şükela:  tümü | bugün
  • cheat kodlarıyla çok matrak olan bir oyundu...
    yok yanlış oldu: cheat kodlarıyla daha da matrak olan bir oyundu...
  • dma design daha once hep yaptigi gibi yepyeni mukemmel bir fikirle cikardigi araba hirsizligi oyunu.. mukemmel oynanabilirlik mukemmel grafikler mukemmel dizayn, $aane muzik (64ler'deki herhangi bir oyun tanitimi gibi oldu).. network kodu biraz daha hizli olsaydi harddiskimde readonly duran bir oyun olabilirdi..
  • ikincisi harika olan oyun; seneryo çok kuvvetlendirilmiş, şehirler kompleksleşmiş, oyundaki özgürlük artmış, tek gangster siz değilsiniz, çeteler sizi beğenmezler ise işinizi bitirebiliyorlar, oyunun ortasında çocuğun biri gelip cüzdanı çarpabiliyor, polisler daha eğlenceli, fazla bela çıkartırsanız swat takımları geliyor o da olmazsa fbi geliyor, olmadı army geliyormuş ben göremedim daha.. hm başka, artık oyun bir araba hırsızlığı değil daha çok çete savaşı gibi olmuş, son olarak demodaki japon karı gördüğüm en güzel japon karı..
  • ikincisinin cd kapagi manyakti ustunde cecenistan/kosova askeri tipinde bi eleman var
    uzaktan gordugumda hmm cecenistan direnisini baz alan bi oyun mu yapmislar aceba strajimidir diye elime alip sasirmistim tabii de
  • üçüncüsü tamamen 3d olacak...
  • en iyi oyun muzigi odulunu alan pc oyunu.
  • grand theft auto 3 de hem gelenegi bozmamislar hemde grafik hadisesini asmislar... sevenleri icin inanilmaz basarili olmus... oyleki, polisten kacarken taxi calip, caldiginiz taxi ile musteri alip para kazanma olayi yada arabaya aldiginiz is kadinini (!) ormana goturup fizibilite calismasi yapma varyetesi bile var...
  • ilk grand theft auto'da yanarak önenler 'eheeyaaa' diye yaratığımsı bir ses çıkarıyolardı. 3 büyük şehir, 6 büyük patron vardı. her şehrin iki bölümü vardır. new york'ta bir görev vardı, patlayıcı dolu kamyonu apartmanın altına bırakıyordun, bödöm diye patlıyordu kamyonla birlikte bütün bina da havaya uçuyordu. ilk kez duyduğumda havaya fırlamıştım, çünkü bu patlama sesi oyundaki en şiddetlisiydi, esaslıydı. sonra miamideki görevler pek zordu, limuzin çalıp striptizciyi klubün önünden alıyordun, bu patronun metresiydi galiba patron da kendisini aldattığı için ölmesini istiyordu, önceden bomba tesisatı ayarlıyordun limuzin için, kapının önünden aldığın aldan itibaren 7 saniyelik bir süren vardı, o süre içinde patlatman lazımdı, 7 saniyeyi geçerse kız farkediyor mission failed oluyordu, diğer görevler de feci zordu bazılarını çok kasman lazımdı. san andreas'taki bölümlerin %90'ına yakını zaman içeren görevlerdi, onun için ekran başında az küfür etmemiştim.. yine de bu şehrin ilk bölümünde yani mandarin mayhem'deki yakuza görevleri oldukça zordur..
    bir sürü bug vardı oyunda, liberty city'nin sanırım doğu tarafında bir yerlerde apartmanın dibine kadar gittiğin zaman yeraltına iniyordun, bir arkadaşım san andreas'ta marinada bot gördüğünü iddia etmişti, bir başka arkadaşım da liberty city'de bir apartmanın çatısında helikopter'e rastladığını... bir de bir sürü fantazi yaratmıştım oyunda, trenden inenlerle birlikte treni de patlatırdım. bunun için tren yolunu arabalarla döşerdim , ama ölmeden tabii, zira 'takadatakada' diye ses çıkarıyo araç, en sonunda da bumluyo. trenin ilk vagonu yanardı genellikle ikinci vagondan çıkanların çıktığı yerin yanına hemen büyük bir tanker koyar veya olmadı itfaiye arabası, tam çıktıklarında patlatırdım bazukayla tankeri, yana yana kaçışırlardı etrafa, bazıları raylara atlayıp çarpılırlardı. sonra polisler olay mahalline gelir onlara da birkaç bazuka sallar onları da yakardım, turuncu adamlara gider sataşır onları da tankerin yanına çeker hepimiz birlikte patlardık, ya da direkman ezerdim hepsini sırayla. bazen çok ciddi kullanırdım arabayı, taksi alırdım altıma, müşteri indirir bindirirdim, ya da otobüsle gezip duraklarda dururdum, metro pek eğlenceliydi, geri geri gider karşıdan gelen trenle çarpışırdım. sonra san andreas'ta ki golden gateden atlardım, ama atlamadan önce bir kaç araba patlatırdım yine de. buraya ulaşan otoyolların üzerinde bi sürü köprü vardı, bu köprülerin üzerlerine arabalar veya tankerler koyar sonra bunları başka bir araba yardımıyla itekleyerek aşağıdan geçen arabaların üzerine salardım, sonra her taraf, ben de dahil alevler içinde kalırdı. sonra yine bu şehirde el burro adında bi gay vardı, girmeden önce dükkanının içine bi iki tane roket salladığımı, sonrada adamın kırmızı elbisesi ve kel kafasıyla oradan yanarak çıktığına şahit oldum, ama her şehirde bunlardan vardı görevleri bitirince ona gidiyordun, öldürürsen patron sana 'iş miş yok lan, de get hadi' diyordu. pek eğlenceli oyundu bu gta. şimdilerde yeniden oynamaktayım.
    bitirmeden önce son bir bilgi vereyim: oyuna ilk başladığım zamanlar san andreas'taki rayları görüp sokak sokak tramvay vagonu aramış bulamamıştım, meğer tramvaylar sadece amerikan versiyonlarında kullanılabiliyorlarmış..
  • filmi de vardı bunun. 1977 yapımı, cannonball run tarzı on-the-road filmlerdendir. 'neşeli günler'den tanıdığımız ron howard hem yönetmiş, hem de başrolde oynamıştır. sanırım oyunu yaratanlar ilhamı bu filmden almışlardır. çünkü fragmanında gördüğüm kadarıyla filmde araba kazası ve kovalamaca unsurlarından başka birşey yok.
  • (bkz: vice city)
    (bkz: liberty city)
    (bkz: san andreas)