şükela:  tümü | bugün
  • sosyal ve çevresel açıdan zarar verici olduğu gözlemlenen şirketleri, doğru yola döndürme amacıyla girişilen bir nevi temizlik hareketi ve bu düzelmeyi tam anlamıyla gerçekleştiren şirketlere verilen ödül. şirketlerin düzenlemelerinde göz önünde bulundurulan bazı şeyler şirket politikası, güvenilirlik, pr araştırmalarından elde edilen verilere çocukların da katılıp katılmadığıdır.
  • yeşil kapitalizm hakkında gerçekleri söylemek (jane cutter/ çev.: ekoloji kolektifi)

    31 ekim’de, iki ‘greenwash gerillası’ bir çeşit ‘yeşil kapitalizm’ olan karbon ticaretine karşı ülke genelinde göze çarpan ilk protestoyu new york city’deki karbon pazarını anlama konferansını dağıtarak gerçekleştirdi.

    delege olarak sıra alıp 700 katılımcıya ‘gökyüzüne tapu’yu sundular ve karbon ticaretinin küresel ısınma krizine yanlış bir çözüm yolu olduğunu ifşa ettiler. konferans; birleşik devletler’in finansal, kar amacı gütmeyen ve “eko güvenlikli” endüstrilerini yerel bir birleşik devletler karbon ticareti piyasasını desteklemeleri için bir araya getirmişti.

    kyoto protokolü çerçevesinde sera gazlarının azaltımı için sunulan ana mekanizma karbon ticareti. karbon ticareti ayrıca joe lieberman (i-conn.) ve john warner'ın (r-va.) da ana bileşeni. ("america'nın iklim güvenliği hareketi, 2007.")

    protestoculardan jessica star; “karbon ticareti; fosil yakıt endüstrisinin ellerinde bu gezegen üzerindeki yaşamımızın geleceğine ilişkin en kritik kararları alıyor” ; “ öyle bir endüstri ki bizi ilk etapta karmaşaya itiyor” diyor.

    karbon ticareti nedir?

    lieberman-warner tasarısının; sb 2191; çevre senatosu ve kamu hizmetleri komitesi’nden kasım ayında geçmesi bekleniyor. eğer bu tasarı yasalaşırsa sera gazı emisyonlarının ticaretine olanak tanıyan bir sistem yaratacak ve bu 2036 yılına kadar bugünkü kirleticilere bahşedilecek. devamında bu ruhsatlar piyasada kar amaçlı alınıp satılabilecek.

    çevreci bir grup olan ‘friends of earth’; “libermann iklim taslağı amerikan tarihinin en büyük müşterek satışı anlamına gelecek” diyor; değeri yaklaşık 1.5 trilyon dolarla ölçülebilecek.

    libermann taslağı, en büyük seragazı üreticilerine başka yerlerde gerçekleştirilen karbon indirimi projelerini satın alarak, kendi emisyonlarını yeni teknolojiler geliştirerek indirmek yerine, ‘telafi etme’ şansını veriyor. genellikle gelişmekte olan ülkelerde uygulanan karbon dengeleme projeleri söz verilen indirimlerin gerçekleştirilmemesi yönünden eleştiriliyor. çevreci bir kuruluş olan ‘rising tide’a göre; “bu projeler, düşük düzeyde karbon kullanan toplumların, hidroelektrik barajları ya da genetiğiyle oynanmış ürün yetiştiriciliğini içeren büyük ölçekli “temiz gelişme” projeleri emrine geçmelerine olanak tanıyor. uganda’da köylüler kesimine karşı çıktıkları ekim alanlarından atıldıktan sonra tutuklandı hatta öldürüldüler.”

    protestoculardan david lee, “karbon telafisi, 16. yüzyılda katolik kilisesi tarafından satılan günahların affından daha fazlası değil” diyor. “iklim değişikliğini durdurmak için ciddi tedbirler almanın ve bu yanlış çözümlerin bırakılmasının zamanıdır”.

    emisyon indirimi hakkındaki “yeşil kapitalist” yaklaşımlar küresel ısınma krizine neden olan sistemi el değmeden muhafaza ediyor. karbon ticareti; anlamlı emisyon indirimleri sağlayacak karbon emisyonu indirimi teknolojilerinin geliştirilmesi yerine, karbon indirimini piyasanın kaprisine, saçma isteklerine terk ediyor.

    bilim camiası tarafından, küresel ısınmanın denetlenmeyen kapitalist gelişmenin yarattığı karbon emisyonu nedeniyle meydana geldiği çok iyi biliniyor. karbon ticareti, kapitalist ülkelerin, bir yandan karlılıklarını sürdürürken diğer yandan da iklim değişikliği krizine başka bir yön vermelerine olanak tanıyacak bir sistemin geliştirilmesine olanak tanıyor. sadece sosyalist bir ekonomik kalkınmanın çevreyi koruma potansiyeli vardır, çünkü sosyalizm rekabete değil planlamaya dayanır.

    jane cutter
    karbon ticareti konferansı dağıtıldı: 13 kasım 2007, salı

    09.12.2007 tarihinde ekoloji kolektifi tarafından çevirilmiştir. (ekolojistler.org)
  • bir çok otomobil üreticisinin 'çevre dostu' otomobiller ürettiği iddiası bu kapsamda değerlendirilebilir. general motors ürettiği jeeplerin çevre dostu olduğunu iddia ederek, shell ise ürettiği araba yağlarının doğaya zarar vermediğini söyleyerek çevrecilerin büyük tepkisini çekmiştir.
  • bu karbon ticareti/cap and trade sistemleri bence masumlar cunku "cevre dostu" gibi bir yalan ambalajlari yok. halihazirdaki kirletici devasa sirketlere "bu karbonlari 5 sene icinde kesin yoksa size ceza veririm" demek verimsizlige yolacagindan (onlarin nufuzlarini asabilmek ayri bir sorun), bu basitce onlari serbest piyasa kurallari icinde bu yone kanalize etmenin gercekci bir yolu, bir compromise.

    sistemin mantigi da, uzerine manifesto yazilacak kadar curuk degil, basit ve guzel. global bir toplam emisyon seviyesi belirleniyor, bu sinirin altinda kirletme hakki acik arttirmayla satiliyor. sirketlerin yesile donmeleri lehine hem havuc hem sopa var, yani hem karbon kredisi icin harcama yapmalarina gerek yok hem de yeterince "yeserirlerse" kredi satabilirler. bu tasarruflar, yesermenin maliyetinden buyuk olursa adam ister istemez cevreci olacak. muhim olan implementasyonun sicmamasi, yani sonucta her hukumet veya hukumetlerustu kurum degisik detaylarla bu sistemi kuruyor, o detaylara bakacaksin, iste bastan bedava krediler peskes cekiliyor mu, global seviye fazla mi yuksek, kredi sayisi cok mu, bunlar muhim.

    neyse, asil greenwashing bp, exxon mobil gibi firmalarin her allahin gunu tv'ye reklam verip, beyaz fon onune cikardiklari bir bilimadamina alternatif enerji teknolojileri hakkinda uc bes kelam ettirmeleri. yani bp 50 milyon dolara yesil enerji sirketi aliyor 2000'de, sonra bunun reklami ve rebranding icin 200 milyon harciyor. ikiyuzluluk budur. exxon mobil 40 milyar dolar kar ediyor senelik; bu herifler samimi olsalar iki seneye soguk fuzyonu bulurlardi bu butceyle, hala bana lityum-ion bataryasinin ayirici filminden bahsediyorlar. reklam butcesi r&d butcesini katlayan adama guvenmeyeceksin
  • green pr denen meşru kurumsal pazarlama tavrının eşşeğin amına su kaçıracak bir dikkatsizlikle, fütursuzlukla yapılanı. adamın o kadar zıvanadan çıkabilmesi için geldiği yer'den ayarının kaçık olması, biraz da olsun gerekmiyor mu?
  • greenwashing ya da burda belirtilen ismiyle greenwash , firmanin kamu tarafindan cevre dostu ve dünyaya karsi sorumluluk bilincinde oldugunu göstermek amaciyla yararlanilanve bu baglamda cok kritik bir anlam arz eden halkla ili$kiler yöntemlerinden biridir.
    firmanin gecmi$teki karanlik yönünü unutturup, yüzünü ak cikarmak icin kamu yararina cali$malar, retorik, manipülasyon gibi tekniklerinden yararlanilir ve aclik ya da yoksulluk gibi dünya sorunlariyla ugrasildigini göstermek adina dünya piyasa fiyatlarina yönelik üretim ya da ökoduyarli üretim yapildigi gibi iddialari ce$itli iletisim kanallariyla kamuya duyrulur. son zamanlarda bilinen en belirgin örneklerinden biri ingiliz petrol $irketlerinden bp nin güne$ enerjisi sistemleriyle cali$an ve güne$ tanrisi helios u simgeleyen ye$il sari ciceklerle isaretlenmi$ benzin istasyonlaridir.

    ayrica daha ayrintili bilgiler edinilebilmek icin chiquita brands international firmasinin karanlik tarihinde bir yolculuga sizleri davet ederim.
  • ing. yeşille yıkama. son yılların yükselen trendi olan çevrecilik ve çevresel koruma konularının prim yapmasından dolayı, alakasız aktörlerin de aslında çevreye karşı sorumlu davranmadıkları halde kendilerini çevreci gibi göstermelerine, ürünlerini veya davranışlarını çevreci kılıfıyla pazarlamalarına verilen isim.

    ayrıca (bkz: çevrecilik/@iwillshowyouwhatitmeans)
    (bkz: masdar/@iwillshowyouwhatitmeans)
  • dilimize "yeşil aklama" olarak çevrilmiş, son zamanların en moda akımlarından biri.

    ben nasıl yapcam lan bunu diyenler için gelsin hemen tarifimiz: öncelikle doğayı bir güzel sikertiyorsunuz, sonrada böyle janjanlı çevre kampanyaları yapıp ben doğa dostuyum, ürünlerim doğa dostu falan filan şeklinde bir güzel reklamınızı yapıyorsun. sonra insanlar da sizi bir güzel takdir ediyor. hepsi bu...
  • (bkz: bluewashing)