şükela:  tümü | bugün soru sor
  • en temel insan hakkıdır, sendika ve örgütlü çalışan birlikleri ve grev hakkı olmazsa, iyi maaşlarla veya açlık sınırında; patronlara veya amirlere köpeklik kölelik etmekten başka bir şansınız olmaz. insanlar makul davranıyor olabilir, başınıza hiçbir şey gelmemiş olabilir ancak prensipte güveneceğiniz hiçbir dalınız olmaz, karakter ve haysiyet kesintisiz şekilde aşınır. son 300 yılda modernlik ve gelişme adına sadece marabalık veya kölelikten ücretli köleliğe geçilmiş olunur.
  • turkiye'de iscilerin fiilen yoksun oldugu bir haktir.
  • türkiye de elde edilemeyen hak.
  • ancak medeni ulkelerde olandir;

    (bkz: http://www.hurriyet.com.tr/avrupa/27534134.asp)

    bizim gibi az gelismis 3. dunya ulkelerinde olmaz.
  • "türkiye’de grev yapmak fiilen yasaktır! anap hükümetinin grev ertelemelerinden beri 12 eylül hukukunun sağladığı bu gayrı meşru yetkiyi hükümetler gittikçe daha kanunsuz kullanmaya başladılar. gelinen noktada gerçek bir potansiyeli ifade eden hiçbir greve izin verilmemektedir. ... madem kanunda yazan grev hakkının bir anlamı yok, bir gerçekliği yok; o zaman aynı kanunlarda yazan grev yasaklarının da bir anlamı yoktur. türkiye işçi sınıfı hareketi bütün kesimleriyle siyasi grevlere, dayanışma grevlerine hazırlanmalıdır. buna mecburuz, çünkü bugünden itibaren grev hakkını geri alma mücadelesi başlamıştır."

    http://baslangicdergi.org/…v-hakkimizi-geri-alalim/
  • grev bir hak değil, sosyal bir vakıâdır. grevin komünizm tehdidini bertaraf etmek için verilmiş balon bir hak olduğu ortadadır. sonradan legalize edilmiştir yani, faydasından çok zararı vardır. muvaffak akbay'ın müellifi olduğu eski bir makalede bu anlatılıyor.
  • yunanistan'ın burjuva hükümetinin grevlere yasak getirme çabası ile yunan işçiler çalışma bakanlığını basmışlar.

    ellerine sağlık pame'nin, yunanistan komünist partisi'nin...link

    https://twitter.com/…nzam/status/950872654872969216
  • 2017 türkiye'si işçi haklarının güvence altında olmadığı bir ülke. 12 eylül sonrasında güvencesizliğin giderek artmasında siyasilerin işveren çıkarlarını korumak için aldıkları tekil kararların yanı sıra, 2000'li yıllarda hızlanan kamu işletmelerinin özelleştirilmesi sürecinin de işçi haklarının göz ardı edilmesinde payı var. bu durumun izlerini yıllar içinde gerçekleşen grev ve greve katılan işçi sayılarındaki azalışta da görmek mümkün.

    çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı verilerine göre 1985-2000 yılları arasında yılda ortalama 127,5 grev gerçekleşirken grevlere katılan ortalama işçi sayısı 47.534'tü. 2001-2015 arasında ise yıllık grev ortalaması 20,2'ye, greve katılan işçi sayısı ise 6.713'e düştü.

    detay: grevler ve grev yasakları
  • emperyalizm çağında bu "hakla" alakalı olarak şöyle şeyler demiş lukacs:

    "...egemenlik alanının genişlemesiyle ve iktidar aygıtının gelişmesiyle birlikte, egemenliğinin gerçek toplumsal temelinin daraldığının bilincinde olan burjuvazi, iktidara alışkın bir sınıfın doğru sınıf-içgüdüsüyle, bir yandan bu temeli genişletmek (orta tabakaları kendi peşine takmak, işçi aristokrasisine rüşvet vermek), öte yandan en kararlı düşmanlarını gerçek bir direniş örgütlemeden önce kesin olarak yenmek için son derece enerjik çabalarda bulunur. bunun için sınıf mücadelesinin «barışçı» biçimlerini ortadan kaldıran ve «daha enerjik» kavga araçlarını tercih eden, her yerde burjuvazi olmuştur. burjuvazi, devlet aygıtının denetimini gittikçe daha fazla ele geçirmeyi başarır ve kimliğini onunla o kadar sağlam birleştirir ki, işçi sınıfının görünüşte salt ekonomik olan talepleri bile bu duvara gittikçe daha fazla şiddetle çarpar; işçiler, yalnızca ekonomik durumlarının kötüleşmesini ve daha önce kazandıkları güçlü konumların kaybedilmesini engellemek isteseler bile, devlet iktidarıyla mücadeleye (aynı zamanda, bilinçsiz de olsa, devlet iktidarı için mücadeleye) girişmek zorunda kalırlar."