şükela:  tümü | bugün
  • halen kullanmakta olduğumuz zaman hesaplama yöntemi, çok eski uygarlıklardan kalma karma bir sistemdir. saatin 60 dakikaya bölünmesi babillilerden, 24 saatlik gün mısırlılardan, romalıların sonradan yaptıkları değişikliklerle, aylar yunanlılardan kalmadır. romalı julius sezar ve ondan sonra imparator augustos temmuz(july) ve ağustos(august) aylarına adlarını vermişlerdir ve şubattan birer gün alarak kendi aylarına eklemişlerdir. yıldan geri kalan bir çeyrek günü hesaba katmak için sezar dört yılda bir, şubata bir tam gün eklemiştir (bkz: #3524272).

    avrupa, 1600 yıl boyunca sezar’ın takvimini kullanmıştır. ancak, bunun en önemli eksiği güneş yılının tam 365 gün 6 saat değil, bundan 11 dakika, 14 saniye daha kısa olmasıdır. dolayısıyla sezar’ın takvimi giderek artan bir şekilde geri kalmaktadır. biriken bu farkı ortadan kaldırmak amacıyla papa 13. gregor 1581 yılında, 4 ekim tarihinden hemen 15 ekim’e geçilmesini emretmiştir. yılın süresini güneş yılının gerçek süresine eşit getirmek için, gregor her dörde bölünebilen yıla bir gün eklemiş ve 400’e bölünemeyen yüzyılların (1700, 1800 vs.) bundan hariç tutulmasını da uygun görmüştür.

    katolik ülkeler bu yeni takvimi derhal benimsemişlerdir. uzun tereddütlerden sonra protestanlar da buna katılmışlar, ancak ortodokslar bu takvimi kabul etmemişlerdir. ingiltere ve kolonileri 170 yıl sonra takvim reformunu benimsedikleri zaman iki takvim arasındaki fark 11 güne çıkmış olduğundan, bunu yok etmek için 3 ila 13 eylül günlerini takvimden silmek zorunda kalmışlardır. bu nedenle ingiliz ve amerikan tarih kitaplarında aradaki günlere rastlanmadığı söylenmektedir. rusya ise 1918 yılında yeni takvimi kabul ettiği zaman 13 güne yükselmiş olan takvim farkını silmek zorunluluğunda kalmıştır. ekim devrimi nin kasımda olmuş olmasının nedeni de budur. söz konusu devrim 25 ekim yerine 7 kasım'a kaymıştır!
  • bu takvimin esrarengiz yönlerine tuttugumuz i$ik bize $unlari gösteriyor:
    paskalya yortusunun hangi tarihte kutlanacagini belirlemek isteyen konsil, 325 yilinda ilkbahardaki dolunaydan sonraki ilk pazar gününü secmi$ti. bu, 21 martti ve ilkbahar ba$langici olarak da görülen bu gün astronomlarca belirlenen gece-gündüz süresi e$itligiyle ayni gündü.
    o zaman kullanilan julien takvimi ortalama 1 güne$ yilinin 365,25 gün oldugunu kabul ediyor ve bu ceyrek günlerin farkini da 4 yilda bir yila 1 gün ekleyerek kapatiyordu.
    ancak julien takvimi "gercek" güne$ yilindan 11 dakika uzundu. 16. yüzyilda papa 13. gregor'a kadar böyle devam eden takvim sisteminde bu 11 dakikalarin toplami 10 gün olmu$tu. bu yüzden 1582'deki gece-gündüz e$itligi daha 21 marta 10 gün varken, 11 martta saglanmi$ti.
    bu e$itlik gününü yine 21 marta alabilmek ve paskalya'yi kilise acisindan dogru tarihte kutlayabilmek icin papa, astronom lilius'un teklifini uygulamaya koydu ve tarih 10 gün ileri atildi. bu yüzden de 1582'de 4 ekimden hemen sonra 15 ekim geldi. böylece 1583'te ilkbahar ba$langici yine 21 marta denk gelmi$ oldu.
    uzun vadede ayni sorunla kar$ila$ilmamasi icin gregoryen takvimi, ortalama güne$ yilini 365,25 günden 365,2425 güne indirdi. bu degi$imin yillara eklenen günlere yansimasi da $öyle oldu: her 4 yilda bir eklenen 1 gün 100'ün kati senelerde (eger o seneler 400'e tam bölünemiyorlarsa) eklenmedi. böylece 1700, 1800 ve 1900 yillarinda 1 yil julien takvimindeki gibi 366 gün degil, 365 gün oldu. 1600 ve 2000 yillarinda ise yil 366 gündü.
  • xii. gregor nasıl güzel düzenlediyse nasıl güzel böldüyse günleri, her gün içsen içiliyor arkadaş. su gibi gidiyor, sabah işe gitmek bile bölmüyor ritmi. takvim yapıyorsan buna göre düzenleyeceksin esteban, sefasının peşinde dört nala at süren adamın yoluna taş koymayacaksın. günde 3-4 saat demlenip, paşa hazretleri gibi yatağa kıvrıldıktan sonra dünyanın dönüş hızı ve galaksideki konumunu kağıt helvanın arasına koyup yiyeyim. bu gece sudan karaya çıkıp "su çok nefis çocuklar" diyen atalarıma içiyorum. madem nefis, niye çıktın beybaba?

    neyse gregor diyorduk; iyi bölmüş kara vicdanlı. şubata 4 yılda bir 29 çektirmek gerçek bir talihsizlik ama olur o kadar, kolay değil tüm insanlığa iş yapıyorsun. biz 100 metrekare restorant yaptık: elektrikçiler demircileri, patroniçe işvereni, ben ise yan taraftaki tavukçuyu öldürüyordum. emeğe saygı gregor. ah bir de cumartesi çalışmak olmasa.
  • güneş yılını esas alır. temeli mısırlılar'a dayanır. iyon ve yunanlılar kanalıyla batıya aktarılmıştır. romalılar sezar zamanında julyen takvimi olarak düzenlemiş ve kullanmışlardır. yeniçağda papa xii.gregor tarafından yeniden yapılan düzenlemelerle gregoryan takvimi olarak anılmıştır. günümüzde ise milat takvimi denilmektedir. milat takvimi hz. isa'nın doğuşunu (sıfır) kronolojinin başlangıcı olarak kabul eder. 1926' dan itibaren kullandığımız takvimdir. türkiye'de 1926' dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır.
    (bkz: miladi takvim)
    (bkz: milat takvimi)
  • ilk olarak meşrutiyet döneminde 8 şubat 1917 gününde meclise getirilen bir önerge ile hicri takvim kaldırılmamak şartıyla takvim-i garbi adıyla kullanılmaya başlanmıştır.
  • ocak: eski ismi kanunnisa'dır. kanun, süryanice bir kelime olup ocak, fırın anlamına gelmektedir. eski roma'daki ismi januaris'tir. janus, roma mitolojisinde iki yüzü olan tanrıdır.

    şubat: süryanice şabat-şobat-şebat. eski roma'daki adı februarius'tur. februum arınma anlamına gelmektedir. februa ise romalıların günahlarına kefaret olarak kurban kestikleri arınma festivaline verilen isimdir. februarius, roma'da yılın son ayı olduğu için yeniden doğuş, zamanın başlangıcı gibi anlamlara gelmektedir.

    mart: roma'da yılın ilk ayı olup adı martius'tur. savaş tanrısı mars'tan ismini alır. kış bastırınca ara verilen savaşlara bu ayda kaldığı yerden devam edilirdi.

    nisan: süryanice nisannus kelimesinden gelir. yılın dördüncü ayı manasındadır. roma'da aprilius denir, güzellik tanrıçası afrodit'in ayı olarak kabul edilirdi.

    mayıs: roma mitolojisinde bahar-bereket tanrıçası olan miai'den gelir. bu ayda miai için şenlikler düzenlenir ve miai'nin bayramı kutlanırmış.

    haziran: süryanicede sıcak anlamında kullanılan hazuran kökünden gelir. bu ay için sıcakların başladığı zaman anlamında kullanılmıştır. roma'daki adı junius olup, ayın adı yine bir tanrıça olan juno'dan gelmiştir.

    temmuz: eski babil'de üreme ve bereket tanrıçası tamuza'nın ayı olarak kabul edilir. bu ayda tanrıça tamuza için dam (süryanicede kadın) kökünden gelen dumuzi adında festivaller düzenlenir. roma'da sezar, takvim oluşturulurken bu aya kendi ismini (july) vermiş.

    ağustos: imparator octivivus'un ünvanı olan augustus'tan gelir. octivivus en görkemli icraatlarından biri olan iskenderiye'nin fethini bu ayda gerçekleştirince sezar döneminde sextilis (altıncı ay) olan bu ay augustus'a çevrilmiştir.

    eylül: süryanicede aylul (üzüm), yani "üzüm ayı" anlamına gelmektedir. roma'daki adı september olup yedinci ay manasına gelir (septi-yedi). o zamanlar mart, yılın ilk ayı olduğu için böyle denilmiştir.

    ekim: ingilizce karşılığı olan october, latince 8 anlamına gelen octo dan gelir. aylara bölünmemiş kış süreci, ocak ve şubat arasında bölünene kadar eski roma takviminde ekim ayı 8. ay olarak geçmekteydi. ekim ismi ise "ekme" eyleminden türemiş olup, tarlaların sürülüp ekildiği ay anlamına gelmektedir. önceleri süryanice olan teşrin-i evvel (ilkteşrin) adı verilirdi. 10 ocak 1945'te kabul edilen yasaya göre teşrin-i evvel ayı ekim, teşrin-i sani ayı kasım, kanunuevvel ayı aralık ve kanunusani ayı ocak olarak değiştirilmiştir.

    kasım: önceleri süryanice teşrin-i sani (son teşrin) denirmiş. bu aya arapça kökenli, ayıran-bölen anlamına gelen 'kasım' adını vermişiz. nedeni ise eskiler, kasım ayından itibaren 180 günlük süreler halinde ruz-i kasım ve ruz-i hızır diye yılı ikiye ayırırlarmış.

    aralık: türkçe bir kelimedir. eski yıl ile yeni arasında kaldığı için bu aya aralık adı verilmiştir.
  • 26 aralık 1925'de kabul edilen kanunla resmen kullanmaya başladığımız takvim.
    zaman toplumlar için her zaman değerliydi. hemen hemen her kültür kendi takvimini oluşturdu. zamanı un ufak edip, bölümlere ayırıp geliştirdiğin takvimin, farklı inançların yaşadığı çok uzak coğrafyalarda bile kabul görmesini sağlamak, zamanı belirleyebilme noktasında bile söz sahibi olmak demektir. zira hangi inancın/kültürün takvimi ne kadar çok kullanıcı tarafından benimsenirse, ne kadar fazla kitleye ulaşırsa onun egemenliği söz konusudur..
  • ülkemizde 1925 yılında kullanılmaya başlanan takvimdir.
  • 12. değil 13. gregor tarafından papalık emriyle kullanıma sokulmuş takvimdir. st. peter bazilikası*ndaki tek fotoğrafım kendisinin mezarı/mozolesi önündedir.

    tasarlayan, alman cizvit papazı, matematikçi ve astronom christopher clavius'tur. "ulan nasıl oldu da mart'ın 21'i -paskalya yortusundan önceki gün dönümü/ekinoks geçişi- 10'una geriledi?" sorusunun cevabını bulmuş (bir yıl jülyen takvimine temel alındığı gibi 365 gün 6 saat değil 365 gün 5 saat 49 dakika uzunluktadır, fazladan eklenmiş 29 şubat günleri bin yıl gibi uzun vadede takvimi şaşırtır), takvimi bunu gözeterek ıslah etmiştir.

    takvimin devreye girmesine, kaybolacak (4 ekim 1582'nin ertesi günü 15 ekim 1582 olmuştur) 11 gün nedeniyle ("bir aylık kira ver, ay 11 gün kısalsın, oh amk! kulağımızın arkası kaldıydı o da tamam..." şeklinde) direnç oluşmuş, operasyon avrupa genelinde papaya ana avrat sövdürtmüştür. neyse ki bir kereliğine 11 günün kirasının hesabını yapan denyolar dinlenmemiş bu güzelim takvim kullanıma girmiştir. denyoların neredeyse tümünün engizisyon fasilitelerinde kısa bir tatil fırsatı ile aklı başına gelmiştir.
  • dünyanın şekli geoid yalnız hesaplamalar küreymişcesine yapılmış ve regüle edebilmek ve ortak bir değer olması için hep düz rakamlar dikkate alınmış. yer küre kavramı.

    neden 360 boylam ve neden 180 enlem var mesela?

    ekvatorun uzunluğu=40,076 km. 360'a bölünce 111,32 km çıkıyor. yani iki meridyen arası ekvator üzerinde 111 km de değil teamüllere göre. artan 0,32 km'lik ondalığı 360 ile çarptığımızda 115,2 km daha artıyor, iki merdiyen arası 111 km olarak dikkate alınıyorsa, arta kalan uzaklık 115,2 km, yani neden 361 boylam yok mesela?

    yine teamüllere göre ekvator üzerinde her iki meridyen arasını 4 dakika olarak alırsak, 361*4=1444 dk eder ki bu da 24,06 saat ediyor. yani bir yılı 365 gün olarak dikkate alarak yılda 21,9 saati yok sayıyoruz demek olur bu. 4 yılda bir şubat ayı 29 çekse dahi, hesap dışı kalan süre 4 yılda 63,6 saat yani 2,65 gün eksik olur. günümüze göre hesaplarsak, 2016 yılda 32054,4 saat yani 1335,6 gün ve yani 3,66 yıl eksik yapar. bugün 2019'u yaşamamız gerek mesela.

    galileo'dan bu yana dünyanın yuvarlak olduğundan emin olduğumuzu varsayarsak ki bu adamın 1564 yılında doğduğu iddia edilir, o zaman soru şu; dünyanın yuvarlak olduğundan sadece 5 yüzyıldır emin olduğumuza ve miladi takvimdeki tüm hesaplamalar dünyanın bir yer küre olduğu üzerine yapılıyorken miladi takvimin başlangıcı "0"(yazıyla sıfır) tarihi neden dünyanın yuvarlak olduğunun ıspatlandığı zaman değil de, isa'nın doğumu olarak alınır.

    miladi takvimin kabul ediliş yılı 4 ekim 1582. link

    ayrıca, bu adamlar miladi takvimi keşfettiğinde o günün isa'nın doğumundan 1582 küsür yıl sonra olduğunu nasıl bilebiliyor? kronolojideki tarihsel kesinliğin bu kadarı.

    soru işareti çok.

    dip not: dünyanın güneş etrafındaki dönüş süresinin 365 gün 5 saat 48 dakika 46 saniye. olduğu biliniyor. link
    yukarıda hesapta her yıl arta kalan süreyi 21,9 saat olarak dikkate almıştık. dünyanın güneş etrafındaki dönüşünde arta kalan süre 5 saat 48 dakika 46 saniye. arada da nerden baksanız 16 saat süre farkı var demektir.

    bilim adamlarına çağrım ekvatoru bir daha ölçün lütfen, yada dünyanın dönüş hızına kesin bir değer verilmemeli keza hiçbir cisim kainatta sabit hızla sürekli hareket edemez. dünyanın hızı, ekvatorun uzunluğu gibi temel bilgilere sahip dahi olmadan bir yılı 365 gün olarak bulan miladi takvim için ise herkesin düşünmesini öneririm.