1. özellikle çok sevdiğiniz biri tarafından yapıldığında çok inciten, saygının ve sevginin sarsıldığı olay. önce bir kendinizden şüphe edersiniz, acaba doğru söyleme ihtimali olup olmadığı konusunda. çünkü aslında doğru söylediğine inanmak istersiniz. bir süre sonra beyniniz tekrar idareyi ele aldığında derin bir üzüntü, hayal kırıklığı hissedersiniz. incitir çok, hatta bazen yalanın büyüklüğüne göre yıkar geçer her şeyi.
  2. insanın dertsiz başına dert açandır.

    böyle soğuk havalarda bile sahil yolunu kullanarak evlerine yürüyerek gitme derdinde olan insanlardan biriyim. çoğu zaman sahil yolunu kullanırım genişlemesine. genişçe yürümenin tadına varırım ağır ağır. hayallere dala çıka, adalara baka baka yürürüm. bugün yine, böyle bir yürümenin lezzetine varmak; belki de bu soğukta kimseciklerin olmayacağını düşünerek genişlemesine kullanacağım sahil kaldırımlarında hiç kimseye yol verme, yol alma, keçi gibi inatlaşma derdi olmadan tipinin kah yüzümü okşadığı kah nefesiz bıraktığı bir yürüyüş macerası olur düşüncesi ile çıktım yola. sonra güzel hatırlar mıyım bu yürüyüşü, güzelleşir miyim? bilmiyorum.

    imam ikindi ezanını bitirmek üzereydi. dolu hızlanmış, yüzüme vuran darbeleriyle adalara bakmadan, bakamadan yürümek zorunda bırakmıştı beni. yalnızca adaları mı? önümü bile göstermiyordu lanet olasıca, inatlaşmıştı. imam ezanı bitirdi fazla uzatmadan. yaymadı yani “la ilahe illallah” “acaba akşam ezanı mıdır bu diye” düşünmeye başladım imamın hızlıcalığından. * *tamam, kulağımız ezandaydı fakat namzada gözümüz yoktu ki... olsaydı böyle olur muydu? hiç düşünür müydüm hangi ezan olduğunu? “vay dinsiz imansız vay” diye söylenmeye başlandım kendi kendime. “dinsizin hakkından imansız gelir” i de ekledim zaman kaybetmeden. daha neleri eklicektim de, eklemelerimi bozdu üşümüş titrek bir ses; buz tutan eklem yerlerimi çözdü:

    - selamun aleykum
    - aleyna aleykum selam
    - kardeş, tee üsküdar’dan iş görüşmesine geldim. hiç param kalmadı varsa bana 2 ytl yol parası verebilir misin?
    - yok kardeş. bak ben de yürüyerek gidiyorum eve.
    - peki sağol.

    uzaklaştı. soğuktan al al olmuş yanaklarını bıraktı yüzümde. gözlerinin mavisi geldi gözlerime yerleşti. üşümüşlüğü içimi titretti, yüreğimi deşti. öylece kalakaldım. ardı sıra koşasım, yetişesim, kardeş şevkatiyle sarılasım geldi. utandım ama. çok utandım. boynu bükük yürümeye devam etti yol boyu. aslında boynu bükük olan bendim de... neyse. uzaklaştıkça büyüdü gözümde, küçüldüm uzaklaştıkça. evet efendim. büyüyen o, küçülen bendim.

    şimdi, gözüne baka baka söylediğim yalan yüzünden yanıp tutuşuyorum. sıcacık evimde, mavi gözlerin altında üşüyorum. *
  3. zordur, yapılan belki unutur ama yapan tarafında onulmaz yaralar açar. bu eylemi onurlu sayılabileceği tek durum, yalanın söylendiği insanın daha fazla zarar görmemesi için yapıldığı durumdur.
  4. ben 6 ay kadar önce böyle bir yalan söyledim ve şundan emin oldum ki daha önce hiç kimseye hiçbir zaman yalan söylememişim. meğersem önceden kendimi kurtarmak için yaptığım çarpıtmalar, karşımdakini üzmemek için söylediklerim ve susmalarım yalan değilmiş. yalan söylemek bambaşka birşeymiş. sapanla hayvanları vurmak değilmiş, bıçakla boğaz kesmekmiş. asılmak değilmiş, tecavüz etmekmiş.

    artık anlıyorum. bir yalan söylüyorsun ve yalan seni özgürleştiriyor. başdöndürücü bir özgürlük, ölçüsüz bir güç... evet yalan söylemek sadece ve sadece nefret etmekle mümkün. haksızlığa uğradığınızı düşünmeniz gerek... soğukkanlılıkla nefret etmek ve emin olmak...

    - o benim ona yalan söylediğimi asla bilemez. şüphelenebilir ama asla bilemez. yakalanmayacağım ve ben haklıyım. o yalan söylenmeyi hakediyor-

    yalanımın beni şeytanlaştırması beş dakika sürdü. böyle bir yalanın beni hayatım boyunca değiştireceğini içimdeki nefretin beni bu güce bağımlı hale getireceğini farkettim. kendimden korkmaya başladım ve yalan söylediğimi itiraf ettim. meğersem daha önce hiç ama hiç yalan söylememişim. yalan bambaşka birşeymiş. kendini kurtarmak isteyenler, susanlar, hatta kendini kandıranlar yalancı değilmiş. soğukkanlılıkla gözünün içine baka baka konuşanlar, yakalanmayacağından emin olanlar, kalplerindeki nefreti mağduriyetle örtebilenler yalancıymış.

    artık yalancıları daha iyi tanıyorum ve çok korkuyorum. onların hepsi bağımlı ve kalplerindeki nefret sönmedikçe yalan söyleyecekler.
    ...
  5. yalan söyleyen için de, yalan söylenen için de zor bir durumdur. yalan söylenen kişi işin gerçeğini biliyorsa bu durum yalan söyleneni de yalana zorlar. çünkü gerçeği bildiğini saklamak, bilmiyormuş gibi yapmak da bir çeşit yalandır. şu aralar sıklıkla karşılaştığım bir durum bu. 'işin aslını biliyorum lan' diyemediğim için iç sesim sürekli 'vay şerefsiiiizzz, haysiyetsiz ittt nasıl da yalan atıyo' derken ben bilmiyormuş gibi yapıyorum, kafam rahat. bi de iki yüzlülüğe zorlamasanız lan insanı.
  6. yalan söylenilen kişi için çok koyucu durumdur. karşınızdaki çok sevdiğiniz ve değer verdiğiniz biri ise ve onun söylediğinin yalan olduğunu biliyorsanız, içiniz acır. içiniz yanar. hatta belki doğrusunu söyler diye bir kaç kez daha sorgulanır ama nafile. artık o sizin gözünüzde bir yalancı konumuna düşmüştür. ayrılması, eski değerinin bir anda silinmesi zordur. bu yüzden acıtır.

gözünün içine baka baka yalan söylemek hakkında bilgi verin