şükela:  tümü | bugün
  • mevki olarak konumu sizden yukarıda olan kişiler otorite kurmak için göz temasını minimum düzeyde tutarlar. isterseniz test edin, bana hak vereceksinizdir. sizinle aynı konumda olan kişiler ise, başta özgüven eksikliği olmak üzere birçok dertten muzdarip olabilirler, onlara da kızmayın. herkesin bir hikâyesi var. kimin ne yaşadığını bilemezsiniz.
  • ne orospu çocukluğu kalmış ne güvenilmezliği ne kötülüğü ne ruh hastalığı... benim ulan o insan!

    göz-göze yüklenen anlamlar-göz teması dediğiniz şeyler bu kadar mı önemli? hiç mi gözünüzün içine bakarak çok sağlam yalanlar söyleyen insanlara denk gelmediniz? ya da göz içine dik dik ya da uzun süreli ya da herhangi bir biçimde bakmayan ama gayet samimi, güvenilir insanlara denk gelemediniz... ama altında yatabilecek nedenleri sormak yok, anca linç etmek bilinir zaten bu toplumda bolca. belki karşısındakinden çekiniyordur, belki tam anlamıyla rahat hissedemiyordur kendisini, ya da belki sadece göz temasına yüklenen bu kadar anlamı manasız buluyordur, olamaz mı? belki birinden bir şeyi dinlerken gözünü kaçırmadan pür dikkat dinleyen insan sevemiyor, bu davranış rahatsız edici geliyor bu insanlara? ve belki bu insanlar böyle bir hareketin kendisini rahatsız ettiğini düşündüğü için karşı tarafa uygulamak istemiyor? olamaz mı? bir kere olsun düşünün ve öyle yorumlayın...
  • ruh hastası gibi gözünün içine bakan insandan daha fazla rahatsız etmeyen insandır.
    geçenlerde bir internet bankacılık başvurum oldu. banka temsilcisi imza almaya, ürünü anlatmaya falan geldi. manyak mıdır sapık mıdır nedir anlamadım, hiç gözünü ayırmadan hatta gözünü kırpmadan maske bir yüzle gözümün içine bakarak konuşuyor. eğitimlerde belli ki müşterinin gözünün içine bakın demişler adam yaşam felsefesi haline getirmiş.
  • sosyal fobinin s sinden depresyonun d sinden haberi olmayanların yerden yere vurduğu insan.
  • süleyman demirel'dir.
    videolarını dikkat ettiyseniz bilirsiniz, konuşurken hep tavana bakarak konuşur. yanındakiler de ağzının içine düşercesine pür dikkat dinlerler onu.
    bir gün saygı duyduğum hocamın biri röportaja gitmiş. süleyman demirel yine aynı şekilde tavana bakarak konuşuyormuş. bu sefer bizim hoca da tavana bakmaya başlamış, ikisi tavanı seyrederek konuşmaya başlamışlar. süleyman demirel afallamış tabii. ondan sonra bizim hocanın yüzüne bakmaya, gözlerine bakarak konuşmaya başlamış. yaa süleyman efendi, nasıl oluyormuş.
  • vurmayın lan! utangaçtır, sosyal fobiktir, özgüvensizdir, karşısındaki özgüven bombaları ona gözünü dikerek konuştukları için rahatsız ve tedirgin oluyordur... (zira zayıf olduğunu belli eden insanın üzerine daha çok gidilir.)

    böyle garip bir tip olmaya kendisi bayılıyor mu sanıyorsunuz?

    geçen gün uzun süredir görüşmediğim bir insanla buluştum. tavırlarını unutmuşum, görünce hatırladım, yakın mesafeden dik dik göz teması kurarak muhabbet eden biri kendisi. rahatlamam için arka arkaya birkaç bira devirmem gerekti. ben de bu insan gibi olsaydım rahatsız olmayacaktım, hayvanlar gibi birbirimize dik dik bakarak muhabbetimizi edecektik. kısaca, bu ve bunun gibi durumlarda hayatım daha kolay olacaktı.

    kafasının içinden neler geçtiğini, nelerle mücadele ettiğini bilmediğiniz insanları rahat bırakın.

    edit: ayrıca pandayavrusu'nun (bkz: #53130198)'de belirttiği gibi, sizinle göz teması kurarak vücut dilinizden ne biçim bir insan olduğunuzu anlamak istemiyor olabilir**, konuşurken sağa sola, havaya falan bakar. ayrıca herkesin güneş gözlüğü taktığı ortamlar favorisidir, kimsenin gözleri görünmüyor, mis.
  • bu kadar yerden yere vurulmaması gereken insandır. bazen bende de olur zira çekingen biriyim.
  • utangaç insan
  • bu durum çoğunlukla erkekler için geçerlidir. kadınlar , nefes almadan gözünü karşısındaki kişinin üzerine dikip konuşurlar. lisede böyle bir oyun oynardık , iki kişi birbirinin karşısına geçer gözünü kırpmadan karşısındakinin gözünün içine bakardı. ilk sırıtan , gözünü kaçıran elenirdi. sınıftaki bir erkek bir kız öğrenci ile karşılaştığında mağlup olurdu. bir iki tane arsız tip vardı onlar biraz daha fazla dayanıyordu.

    bu davranış fazlası ile kadınlar ile konuşurken gösterilir , kadına duyulan saygıdan kaynaklanır , rahatsızlık vermemek babında. çünkü bir erkek çocuğa daha küçük yaşta , gözlerini dikip bakmanın ayıp olduğu öğretilerek büyütülmüştür. birine göz hapsine alır gibi , nefes almadan gözünü dikmek , göz koymak , göz ayırmamak ayıp teatti edilir.
  • insanın varoluşundan beri kadın çocuğunu eğitmek, beslemek, güven duygusunu hissettirmek için göz temasını kullanmış. kelimleri kullanmadan önceki evrede bakışlarla iletişim kurmuş.
    erkeklerin ise birincil görevi avlanmak olmuş. bunu yaparken yanında başka bir erkek varsa onunla konuşurken aynı anda avına dikkat etmesi gerektiğinden göz teması kurmadan konuşmaya alışmış.
    şimdi bile eğer iki erkek sohbet ediyorsa genelde aynı yöne doğru bakıp pek göz teması kurmadan konuşurlar. kadınlar ise direkt karşıdaki kadının gözünün içine bakarak konuşur.
    bu bize ilk insandan geliyor.
    ancak yaşadığımız çağda göz teması iletişimin en önemli göstergesi. karşıdakine önem verdiğinizi, onu dinlediğinizi, anlamaya çalıştığınızı ifade ediyor.

    kimi zaman bir insanın medeniyet seviyesini hizmet sektöründe çalışanlara tavrından anlamaya çalışıyoruz. işte göz teması, ses tonu, mimikleri burada bize ciddi ipuçları veriyor.
    veya özgüvenli biri olup olmadığını anlamak için kendisine denk gördüğü kişilerle kurduğu iletişimde buna dikkat ediyoruz.
    bazen birine ilgi duyduğunu kısa tuttuğu göz temasından yakalıyoruz.
    erken dönem gelişim geriliklerini çocukların göz teması kurup kuramamasından anlıyoruz.

    kişisel tecrübelerime göre göz teması kurmadan konuşan insan bazen kuramadığı için öyle olan insan olabilir. onu zorlamak, yaptığı şeyin dışarıdan kötü göründüğünü söylemek belli bir yaşa gelmiş kişilerde pek hoş karşılanmaz. çünkü ellerinde değil. ve bunu yapmasını istemek solak bir yetişkin insana sağ eliyle yazmasını istemekten farksızdır. olmuyorsa olmuyordur.
    ya aynı yöne bakarak konuşmayı deneyeceksiniz ya da siz başka yöne gideceksiniz.