şükela:  tümü | bugün
  • gulayse kocakın oğlak yayınlarından çıkan ve aktarımı merkez alan ikinci romanı.
  • kadın-erkek ilişkilerini, farklı cinsiyetten kahramanları konuştururken düşülen tuzaklara basmadan başarılı bir şekilde anlatan gülayşe koçak romanı. anlatıcı konumundaki kahramanlar devamlı yer değiştirse de geçişler sağlam olduğundan, herhangi bir sıkıntı doğurmuyor. velhasıl konu itibariyle kısıtlı meselelerle uğraşıyor olsa da, zaman zaman etkileyici cümleleri ve başarılı kadın-erkek yorumları sayesinde okuyucuda tat bırakıyor.
  • orta yaşlarda bir antropolog ile müzisyenin biraz yalpalayan evliliğini anlatan roman. evlilik, cinsellik, klasik müzik ve 'modern türk aydın kimliği' izlekleriyle örülmüş zevkle okunan eser.
  • cevabı, "unlu mavi yagmurluklardan giyen biriyle gitmesine izin vermek belki de gozlerindeki hüznü gidermenin yoludur kimbilir..." olabilecek soru. daha fazla bilgi icin (bkz: #1003251)
  • "her sabah, yeniden ve yeni baslayan bir gunun tehlikelerini de, odullerini de beraberinde getiriyor. bugun yuzlerce kez olebiliriz."
  • bu kitabın çıkış noktasının "nevrozumu anlatsam kimse dinlemez ama alt alta yazıp "roman" haline getirirsem birileri okur" olduğunu düşünüyorum.

    bir kadın ve bir erkek anlatmıyor romanda. bir kadın ve erkek gibi konuşmaya çalışan bir kadın daha anlatıyor.

    o kadar dar bir çerçevede geçiyor ki, bir süre sonra komşunun sıkıcı evlilik sorunlarını dinliyor gibi hissediyor insan kendini.

    söyledikleri yaşama dair değil; romanda anlatılan iki kişiye dair sadece. karakterlerin karşılaştığı "olaylar"a verdikleri tepkilerin gerçek hayatta karşılığı var mıdır, hiç emin değilim. (ben başka bir kadına aşık oldum canım. peki, kendimi özgürleşmiş hissettim, hadi deliler gibi sevişelim. muhakkak...)

    bak, beğenmedim demiyorum, sonuçta yazılmış, eli yüzü düzgün bir metin var ortada ve bu metni yazım tekniği, kurgu vs. filan olarak eleştirmek beni aşar. ama sevmek gayet kişisel bir duygu ve ben gerçekten hiç sevmedim.