*

şükela:  tümü | bugün
  • güneş yılını esas alır. temeli mısırlılar'a dayanır. iyon ve yunanlılar kanalıyla batıya aktarılmıştır. romalılar sezar zamanında julyen takvimi olarak düzenlemiş ve kullanmışlardır. yeniçağda papa xii.gregor tarafından yeniden yapılan düzenlemelerle gregoryan takvimi olarak anılmıştır. günümüzde ise milat takvimi denilmektedir. milat takvimi hz. isa'nın doğuşunu (sıfır) kronolojinin başlangıcı olarak kabul eder. 1926' dan itibaren kullandığımız takvimdir. türkiye'de 1926' dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır.
    (bkz: miladi takvim)
    (bkz: milat takvimi)
  • (bkz: hicri takvim)
  • (bkz: gregoryen)
  • gregoryen takvimi, hicri takvime (tersi de dahil) cevirme sitesi: http://www.tamililquran.com/hijri.asp
  • bu takvimin esrarengiz yönlerine tuttugumuz i$ik bize $unlari gösteriyor:
    paskalya yortusunun hangi tarihte kutlanacagini belirlemek isteyen konsil, 325 yilinda ilkbahardaki dolunaydan sonraki ilk pazar gününü secmi$ti. bu, 21 martti ve ilkbahar ba$langici olarak da görülen bu gün astronomlarca belirlenen gece-gündüz süresi e$itligiyle ayni gündü.
    o zaman kullanilan julien takvimi ortalama 1 güne$ yilinin 365,25 gün oldugunu kabul ediyor ve bu ceyrek günlerin farkini da 4 yilda bir yila 1 gün ekleyerek kapatiyordu.
    ancak julien takvimi "gercek" güne$ yilindan 11 dakika uzundu. 16. yüzyilda papa 13. gregor'a kadar böyle devam eden takvim sisteminde bu 11 dakikalarin toplami 10 gün olmu$tu. bu yüzden 1582'deki gece-gündüz e$itligi daha 21 marta 10 gün varken, 11 martta saglanmi$ti.
    bu e$itlik gününü yine 21 marta alabilmek ve paskalya'yi kilise acisindan dogru tarihte kutlayabilmek icin papa, astronom lilius'un teklifini uygulamaya koydu ve tarih 10 gün ileri atildi. bu yüzden de 1582'de 4 ekimden hemen sonra 15 ekim geldi. böylece 1583'te ilkbahar ba$langici yine 21 marta denk gelmi$ oldu.
    uzun vadede ayni sorunla kar$ila$ilmamasi icin gregoryen takvimi, ortalama güne$ yilini 365,25 günden 365,2425 güne indirdi. bu degi$imin yillara eklenen günlere yansimasi da $öyle oldu: her 4 yilda bir eklenen 1 gün 100'ün kati senelerde (eger o seneler 400'e tam bölünemiyorlarsa) eklenmedi. böylece 1700, 1800 ve 1900 yillarinda 1 yil julien takvimindeki gibi 366 gün degil, 365 gün oldu. 1600 ve 2000 yillarinda ise yil 366 gündü.
  • halen kullanmakta olduğumuz zaman hesaplama yöntemi, çok eski uygarlıklardan kalma karma bir sistemdir. saatin 60 dakikaya bölünmesi babillilerden, 24 saatlik gün mısırlılardan, romalıların sonradan yaptıkları değişikliklerle, aylar yunanlılardan kalmadır. romalı julius sezar ve ondan sonra imparator augustos temmuz(july) ve ağustos(august) aylarına adlarını vermişlerdir ve şubattan birer gün alarak kendi aylarına eklemişlerdir. yıldan geri kalan bir çeyrek günü hesaba katmak için sezar dört yılda bir, şubata bir tam gün eklemiştir (bkz: #3524272).

    avrupa, 1600 yıl boyunca sezar’ın takvimini kullanmıştır. ancak, bunun en önemli eksiği güneş yılının tam 365 gün 6 saat değil, bundan 11 dakika, 14 saniye daha kısa olmasıdır. dolayısıyla sezar’ın takvimi giderek artan bir şekilde geri kalmaktadır. biriken bu farkı ortadan kaldırmak amacıyla papa 13. gregor 1581 yılında, 4 ekim tarihinden hemen 15 ekim’e geçilmesini emretmiştir. yılın süresini güneş yılının gerçek süresine eşit getirmek için, gregor her dörde bölünebilen yıla bir gün eklemiş ve 400’e bölünemeyen yüzyılların (1700, 1800 vs.) bundan hariç tutulmasını da uygun görmüştür.

    katolik ülkeler bu yeni takvimi derhal benimsemişlerdir. uzun tereddütlerden sonra protestanlar da buna katılmışlar, ancak ortodokslar bu takvimi kabul etmemişlerdir. ingiltere ve kolonileri 170 yıl sonra takvim reformunu benimsedikleri zaman iki takvim arasındaki fark 11 güne çıkmış olduğundan, bunu yok etmek için 3 ila 13 eylül günlerini takvimden silmek zorunda kalmışlardır. bu nedenle ingiliz ve amerikan tarih kitaplarında aradaki günlere rastlanmadığı söylenmektedir. rusya ise 1918 yılında yeni takvimi kabul ettiği zaman 13 güne yükselmiş olan takvim farkını silmek zorunluluğunda kalmıştır. ekim devrimi nin kasımda olmuş olmasının nedeni de budur. söz konusu devrim 25 ekim yerine 7 kasım'a kaymıştır!
  • ülkemizde 1925 yılında kullanılmaya başlanan takvimdir.
  • bu takvim aslında bayağı bir mükemmelleşmiştir yalnız halen temel bir sorun olarak şöyle bir durumu vardır ki, bu takvimde sıfır(0) yılı yoktur. isa'nın doğduğu yıl 1. yıl olarak kabul edilmiştir. isa doğmadan bir önceki yılsa -1. yıldır. dolayısıyla isa'nın 2000. yaşı mesela 25 aralık 2000 tarihinde, ikinci millenium 2001 tarihine denk gelmektedir. ayrıca gene isa'nın doğrumundan sonraki yüz sene 1.yy olarak adlandırıldığından, 1900lü yıllar 20. yy olmuştur. yine de yapacak birşey yoktur fazla önemli olmayan, problem yaratmaktan ziyade sadece kafa karıştıran sorunlardır.
  • ilk olarak meşrutiyet döneminde 8 şubat 1917 gününde meclise getirilen bir önerge ile hicri takvim kaldırılmamak şartıyla takvim-i garbi adıyla kullanılmaya başlanmıştır.
  • xii. gregor nasıl güzel düzenlediyse nasıl güzel böldüyse günleri, her gün içsen içiliyor arkadaş. su gibi gidiyor, sabah işe gitmek bile bölmüyor ritmi. takvim yapıyorsan buna göre düzenleyeceksin esteban, sefasının peşinde dört nala at süren adamın yoluna taş koymayacaksın. günde 3-4 saat demlenip, paşa hazretleri gibi yatağa kıvrıldıktan sonra dünyanın dönüş hızı ve galaksideki konumunu kağıt helvanın arasına koyup yiyeyim. bu gece sudan karaya çıkıp "su çok nefis çocuklar" diyen atalarıma içiyorum. madem nefis, niye çıktın beybaba?

    neyse gregor diyorduk; iyi bölmüş kara vicdanlı. şubata 4 yılda bir 29 çektirmek gerçek bir talihsizlik ama olur o kadar, kolay değil tüm insanlığa iş yapıyorsun. biz 100 metrekare restorant yaptık: elektrikçiler demircileri, patroniçe işvereni, ben ise yan taraftaki tavukçuyu öldürüyordum. emeğe saygı gregor. ah bir de cumartesi çalışmak olmasa.