden zevk alır.
  • sözel zekanın karşıtı olarak kullanılır, kavramları yazılardan değil şekillerden, diyagramlardan ve benzeri görsel bilgi sunumlarından daha kolay öğrenen kişilerde bulunur. her insanda ama az ama çok bulunmaktadır. bu tip kişilerin öğrenmek istedikleri konuları, görseli daha bol olan kitaplardan, şekille anlatan videolardan ve çizimlerden öğrenmeleri daha kolay olur, genelde görsel sanatlara daha yatkın olurlar. bir bilgi aktarım aracı olan görselleştirme kavramı önemlidir.

    (bkz: çoklu zeka kuramı)
  • bendeki sadece yüz hatırlamada çalışıyor. 10 dakika muhabbet ettiğim kişiyi 10 yıl sonra tekrar görsem anında hatırlıyorm. gereksiz yere gereksiz insanların yüzünü hafızamda saklıyorum.
    ah sözel zekalıları, hep kıskanma sebebim.
  • erkeklerde cok gelıskın olduguna ınandıgım.
    ısvıcrelı bılım adamları bı el atsın duruma.
    kesın kanıtlarlar.
    kesın bılımsel bır acıklaması vardır bu durumun.
    elbette sadece guzel bır kız cogu erkege tırt gelır.
    ama guzel ve bıraz kafası calısan, bıraz ıyı huylu, bıraz neselı -kı bazıları da daha melankolık sevıyor, bu opsıyonel- kadının acamayacagı kalp kapısı cok azdır.

    bana da guzellıge bu kadar takık olmaları sacma gelıyor.
    oldum olası bır adamın en cok fızıgımı begenıp bana gelmesını sevmedım.
    ama benım bır ruhum var dedım.

    ama boyleler ıste.
    catlasak da patlasak da boyleler.
    hep mankenlerle sevgılı olan yakısıklı bır arkadasım var.
    fızıgın de zekan gıbı senın bı ozellıgın, sahıplenıp gurur duymalısın demıstı zamanında bana.
    fızıgı utanılacak, sunı, gereksız bır sey olarak gormekten vazgecmemız gerekıyor ılk olarak.

    bu entryı okuyup bana mesaj atmayın.
    su an ben kırk ıkı bedenım canlar.
    benden sıze ekmek cıkmaz. ıhıh.

    ya esprılı olmak kadar guzel sey yok.
    her seyle dalga gecınce -kırıcı olmadan- ortamda bır pozıtıf sekerler donuyor, kımse kasılmıyor. rahat rahat gulumsuyor.

    sezen aksu nun dedıgı gıbı "herkes neden bu kadar cıddı*" manıfesto
    ya da joker ın dedıgı gıbı. why so serıous.

    tuckleberry de takıl bana, hayatını yasa.
    butun samımı kız arkadaslarım neden catlak dıye dusunuyordum da ben onları bu rahat, bu esprılı, bu delı dolu hallerını cok sevıyorum. autentıque olmak ıcın yer acıyorlar sana.