şükela:  tümü | bugün
  • bugun berlinale kapsaminda izleme firsati buldugum françois ozon filmi.

    film gercek bir hikayeye dayaniyor ancak gercek derken oyle boyle gercek degil, filmdeki hikayeyle ilgili olarak 7 mart'ta bir karar cikacakmis. uzun metraj bir haber videosu desek olur yani neredeyse.

    bu kadar gercek ve simdiki zamanin icinden olmak, filmi sinematik anlatim anlaminda olumsuz etkilemis gibi geldi bana. konu suphesiz cok rahatsiz edici ama -belki de en basinda belgesel olarak dusunulmesinin etkisiyle de- filmi ve hikayeyi su an'dan bagimsiz dusunmek, soyutlastirmak mumkun olmuyor. surada burada alegori var mi diye bile dusunmedim neredeyse, o denli somut ve aktuel.

    ek olarak, bu karakter neden vardi ki dedigimiz birkac yan karakter de sanki aksiyon olsun diye eklenmis gibilerdi. hatiri sayilir derecede de lafi acilan ama derine inilemeyen diyalog da goze carpti.

    salonda da sanki herkes fransizca konusuyor gibi geldi bana. ozon filmi yarisiyor, gidelim izleyelim mi dedi berlin'in tum fransizlari ya da bana mi oyle geldi, bilemiyorum. *
  • 69. uluslararası berlin film festivalinde jüri özel ödülünü kazanan 2018 yapımı françois ozon filmi.

    melvil poupaud, denis ménochet,
    swann arlaud, éric caravaca 'nın başrolleri paylaştığı filmin; konu, yaşanmışlıkların ve süren hukuki süreç göz önüne alındığında belgesel olarak değil de bir dram filmi olarak beyaz perdeye aktarılması, ulaşılacak kişi sayısının fazlalığı düşünüldüğünde doğru bir seçim gibi gözüküyor.

    bu filmi iyi okumak gerektiğini düşünüyorum zira yaşanmış bir hikaye ve film haline getirildiğinde de daha sonuca bağlanmamış beklenen kararlar var. bundandır ki bu kararlar sonrasında beyaz perdeye aktarılması, hem gerçek hayatta mücadele edenlere bir saygı duruşu sergilemek hem de benzer travmalar maruz kalanların bu sonuçları görerek sessiz kalmamalarını teşvik
    etmek amaçlı sosyal bir mesaj verebilirdi. bu yönüyle zamanlaması biraz aceleye getirilmiş gibi hissettim. öte yandan işlenen konunun global anlamda farkındalığı arttırmak için bir an önce seyirci karşısına çıkarılması isteğini de anlıyorum.

    insanın olduğu yerde yozlaşma da vardır. yozlaşmanın ve örtbas sisteminin nasıl işlediğini göstermek açısından bence güzel bir iş kotarılmış. tüm rahatsız ediciliğine rağmen gerçekler oldukça yumuşak geçişlerle beyazperdeye taşınmış. ayrıca tüm ebeveynlerin ve okul çağındaki çocukların izlemesi gereken filmler listesine mutlaka eklenmesi gerektiğini düşündüğüm bir film.

    filmi izlememiş olanların, entrymin bundan sonrasını okumasını tavsiye ediyorum.

    --- spoiler ---

    filmin en çok beğendiğim kısmı françois ozon'un konuyu inanç düşmanlığına ya da kilise düşmanlığına çevirmeden yozlaşma üzerinden yazdığı senaryo. insanların güvendiği ve inandığı bir kurum. hatta o kadar güveniyorlar ki çocuklarını emanet ediyorlar. güvenin suistimali, bu suistimalin kurumun yetkili merciileri tarafından bilinmesi ve elle tutulur bir yaptırıma gitmemeleri ve hatta affetmek erdemdir düşüncesini paravan olarak kullanarak affedemedikleri için mağdurlara yaptıkları baskılar insanoğlu varolduğundan beri yaşanan ve örtbas edildikçe yaşanmaya devam edecek bir gerçek.

    5 çocuklu bir aile babası alexandre. dışarıdan bakıldığında sorunsuz bir hayatı olan iş güç sahibi bir adam. bir gün gördüğü bir haber karşısında iyileştirmeye çalıştığı çocukluk travması ile yüzleşmek zorunda kalması ile başlıyor her şey.

    pedofili bir rahip, açığa çıkmamış onlarca çocuk kurban ve katolik kilisesinin tutumu üçgeninde mağdurların yıllarca sessiz kaldıktan sonra neden bir anda konuşmaya karar verdiklerini, bu karar sürecini ve aileleri ile olan ilişkilerini temiz bir şekilde demagojiye fırsat vermeden izah eden bir film.

    kaçımız bir istismar karşısında etiketlenmekten korkmadan konuşma cesareti gösterebiliriz? taciz edildiğinizi haykırdığınızda suçlandığınız bir dünyada yaşıyoruz. mevcut düzenini bozacağını ve çevrenizdeki insanların da yaftalanacağını bile bile kaçımız böylesine bir mücadeleye girebiliriz? bu noktadan bakıldığında film, mağdurların yaşadığı sosyopsikolojik ikilemi de gayet düzgün bir biçimde aktarıyor.

    kurguda hoşuma giden bir diğer detaysa istismar anları ile ilgili flashbacklerde, hiçbir çocuk oyuncuya bu sahnelerin açık bir şekilde oynattırılmamış olması.
    --- spoiler ---
  • yirmi yıldır en beğendiğim yönetmenlerden olan françois ozon'un sinemasının doruk noktası, grace a dieu. incelikli ama bir yandan da gerilimi her an patlayacakmış hissi veren bir yapım.

    pedofili gibi aşağılık bir durumun ruhban sınıfındaki bir örneğine ve kurbanlarının dünyalarına cesurca ama şefkatle yaklaşan, seyirciyi manipüle etmeden bu korkunç hastalığın dramını tüm çıplaklığıyla ortaya koyan çok başarılı bir film olmuş.

    usta yönetmenin sanatının zirvesi kabul edilmesi gereken grace a dieu, soluk soluğa izlenen kurgusu ve buna eşlik ederek akıp giden senaryosuyla, akılda kalıcı güçlü oyunculuklarıyla ve en önemlisi de konuya karşı acımasız gerçekçiliğiyle, bu yılın en iyi filmlerinden.

    başka sinema'da. kaçırmayın.
  • merakla bekliyorum, vizyona girse de izlesek artık.
  • françois ozon’un fikrimce kariyerinin doruğu film.daha önceleri çokça aşina olduğumuz hikayeyi başka yerden ele alan,güzel kurgusuyla bağlantıları bize bırakan, bunu yaparken sürpriz yapmayan aynı zamanda da sıkmayan,olmuşu olağanmış gibi anlatmayan film.

    --- spoiler ---

    aynı konunun işlendiği benzer filmlerin hiçbirinde peder'in suçlamaları baştan beri kabul ettiğine rastlamamıştım.

    --- spoiler ---

    ayrıca başrolde xavier dolan’ın laurence anyways’inden de bildiğimiz canım melvil poupaud
    yine döktürüyor.
  • dümdüz ve bodos bir film. üstelik çok da uzun. hatta gereksiz uzun.
    kötü mü? değil. ama dümdüz ve bodos. fransız insanının cinsel tacize bakışı gerçekten buysa helal olsun, millet olarak aşmışlar bi şeyleri dedirtiyor.
    filmi cinsel taciz olaylarına karşı fazlaca yüzeysel ve hatta soğuk buldum. hiçbir his uyanmıyor izleyende. belki de amaç buydu bilemiyorum...
    başka sinema sayesinde gittim gördüm, bir kaybım da olmadı. burayı förenlere de şiddetle olmasa bile öneririm, zararsız sömürüsüz bir film. keşke bu tip yapımlar daha çok salon bulup daha ilgi çekse.
  • dün beyoğlu sinemasında izleme fırsatı bulduğum film. sinemada çok irdelenmemiş bir konuya, yapıcı düzeyde parmak basılmış. kurgusu ve oyunculuklar da konusu gibi iyiydi, sıkıcı değil (ki 2.5 saat kadar sürüyor). aynı kişi tarafından tacize uğramış üç farklı ana karakter ve buluşmaları üzerinden ilerlenmiş, hislere odaklanmış ve yapılabilecekler sorgulanmış. din kisvesi altında insanların yer yer gerçekten, mantıktan ne denli uzakta durabildiğine dikkati ziyadesiyle çekebilmiş bir filmdi.
  • fransız sinemasına ait ve aşırı çarpıcı bir hikayeye sahip françois ozon filmi.

    çok ağır bir filmdi. anladığım kadarı ile gerçeklerden esinlenmiş. filmin konusuna geçmeden önce şunu söylemek istiyorum: fransızca’nın muhteşem tınısını film boyunca duymak çok güzel bir şey. filmde çok fazla konuşma var ama bir dakika bile sıkmıyor bu durum. filmden hiç kopmadan ve hiçbir altyazıyı kaçırmadan pür dikkat izledim. yönetmen çok gerçekçi çekmiş. başarılı.

    --- spoiler ---

    filmi izlerken pedofili hakkında hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. hastalık mı değil mi bilmiyorum. ben direkt pedofili olan kişiye sapık diyip küfür ederdim. pedofili üzerine bir bakış açısı getirmiyor film. fakat bir yerde eşcinselliğin normal olduğunu kabul edip pedofilinin suç olduğunu yine kilise üzerinden ince bir mesajla verdi yönetmen. çok hoşuma gitti bu detay.

    çok cesur bir film. bu tarz bir konuyu ele alan bir filmin türkiye’de çekilebileceğine inanmıyorum. düşünsenize beyaz perdede pedofili imamlar görüyoruz. ensar vakfının bile üzeri bir şekilde kapanmışken bizim ülkemizde böyle bir şeyin açığa çıkması ve filminin çekilmesi imkansız olurdu sanırım. ben şahsen böyle vakaların her dinde olduğunu düşünüyorum. iğrenç insanlar maalesef din kisvesi altında saklanıyorlar.

    filme geçmek gerekirse; beni çok etkiledi konu. türkçe’ye ismini yüzleşme olarak çevirmişler ki bence çok kaliteli bir çeviri olmuş. cesaret, korku, travma her şey vardı filmde. üç erkek ana karakter üzerinden ilerliyor film ve üçü de pedofili bir papazın kurbanı. üçünün de yaşadığı dehşeti açık açık perdede izliyoruz. başta da dediğim gibi çok cesur bir film ama yine de işin siyasi boyutuna çok girmeyi tercih etmemiş yönetmen. bir iki küçük gönderme ve mesaj var tabii ki ama daha ağır olabilirdi. filmin sonunda maalesef ki pedofili rahibin bir şekilde serbest kaldığını öğreniyoruz. 2019 veya 2018 yılında kardinal yargılanmaya başlamış hatta dava sanırım devam ediyor ama yönetmen pek girmek istememiş bu kısımlara. yine de çok başarılı bir film.

    --- spoiler ---
  • françois ozon'un kariyerinin doruğu buysa fransız sineması için oldukça üzüldüğüm filmdir. filmde bana göre bazı oyunculuklar dışında*** sinema açısından özellikle görsel hiç bir şey yok. gone girl'ün fransız sinemasının karakter bolluğu içinde din ve pedofiliyle buluşması sanki. birazcık da spotlight. veya tam tersi. devamında spoiler neredeyse yok ama yine de koyuyorum neyse...

    --- spoiler ---

    düşününce en azından çocuk istismarının sonuçlarını bu kadar farklı pencereden vermeye çalışmasını takdir edebilirim. ayrıca klise içi bürokrasi zinciri, suçların görmezden gelinmesi ve gerektiğinde örtbas edilmesi gibi ilgi çekici olayların açık şekilde yansıtıldığı, ifşa edildiği güzel anlar var. ama gerçek bir olaydan alındığını düşündüğümüzde bunların film eleştirisinde hiç yeri yok. perdede izlediğim şey netflix yapımı gerçek kesitten fazlasıymış gibi hissettirmedi bana hatta.

    bence filmin en büyük problemi kötü yapılmış olması*. françois ozon'un konuyla herhangi bir yakın ilgisi olduğunu düşünmüyorum, senaryolaştırmayı kendi yapmasına rağmen ortaya çıkan esere herhangi bir şey katmamış. ismi zaten fazladan beklenti yaratınca bu durum filme olumsuz dönmüş. tanıkların ifadeleri özellikle duygusal olması, karmaşık olması, adamın karnına yumruğu geçirmesi gerekirken oldukça yüzeysel kalmış gibi gözüküyor sanki alelade adli rapor okuyoruz. belki de araştırmasını sadece davalar üzerinden yapmıştır.

    ve film çok uzun. arada o kadar anlamsız 20-30 saniyelik çekimler var ki, gerçekten sinemayla ilginiz ve bilginiz ne kadar çok olursa olsun o sahnelere bir kulp bulamazsınız. her dialog başında ve sonunda çoğunda karakterlerin hisleriyle ilgili bir mimik bile alamayacağımız sahneye ulaşma, sahneden uzaklaşma sekansları var. garip.

    karakterlerimiz gruplarını kurduktan sonra dikkat çekmek için gökyüzüne uçakla kocaman bir penis çizmeyi düşünüyorlar, ve bunun üzerinden bir tartışma çıkıyor. sonunda tabii ki vazgeçip başka arayışlara giriyorlar. sanırım bu film o dikkat çekme arayışlarının vardığı cevap olarak çekilmiş.
    --- spoiler ---

    bu arada ergenliğimde pedofili konseptini baya yanlış anlayıp ileride olmaktan korktuğumdan woody allen'a nedense özel ilgim vardı, filmin başında a rainy day in new york fragmanını görmemle birlikte kendimle iyi dalga geçtim. bu vesileyle başka sinema'ya bu sürprizli seçimlerinden, ayrıca 1 yıldır yayınladıkları dolor y gloria fragmanını da yine eksik etmediklerinden dolayı teşekkür ediyorum.
  • filmi dün izledim.

    evet uzunca bir film ama ufak bir iki sahne dışında hiç sıkıldığımı söylemeyeceğim. son dönemde patlamalı ve çatlamalı hollywood filmleri de zevk vermiyor malum.

    bir kere çocuklara tacizin, dünyanın her bölgesinde en yüz kızartıcı suç olduğu konusunda hem fikirim. yine fransa'da da böylesine yüz kızartıcı bir suç karşısında insanların tepkisinin ne kadar üst seviye olduğunu görüyoruz.

    --- spoiler ---

    ruhban sınıfının, bu suç karşısında - rahipin suçunu kabul etmesine rağmen- bir önlem almaması ve gerek kilisenin gerekse de dinin imajını zedeleyebileceği düşüncesiyle bunu örtbas etmeye çalışması, olayların kontrol edilemez derecede patlamasına da ortam hazırlamıştır. görüldüğü üzere, hangi dine mensup olunursa olunsun, bu tip olayların kutsal ortamlarda da çokça ortaya çıktığını görmüş oluyoruz.

    --- spoiler ---

    öte yandan günümüzde çocuklara taciz, tehdit, bastırma ve özellikle çoğu toplumdaki baskılar nedeniyle çoğunlukla gizli kalıyor. bu şiddete maruz kalan çocuklar, ileriki yaşlarda özgüven eksikliği yaşıyor, birçoğu aile kurmakta zorlanıyor.

    bu anlamda gelecek toplumlara faydalı olduğuna inandığım muhteşem bir françois ozon yapımı olmuş. herkese tavsiye ederim. özellikle de öğretmenlerimize.