şükela:  tümü | bugün
  • kemoterapi tedavisi gören kanser hastası bir kıza ait bu cümle. kızcağız ilaçları bulunduğu şehirde bulmakta zorluk çekiyormuş. derdini anlatan kıza cebinden para çıkarıp başından savmış bakan erdoğan bayraktar.

    camiden çıkmasını beklemiş bakanın parayı geri vermek için. orada kuruyor bu cümleyi. aslında hiç tatmamışsınız diyor ama sığmadı başlığa. oysa çok şey sığdırmış bu cümle içine.

    hayatını paraya adamış adamların anlaması zor. allah yardımcısı olsun , geri gelsin saçları.

    http://webtv.hurriyet.com.tr/…enc-kizi-aglatti.aspx
  • (bkz: islama hizmet edenlerin hiç darlık görmemesi)... nden habersiz gibi görülen ayan beyanat...
  • videonun 1:25 1:28 dakikaları arasındaki üç saniyede çaresizliğin ete kemiğe bürünüp o güzel kızın yüzünde ekrandan bizlere el salladığını görebilirsiniz. al işte parayı al başka daha ne yapacağımmış. sen zaten bir şey yapma erdoğan bayraktar. işte kimse kimsenin parasına muhtaç değil de bazen o buz gibi çaresizlik perdenin arasından korkunç bir canavar gibi çıkabiliyor erdoğan bayraktar. sen git namazınıı kıl erdoğan bayraktar.
  • (bkz: küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan cümleler)

    ana avrat duz gitsen bu kadar agir olmaz.
  • muhatabı için bu sözü söyleyen kanser hastası yurttaşımız, "bi' şey" yapılacak "şu"dur.

    (bkz: vali bey şuna bi şey yapsana)
  • insanın yüreğini delip geçen cümle. özellikle de hayatının baharında, saçları dökülmüş bir şekilde, ölümle savaşıp, bir de üzerine o saçma sapan anı yaşamaya maruz kalan bir genç kızın dudaklarından dökülüyorsa...
  • akşam akşam hüzünlendirmiştir kemoterapi gören kızcağızın bu cümleyi kurarken içli içli ağlayışı. hayata dair iç burkan, hem de ciddi anlamda iç burkan bir başka detay.
  • japon vatandaşı mevki sahibi bir insan olsam, bir vatandaşımdan şu lafı duyacağıma, giderim kendimi bir yerden atarım ya da harakiri yaparım daha iyi.

    kuzey avrupa ülkesi vatandaşı ve mevki sahibi olsam, böyle insanlar varken ben nasıl rahat rahat gülebiliyorum diye gözüme günlerce uyku girmez. bu konuyu ilk bakanlar kurulunda gündeme getirir, sosyal devleti güçlendirmek için çalışırım.

    amerikan vatandaşı üst düzey bir insan olsam, "durumun ümitsiz değil. bu ülke sosyal bir ülke değil, hiçbir zaman da olmadı, ama en azından bir yardım kampanyası başlatıp zor durumdaki sen ve senin gibi insanları sonuna kadar destekleyeceğime söz veriyorum" derim.

    türk vatandaşı mevki sahibi bir insan olsam... yok, olmaz öyle bir şey. çünkü bizim gibi vatandaşının yüzüne bakmaya yüzü olan, vicdanıyla hareket etmeye, empati sahibi olmaya çalışan insanlara mevki vermezler türkiye'de :) sade vatandaş gibi yaşar giderim, zamanı gelince de, belki zamanından da önce, ölür giderim. arkamdan birkaç ağlayanım olur ve "kalan sağlar bizimdir"...
  • çaat diye insanın suratına çarpandır, empatinin dibine vurduran cümledir. umarım o bakamayan bakan da anlar günün birinde çaresizlik ne demekmiş.