şükela:  tümü | bugün
  • bilumum şarkı yarışmasında yarışmacıların toplaşıp bekledikleri, adının aksine çoğunlukla da yeşil olmayan oda, salon. özellikle performanslar sonrası ve puanlama öncesinde, yarışmacıları konuştursun tansiyonlarını ölçsün diye yarışma sunucularının dışında özel sunucularla anlamsız konuşmaların yapıldığı iğrenç, sıkıcı gösterimsi bir olaya tanıklık eder bu oda. tüm bu sıkıcılığa rağmen ısrarla her şarkı yarışmasında bu konsepte devam edilir ve biz benzer görüntüleri izlemeye devam ederiz.
  • metal/rock sevenlerin onnelasıdır.
  • bir punk rock grubunun konser için gittikleri salonda neo-naziler tarafından alıkonulması konu edinmiş, şiddet dolu ve karanlık bir jeremy saulnier filmi.

    if istanbul 2016'da gün yüzüne çıkacak ve muhtemel festivalin en enteresan filmlerinden biri olacak.
  • bjj ve pitbull konusunda yasanmisliklar iceren bir film. gerilim/ korku anlaminda basarili buldum ama if istanbul ortaminda bile filmde telefonuyla oynayan tipler gormek can sikici. simdi degilse ne zaman burda degilse nerde adam gibi film seyredeceksiniz amk? disarda gorsen adam sanirsin, baskasini begenmez vs
  • şans vererek izlediğim başarısız film.
  • kısaca özetleyecek olursak; hikayesi tırt olsa da atmosferiyle bir hayli geren film. o yönden takdir edilesi.
  • başarılı gerilim.

    (bkz: gore)
  • atanamayan gerilim filmi
  • derinlikli olmamasına rağmen, olay zinciri, karakterler, diyaloglar ve görüntüler üzerine epey düşünülüp dikkatlice yazılıp yönetildiği anlaşılan başarılı korku/gerilim filmi.

    spoiler ahead.

    dr. gordon freeman'a benzeyen acımasız bir nazi, müzik yaparak üç beş kuruş kazanmaya çalışan salaş ve vurdumduymaz bir grup genci, görmemeleri gereken bir şeye tesadüfen şahit oldukları için öldürüp yok etmeye karar verir.

    leo tolstoy'un savaş ve barış romanında savaş alanında yaralanan bir asker yerde kanlar içinde yatarken yukarıdaki bulutlara bakarak iç çeker ve gözleri kararmadan önce "çocukken annem beni çok severdi, herkes beni takdir ederdi, notlarım yüksekti, kimseye de hiç kötülük etmemiştim, bütün dünya bana dost sanırdım, beni neden vurdular ki?" diye sayıklar şok halinde. bu filmde de bir köşeye sıkıştırılan ve teker teker vahşice avlanan genç çocuklar aynı ruh halindedir. o sıkışmışlık ve o haksızlığa uğramışlık hissini iyi yansıtmış yönetmen.

    kabustan bir türlü uyanamayan ve dört arkadaşını kaybeden iki genç 'oyuna' katılmaya karar verince işin rengi değişir.

    tabi hayatları sonsuza kadar kararmıştır.

    spoiler above.

    garajında kendi arabasının altında kalarak ölen genç aktör anton yelchin'in son işlerinden biri sanıyorum bu film. tengri rahmet eylesin.

    ayrıca: bir adaya düşseniz yanınıza hangi müzisyeni alırsınız? ben sting'i alırdım.