şükela:  tümü | bugün
  • yıkılan emek sinemasının yerinde boy göstermesi planlanan proje.
  • sıçtıklarını sıvamak için web sitesinde şöyle bir sayfa açmış oluşum.

    http://www.grandpera.com/merakettikleriniz.html
  • taksim'i taksim yapan kültüre siktiri çeken bir başka oluşum.
    yıkılıp aynısını "ilk yapıldığı dönemdeki mimari özelliklerine uygun bir şekilde, hassasiyetle ve 'tarihe saygı' çerçevesinde" katar'a inşa etsinler, ordaki esas milletiniz de nostalji görsün.
    cepleriniz para dolsun, gözünüz de doysun.
  • istiklal caddesi'nin dönüşümünden bu proje de etkilenmiş, içindeki kiracı olacak firmalar projeden çekildiklerini açıkladıkça, açılış tarihi sürekli ertelenmeye başlamış.

    http://www.paradergi.com.tr/ana5,616@300.html
  • dünyanın en kötü projesi. dün konsere gittik, bach günleri var şu sıra, klasik müzik konserine hiç gitmemiştim, gideyim de hem bilmeden konuşmamış olayım hem de yeni mekan nasıl olmuş göreyim dedim. bildiğiniz ufkumu açacak bir gündü. sonuç hüsran, sırayla geleyim.
    bach günlerindeki programın diğer müzisyenleri hakkında bilgim yok tabi ki ama dün ki (bkz: andres mustonen ve glasperlenspiel oda orkestrası) konserden birşey anlamadım. sebebi tabi müzisyenler değil. hatta onların yerinde olsam sahneyi terk ederdim. bize saygılarından o eziyete-hakarete katlanmaya devam ettiler. şöyle ki, konseri dinlerken iki türlü sese-gürültüye maruz kalıyorsunuz. biri, alt kattaki sinema salonundan gelen sesler, diğeri de emek sinemasının olduğu sokağı bilenler için söylüyorum, o sokakta birkaç mekan var, dün bu fiyaskoya sebep olan mekan çınaraltı kafeydi, bu mekanların çaldığı bol basslı- dım tışşş şarkılarının sesleri, bizim konserin içine etti. bizim dinlediğimiz konserdeki orkestrada 5-6 keman, bir piano bir viyola bir de vokal var. arkadan gelen bu seslerin yarattığı cangılı düşünün. gerçekten ben de klasik müzik konusunda bilgili değilim ama böyle bir rezilliği fark edecek kadar bilgim vardır, övünmeyi sevmem ama affedin. grand perayı yapanlara sözüm, o sokakta böyle yüksek desibelde müziğe izin verildiğini bilmiyor muydu, ses yalıtımını arttıramaz mıydı o mücitler? arttıramazlar, çünkü o bina sadece avm mantığında yapıldı. bir diğer orospu çocukluğu yapan yüksek desibelde müzik çalanlara sözüm, kısmaları! ama benim gözümde onların pek bir suçu yok, benim yaptırımım yok onlara, yaptırımı olan belediye. burada orospu çocukluğu yapan belediye. belediye iki-üç masaya 3-4 gün kapatma cezası veriyorken, böyle yüksek müzik çalan yerlere tek bir laf etmiyor. tam bir kakafoni. bir diğer lafım organizatörlere. aga sen beyoğlu'nun böyle boktan bir yere dönüştüğünden haberin yok mu? hangi akla hizmet o gürültü cangılının ortasına, ses yalıtımı olmayan grand peranın 5. katına bu naif müzisyenleri konser versin diye çıkartırsın? bu ya senin sosyal cahilliğini, ya müzisyen cahilliğini gösterir ya da belediyeden iş tuttuğunu ya da idare edin burayı böyle kabul edin, bok gibi ama idare edinci olduğunu gösterir. yani özetle, burada en büyük sorun avm mantığında yapıldığı için hiçbir sahne sanatına ev sahipliği yapamayacak olan ses yalıtımından yoksun bir mimariye sahip grand pera! burası tam bir çöplük. yıllar önce aynı mekanda emillano torrini konserini dinledim. emek sineması yıkılmadan önce, torrini'nin istanbul moderndeki konserini yağmur sebebiyle emek sinemasına aldılar. içerisi sıcaktı havalandırmasızdı ama müziği dinleyebiliyordunuz. şimdi grand perada havalandırma var ama gürültüden dinleyemiyorsunuz. grand peraya kesinlikle gitmeyin. zaten 5. kata kadar ne için yapıldığını görüyorsunuz. birkaç ayakkabı-giyim mağazası, kafe ve çoğu tadilatta olan yerler. ölü doğduğu o kadar belli ki. yapanın da içine sinmemiş. belediyenin de içine sinmemiştir, çünkü avm olsun istemiş belli ki ama tamamı avm olmamış. eski emek gibi olmasını isteyenlerin de içine sinmemiş çünkü "hadi tamam tamam sadece sinema ve sahne sanatları olmasın" deyip esnek davranmışlar ama gel gör ki, mimarisinden tutun akustiği ve ses yalıtımına kadar oluşan fiyaskoyu görünce, onların da bu duruma en az benim kadar küfür ettiğini düşünüyorum. velhasıl kelam, emek sinemasını işgal ettiler arkadaşlar. bunu kendi rızasıyla diye göstermeye çalıştılar (dönüşüm-restorasyon) ama ortaya koydukları çocuğu ne annesi, ne babası ne de tecavüzcüsü sahipleniyor.
  • istanbul devlet opera ve balesi'nin yeniyıl konseri için süreyya operasında bilet kalmayınca, bir şekilde buradaki konsere gittik. kısaca tanımlamak gerekirse kartonpiyer overload.

    5. katta emek sahnesi mi olur allah aşkına? avm içine o kadar kartonpiyeri yığınca, mekanın disneyland'den farkı kalmıyor. asansörle çıkılıyor falan. fuaye pasparlak yapı malzemeleriyle başka yüzyılda, sahne başka. zaten olmayacağını biliyorduk, böyle bir niyetle başlanan iş nasıl düzgün çıksın. binanın yarısı boş zaten, ölü gibi.

    çok sevdiği bir şey gelip de, gitmeye bir şekilde niyet eden olursa balkondan falan koltuk almasın. önüne insanı sorgu odasında hissettiren yüksek camlar yapmışlar. ses / görüntü durumu direkt gidiyor. yan odadan konser dinler gibi. saçma.

    daha da gitmem. istiklal'deki tarihi kültürel değeri olan binaları yapıp bu s.kko maketlerle iş yapılamayacağını artık demirören ve grand pera'yla herkes anlamıştır heralde. vizyonsuzlar şekillendirince, şehir şehir olmaktan çıkıp yozgata dönüyor.
  • girişinin muhteşemliği yanında sağlı sollu! samimi kahve mekanlarının olduğu yer.
    -post modern melankoli yaşamak için bire bir.
    sinema izliyorum!
  • grand pera yalnızlığı haberi

    (bkz: alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste)

    o kadar kötü bir proje ki, hem yanlış yerde yanlış bir proje uygulaması oluşuyla hem projenin çok kötü planlanmış olmasıyla hem de emek sinemasına yapılmış olan unutulmayacak kötülük ile. sözüm meclisten dışarı, bazı yatırımcılar için çok üzülüyorum. ya para hırsı gözlerini kör etmiş oluyor ya da iyi bir şey yapmak istiyorlar ama bilgisizlikleri ve vizyonsuzlukları yüzünden yaptıkları ellerinde patlıyor. bir zengin yatırımcı da çıkıp demiyor ki, şuraya dünyada eşi benzeri görülmemiş bir sanat galerisi yapalım, farklı temada bir müze yapalım, insanların sosyalleşebileceği etkileşimli mekanlar yaratalım diye... varsa yoksa hızlı ve kısa yoldan para kazandıracak avm yapılsın. işin en kötüsü bir şekilde böyle hatalardan geri dönülüyor da bu olanlar çok zaman ve para kaybettiriyor. israf olunanlar düşünüldüğünde neler yapılırdı neler!

    bir diğer benzeri için;
    (bkz: demirören avm)