şükela:  tümü | bugün
  • mustafa sandal'ın yeni klibinde rol alacak olan güzel.
    kendisi sortie'de sigara satarken, mustafa sandal'dan gelen teklifi kabul edince işinden olmuştur.
  • eski boğaziçi üniversitesi türk dili ve edebiyatı, şimdi bahçaşehir üniversitesi öğrencisi, vizon'da yazıları yayınlanan, görünce insanın (kız/erkek fark etmez) dibini düşüren, zeka~güzellik kombinasyonu korkutan hatun kişi.
  • lise 2'deydik bu kız bizim okula geçiş yapmıştı. kız sahip olduğu potansiyelin farkında adam akıllı kimseyle muhattap olmuo; eski okulundan bi kız var yanında hep onla birlikte.onunla da net bir fiziksel tezatlık söz konusu;sarışın-esmer & uzun-kısa & güzel-çirkin..hiç bi zaman arkadaş olmadık ama yanından geçerken şahit olduğum cümlesi beni çok güldürmüştü."rimelim akmış mı?"diyen kızın yüzüne uzun kıvır kıvır saçlarını savurarak "ahh kahretsin benim doğal güzelliğim var!" demişti..hayır doğal güzelliği fln da yok diğer kıza da garezim yok ama bundan mütevellit gözde tezer denince "doğal güzellik" demeden duramıorum. bikaç senedir internette neo ayşe arman tadınla yazılarına rastlıorum severek okuorum.bu kız iyi bi yerlere gelcek burdan da söylüorum.
  • yazılarını beğendiğim, yetenekli bir yazar adayı. kendi sitesini açmış:

    http://www.gozdetezer.com/
  • bu kızı bildim bileli hep dinletti kendini. hep keyif verdi anlattıkları. en boktan şeylerden bahsediyo olsak, en can acıtacak şeyleri konuşsak bile, her zaman ağzımda güzel bir tat bıraktı muhabbetlerimiz

    şimdi bu keyifli üslubunu daha fazla insanla paylaşmaya karar vermiş, bence çok da iyi etmiş:
    http://www.gozdetezer.com/
  • bal'dan tanıdığım, o dönem için sadece okul'un güzel kızı, sözlükten gördüğüme göre de şimdinin yazar olma heveslisi. az önce yeni websitesine öyle baktım, yazdıkları fena değil, kendini belli bir kesime okutturur, takip ettirir, populer tarzda olsa da bi uslup oluşturmaya çalışması güzel yalnız özellikle ben kimim bölümünde ince bir kendini aklama isteği, hakkında yapılacak olası eleştrilere şimdiden bir cevap verme çabası var. ayrıca ben böyle farklıyım, şöyle olaylar yaşadım, bunları reddettim egosunu yaşamak peşinde koşarken hayatını kendi gözünden fazla derinlemesine anlatmış, bir nevi afişe etmiş. biraz daha gizemli kalsa iyiymiş. bu yönüyle hafif ayşe arman özentisi gibi görünüyor.neyse, bakalım hatun hedeflediği yerlere gelebilecek mi bekleyip göreceğiz.
  • "hayatın kıçına kaktüs sokasım var" diyen parodi gibi karakter. başlığında yazılanları görüp de inanamadım. sanırım aynı bloğu okumamışız burdakilerle. edebiyat namına elle tutulur hiçbir şeyi olmayan, hayat görüşü on beş yaşındaki bir ergeninkinin ötesine geçememiş, "onla bunla yatıyorum, derslerim de kötü çok problem bir çocuğum ya, gerekirse otostop bile yaparım..." mantığında bir 'yazar'. millet kitap çıkarsa keşke filan demiş de, ben kendi adıma bu yazdıklarını okurken onun adına utanıyorum.

    sanırım küçükken gördüğü duyduğu "ismet badem okulu bırakıp tiyatrocu olmuş, einstein 4 yaşına kadar konuşamamış" tarzı hikayelerden fazla etkilenmiş, gündelik hayattaki başarısızlıklarını über bir insan olmakla açıklamaya çalışıyor. anladığım kadarıyla kendisi güzel diye peşinde dolanan şakşakçı abazaların ve üç beş boş kankasının "süpersin hacı" itelemelerini de fazla ciddiye alıp burda yazan 6 entry'yi açıp mastürbasyon yapıyor. "evet lan harbi bayağı iyiyim aslında" diyor.

    ha hedeflediği yere gelir mi, gelir. dediği gibi burası türkiye. ilişkilerden bahsettiği yazısında "bok parçacığı" lafını kullandı diye kendini ultra modern sanan, sex and the city izleyip gaza gelmiş, 20 yıl geriden gelen edebiyatı belki beş sene sonra filan kendisini bu ülkenin majör sarışın zengin hafta sonu köşe yazarı kadınlarından birine dönüştürebilir, ancak bu da boşluğun merkezi olduğu gerçeğini değiştirmeyecek.
  • daha önce sanırım milliyet'te gözde tezer'den kendi köşesinde bir paragraf bahseden yazar şimdi de "bu yaz deneyimlenecek en iyi 50 şeyden biri" olarak tanımlamış kendisini tempo'da. şimdi arkadaşım, allah aşkına insaf ya...

    her cümlede zorlama ötesi bir benzetme yapan yapay üslubunun çok kötü olmasını geçtim ancak bir 'yazar'ın anlatacak şeyleri de olması gerekmez mi? "sortie'de sigara sattığım için annem 30 gün tarifsiz acılar çekti, babam kendini kesmenin eşiğine geldi" cümleleriyle anlatılmış sahte aile krizleri, "barda bile yazıyorum, otostop bile yaptım" gibi inanılmaz sıradışı diye anlattığı normal şeyler, "alkol ıstakamız oldu dün gece biz toplar" diye başladığı yazılardaki "çıkıyorum dağıtıyorum tanımadığım insanlarla muhabbet ediyorum inanılmaz ya..." teması sanıyorum kendi vasat hayatını ne kadar çılgın sandığını yeterince kanıtlayacaktır.

    ha şimdi ben niye böyle taktım, niye bu kadar önem veriyorum konuya? şu sebepten dolayı efendim: ister daha iyi bir şeyin yokluğundan, ister kendisine "çok iyi" diyenlerin bu işten pek de anlamamasından, isterse de çıkıp "gözde tezer çok iyi" diyenlere "dalga mı geçiyorsun lan sen bizimle?" diyebilecek birikimde bir kamuoyunun var olmamasından olsun, bu kızı öven, yaptığı şeyi "sanat" diye bizlere sunanlara tahammül edemiyorum bir sanat sevici olarak. bütün bu prosedürü sanata hakaret olarak algılıyorum, biri çıkıp "gözde tezer'in yazdıkları olağanüstü" dediği için çıkıp "hayır, aslında berbat" diyorum.

    şu anki donanımıyla başarılı kabul edilmesini ve ünlü olmasını istemiyorum, sanat adına kabul edilebilir bir şey değil.

    ha ayrıca iyi ki bir sokağa işemiş. 8 ayrı yazısında filan ne kadar çılgın olduğunun kanıtı olarak kullanıyor... sokağa işemek lan, bu kadar mı küçük dünyanız?
  • bence güzelliği de, yaratıcılığı da fena olmayan hatun kişi. evet, bir ernest hemingway* değil belki. bir natasha poly* de değil. güzelliğin, edebiyat ya da yaratıcılık anlamında yetenekliliğin bütün öznelliği ışığında, bence bu insan ortalamanın üzerindedir - hele ki türkiye'den bahsediyorsak. ne var ki, bunlar onun aşmış, yarmış olduğuna işaret etmez. evet, tempo'nun "bu yaz deneyimlenecek en iyi 50 şey" listesinin en tepesinde olması bence de abartıdır; ama şaşırtıcı mıdır? dünya çapında severek takip ettiğimiz rolling stone gibi dergilerin "tüm zamanların en iyi 100 grubu" ya da time dergisinin "yılın en önemli 100 kişisi" gibi sıralamalarına ne kadar katılıyoruz? popüler kültür + öznellik + arkaplanda dönen sayısız değişken böyle sonuçları ne ilk ne de son kez yaratıyor.

    bütün bunları söyledikten sonra, kendisinin yetersiz görülen çılgınlıkları, blogunda paylaşmasının mümkün olduğu ya da paylaşmayı tercih ettiği şeyler. bir de paylaşamadıkları/paylaşamayacakları var takdir edersiniz ki. belki bu konuda da dünyanın ya da yazın en çılgın, en renkli, en gözü kara insanı olmayabilir; ama bizzat dinlediğim hikayelerinden anladığım kadarıyla sokağa işemekten birazzzcık daha fazlasını yapmış. daha da göreceği çok şey var bu dünyada elbet. her anlamda deneyimleri arttıkça yazılarının içeriğinin de, üslubunun da gelişebileceğine inanıyorum, çünkü benim tanıdığım kadarıyla o potansiyele sahip. bulunduğu yerde saymak isterse, o da kendi bileceği bir şey. alt tarafı bir blogu var ve tempo dergisinde bir listenin en üst sırasına bir şekilde çıkmış. gören de zannedecek ki kıza hiç hak etmediği halde pulitzer falan verdiler. açıkçası, bu ülkedeki ultra tırt yığınla ünlünün arasında, en azından gelecek vaat eden, henüz ünlü bile olmayan bir insan.

    gözde'yi eleştirmek herhangi bir kişinin en doğal hakkı. bence gayet de gerekli ve faydalı bir eylem. ben de burada "eleştiremezsiniz." demiyorum. sadece bilin ki, blogunda yazdıklarının ötesinde renkli bir insan kendisi. üstelik de en azından emek sarf edip ürünler veriyor. en nihayetinde de, yaptığı şey bir blog yazmak. lütfen siz daha iyisini yapın, hep beraber severek okuyalım. çılgınlık ya da blog tutmak kimsenin tekelinde değil.
  • emek verilerek ortaya çıkan hiçbir şeye saygısızlık etmek istemem ama bu kızın 3 satırlık yazılarını okurken bile ciddi ciddi yoruluyorum. ilk birkaç yazısını okuduğumda o yazılara özgü bir durum olduğunu düşünüp üzerinde fazla durmadım ama okudukça farkettim ki bu durum yazılarının neredeyse tümüne hakim.
    bi kere çok zorlama benzetmeleri var. anlatımda bir ahenk yakalayamadıkça yapıştırmış benzetmeyi. arada bi sembol çalışayım demiş olmamış. benzetmeleri ve aralara yaptığı eklemeler anlam bütünlüğünü bozuyor ve bi süre sonra kendimi hikayeden kopmuş buluyorum.
    olayın diğer boyutu da anlattıkları. bazı orjinal hikayeleri olmakla birlikte birçoğu çok sıradan. belki hatuna ilginç geliyor olabilir ama bana kalırsa bunun sebebi de yazdıklarını hayatın içinden değil de, bir kenarı oturup hayatı izlemiş te yazmış gibi. yani daha çok yaşadıkları değil gözlemlerini yazmış. galiba şehirlere, mekanlara, insanlara tamamen deneysel yaklaşıyor. "oraya da gideyim, bunu da göreyim, bunlarla da tanışayım..." ayrıca ben şöyle çılgınım, böyle alkoliğim, öyle süperim tavırları da antipati yaratmaktan başka bi işe yaramıyor.
    kısaca bu gibi sebeplerden bir süredir takip etmiyorum ama şunu da söylemeliyim, ismini sayamayacağım kadar çok gereksiz, donanımsız ve tamamen lobi çalışmasıyla varolan insanlar kendine göre bir konuma geliyorsa bu kız da pekala gelebilir.

    edit: hakkını yemeyelim beğendiğim yazıları da var. mesela, http://gozdetezer.com/…_bosaltim_problem_cocuk.html