şükela:  tümü | bugün
235 entry daha
  • arızaları var ama fantastik yanı nedeniyle izlettiriyor kendini. ancak benim aklıma takılan şey, bu youtube dizilerinin başarısının neye göre belirlendiği. başarılı sayılması için bölümlerin ne kadar izlenmesi gerekiyor mesela?
  • geekyapar ekibi, dizi hakkında şöyle bir eleştiri videosu yayınlamış. yapımın her yönüyle ele alındığı harika bir eleştiri olmuş, tebrik ederim. ben mi denk gelemedim bilmiyorum, ama sonunda, kötü yanlarını da dibine kadar söyleyen doğru düzgün bir eleştiriye rast gelebildim youtube'da. söylenilen her şeyin altına imzamı atarım, sadece eşref şerif karakteri hakkındaki yorumlar dışında.

    ben pek ısınamadım bu karaktere, videoda da bahsedilen yapmacıklığa en çok katkıyı verenlerden birisi bence yaratılan bu karakter. burada hata selim bayraktar'da mıdır, yoksa onur ünlü'de midir bilmiyorum; ama bana göre ikisinde de biraz biraz suç var.

    onur ünlü, bu karakteri aşırı derecede karikatürize bir hale getirmiş. bu başarılı yapılsa sorun olmayabilecek bir şey, ama pek ustaca yaratılmış bir karakter olduğunu düşünmüyorum. bana göre isfendiyar karakteri de biraz karikatürize bir karakter diyebiliriz, ama ustaca işlendiği için sırıtmıyor; eşref şerif'in aksine. dizideki diğer karakterlerin hepsi sıradan insanlarken; sahneye bu tipik, klişe "çılgın ve kötü bilim adamı" girdiği anda dizideki o gerçekçilik kayboluyor, bir kopukluk oluşuyor. bize görünmeyenlerin görünür olduğu bir dünya, aynaların içine girebilmek vs. hiç de yadırgayıcı gelmiyor iken; eşref şerif karakterini gördüğüm an bir çocuk filmini veya dizisini izliyormuş gibi hissediyorum. diyalogları çok basit ve amatörce yazılmış. mesela eşref şerif'in tonguç karakteriyle konuşurken kötü planlarını ağzından kaçırdığı sahne, en kötü çocuk filmlerinde "bakın çocuklar, bu karakter çok zeki bir kötü; ama planlarını ağzından kaçıracak kadar da aptal." diyerek gösterilen ve kötü adamın planlarının ne olduğunu izleyiciye aktarmak için kurulan sahnelerden farksız. tüm köşklü türk dizilerinde efsane planlar kuran kötü karakterlerin planlarının evin hizmetçisi tarafından duyularak bizlere aktarılması gibi bir şey bu yapılan. daha ustaca bir şekilde bizlere aktarılabilirdi bu planlar veya hiç bilmeyebilirdik bile. dizide olduğu gibi verilmesiyse gözden kaçmayacak bir hata bana kalırsa. sanırım onur ünlü karikatürize bir karakter yaratmışken klişeleri de kullanıp basite kaçma düşüncesine girmiş biraz da zamandan kazanmak için, diğer yapımlarında görmediğimiz bir şekilde.
    selim bayraktar'ın bu karakterdeki suçuysa (belki onur ünlü'nün isteğiyledir, bilmiyorum) karakteri çok teatral oynaması. kendisini daha önce tanımadığım halde, sahneye girer girmez tiyatro kökenli bir oyuncu olduğunu anladım. ani yükselişler, abartılı mimik ve el-kol hareketlerini görmek, karakter tiyatro sahnesinden atlayıp gelmiş gibi hissettiriyor ve bu da diziye bir yapmacıklık katıyor bana göre. bu oyunculuğu tiyatro sahnesinde görsem kötü düşünmem, kötü bir oyunculuk olduğunu da söylemiyorum; ama bu dizinin havasına yakışmamış bana göre.

    videodaki eleştiriye dair belki bir de deniz bank adam kısmında farklı görüşteyimdir, bilemiyorum. hep aynı şeylerin tekrar gösterilmesinin sıktığı söylenmiş videoda, ama aslında bu karakter de dördüncü bölümde gördüğümüz üzere sadece reklamını yapıp gitmiyor; yavaş yavaş işin içine giriyor. diziye gelip giden bir reklam karakteri olmanın ötesinde, birden bire beliren bir büyülü cin karakteri gibi düşünmeliyiz bu adamı. keşke "reklam" içerikli konuşmaları da daha diziye uygun yazılsaymış, o zaman çok daha iyi olurmuş. bu haliyle, reklam içerikli konuşmalarını dinlemeden ve anlamadan geçiyorum. zaten ne işim olur benim bankayla, parayla, pulla.

    bunun dışında videoda söylenenlerin hepsi doğru ve çok güzel noktalara değinilmiş.
    çekimler, mekanlar, dekorlar ve müzikler gerçekten çok iyi. çekimlerin iyi olmasına onur ünlü'nün başarılı bir yönetmen olduğunu bildiğimiz için pek şaşırmıyorum, beklenildiği gibi çok iyi bir iş çıkarmış. (aslında iyi de bir senarist bana göre, ama bu işte pek olmamış gibi.) bir tek eşref şerif'in laboratuvarında kullanılan dekorları ve mekanı pek beğenmedim, yine diziden kopuk bir havası var. ama eşref şerif gibi diziye aykırı bir tipe de yakışmadığını söyleyemem; öyle bir karakter yaratıldıysa öyle bir mekan da yaratılmak zorunlu. aksi halde, eşref şerif zaten diziden kopuk bir karakterken, bir de kendi mekanından da kopuk olsaydı tamamen yapımın dışına itilmiş bir halde duracaktı. keşke karakter de, mekan da, ikisi birden diziye daha uygun yaratılsalarmış.

    yapmacıklık noktasında ise tamamen aynı görüşteyim videodaki arkadaşla. sen aydınlatırsın geceyi'de anormal olan karakterlerle ve anormal olan bir dünyayla, büyülü ama gerçekçi ve normal bir hikaye çok başarılı bir şekilde, hiç göze batmadan, ustaca sunulmuştu bize; ama bu dizi için aynısını söylemek imkansız. tamam, yine bu dizide de görünürlük-görünmezlik mevzusuna, başta biraz afallasak da, çabucak alışmamız sağlandı, bu durum hiç yadırganmadı; ama onur ünlü zor olanı, bu durumun normal şekilde verilmesini becermişken; onun dışındaki şeyleri tam oturtamamış. karakterlerin bazıları yapmacık, diyaloglar aşırı derecede basit ve yapmacık, olaylar çok basit ve yapmacık... sıra dışı olan görünürlük-görünmezlik mevzusu dışında hemen her şey yapmacık diyebiliriz. bu yapmacıklık diyaloglara ve olaylara da yansıdığı için, dizinin mizahı da sınıfta kalıyor. mesela dördüncü bölümde kurtuluş'un, evine gelen tonguç'tan kurtulmaya çalışırken dolaba saklanıp kapak açıldığında gereksiz "lütfen dört haneli şifrenizi giriniz." diyalogu güldürmemenin ötesinde, en basit komedi filmlerinde kullanılacak kadar saçmaydı da. bu ve dizideki birçok şey, sanki sadece çocuklar gülsün diye yapılmış gibi. bu da bende, "acaba youtube kitlesi daha çok çocuklardan oluştuğu için, kemik bir kitle yerine genele hitap etme güdüsüyle mi bu dizi bu şekilde yapılmış?" sorusunu doğurdu. gerçi onur ünlü'nün de pek böyle şeylere ihtiyacı yok diye düşünüyorum, ama boşluğuna gelmiştir belki.

    son olarak da şunu söylemeliyim ki, tamam dizi beklenileni vermiyor, üst kalite bir yapım gibi durmuyor; ama bunun sebebi biraz da onur ünlü'den beklentilerim. diziyi bu kadar gömmemin sebebi de bu. daha önceki işlerini bilmesek, bu kadar eleştirmeyeceğiz. bu diziyi yeni bir yönetmen, amatör gençler veya bir sinema-tv öğrencisi yapmış olsa; "helal olsun." derdim, kötü yanlarının üstünde çok durmazdım ve zannediyorum ki eleştiren diğer insanlar da durmazlardı. "başarılı bir deneysel çalışma olmuş. orijinal bir konuya sahip, çekimler başarılı, oyunculuklar iyi; birazcık metinde sıkıntı var." deyip tam puan verirdim; ama değer verdiğiniz, idol olarak gördüğünüz birisi böyle bir şey yapınca, haliyle insan biraz sitem etmeden duramıyor, her şeyin tamı tamına yapılmasını istiyor. onur ünlü için deneysel çalışma denecek bir dizi de değil sonuçta; güneşin oğlu, sen aydınlatırsın geceyi ve leyla ile mecnun gibi işleri yapmış birisi kendisi, yetkin olduğu bir konu bu. platformun farklı olması çok da büyük bir etken olmasa gerek. daha iyisini beklerdim.
    belki bir buçuk, iki saatlik bir film olsa zevkle izleyeceğimiz çerezlik bir film olabilirdi; ama bu dizi üzerinden bakarsak, yapmacık, kopuk ve güldürmeyen, olmamış bir yapım, onur ünlü kalitesine yakışmayan bir iş diyebiliriz. umarım sonraki bölümlerde bizi haksız çıkarır. sadece "ah be onur ünlü" diyebiliyorum. bence bu dizinin mizah seviyesine yakışan bir kelime esprisi oldu.
  • stolk ekibinin diziyle alakalı olarak "onur ünlü'nün görünen adamı göründü mü?" isimli video çektiği internet dizisidir.

    diziyle alakalı dedim ama aslında onur ünlü ve geçmişten günümüze yapmış olduğu işler üzerine desek daha doğru olur. deli yürek'ten girip ben de özledim'den çıktık çünkü. ne yalan söyleyeyim gece gece hatırlamak iyi geldi.
  • başıma bir şey gelmeyecekse ben beğenmedim
  • reklam dizisidir.

    artık şirketler reklamları direkt olarak 2-3 dakikalık reklam filmlerine koymayı tercih etmiyor. 15-30-60 dakikalık ve içerisinde bol bol ürün yerleştirmelerinin olduğu, ilgi çekici ve enteresan yönler barındıran diziler, ürünlerin reklamlarını yapmaları açısından daha cazip ve verimli.

    nasıl ki fi dizisi bir samsung projesi ise, görünen adam da denizbank projesidir.
  • yanı insan 15 dakikalık bi diziye katlanamaz mı diye düşünüp izlemeye çalıştım ama 5 dakika bile dayanamadım. onur ünlü'nün gerçekten de ayarı yok, yani abicim tamam kafanı seviyoruz falan ama bu nedir allasen... izlenmesin diye iş yapmışsın resmen. başrolü erkan kolçak köstendil'e vererek de kendine son darbeyi vurmuşsun. o nasıl bir kalabalık oyunculuktur öyle; adamın surat çarşamba pazarı kaşı üzülüyor, gözü gülüyor, eller kollar zaten bağımsızlığını ilan etmiş, tam bir ifade karmaşası erkan kolçak köstendil. bu işlerden yaptığın cukkayı kırık kalpler bankasına vadesiz yatırdığını bilmesem daha ağır gireceğim ama gönül razı değil işte. allah müstehakını versin.
  • onur ünlü'den beklediğimiz hareketler. hem orijinal hem de reyting derdine düşmeden rahat rahat izlenecek dizi. 15 dk'dan 10 bölümlük cillop bir kısa dizi diyebiliriz.

    bence bu yapım özellikle onur ünlü için bir deney niteliği taşıyor. ilgi görürse ünlü'nün sonraki projelerini internet üzerinden izleyebiliriz.

    zaten diziyi izleyince hemencecik aklıma leyla ile mecnun geldi. dizinin web üzerinden 30 veya 40 dk şekilde yayınlandığını kafamda kurdum. herhalde böyle bir şey olsa her sezon 20 bölüm yayınlansa muhteşem olurdu.

    izleyin izlettirin. hatta adblock kullanmadan izleyin, kana 100 bin aboneyi aşmış, biraz da youtube'dan sakal alsınlar. reklamlardan rahatsız oluyorsanız, izledikten sonra reklamsız bir kez daha açın, sesi kapatın falan filan...