şükela:  tümü | bugün
  • jeff buckley'nin sagliginda yayinlanan tek studyo albumu. sonrasinda annesi ve arkadaslari ikinci albumu olmasini planladigi "my sweetheart, the drunk"in buckley'nin pek de memnun olmadigi sketchlerini yayinladilar, sanirim bir album daha yayinlayacaklarmis.
  • guzellik, affedi(li)s, cekicilik
    and i saw grace in thy eyes
  • (bkz: grace kelly)
  • ayrıca jeff buckleynin albüme adını veren şarkısı:

    there's the moon asking to stay
    long enough for the clouds to fly me away
    well it's my time coming, i'm not afraid to die

    my fading voice sings of love, but she cries to the clicking of time
    oh, time,
    wait in the fire...

    and she weeps on my arm
    walking to the bright lights in sorrow
    oh drink a bit of wine we both might go tomorrow
    oh my love...

    and the rain is falling and i believe my time has come
    it reminds me of the pain i might leave behind...
    wait in the fire

    and i feel them drown my name
    so easy to know and forget with this kiss
    i'm not afraid to go but it goes so slow...
  • pekçok anlamı olan bir ingilizce kelime.

    1. güzellik, zerafet
    2. lütuf
    3.şükran duası
    4. mühlet , süre (ki jeff buckley şarkısında bu anlama geliyo)
    5. süslemek, donatmak
    6. şereflendirmek.
  • "zarafet" üst başlığı altında pek çok alt anlamı barındırması açısından, son derece kullanışlı bir ingilizce sözcük. kullanışlı olmasına kullanışlıdır ama, pek fazla insan için kullanılamaz, zira incelik, asalet, nezaket, çekicilik, doğallık, ağırbaşlılık vb. nitelikleri aynı anda bünyesinde barındırabilen bir insana kolay kolay rastlanmaz.
  • (bkz: amazing grace)
  • tim buckley'in oğlu jeff buckley ilk ve tek albümünü 1994'te yayımladı, grace. ismi gibi zarif bir albüm grace. mojo pin başlar başlamaz bu albümde iş var diyorsunuz. en iyi enstrümanıyla giriyor şarkıya jeff, sesi... robert plant, jim morrison karışımı bir şey bu. grace ise albümün genel atmosferini belirleyen parçalardan biri, karanlık, hüzünlü. eski bir james shelton şarkısı lilac wine, batsın bu dünya dedirtiyor adama, şiir mükemmel, buckley'de öldürüyor tabii...

    "i feel unsteady, where's my love,
    listen to me, why is everything so hazy?...
    lilac wine, i feel unready for my love..."

    neyse ki so real'da yeterince gitar var, daldığımız uykudan uyandırıyor bizi. bir sonraki şarkı ise leonard cohen imzalı hallelujah.

    "well, maybe there's a god above
    but all i've ever learned from love
    was how to shoot somebody who outdrew ya"
    lover you should have come over da last goodbye gibi bitmiş ilişkiler üstüne bir parça. özellikle giriş kısmı etkileyici.

    "and maybe i'm too young
    to keep good love from going wrong
    but tonight you're on my mind so (you'll never know)"
    corpus christi carol, "lu li lu lay" lom gibi kilise korolarını anımsatan bir parçadan sonra -belki de öyledir- eternal life giriyor, soundgarden ya da daha çok faith no more rock'ı bu. bir önceki parçada ne kadar melekse bunda da o kadar şeytan. ben hem ilahi okurum hem de rock yaparım, hem joni mitchell'im hem de jim morrison diyor sanki. ve herşeyin ortası dream brother'la son buluyor albüm.

    "the love you lost with her skin so fair
    is free with the wind in her butterscotch hair
    her green eyes bloom goodbyes
    with her head in her hands and your kiss on the lips another
    dream brother with your tears scattered round the world.
    don't be like the one who made me so old
    don't be like the one who left behind his name
    'cause they're waiting for you like i waited for mine
    and nobody ever came... "

    1997 yılında missisipi nehrinde boğularak zamansız ayrıldı jeff. ölümünden sonra kayıtları birleştirilerek bir double albüm yayımlandı, for my sweetheart the drunk.
  • gabriel knight'ın asistanı ve aynı zamanda (asla itiraf edilmese de) gizli aşkı... kendisine soracak olursanız, "that's me, the trusty sidekick" diyecektir...
  • eskiden ingiliz krallarına, şimdi ise düklere ve başpiskoposlara veilen unvan