şükela:  tümü | bugün
  • napoleon bonaparte'in ordusuna verilen isimdir. levee en masse'in en buyuk ornegini teskil eder.
  • manası büyük ordu olan napoleon ordusu.şöhretini rusya seferi sırasında kazanmıştır.rusya seferi sırasında mevcudu 450 bindi.
  • general bonaparte ile kah çekya'da kah avusturya'da kah almanya'da kah rusya'da kah ispanya'da ve son olarak da waterloo'da savaşan ve kapanışı yapan yedi düvele kafa tutmuş büyük ordudur.mottosu değer ve disiplindir
  • dünyaya hükmetmek isteyen her imparatorun sahip olmak isteyeceği en mükemmel ordulardan birisi. napolyon gibi dahi bir kumandanın kurduğu gelmiş geçmiş en donanımlı ve yetenekli kuvvetlerden oluşan bir savaş makinesi.

    napolyon savaşları sırasında napolyon bonapart tarafından komuta edilen ordudur. 1805'ten 1809'a kadar grande armée, fransız imparatorluğuna, avrupa kıtasında eşi benzeri görülmemiş bir dizi tarihi zafer yaşatmıştır. günümüzde dahi, bir araya getirilmiş en büyük ordulardan biri olduğu kabul edilen napolyon'un grande armée'si, 1812 seferi ile giriştiği rusya'nın işgali sırasında korkunç kayıplar yaşadı ve bu seferden sonra taktiksel üstünlüğünü asla tekrar kazanamadı.

    1805 yılında, napolyon'un ingiltere'nin işgali için ingiliz kanalı'nın fransa sahilinde topladığı fransız ordusu yeniden adlandırılmıştı. napolyon daha sonra fransa'ya karşı oluşturulan üçüncü koalisyonun bir parçası olan avusturya ve rusya tehditlerini ortadan kaldırmak için orduyu oradan doğuya ilerletti. bundan sonra bu isim, 1805, 1807, 1809, 1812 ve 1813-14 seferlerinde ana fransız ordusu için kullanıldı. bununla birlikte pratikte, grande armée terimi, napolyon'un 19. yüzyılın başlarındaki seferlerinde topladığı tüm çokuluslu kuvvetleri ifade etmek için de kullanılmıştır.

    ilk grande armée, napolyon'un mareşallerinin ve kıdemli generallerin komutasındaki altı kolordudan oluşuyordu. napolyon, rus ve avusturya ordularının 1805'in sonunda fransa'yı istila etmeye hazır olduğunu öğrendiğinde, grande armée, ren nehri boyunca hızlı bir şekilde güney almanya'ya gitti ve napolyon'un ulm, austerlitz ve jena'daki zaferleri almasını sağladı.

    napolyon gücünü avrupa'ya yayarken, ordu da eşit oranda büyüyordu. 1812'deki rusya seferi başlangıcında, orduya 680.000 asker daha katılmıştı ve artık grande armée, ulaştığı en büyük rakam olan 1.000.000 askerlik bir kuvvetteydi. birlikler, bir polonya kolordusu ve bir avustralyalı general hariç, fransız generaller tarafından yönetiliyordu. devasa büyüklükteki bu çokuluslu ordu, yavaş yavaş doğuya yürüdü ve ruslar da bu yaklaşan orduya karşı sürekli geri çekildi. borodino muharebesi zaferi ve smolensk'in alınmasından sonra napolyon ve grande armée'nin bir kısmı, 14 eylül 1812'de moskova'ya ulaşmıştı. ancak ordu, ruslarla aralarında vuku bulan savaştan kaynaklanan ölüm ve yaralanmalar ile hastalık nedenleriyle çok şiddetli bir şekilde sayıca azalmıştı. ordu ve napolyon, bir ayını moskova'da fatih olarak geçirdi ama nihayetinde batıya geri dönmek zorunda kaldı. soğuk algınlığı, açlık ve hastalıktan iyice kırılan grande armée, düzensiz kazak-rus birlikleri tarafından sürekli taciz edildi ve böylece grande armée, bir savaş gücü olmaktan artık uzaklaştı. rusya'dan dönebilen ordunun mevcudu yalnızca 120.000'di* (önceki kaçaklar hariç) ve bu 120.000'in 50.000'ini avusturyalı, prusyalı ve diğer almanlar, 20.000'ini lehler ve sadece 35.000'ini fransızlar oluşturuyordu.

    napolyon 1813’te leipzig’de, 1814’te fransa’nın müdafaasında ve 1815’te waterloo muharebesi'nde kullandığı yeni bir ordu daha kurdu fakat napolyon’un fransız ordusu hiçbir zaman haziran 1812’deki grande armée’nin devasa boyutuna ulaşamadı.

    ordunun tarihi
    1804-06
    grande armée, aslen 1803'te boulogne limanında ingiltere'nin işgaline yönelik l'armée des côtes de l'océan* olarak kuruldu. 1804'te napolyon'un fransız imparatoru olarak taç takmasını takiben, üçüncü koalisyon ona karşı kuruldu ve la grande armée 1805'te, başkomutanının emri ile yüzünü doğuya doğru çevirdi. ağustos ayının sonunda grande armée, boulogne kampından ayrıldı ve general karl mack'ın avusturya ordusunu ulm kalesinde çevreleyen hızlı bir yürüyüşle kuşattı. ulm seferi, sadece 2 bin fransız askerinin kaybı karşılığında 60.000 avustralyalı esir ile sonuçlandı ve kasım ayında viyana alındı. bununla birlikte avusturya, sahada bir ordusu daha olduğu için teslim olmayı inatla reddediyordu. ayrıca, avusturya'nın müttefiki ruslar, henüz harekete geçmemişti, yani savaş bir süre daha devam edebilirdi. gelin görün ki, işler kararlı bir şekilde 2 aralık 1805'te austerlitz muharebesi'nde belirlenmişti. sayısal olarak daha güçsüz olan grande armée, donanım ve tecrübe üstünlüğü ile çarı i. aleksandr'ın önderliğindeki rus-avusturya ordusunu yendi. çarpıcı zafer 26 aralık 1805'te pressburg antlaşması ile taçlandırıldı ve ertesi yıl kutsal roma imparatorluğu dağıtıldı.

    orta avrupa’daki fransız gücünün endişe verici artışı, bir önceki yılın çatışmalarında tarafsız kalan prusya’yı rahatsız etmişti. diplomatik görüşmelerin ardından prusya, rus askeri yardım vaatlerini güvence altına aldı ve böylece fransa'ya karşı dördüncü koalisyon 1806 yılında kurulmuş oldu. prusya ordusu, belli aralıktaki mesafeleri destekleyerek öncü, arka koruma veya yan güçler haline gelerek üçüncü koalisyon ordusunun en önemli gücünü oluşturdu. prusya'nın dahil olmasıyla beklentiyi yükselten koalisyon ordusu, her ikisi de 14 ekim 1806'da başlayan jena muharebesi ve auerstadt muharebesi'nde grande armée'ye ağır bir şekilde yenildi. fransızlar, 140.000 prusyalıyı esir aldi ve yaklaşık 25.000 prusyalı öldü veya yaralandı. auerstadt'taki zaferin mimarı olan demir mareşal lakaplı louis-nicolas davout'ya başarısı sayesinde, imparator tarafından iii. kolordusu ile berlin'e ilk yürüme onuru verildi. bir kez daha fransızlar, müttefikler kapılarına gelmeden önce düşmanlarını yendi ve bir kez daha, bu zafer avrupa'ya barışı getirmedi.

    1807-09
    napolyon, dikkatini bir önceki bozgundan arta kalan prusya ordusunun ruslarla birleştiği yer olan polonya'ya çevirdi ancak polonya'ya yürüyen grande armée, zorlu bir kış seferi ile karşı karşıyaydı ve sefer, 7-8 şubat 1807'de eylau muharebesi ile daha da kötüye giden bir çıkmaza dönüştü. bu muharebe, grande armée'nin ilk kez net sonuç alamadığı muharebeydi. sefer, aynı senenin baharında da devam etti ve alman general levin august von bennigsen'in rus ordusu, 14 haziran 1807'de friedland muharebesi'nde sağlam bir şekilde mağlup edildi. bu zafer, temmuz ayında fransa ile rusya arasında tilsit antlaşması'nın imzalanmasına neden oldu ve napolyon'u kıtada düşmansız bıraktı.

    portekiz’in kıta ablukası’na uymayı reddetmesi, 1807’nin sonunda sert bir şekilde grande armée'nin seferine maruz kalmasına neden oldu. bu sefer altı yıl sürecek olup, birinci imparatorluğun büyük miktarda insan gücü ve kaynağını tüketmesine neden olan yarımada savaşı'nın* başlangıcı olmuştur. fransızlar, 1808'de ispanya'yı işgal etmeye çalıştı ancak bir dizi felaket, napolyon'un yılın ilerleyen zamanlarında savaşa bizzat müdahale etmesine neden oldu. 125.000 kişilik grande armée, burgos kalesini ele geçirmek, somosierra muharebesi ile madrid'e giden yolu temizlemek ve ispanyol ordularını geri çekilmeye zorlamak için ileri yürüdü. daha sonra general sir john moore’un ingiliz ordusuyla temasa geçtiler ve ingilizler, 16 ocak 1809’da corunna muharebesi’nde kahramanca savaşmalarına rağmen iber yarımadası’ndan çekilmek zorunda kaldılar. sefer başarılı oldu ama yine de fransızların güney ispanya'yı işgal edebilmesi biraz zaman alacaktı.

    bu arada toparlanmaya çalışan avusturya, yeni bir muharebeye hazırlanıyordu. doppelkaiser franz'ın sarayındaki savaş şahinleri*, franz'ı, fransa'nın ispanya ile meşgul olmasından yararlanmaya ikna etti. nisan 1809'da avusturyalılar, seferi, resmi bir savaş ilanı vermeden fransızları şaşırtarak başlattılar ancak kazanımlarından yararlanmak için çok yavaş davrandılar ve napolyon'un paris'ten gelişi, sonunda durumu dengeledi. avusturyalılar eckmühl muharebesi'nde yenildiler, tuna nehri'nden kaçtılar ve ratisbon kalesini kaybettiler. ancak yine de uyumlu ve mücadele gücü olarak kaldılar, bu da sorunu çözmek için daha fazla sefer yapılması gerektiği anlamına geliyordu. fransızlar viyana’yı ele geçirdi ve tuna’yı avusturya başkentinin güneydoğusundaki lobau adasından geçmeye çalıştılar, ancak grande armée’nin ilk yenilgisi olan aspern-essling muharebesi'ni kaybettiler. nehrin üstünden geçmek için yapılan ikinci bir girişim, temmuz ayında fransızların muzaffer olduğu iki günlük wagram muharebesi ile daha başarılı oldu ancak avusturyalılara 40.000 zayiat verdiren grande armée, 37.000 kişilik bir kayıp yaşamıştı. yenilgi, avusturyalıların moralini o kadar ağır bir şekilde bozdu ki, kısa bir süre sonra bir ateşkes antlaşmasına razı oldular. ekim 1809'da schönbrunn antlaşması imzalandı ve grande armée, beşinci koalisyonu sona erdirmiş oldu. avusturya imparatorluğu, antlaşmanın sınır değişiklikleri sonucunda üç milyon vatandaşını kaybetti.

    1810-12
    kıtada, ispanya hariç üç yıl sürecek bir sükunet yaşanmıştı. bununla birlikte, rusya ile olan diplomatik gerilimler o kadar şiddetli hale geldi ki, iki ülke sonunda 1812'de savaşa girdiler. 25 haziran 1812'de, rusya işgalinden önce, toplam 685.000 askerin daha katıldığı grande armée şu milletlerden oluşuyordu:
    410,000 fransız
    95,000 polonyalı
    35,000 avusturyalı
    30,000 italyan
    24,000 bavyeralı
    20,000 sakson
    20,000 prusyalı
    17,000 vestfalyalı
    15,000 isviçreli
    10,000 danimarkalı ve norveçli
    4,000 portekizli
    3,500 hırvat
    2,000 irlandalı

    yenilenen grande armée, önceki halinden biraz farklıydı; ordunun üçte birinden fazlası, fransa'nın kuklası haline getirdiği uydu devletlerden toplanan yabancılardan oluşuyordu. devasa büyüklükteki grande armée 23 haziran 1812'de niemen'i geçti ve napolyon, hızlı bir yürüyüş ile bu dev savaş makinesini, mikhail barclay de tolly ve pyotr bagration komutasındaki iki ana rus ordusu arasına yerleştirmeyi umuyordu. bununla birlikte napolyon'un kıskacından kurtulmak için kaçan rus ordusu, bu kıskaçtan tam üç kez kaçmayı başardı ve sıcak bir temas sağlanamadı, ta ki moskova'nın savunması için son bir çatışma, 7 eylül 1812'de borodino'da vuku bulana dek. borodino muharebesi'nde grande armée, kanlı ama tartışmalı bir şekilde, adeta bir pyrrus zaferi kazanmıştı. borodino'dan yedi gün sonra grande armée, moskova'ya girdi girmesine ama şehir büyük ölçüde boşaltılmıştı. napolyon'un askerleri, kundakçıları avlarken ve moskova'nın tarihi bölgelerini korurken yangınlarla uğraşmak zorunda kalıyorlardı. napolyon ve ordusu, boş umutlarla çar'ın fransızlarla barış antlaşması talep edeceğini bekleyerek bir aydan fazla bir süreyi moskova'da geçirdi. bu çabalar başarısız olduktan sonra fransızlar, 19 ekim’de moskova'dan yola çıktı ve zafer ümitleri boşa düşmüş bir şekilde evin yolunu tuttular. belirtmeden olmaz; general kış hazretleri yüzünden fransızların kırıldığı destanı popüler olsa da, fransız ordusunun yarısından fazlası yaz aylarında kaybedilmişti. geri çekilirken grande armée'ye yakınlaşan rus orduları tarafından fransızlar defalarca tacize uğradı. michel ney, büyük bir cesaret örneği gösterek grande armée'nin peşine takılan ruslara karşı bir hat arkası koruma manevrası gerçekleştirdi ve mareşal ney'in kolordusu berezina'ya ulaştığında yalnızca 49.000 asker ve 40.000 binek hayvan mevcudiyeti kalmıştı. berezina muharebesi ve jean baptiste eblé'nin muharebeye katılımı ile grande armée'nin son kalıntıları kurtarılmış oldu. napolyon paris'e ulaşıp yeni askeri ve siyasi oluşumları düzenlemek için adamlarını terk etti. ilk istila kuvvetini oluşturan 680.000 askerden sadece 93.000'i hayatta kalmıştı.

    1813-15
    rusya’daki felaket, almanya ve avusturya’da fransız karşıtı düşünceleri daha da harladı. altıncı koalisyon kuruldu ve almanya yaklaşmakta olan seferin merkezi ve hedefi oldu. napolyon yeni ordular oluşturdu ve lützen* ile bautzem * muharebelerinde bir dizi zaferle, seferi başlattı. ancak rusların sefere katılması ardından, fransız süvari kalitesinin kayıplar ve tecrübesiz yeni birlikler yüzünden düşmesi nedeniyle ve bazı alt düzey mareşallerin yanlış hesaplamaları ile birlikte, bu zaferlerin savaşı kalıcı olarak fransa lehine sonlandıracak kadar belirleyici olmadığı ve sadece bir silahlanma sağladığı gün gibi ortaya çıktı. napolyon bu sakinlik zamanını, grande armée'nin miktarını ve kalitesini artırmak için fırsat bilip zaman kaybetmeden bu yönde çalışmaya başladı ancak avusturya'nın koalisyona katılmasıyla, fransa'nın stratejik durumu daha da kasvetli hale geldi. sefer ağustos ayında, iki günlük dresden muharebesi'nde gelen fransız zaferiyle kaldığı yerden devam etti. bununla birlikte, napolyon'un bizzat kumanda ettiği ordu ile doğrudan temasa girmekten kaçınmak ve ast mareşallerine odaklanmak isteyen koalisyon güçleri, trachenberg planını devreye soktu ve fransızlara karşı katzbach, kulm, grossbeeren ve dennewitz muharebeleriyle zaferler kazandı. büyüyen koalisyon kuvveti ve grande armée, sonunda leipzig'deki üç günlük ünlü uluslar muharebesi'ne* giriştiler. fransızlar, elster nehri'nin üzerindeki bir köprüyü, diğer tarafında 30.000 fransız askerini bırakarak erkenden yıktı ve bu durum grande armée'yi iyice zayıflattı ancak sefer, fransızların hanau'daki geri çekilmelerini engellemeye çalışan yalnız bir bavyera ordusunu imha ettiği zaman muzaffer bir şekilde sona erdi.

    napolyon’un 1813’ün sonunda senato’ya söylediği "büyük imparatorluk bu andan itibaren yok. savunmamız gereken artık fransa’nın kendisidir," sözü, durumun ciddiyetini özetlemeye yetmişti. grande armée'nin zayıflaması, fransa'yı artık korunmasız bırakıyordu. koalisyon orduları pireneler'den, kuzey italya'nın ovalarından ve fransa'nın doğu sınırlarından fransa'ya doğru hareket ediyordu. sefer, napolyon'un la rothière muharebesi'nde yenilgiye uğramasıyla uğursuz bir şekilde başladı ancak hızla eski ruhuna büründü. 1814 şubat'taki altı gün seferi'nde 30.000 kişilik fransız ordusu, kendi 2.000 kaybına karşı, gebhard leberecht von blücher'in dağınık kolordusuna 20.000 zayiat verdirdi. napolyon daha sonra güneye yöneldi ve montereau muharebesi'nde schwarzenberg prensi karl philipp'i mağlup etti. ancak bu zaferler dahi böyle kötü bir durumu düzeltemedi ve fransızların laon muharebesi ve arcis-sur-aube muharebesi'ndeki yenilgileri iyice moral bozdu. mart ayının sonunda, paris koalisyon kuvvetlerince düşürüldü. napolyon savaşa devam etmek istedi ancak mareşalleri, fransız imparatoru'nu 6 nisan 1814'te görevden almak için baskı yaptı.

    şubat 1815'te elba'dan döndükten sonra napolyon, imparatorluğunu güvence altına almak için yenilenmiş bir grande armée ile bir sefer yapma planlarıyla meşguldü*. 1812'den bu yana ilk kez kuzey ordusu, yaklaşmakta olan sefer için komuta edilecekti. bu ordu, oldukça profesyonel ve yetkindi. napolyon, ruslar ve avusturyalılar gelmeden önce belçika'daki wellington dükü* ve blücher'in komutası altındaki koalisyon ordularını ayrı ayrı yakalamayı ve yenmeyi umuyordu. 15 haziran 1815'te başlayan sefer, başlangıçta başarılı oldu ve 16 haziran'da grande armée'nin prusyalılara karşı ligny muharebesi'nde zafer kazanmasına yol açtı. bununla birlikte asker, donanım olarak zor şartlar altındaydı ve kötü komutanlar, tüm sefer boyunca fransız ordusu için birçok soruna yol açtı. emmanuel de grouchy'nin prusyalılara karşı ilerlemesini geciktirmesi, blücher'in ligny yenilgisinden sonra ordusunu toplamasına neden oldu. blücher ve ordusu, napolyon ve grande armée'si için kesin bir yenilgiye yol açan waterloo muharebesi'nde, wellington'a yardım etmek için hızla ilerledi. waterloo'da yenilen grande armée, artık fransa'yı ve napolyon'u koruyamayacaktı.

    komuta sistemi
    18. yüzyılın sonlarından önce, askeri istihbarat, lojistik, planlama veya personel gibi askeri işlevlere yönelik neredeyse hiçbir örgütsel destek yoktu. kuvvet komutanları, genellikle belirli bir görev için eğitilmemiş veya atanmamış astlarından aldıkları gayri resmi yardımlarla, birlikleri için bu tür işlevleri üstlenirlerdi.

    bir genelkurmay'ın ilk modern kullanımı, fransız devrim savaşlarında, general louis alexandre berthier'in (daha sonra birinci imparatorluk mareşali) 1795'te fransa'nın italya ordusu* genelkurmay başkanı olarak atanmasıydı. berthier, kendisine destek olan iyi organize olmuş bir hiyerarşi sistemi kurmuştu. napolyon bonapart ertesi yıl italya ordusu'nun komutasını devraldı ve berthier'in sistemini takdir ederek devam ettirdi.

    grande armée'nin kurmayları, imparatorluk merkez karargahı olarak biliniyordu ve iki ana bölüme ayrılmıştı: napolyon'un military household'u* ve ordu merkez ofisi. merkez karargaha bağlı olan üçüncü bir bölüm, ordunun idari kadrosunu sağlayan intendant général * idi.

    napolyon'un ordu meclisi
    maison militaire de l'empereur, napolyon'un kişisel askeri personeliydi. imparatora doğrudan bağlı olan aide-de-champlar *, düşman hakkında istihbarat toplayan casuslar ve topoğrafik keşiflerde kullanılan memurlar (1809'a kadar) da bu birimdendi. buna ek olarak, sarayın büyük mareşali ve grand écuyer** de bu haneye mensuptu.

    imparatorun yaverleri çoğunlukla sadık ve deneyimli generaller veya zaman zaman italya veya mısır seferlerinden tanıdığı diğer kıdemli subaylardan oluşuyordu. hepsi cesaretleriyle ünlüydü ve kendi hizmet dallarında uzmandı. doğrudan imparatorun gözetiminde çalışan bu subaylar, bazen geçici birimlerin veya formasyonların emrine atanırlardı veya diplomatik görevlerle görevlendirilirlerdi. asıl görevleri, çoğu zaman detaylı denetleme turları ve uzun mesafeli keşifler yapmaktı. imparatorun emrini bir ordu komutanına iletmekle görevlendirildiklerinde, bu emirler yazılı olmak yerine genelde sözlü olurdu. imparatorun atadığı yaverler o kadar etkiliydi ki “napolyon’un gözü ve kulağı” olarak kabul edilirlerdi ve hatta mareşaller, yaverlerin tavsiyelerine uyup işlevlerinden dolayı kendilerine saygı konusunda kusur etmezlerdi.

    29 nisan 1809'da imparatorun bir kararnamesi ile yaver hizmetleri düzenlendi. her sabah 7'de yaver ile personelinin görev süresi biterdi ve gelecek 24 saat boyunca yetkiyi alan yeni yaver, imparatora kendi emrindeki personelin bir listesini vererek göreve başlardı. her yaver, günü 3 eşit parçaya bölerek kendi personeliyle ordudaki teftişleri yapar, raporları tutar ve imparatorun emirlerini iletirdi. sayıları zaman zaman değişiklik gösterirdi ancak toplamda 37 subay imparator'a yaver olarak atanmıştı ve normal zamanlarda aktif olanların sayıları 12 ile sınırlandırılmıştı. bu memurların her biri general üniforması giyerdi ancak görevleri belli olsun diye sembolik olarak altın aiguilette takardı. imparator’a yaver olarak atanan kişinin görevi, imparator hüküm sürdüğü müddetçe devam etmezdi; bir yavere saha komutanlığı, valilik vb. gibi başka bir pozisyon verilebilirdi ve yaverliğe geri çağrılana kadar yaver pozisyonundan çıkarılırdı.

    the officiers d'ordonnance (düzenli memurlar) ise, chef d'escadron*, yüzbaşı veya teğmen rütbesiyle, ast kademeli yaverler olarak düşünülebilir. onlar da keşif ile teftiş gibi özel görevlerde ve ayrıca yazılı emirlerin iletiminde kullanılıyordu. 1806'da bu memurluk oluşturulduğunda, imparatorluk muhafızları'na* bağlıydılar; 1809'da askeri statülerini korurken, imparatorun ordu meclisindeki grand écuyer'in komutası altına alındılar. hizmetlerini düzenleyen kararnameler 15, 19 ve 24 eylül 1806'da ve son olarak 19 eylül 1809'da imzalandı.

    ordu merkez ofisi
    imparatorun ordu meclisi'nin yanı sıra, tamamen bağımsız bir örgüt olarak işlevde bulunan grand état-major général (ordu merkez ofisi) vardı. napolyon ve berthier'in ilk işbirliğinden itibaren, bu birimin organizasyonu az çok sabitti ve imparatorluğun sonraki seferlerinde yalnızca ufak değişiklikler görecekti. ordu merkez ofisi, general'in heyetini ve dört işlevi içeriyordu: manevralar, müdüriyet, muhasebe ve istihbarat (savaş emirleri). tümgeneralin ayrıca generaller ve ast rütbe subaylardan oluşan kendi özel askeri personeli vardı. generalin rütbesi, nihayetinde emrindekilerle birlikte genelkurmay başkanı gibi bir rütbeye denk gelecek şeklinde düzenlendi ve napolyon'un en güvendiği adam olan mareşal berthier, bu görevi 1796'dan 1814'e kadar sürdürdü.

    genelkurmay başkanlığı'nın grande armée'deki yeri, napolyon'un tüm büyük seferlerinde yer alan mareşal louis alexandre berthier ile neredeyse eşanlamlı hale gelmişti. merkez ofis, berthier'in kendine has etki alanıydı ve imparator bu sınırlamaya saygı duyuyordu. personeli sadece berthier'den emir alırdı ve hatta napolyon bile bu devasa görevlere müdahale etmezdi; verdiği emirleri yaverlerine yazdırırken ve iletirken berthier'in özel kadrosuna asla dokunmazdı. berthier, imparatorun operasyon lideri olduğundan, kendisinin işinin napolyon'un stratejik niyetlerini özümsemek, onları yazılı emirlere dönüştürmek ve azami hız ve netlikle yürürlüğe koymak olduğu söylenebilir. ayrıca imparator adına, generallerin raporlarını alır ve gerektiğinde onları napolyon adına imzalardı. tek şart; iyi ya da kötü olan her şey hakkında ayrıntılı raporlar berthier'e gönderilecek ve o da sırayla en önemlilerini seçip imparator'a iletecekti, napolyon'dan hiçbir şey gizlemeyecekti.

    organizasyonu
    grande armée'in başarısındaki en önemli faktörlerden biri, üstün ve oldukça esnek olan organizasyonuydu. birimler, her biri 10.000 ila 50.000 arasındaki bir sayıya sahip olan ve ortalama büyüklüğü yaklaşık 20.000 ila 30.000 asker olan birkaç kolordudan (genellikle beş ila yedi) oluşurdu. armée'nin bu kolorduları, bütün ordu birimlerinden ve destek hizmetlerindeki elemanlardan oluşan, kendi kendine yeten, bir araya geldiğinde aldığı devasa boyuta göre nispeten daha küçük ama kombine silahlı ordulardı. tamamen bağımsız operasyonlar yapabiliyor ve lojistik alıp kendilerini savunabiliyorken, kolordular genellikle birbirlerine yakın konumda savaşır ve birbirlerinin en fazla bir günlük yürüyüş mesafesinde hareket ederlerdi. kolordular, hydra kafaları gibi diğer kolorduya yakın konumda bulunup ayrı ayrı tehlike arz ederlerdi ve genellikle geniş bir cephede ayrı yollar izlerlerdi. bu ayrı yürüyüşler, lojistik hatlarını daha küçük tutup daha az sarf malzemesinin taşınmasına izin verirdi ve böylece sabotajdan da asgari zarar görürlerdi. dağılma ve ani taarruz yapan grande armée, manevra hızıyla rakip orduları her seferinde şaşırtmayı başarabilmişti. büyüklüğüne ve misyonunun önemine bağlı olarak herbir kolordu, mareşal veya tümgeneral tarafından yönetilirdi.

    -ara liste-
    (bkz: napolyon'un mareşalleri)*
    louis alexandre berthier
    joachim murat
    bon adrien jeannot de moncey
    jean-baptiste jourdan
    andré masséna
    pierre françois charles augereau
    jean baptiste bernadotte
    guillaume marie anne brune
    jean de dieu soult
    jean lannes
    édouard adolphe casimir joseph mortier
    michel ney
    louis-nicolas d'avout
    jean-baptiste bessières
    françois christophe de kellermann
    françois joseph lefebvre
    dominique catherine de pérignon
    jean-mathieu-philibert sérurier
    claude victor-perrin
    jacques macdonald
    nicolas charles oudinot
    auguste frédéric louis viesse de marmont
    louis gabriel suchet
    laurent de gouvion saint-cyr
    józef antoni poniatowski
    emmanuel de grouchy

    napolyon, kolordu komutanlarına büyük bir güven duygusu besliyordu ve stratejik hedeflerinin ana hatları dahilinde hareket etmeleri ve başarmak için birlikte çalışmaları şartıyla, mareşallerine genellikle geniş bir hareket özgürlüğü sunmuştu. ancak memnuniyetini sağlayamadıkları zaman, onları uyarma veya azletme konusunda tereddüt etmeyecek ve çoğu durumda, kolordularının komutasını bizzat kendisi üstlenecekti. kolordular ilk olarak 1800'de, general moreau, ren ordusu'nu* dört kolordu'ya böldüğünde ortaya çıktı. ancak bu kolordular, 1804 yılında napolyon'un onları daimi birlikler ilan etmesine kadar sadece geçici gruplardı. napolyon ayrıca, yalnızca süvarileri içeren ayrı kolordular kurdu, böylece süvariler, piyade veya toplar yüzünden yavaşlatılmadan daha hızlı bir şekilde hareket edebilecek ve hedefe kilitlenebileceklerdi.

    kolordu'nun ana avcı birlikleri, genellikle 4.000 ila 10.000 piyade veya 2.000 ila 4.000 süvari grubundan oluşan bölümlerdi. bunlar sırasıyla iki tugaydan ya da üç veya dört alaydan oluşuyordu ve her biri 24 ila 32 toptan oluşan bir topçu tugayıyla destekleniyordu. her bir tugay, genel bir kolordu tarafından yönetilmesinin yanı sıra, aynı şekilde bağımsız eylemler yapabilen kalıcı idari ve operasyonel birimlerdi.

    grande armée'nin kuvvetleri
    imparatorluk muhafızları*
    fransa'nın imparatorluk muhafızları*, zamanının en seçkin askeri kuvveti idi ve garde du directoire* ve garde consulaire'nin* büyütülmüş haliydi. tam anlamıyla piyadesi, süvarisi ve topçusu ile bir grande armée kolordusu idi. napolyon, imparatorluk muhafızları'nı, tüm orduya örnek olması adına özellikle iyi eğitti ve tam bir donanım sağladı. kendisinin önderlik ettiği birkaç seferde yanında yer alıp korumaya ant içtikleri imparatorla birlikte savaştığından beri, muhafızlar tamamen sadık bir güçtü. piyade kuvveti nadiren toplu halde taarruzda bulunsa da, süvariler, özellikle imha taarruzlarında efektif olarak kullanılmıştı ve dönemin en iyi atlı birlikleriydi.

    muhafızların sayısı
    1800-3,000
    1804-8,000
    1805-12,000
    1810-56,000
    1812-112,000
    1813-85,000 (çoğunlukla genç ve acemiler)
    1815-28,000

    muhafızların piyade birimleri
    eski muhafızlar*
    napolyon'un ordusunda üç ila beş seferde bulunup en uzun süre hizmet veren gazilerden oluşan eski muhafızlar, grande armée'nin seçkin muhafızlarıydı. grenadiers à pied de la garde impériale ve chasseurs à pied de la garde impériale, birimleridir.

    orta muhafızlar*
    en az 3 seferde yer almış kıdemli askerlerden oluşur. fusiliers-chasseurs, fusiliers-grenadiers ve marins de la garde, birimleridir.

    genç muhafızlar*
    başlangıçta, parlak genç subaylarla ve yıllık asker alımlarının en iyileriyle birlikte, en az bir seferde bulunan gazilerden oluşuyordu. muhafızların sayısının azalmasından sonra, neredeyse gönüllü olan her asker alınmıştır. tirailleurs-grenadiers ve tirailleurs-chasseurs birimleridir.

    muhafızların süvari birimleri
    1804'te muhafızların süvarileri, chasseurs à cheval ve grenadiers à cheval ile birlikte küçük bir elit kolluk süvari birliği ve memlüklerin süvari bölüğünden oluşuyordu. ek bir birim, daha sonra dragons de la garde impériale adı ile 1806'da eklenmiştir. 1807'deki polonya seferi ardından polonyalı mızraklı süvariler de, regiment de chevau-légers de la garde impériale polonais adı ile muhafızlara dahil oldu. son ekleme 1810'da, bir başka mızraklı süvari birliği ile, bu kez fransız ve hollandalı acemilerden, 2e regiment a chevau-légers lanciers de la garde impériale veya kızıl süvariler adı ile yapılmıştır. muhafızlık süvarileri, sayısız muharebeye girmiş ve birkaç istisna dışında, gücünü ispatlamıştır. dragons de l'impératice, chevau-légers-lanciers de la garde impériale ve gendarmerie d'elite, birimleridir.

    grande armee'nin diğer birimleri
    piyade
    piyade birimi, belki de grand armée'deki en göz alıcı hizmet kolu olmasa da, savaşın büyük bir bölümünü üstlenen ve performansları zafer ya da yenilgiye direkt etki eden birimiydi. piyadeler, hat piyadesi * ve hafif piyade* olarak iki büyük sınıfa bölünmüştür. hat piyadeleri, grenadier, voltigeur ve fusilier olarak; hafif piyadeler ise, carabinier-à-pied, hafif voltigeur ve chasseur olarak ayrılır.

    süvari
    grande armée'nin, 800-1200 kişilik alaylardan oluşan atlı birimi. hafif süvari ve dragoons alaylarında, her alayın ilk bölüğü, her zaman en iyi adamlar ve atlar ile elit olarak belirlenmiştir. fransız devriminin ardından süvariler, deneyimli aristokrat subayların kaybından en fazla zarar gören ordu birimiydi. devrim savaşları* öncesi ve sırasında fransız süvarilerinin kalitesi büyük ölçüde azalmıştı. napolyon, büyük emeklerle süvari yetiştiriciliğine gereken önemi verdi ve süvarilerini tartışmasız dünyanın en iyi süvarileri haline getirdi. süvariler 1812 yılına kadar, normal seviyenin üzerindeki herhangi bir büyük muharebede yenilmemişlerdi. farklı roller için ağır ve hafif olmak üzere iki ana süvari türü vardı.
    ağır süvariler, carabinier-à-cheval, cuirassier ve dragoon olarak; hafif süvariler ise, hussard, chasseur-à-cheval ve lancier olarak ayrılırdı.

    topçular
    imparator napolyon bonapart, eski bir topçu subayıydı ve “tanrı, en iyi toplarla aynı tarafta savaşıyor” lafı ile topun önemini gayet temiz anlatmıştır. beklenildiği gibi fransız topları, grande armée'nin kuvvetlerinin bel kemiğiydi ve en büyük gücüne sahipti. fransız topları, çoğunlukla fransız piyade veya süvariler hücuma kalkmadan önce düşman hattını yumuşatmak için toplu bataryalarda kullanılmıştır. gerçekten kusursuz bir eğitim almış olan batarya mürettebatı, zayıf gördükleri bir savunma pozisyonunu vurmak için silahları büyük bir hızla hareket ettirebilir ve düşman hatlarında potansiyel bir yarılma sağlayabilirdi.

    üstün eğitimin yanı sıra, napolyon'un topçularının başarı kaynağı jean baptiste de gribeauval'ın fransız toplarına yaptığı sayısız teknik iyileştirmeydi. büyük ölçüde daha hızlı ve daha kolay bir mekanizma kurdu, topları çeken arabaları güçlendirdi ve toplarını standart boyutlu kalibrelerle döktü. genel olarak fransız silahları 4-8-12 poundluk ve 6-inçlik howitzer'lardı. savaşlar sırasında toplar 6-poundluk olarak sabitlendi. koruma amaçlı fransız toplarında pirinç plakalar vardı ve topu çeken arabanın tekerlekleri ve kirişleri zeytin yeşiline boyandı. bir orkestra şefi olan napolyon, destek için topçularını piyade ve süvari birimleri ile tam olarak bütünleştirdi, ancak ihtiyaç olduğunda da bağımsız olarak çalışmalarına imkan tanıdı. iki temel türü vardı: artillerie à pied ve artillerie à cheval.

    lojistik, cephanelik, top treni*, mühendislik, sıhhiye ve iletişim birimleri de ordunun bütün tedariğini, ilerleyişini ve savaşmasını sağlıyordu.

    grande armée, rusya seferi'ni, yarımada savaşı'nı ve kendisine karşı kurulmuş toplamda 5 koalisyonu ve sayısız muharebeyi gördü. bunları karşıladı, saldırdı, göğüs gerdi ve çarpıştı. çoğu zaman kazandı ve bazen de yenildi. yenilgi, imparator ve ordusu için gelmiş olsa da, 14 asil, 1 yedek ve 6 ihtişamlı süvari kolorduları dünya tarihini kökten etkileyen bir dönemin en büyük ve en güçlü ordusu olmamla yetinmeyip, tüm zamanların en iyi orduları listesine de tepeden girmişti.