şükela:  tümü | bugün
  • aptal tülin-caner repliklerine konu olsa bile hala özelliğini, güzelliğini koruyan hadisedir

    sadece gözlerine bakarak bir insanın ne dediğini, ne hissettiğini anlıyorsanız, bu anladıklarınızın yanlış olmasından şüphe duymuyosanız tadından yenmez olan hadisedir
    güvenin, bağlılığın, sevginin doruğundasınız, karşınızdaki ruh eşinizdir demektir
  • sözcüklere gerek duyulmadan gerçekleştirilen iletişim. karşınızdaki insanın aklından geçenlerin, sizin aklınızdan geçenlerle aynı olduğunu anlamaktır, gözlerle anlaşmak. bazen de karşınızdaki insanın kalbinden geçenleri anlatır gözler. yüreğin fırtınalarında dilin söyleyemedikleri, tek bir bakışla kalbinize akar. ve yine o gözlerdir, insanı fırtınalardan çekip kurtaran...
  • köpek ve sahibi arasında da geçerliliği olabilen bir iletişim şeklidir.
  • imkansız olmayandır.

    bugüne kadar çok şey paylaştık, hislerimi en güzel tahlil eden, en ufak bir huzursuzluğumu, bana dair neredeyse her şeyi sezen tek kişi o aslında.
    ama hani bir insanın bakışlarından ne istediğini, ne düşündüğünü anlamak? işte o bildiğin gerçekmiş. çok ütopik gelirdi bana oysaki.

    her şey öyle hızlı geçti ki... konuşmuyorduk bile, ortada bir konu yoktu bile. bi an döndü bana baktı bir kaç saniyede ne demek istediğini anladım, aynı şekilde kelimeleri kullanmaksızın cevap verdim. ve cevabımı da o anladı. o an çok normal gibi aktı her şey ama sonra düşününce...çok şaşırtıcı, büyüleyici biraz sanki. bunun sebebi uzun süre vakit geçirmek mi, birbirini iyi tanımak mı, anlamak mı, paylaşılan sevgi mi? bilmiyorum. belki hiçbiri belki hepsi. tek bildiğim "güzel" olduğu.

    gözümün dilinden anlayanım çok güzelsin, çok özelsin, iyi ki varsın.
  • çok özel ve tanımsızdır. onu yaşamaktır..
  • annelerin küçükken sık sık yaptığı,
    oturduğu yerden yönetmek için, alt mesaj dolu her bakışı;

    -ye,
    -azıtma,
    -çocuğum niye yırttın kadının terliği (evde görücen sen!)

    mum gibi duran çocuk kazanır. (ya da belki kaybeder, bilemedim ki?)
  • sözlerin, jestlerin, mimiklerin ardındakileri görmektir.

    "hayir"in içindeki "evet"i,
    "git"in içindeki "gitme"yi,
    "senden nefret ediyorum"un içindeki "seni seviyorum"u
    "ben iyiyim"in içindeki "ben ölüyorum"u görebilmektir.

    her ne kadar gözler kalbe direk açılan kapılar olsalar da kolay değildir anlattıklarını anlayabilmek. herkesle yakalanabilen bir senkron değildir.
  • bazen sayfalar dolu yazıya, saatler süren konuşmalara bedeldir.

    mağazada baba ve oğlu ceket bakıyorlar. genç adam 16 17 yaşlarında. anladığım kadarıyla yakın bir akraba düğününde giyecek. çocuk bir ceket giydi beğendiğini söyledi , boy aynasına bakıyor tamam diyor güzel diyor. gel gör ki babasının yüz ifadesi gergin ve endişeli bir o kadar üzgün. nispeten pahalı bir ceketi seçmiş çocuk. belli ki babanın bütçesini aşıyor, ona zora sokuyor. (bkz: kahrolsun bazı şeyler)

    + kardeşim alma bunu
    - niye abi?
    + bak omuzları hiç oturmadı, sen aslan gibisin maşallah, bu güzel gösteremedi seni
    - çok güzel ama
    + bak bunun omuzları daha iyi oturanı, kesimi çok daha iyi olanları var bak bu nasıl? hem çok daha rahat kombin olur, altına dirsek detayıyla aynı tonda renk pantolon içine de açık mavi ya da beyaz gömlek jilet gibi olursun
    - baba?

    bak abi ne güzel diyor çok daha güzel oğlum bu çok daha güzel...

    o bakışı asla unutmam.. anlattıklarını asla unutmam.. o minnet dolu bakışları.. sen sağol güzel baba, sen varol.

    o ceketi aldılar mutlu mesut ayrıldılar.
  • bir ekibin vazgeçilmezi
  • yol hikayeleri...

    arabada giderken radyo dinliyoruz, radyoda röportaj yapan abla "yakınmayı hiç sevmem, ne kadar zor da olsa ve engeller de olsa verilen görevi bir şekilde yapar bitiririm." diyor...

    sonra göz göze gelip gülümsüyoruz, bir kelime etmeden öyle anlaşıyoruz.

    hayat~