şükela:  tümü | bugün
  • ankaralı ( ankaralı dedik ama ankaralı olmalarına gerek yok aslında ) gençlerin okul veya dersane çıkışlarında ya da paraları olmadığında karınlarını doyurmak için uğradıkları en uygun yer. bildiğim kadarıyla iki şubesi de ankara mithatpaşa caddesi ile ziya gökalp caddesinin kesişiminde yer alan mithatpaşa köprüsünün altında yer almakta ve bu şuberlerin birbirlerine uzaklıkları 10 metreyi bulmamaktadır.

    içeri girdiğinizde mekan biraz ürkütebilir sizi ama öncelikle işletmenin self servis olmaması sizi şaşırtacaktır. gerçi gün içinde gelen yüzlerce kişinin büyük bir çoğunluğu tavuk döner + ayran yediği için, yanınıza gelecek garson sizin sadece tavuk döneri tüm ekmeğe mi yoksa yarım ekmeğe mi ya da dönerin yanında ayran alıp almayacağınızı sormak ister. zaten onu merak etmektedir.

    sizi şaşırtacak ikinci şey ise öyle bir işletmede yediğiniz o tavuk dönerin inanılmaz tadı. sanmıyorum, başka bir yerde öyle bir tavuk döner yediğimi ama buranın tavuk dönerinin tadını aldığınızda unutamayacağınız yadsınamaz bir gerçek.

    ayrıca şubelerin yanında bulunan joy game center da gözde piknike olan talebi arttırmaktadır.

    bir ayrıca daha:(bkz: reklam tadinda entry girmek)
  • içinde peynir olduğu iddia edilen peynir aromalı gözleme satan lokanta.2005'te fantasyland'in yanında 1 milyona tavuk döner satan yere alternatif olarak görülüyordu...
  • kalabalık olduğu zamanlarda burda tavuk döner yenmesini tavsiye etmiyorum. müşteriye hızlı servis yapmak adına çiğ et vermekten çekinmediklerini defalarca test edip onayladım. kaç kere bildiğin çiğ et verdiler yav.
  • bir gün maltepe pazarı'nın oralarda yürürken karşımdan biri geliyordu. "bu çocuğu çok iyi tanıyorum ama şimdi çıkaramadım, ayıp olmasın bari" diye düşünüp yolunu kestim, "naber bilader, nasısın" falan diyip elini sıkıp öptüm.

    yol boyu düşündüm kimdi acaba bu diye.. aklıma sonradan geldi, gözde piknik'in garsonlarından biriydi. o kadar çok giderdim yani.. şu saatte aklıma bu hikayeyi getiren arkadaşlara selam ediyorum..
  • bir de karısık diye bir çeşidi vardır ki bunu hiç bi yerde duyurmazlar. sadece abi bize karışık tosta basılmasın dersin adam anlar.içinde adana,tavuk şiş,tavuk döner ve o sırada ızgarada ne varsa içine konur. buyrun abi sesleri eşliğinde servis verilir.hesabı ödeyip çıkarken de "çok sagolun abi- cok tesekkurler abi-afiyet olsun abi" üçlemesiyle ugurlar seni
  • bir dönem. 1.250 ye tavuk döner + ayran veren 0.75 metrekarelik dönerci.

    hatta bu mekanda iki kişi yan yana geçemez.

    süper garsonları vardır. tuvalete gider gelir ellerini tabakları yıkadığı yerde yıkar. sonra gelir sipariş alır. hatta zamanın ötesinde yaşayan sorgusuz sualsiz itaat eden garsonlardandırlar. örnek:

    +abi ne alırdın.
    -bir tavuk döner bir ayran. ama "bol soğansız olsun"
    +tamam abi... (gerçektir)

    ayranların viskozite si dibe vurmuş olabilir . ama olsun biz orayı öyle sevdik.

    geçenlerde gittim baktım, 1 dükkan aralıkla iki şubesi vardı birisi kapanmış. üzülür gibi oldum
  • gözde!!!

    lise hayatımın en önemli mekanlarından biri şüphesiz gözde piknik'tir; gözde. her eve dönüş yolculuğumuzda uğradığımız kızılay'da, karnımızı doyurmak adına cümbür cemaat ziyaret ettiğimiz yüce mekan, lise 1'den üniversite son sınıfa kadar tam manasıyla bir öğrenci mekanı.

    biraz daha gençken gözümüz kördü falan filan; ama şimdilerde bile arkadaşlarla buluştuğumuzda gidip ciddi ciddi döner yiyoruz burada. maksat, geçmişi yad etmek; yoksa midesine ve bağırsaklarına güvenen adamın kolay kolay adım atacağı bir yer değil gözde. burada dönerle beraber yediğiniz küçük cin biberler nedeniyle birkaç gün kenefte acıyla kıvranmanız kaçınılmazdır. acı yiyen iki defa yanar sözünü 'gözde' sayesinde uygulamalı bir biçimde öğrendiğimi de belirteyim. ayrıca dönerin yanında gelen acı biberler de ilk defa size sunulmuş olmuyor. mesela adamın biri birkaç tane alıyor biberden. kalan biber geri dönüşüm sayesinde bir başkasına nasip oluyor. öyle paylaşımcı bir mekan. ziyanlık olmasın. heeee.

    ambiyans: 1.25/5
    servis: 1.25/5
    lezzet: 1.75/5
    içecek: 2/5
    fiyat: 5/5

    not: bu notları vermek için vedat milor olmak şart değildir.
  • şimdi, üniversiteyi kazanmış, bölüm mölüm değiştirme ayağına, tembelliğin de katkılarıyla okulu rahatsız edici derecede uzatmış ben zamanda yolculuk yaptım diyelim. bir salı günü, akşam 4 civarı gözde pikniğin kapısından giriyorum ve o zamanki halimi orada görüyorum. tüm gün okulda beyni sulanmış, gözünün feri sönmüş çocuk olan ben ise dip masada arkadaşlarıyla "olm üniversite ortamı farklıymış lan" gibi yorgun ve fakat umut dolu bir muhabbet eşliğinde döner ayran tıkınıyor. daha gün uzun. dersane akşam 9'a kadar. 10'dan sonra eve varılacak, ally mc'beal filan seyredilerek bir şeyler yenilecek, 1 saat filan yemeğin ağırlığıyla leş şekilde, ağız kenarından salya damlatılarak koltukta kestirdikten sonra deneme sınavı çözülecek ve yatılacak ki sabah lanet döngü yine başlasın...şimdi ben bu adamın o dipteki masasına yaklaşıp şen bir gülümsemeyle kendimi tanıttıktan sonra "gözde piknik çoek iyi baba yaeea, değerini bil vallaae...ucuza döner ayran..." dediğim anı bir düşündüm de... o masadaki ben dahil 3-4 kişinin bir anda çiğnemeyi bırakıp bir süre gözlerini üzerime dikmeleri, sonra ağzıma ağzıma vurmak için yavaşça masadan kalkmaları...
  • uzunca bi zamandır gitmiyordum gözde'ye. bugün gittim ve o da ne? tanıyamaz oldum lan, bildiğin hosta olmuş. arka taraftaki mutfağın olduğu yerleri filan kırdırıp mekanı genişletmişler, dedem zamanından kalma teneke masaları kaldırıp insan evladına yakışır masalar koymuşlar. sanki dönerde de bi gelişme var. o kadar döner yedim, ilk defa bugün deri gelmedi ağzıma. fiyatla da oynamamışlar. 10 numara olmuş, evet.
  • lise anılarımda birçok ankaralı genç kadar bende de özel bir yeri vardır. zira bazı hemcins yaşıtlarım "hadi melisleri çağır berkeleri ara oradan gözdelere geçeriz" diye gızların yanına koştururken biz "hadi gözde'ye gidek" diye mithatpaşa köprüsünün yolunu tutardık. benim en çok dikkatimi çeken ayrıntısı ise, garsonların , tavuğun yanında o minik acı biberlerden istediğinizde "acı çeeeek!"(bkz: suffer) deyu bağırmalarıydı.