*

şükela:  tümü | bugün
  • atatürk'ün haytta olduğu sırada yayınlanmış, biyografisi. bir ingiliz subayı olan h. c. armstrong tarafından yazılmıştır.
    atatürk'ün okuduktan sonra "keşke benimle konuşsaydı, neler neler anlatırdım" dediği rivayet edilir.
    kitaptaki bazı olayların farklı yüzünü anlatan bir kitap da yazılmıştır.
  • h.c.armstrong'un ataturk hakkında yazdıgı; ataturk'un istegine ragmen yıllarca turkceye cevrilemeyen, turkceye cevrildikten kısa bi süre sonra ise hakkında mahkemeye basvurulup dava sonuclanıncaya kadar söz konusu bolumlerin cıkarılarak yayınlanmasına karar verildigi kitap... (bkz: ne dedim ben simdi) davanın akıbetini bilemiorum...
  • atatürkü kötülemek için elinden geleni yapmış,hayatına olabildiği kadar ön yargılı yaklaşmış bir subayın yapabildiği tek şeyin ata nın özel hayatına saygısızlıktan öteye gidemediğini gösteren dikkatle okunması gereken kitap.
    bugun bile hala onu şuursuzca eleştirenlerin aslında ne kadar basit şeylerle uğraştıklarını anlamamıza yardımcı olmasını diliyorum.

    -kitabın kapak yazısı-

    bu kitabın yanında, türkiye ile ilgili üç kitabın daha yazarı olan yüzbaşı "h.s. armstrong" daha önce ingiltere'nin türkiye nezdinde askeri ateşesi olarak görev yapmıştır. diğer üç kitabının adları "çalışan türkiye". "türkiye ve suriye yeniden doğuyor" ve "bitmeyen savaş"tır. yazar hayatının büyük bir kısmını "doğu" da geçirmiştir; ilk önce -birinci dünya savaşı'ndan önce- hindistan ordusunda ateşe olarak görev yaptı ve o zamanlar afganlıların sık sık saldırılarına maruz kalan hindistan-afganistan sınırının kontrolü görevini üstlendi.

    yüzbaşı h.s. armstrong, arap yarımadasında bulunan ingiliz altıncı orduda görevdeyken türklere esir düştü ve türkiye'ye getirildi.
    birinci dünya savaşı'nın bitiminden kısa bir süre önce yüzbaşı armstrong görevlilere rüşvet vermek suretiyle türkiye'den kaçmayı başardı.

    ingiltereye dönen armstrong hükümetinin çeşitli resmi görevlerinde bulundu. resmi görevle geldiği türkiye'de uzun yıllar kaldı ve kemal paşa'yla uzun süre yakın dialoglarda bulundu. armstrong'un yayınladığı "bozkurt" isimli bu kitabı o zamanki hükümet yetkililerimizce yurda sokulması yasaklandı.

    bunu öğrenen mustafa kemal paşa bu kitabı merak ederek getirtti, tercüme ettirerek kitabı okudu; bu konuda kılıç ali ise "atatürk'ün hususiyetleri" adlı kitabında bu bahsi anarak atatürk'ün şöyle dediğini yazar: "bunun ithalini menetmekle hükümet hataya düşmüş. adamcağız yaptığımız sefahati eksik yazmış, bu eksiklerini ben ikmal edeyim de kitaba müsaade edilsin ve memlekette okunsun!" diye latife etmişlerdi."
    ---
  • hc armstrongun mustafa kemali bir diktatör olarak nitelediği, büyük kısmı kurgu olan kitap.
  • kitabın muhtemelen en onemli ozelligi, cumhuriyetin başlarında, ataturk henuz yaşarken, kendisine yapılan muhalefet oldukça tazeyken, daha "fani", daha sorgulanabilir oldugu gunlerde, ihtirasının neye yonelik oldugunun yurt içi ve yurt dışında henüz tartışılabildigi dönemlerde yazılmış olması.
    armstrong, atatürk ün (yazıldıgı dönem henüz m.kemal) yakın çevresiyle, dostları, muhalifleri ve düşmanları ile görüşmüş, bu görüşmeleri kendi gözlemleri ile harmanlayarak yazmıştır bu kitabı.
    görüştügü kişiler arasında latife hanım da vardır ki, kitabı turkçeye çevirip okuması için atatürk e gönderen de yine latife hanımdır.
    ataturk un mahremiyle, cinsel hayatıyla ilgili bazı yorumları gerçekten, orada mıydın be adam diye sorgulanması gereken, romansı detaylar içerir ki büyük bir bölümünün kaynagı yazarın yine bu kitap için uzun uzadıya görüştügü rıza nur dur. rıza nur kendi anılarında bu olaylara daha detaylı ve iddialı yorumlarla yer verir.

    kitabı okuyunca şunu görmek mümkün ki armstrong, atatürk e sevgi beslemez, onu hırslı, muhteris, nezaketten uzak ve kişisel emellerini herşeyin önünde tutan biri olarak niteler. ama öte yandan büyük saygı duyar, yaptıklarını ve iradesini takdir eder.
    kendisi açısından, haz etmedigi bir kişi hakkında nesnel olmaya çalışarak yaptıgı bir çalışma, diyebiliriz bu kitap için.
    şahsi hisleri sanırım kitabın kapak resminde de etkisini göstermiş olmalı ki, ataturk ün görüp görebileceginiz en sevimsiz, en korkutucu illustrasyonu bu kitabın orjinal baskılarında cildi kaplayan kılıfta karşımıza çıkar. çizim bizim turk filmlerindeki "vahşi, barbar bizanslı !" tiplemelerini aratmayacak bir çehreyi resmeder.
    herşeye, içerdigi tüm eleştiri ve olumsuzluklara ragmen, sonuçta sezar ın hakkını sezar a vermeye özen gösteren bir kitap, denilebilir.
    atatürk ü ilk olarak bu kitaptan duyup ögrenecek kişi için varılacak sonuç; sevapları günahlarından fazla, olumlu neticelere yol açmış biri oldugu yönünde olacaktır.
  • kitabın yurt dışındaki baskılarından birinin kapağı şöyledir: http://i.imgur.com/cqf0r.jpg

    bu kapak, kabul etmek gerekir ki, türkiye'ye yarım asrı aşkın bir gecikmeyle gelen kitabın burada görmeye alışkın olduğumuz kapaklarından bir parça farklıdır.

    tema:
    (bkz: mustafa kemal atatürk/@derinsular)
  • harold c. armstrong'un "grey wolf mustafa kemal an intimate study of a dictator" (bozkurt mustafa kemal) kitabı üzerine
    prof. dr. mustafa yılmaz
    atatürk araştirma merkezi dergisi, sayı 33, cilt: xi, kasım 1995

    bu yazının ilk bölümü ingiltere’de ekim 1932’de harold courtenay armstrong1 , tarafından yayınlanan grey wolf, mustafa kemal an intimate study of a dictator, adlı kitabın türkiye’de muhtemelen yaratacağı etkiye bağlı olarak, ankara’daki ingiliz elçiliği ve ingiliz dışişleri’nin kitabın türk liderler üzerinde yarattığı veya yaratabileceği olumsuz etkinin azaltılması yolunda yaptıkları yazışmalar ve konu ile ilgili düşünceleri üzerine olacaktır. ikinci bölümde ise adı geçen kitaba ilişkin türk kamuoyunun görüşleri ve resmi çevrelerin konuya ilişkin tavırları verilmeye çalışılacaktır.

    harold c. armstrong ilk kitabı olan turkey in travail da, türk milli mücadelesi’ni (1918-1923), açıklamaya çalışmıştır. armstrong birinci dünya savaşı sırasında türkler tarafından tutuklanmış ve savaş tutsağı olarak cezaevine konmuştur. savaşın ilk yıllarında gerçekleşen bu tutuklamanın etkisi ile olsa sanırız, bundan sonra yazdığı gerek, turkey in travail adlı kitabında, gerekse 1930 yılında yayınlanan türkiye ile ilgili ikinci kitabı olan, turkey and syria reborn2, adlı eserinde türkiye’ye ve yeni türk liderlerine karşı saldırgan bir tavır sergilemiştir.

    tutukluluğu sona eren armstrong, daha sonra ingiliz kuvvetlerine katılmış ve mütareke sonrasında (1920) ingiliz yüksek komiserliği’nde askeri ateşe yardımcısı görevini almıştır. istanbul’dan 1923 yılında ayrılan armstrong 1927 yılı başlarında tekrar savaşın verdiği zararları tamir için kurulan uluslararası komisyonda delege olarak istanbul’a dönmüş ve 1927-1928 kışında istanbul’da bulunmuştur. turkey and syria reborn da armstrong’un türkiye ile ilgili gözlemleri yer almaktadır. armstrong’a göre yeni türk rejimi mussoli’nin italyası ile benzeşmekteydi ve mustafa kemal paşa dönemin diktatörleri içerisinde en keskin olanı idi3.

    mustafa kemal paşa’nın reformları gerçekleştirmede uyguladığı metodu da eleştiren armstrong, mustafa kemal paşa’yı mesajı olmayan bir peygambere benzetmiştir4. mustafa kemal paşa’nın gerçekleştirdiği inkılâplarla, özellikle kılık kıyafet alanında yapılanlarla, avrupalılardan çok avrupalı bir tavır takınıldığını söylüyordu5.

    yönetim olarak türkiye’nin parlamentoya dayalı bir rejim olduğunu söyleyen armstrong bunun yalnız sözde kaldığını, gerçekte durumun farklı olduğunu, türkiye’de bir muhalif partinin olmadığını öte yandan türk milletinin asla kendi kendini yönetmediğini ve disiplinli bir millet olduğunu belirtirken diğer yandan gelecekten ümitli olduğunu ve yeni kuşağın gelecekte ödev ve sorumluluklarını bilecek bir şekilde eğitildiğine işaret etmiştir6.

    ekim 1932’de yayınlanan grey wolf, mustafa kemal an intimate study of a dictator da mustafa kemal paşa’nın biografisini ve dönemin iç siyasi olaylarını anlatmaya çalışmıştır. armstrong bu kitabında türkiye ve türkler özellikle de mustafa kemal paşa’nın şahsı ve ülkeyi yönetim biçimi ile ilgili olarak gerçekleri yansıtmayan önyargılı ve saldırgan tavrını sürdürdüğünü görüyoruz.

    kitabın yayınlanması mustafa kemal paşa’yı kızdırdığı gibi türk resmi çevrelerince de hoş karşılanmamıştı. üstelik kitabın yayınlanmasının ingiliz dışişleri’nin organize ettiği resmi bir sunuş ile mustafa kemal paşa’ya official history of the dardanelles campaign adlı iki ciltlik özel bir setin sunulduğu zamana rastlaması bir terslikti. bu sunuş ile ingiliz dışişleri türkiye cumhurbaşkanı’nın büyük bir general, yiğit bir düşman ve cömert bir arkadaş olduğunu vurguluyordu7 .

    ingiliz dışişleri ileride doğabilecek istenmeyen olaylara karşı şu noktalara dikkati çekiyordu: kitap muhtemelen türkleri ciddi olarak üzecekti

    özellikle kitabın belli sayfaları8 saldırgan, gerçekle ilgisi olmayan abartılı ve mümkün olmayacak şeyleri kapsıyordu. aklı başında bir okuyucunun kitapta yazılanları doğru olarak kabul etmesi mümkün değildi. kitap tek taraflı ve kaynağı belli olmayan bilgiler vermekteydi. ama kitabın yazarının bir zamanlar istanbul’da ingiliz resmi görevlileri arasında bulunması yadsınamaz bir gerçekti. yine mustafa kemal paşa’nın biografisini yazan ilk kişinin bir ingiliz olması ve bu eserde paşa’nın karalanması ve ona leke sürülmesi bir şansızlıktı9.

    ingiliz dışişleri bakanlığı doğu işleri ile ilgili bölümden a.k. helm10, yüzbaşı armstrong’un muhtemelen adı geçen kitap basılmadan önce kendisinin bir daha asla türkiye’de savaş suçlusu olarak cezaevine konmayacağı konusunda ikna edilmiş olduğunu bildirerek, kitabın yaratacağı olumsuzluğa karşı yapacakları pek bir şey olmadığını söyleyerek ankara’ya ingiliz elçiliği’ne şu tavsiyelerde bulunuyordu: eğer türkler kitaptan etkilenerek tepki gösterirler ise onlara kitabın resmi çevrelerin oluruyla veya telkiniyle hiçbir ilgisinin olmadığı söylenebilir denilerek devamla, türkler ingilizlerin kendileri ile gerçek düşüncelerini öğrenmek isterlerse onlara gelibolu tarihi ile ilgili kitabın sunuşunun fotokopisinin hatırlatılması ve oraya referans verilmesi tavsiye ediliyordu.

    ingiliz dışişleri’nin bu görüşlerine karşılık ankara’dan ingiliz elçiliği 10 kasım 1932’de dışişleri’ne gönderdiği bir yazıda şimdilik konuya ilişkin yani kitabın türk liderleri ve resmi çevreler üzerinde yaptığı olumsuz etkiye ilişkin bir gelişmenin olmadığını bildiriyordu. ankara’dan konsolos j. morgan, helm’e, konuya ilişkin olarak gazi’nin bu konuda kesin bazı bilgilere sahip olduğunu sandığını ama gazi’nin yüksek sesle ankara’daki elçilerle 29 ekim akşamı yapılan yıllık akşam yemeğinde, yalnızca ingiliz ve sovyet elçilerine güvendiğini ve onları kendisinin gerçek arkadaşları olarak gördüğünü söylediğini not ediyordu11.

    raporda bildirildiğine göre konuya ilişkin olarak tek habere anadolu ajansı’nın bir telgrafında rastlanıyordu ve bu haber 25 ekim tarihli türk gazetelerinde yayınlanıyordu”. anadolu ajansı, haber kaynağını campbell dixon12’un, armstrong’un kitabının tanıtımını yaptığı 24 ekim tarihli the daily express olarak vermişti. gerçekte ise dixon’un tanıtım yazısı the daily telegraph’ta “modern turkey’s dictator, astounding career of the ail-powerful mustapha kemal” başlığı ile yayınlanmıştı. dixon yazısında armstrong’un kitabının şimdiye kadar yaşayan diktatörler için yazılan kitapların en keskini olduğunu belirterek, armstrong’un mustafa kemal paşa’ya bazı isnatlarda bulunduğunu ama bunun yanında onun başarılarını da övdüğünü ifade ediyordu. yazısında dixon, modern türkiye’nin diktatörü mustafa kemal paşa’nın başarılarla dolu kariyerini; bir asker olarak, bir devlet adamı olarak ve bir reformcu olarak yerine getirdiğini yazmıştı13.

    kitap ile ilgili bir diğer tanıtım yazısının a.t. wilson14, imzasıyla 4 kasım 1932 tarihli the spectator’da çıktığını görüyoruz15. wilson, kitabı olağanüstü bulduğunu ve armstrong’un türkiye’yi ve türkleri çok iyi tanıdığını, onun olayları ve kişileri küçültme veya olduğundan başka gösterme gayretine girmediğini ve çoğu tarih profesörünün yaptığı gibi akıntıya kapılıp özür dilemek yerine, ölüm ve katletmelerin düşman elemanların elimine edilmesi şeklinde verilmesi yerine, olduğu gibi verildiğini ve sadece gerçeklerin yazıldığını söylüyor ve armstrong’un kitabını önyargısız, yargılamadan ve mahkum etmeden, sadece olayları kaydederek yazdığına inanıyordu. kitabın söylenildiği gibi, mustafa kemal paşa’yı memnun etmeyeceği ve türkiye’de sıkıntı ve üzüntü yaratacağı yolundaki görüşlere katılmayarak, bu düşüncelerin tamamen aksinin olacağını tahmin ediyordu. wilson yazısında ayrıca mustafa kemal paşa’nın, halifeliğin kaldırılması, alfabenin değiştirilmesi, medeni kanunun kabulü gibi değişiklikleri kendi isteği ile yaptığını söyleyerek, insanlık tarihinde bir kişinin bu kadar değişikliği yapmasına rastlamanın mümkün olmayacağını not ederek mustafa kemal paşa’nın başarılarının olağanüstü ve harika olduğunu yazmıştır16.

    10 aralık 1932 tarihinde ankara’dan, ingiliz elçiliği’nden gizli kaydı ile james morgan imzasıyla, ingiliz dışişleri bakanlığı, doğu işleri şubesi’nden a.k. helm’e gönderilen yazıda; morgan türk basınında şimdiye değin “grey wolf” (bozkurt), kitabına ilişkin bir yazı görülmemesine rağmen mustafa kemal paşa’nın bu konuda kızgın olduğunu ve söylentiye göre necmettin sadık’ın akşam gazetesinde kitap ile ilgili olarak yazı yazmasının istendiğinden bahsediyordu. morgan ayrıca ingiliz gazetelerinin ve yazarlarının armstrong örneğinde olduğu gibi önemsiz şeyler üzerinde durarak, kendi kibirlerini ve kişisel kinlerini tatmin etmek uğruna ingiltere’ye ve ingilizlere zarar verdiklerini ve yabancı insanların kırılmasına neden olduklarını bildiriyordu. morgan, ayrıca bu türden davranışların ingiltere’ye olan yabancı sempatisini azaltacağını not etmekteydi17.

    konu ile ilgili olarak ankara’dan james morgan imzasıyla 22 aralık 1932’de ingiliz dışişleri bakanı sir john simson’a yazılan yazıda kitabın, spectator’da konu ile ilgili yazısı çıkan wilson’un tahminleri aksine mustafa kemal paşa’yı büyük ölçüde gücendirdiği bildirilmekteydi. gücenmenin kısmen kitabın yalan ve iftiradan oluşmasından, esas olarak da, bir ingiliz tarafından mahalli bir ingiliz’in görüşünü temsil eden bir kitap gibi ingilizce konuşan insanlara böyle bir kitabın sunulması ve gazi’nin gerçek kimliğini hayatını ve başarılarını gösteren bir çalışmanın yapılmamış olması gösteriliyordu. raporda yine ileride değineceğimiz necmeddin sadık’ın 8-20 aralık tarihleri arasında akşam gazetesinde18 konuya ilişkin olarak çıkan yazılarının ingiltere’ye ve ingiliz çıkarlarına karşı resmi ve genel olarak türk tavrının değişmesine etki eder nitelikte olmadığı belirtiliyordu19.

    yine ankara’dan james morgan imzasıyla ingiliz dışişleri bakanlığı, doğu işleri şubesi’nden helm’e gönderdiği bir yazıda20, türk dışişleri’nin ve resmi çevrelerin armstrong’un kitabının ingiliz görüşünü temsil eden bir kitap olduğuna inanmadıkları söylediklerini ama sıradan bir türk’ü kitabın üzmediğini söylemenin güçlüğüne değinerek konsolos morgan bu konunun tamiri için şunları öneriyordu: eğer mümkün olursa ingiltere’de ankara’nın kabaran hislerini yatıştırmak için bir şeylerin yapılmasını görmek istediğini, kitabın ankara’da hâlâ eleştirilen bir konu olduğunu belirtilerek, bu konuda kitabın yarattığı olumsuz havayı yumuşatmak için bir şeyler yapmanın türklerden çok ingilizlere düştüğüne işaret ederek; ileri gelen bir ingiliz’e mustafa kemal paşa ile görüşme yaptırarak paşa’nın yaptığı işlerin hakkıyla anlatılması ve takdir edilmesini veya tanınmış birisine bir makale veya mektup yazdırarak grey wolf’ta yazılanların doğru olmadığını ve mustafa kemal paşa’yı gerçekten tanıyan bir şahsın kendi deneyimlerinden hareketle gazi’nin bir asker ve lider olarak dehasını ortaya koyması neden olmasındı. morgan, bütün bunların ankara’da olumlu etkiler yapabileceğine inanıyordu. morgan, muhtemelen george young’un bu tür bir kitabı yazabileceğini ve bunun türklerin gururunu okşayacağını bildiriyordu21.

    bu bağlamda morgan, türkiye’de yaşanan belçika örneğini de veriyordu. belçika’da the independence belge’nin türkler hakkında yazdığı kabul edilmeyen şeylerin, türklerin tepkilerine neden olduğunu ve hatta türklerin belçika kraliyet ailesini de işin içine katarak karşılık verdiklerini, ama belçika dışişleri bakanı’nın türkler hakkında olumlu şeyler söylemesi ile olayın kapandığını bildiriyor ve kendilerinin de benzer şeyleri yapmasına müsaade verilmesini istiyordu22.

    morgan’ın önerileri doğrultusunda bir hareketin altı ay sonra yerine getirildiğini görüyoruz. gazeteci yazar ve yayıncı olan vernon bartlett23’in ingiliz dışişleri ile teması sağlanarak, bartlett’in o günlerde bbc’de yayınlanan “strong men of europe” programına mustafa kemal paşa da dahil edilerek mustafa kemal paşa ve onun modern türkiyesi hakkında “strong men of europe viii. the ghazi” başlıklı bir yayın yapmıştır24. bartlett’in bu konuşması dışında, yine türkiye ile ilgili bir yayını daha olmuştur. bu konuşmasının başlığı ise, “avrupa’nın hasta adamının iyileşmesi” idi25. bartlett, konuşmalarında; istanbul ve ankara’daki gözlemleri ile yeni türkiye cumhuriyeti’nin gerçekleştirdiği inkılâpları anlatmış ve mustafa kemal paşa’nın hayatından kesitler vererek onun dönemin devlet adamları içerisinde en önde gelen bir liderliğe sahip olduğu vurgulanmıştır. türk halkının mustafa kemal paşa’yı cumhuriyet’in ilk kurulduğu yıllardaki gibi sevdiği ve onun halkın gözünde popüler bir lider olduğu belirtilerek, ismet paşa’nın da yardımları ile türkiye’nin güçlü bir ülke konumuna geldiğini ve avrupa’nın hasta adamının yakın doğuda, güçlü ve etkin bir yere ulaştığını söylemiştir.

    armstrong’un kitabı dışında mustafa kemal paşa ile ilgili olarak, ingiliz dışişleri’ni rahatsız eden diğer bir yazı ise 1934 yılında new britain adlı bir dergide yayınlanmıştır26. bunun üzerine ingiliz dışişleri new britain’ı uyarmıştır. derginin o günkü editörü olan c.b. purdon ile yapılan görüşmede, purdon kendisinin izinli olduğu bir döneme rastlayan bu yayının gözden kaçtığını ve kazara böyle bir yazının yayınlandığını söyleyerek, bundan sonra bu tür bir olayın olmayacağı sözünü vermiştir27.

    buraya kadar gelişen olaylar kitabın ingiltere açısından ele alınışı ile ilgiliydi. şimdi aynı konuyu türkiye tarafından ele almağa çalışacak olursak, bu konuda ilk olarak daha önce sözünü ettiğimiz 25 ekim 1932 tarihli anadolu ajansı kaynaklı türkiye’de çıkan gazetelerdeki haberi görüyoruz. 25 teşrinievvel 1932 tarihli cumhuriyet gazetesi haberi son telgraflar başlığı altında şöyle vermekteydi: “gazi bir fevkalbeşerdir!”. ingiltere’de gazi’ye dair bir tarih neşredildi, “bozkurt” kitabından bahseden daily express büyük dahi’yi nasıl tarif ediyor?” telgraf ise aynen şöyleydi: “yüzbaşı armstrong’un gazi hakkında “bozkurt” isminde bugün çıkan kitabını daily express gazetesinde mevzuu bahseden m. campbell dixon gazi’yi harbi umumi’nin devasa bir nisbet almağa başlayan birkaç şahsiyeti arasına koyarak diyor ki:

    “henüz yaşamakta olan bir hükümet hakkında şimdiye kadar asla yazılmamış bu derece acı bir kitapta bile armstrong, gazi’nin dehasını ve eserini takdir ve tescil etmektedir. gazi’nin tarihi okunduğu vakit onun şahsında, lenin’in sabit prensiplerini, mussolini’nin heyecani olan meylini, cengiz’in askerlik dehasını ve troçki’nin veya karno’nun sürükleyici kudretini bulmamak kabil değildir. gazi, fevkalbeşer bir görüş sahibi ve çok kuvvetli bir teşkilâtçıdır”28.

    daha sonra aynı konuda ingiliz elçiliği’nin, mustafa kemal paşa’ya yakınlığından bahsettiği sivas milletvekili necmeddin sadık bey’in akşam gazetesinde, 8-20 aralık tarihleri arasında çıkan yazılarını görmekteyiz. necmeddin sadık bey, “bozkurt: mustafa kemal [yüzbaşı armstrong’a cevap]” başlığı altında akşam gazetesinde çıkan yazılarının ilkinde armstrong’un kim olduğu sorusunu sorarak, onun mütareke sonrası istanbul’u işgal eden ingiliz ordusunun istihbarat şubesinde görevli yüzbaşı benett ile beraber çalıştığını, istanbul’un eğlence yerlerinden çıkmayan ve kumara olan merakı ile tanınan maceraperest bir kişi olduğunu bildiriyordu. ayrıca armstrong’un sait molla ile tanıştığını ve onunla samimiyetini artırarak sait mila’ya “ingiliz muhipler cemiyeti”ni kurdurttuğunu yazıyordu29.

    necmeddin sadık bey kitap ile ilgili olarak böyle bir yazı yazmasının armstrong’a ilmi veya ahlaki bir değer vermekten değil, ama kitaptan ingiliz kamuoyunda çokça bahsedilmesinden kaynaklandığını söylüyordu. gerçek ingiliz yazarlarının tarafsız ve gerçekçi oluşlarıyla tanındıklarını söyleyen necmeddin sadık, amacını armstrong’un kitabında yer alan, hiçbir belgeye dayanmayan, tamamen uydurma ve hayal ürünü olan konuların tarihi örneklerle çürütmek olduğunu söylüyordu30.

    n. sadık bey 9 aralık’ta çıkan yazısında ise kitabın adının, “bozkurt, mustafa kemal: bir diktatörün hususi hayatının tetkiki” olması ve özellikle o dönemde batılı yazarlar tarafından mustafa kemal paşa’ya atfedilen diktatörlük vasfı üzerinde durarak şunları söylüyordu: mustafa kemal paşa’nın nefret ettiği bu yakıştırmanın yanlış olduğu ortada idi, mustafa kemal paşa bir siyasi oyun, bir hükümet darbesi veya zor kullanarak iktidara gelmiş değildi. o ülkenin içine düşmüş olduğu zor durumdan kurtuluş için millet tarafından iş başına getirilmişti ve mustafa kemal paşa milli bir kahramandı. ülke savaş halindeyken bile egemenliğin temsil edildiği yer olan türkiye büyük millet meclisi’ni hiç bir zaman ihmal etmeyen ve meclis’te hararetli tartışmalara cepheden gelerek katılan mustafa kemal paşa idi31.

    armstrong’un kitabının girişinde bahsettiği türkler ve türk tarihine ilişkin verdiği bilgiler gerek mustafa kemal paşa’nın hayat hikâyesine ilişkin, annesi, babası, doğduğu ev, mahalle hayatı, şemsi efendi mektebi ve askeri rüşdiye’ye ilişkin bilgiler yalan yanlış ve tarihi hatalarla dolu idi32.

    necmeddin sadık bey, armstrong’un kitabında yer alan konulara ilişkin yazdığı yazıları şu başlıklar altında toplamıştır: gazinin gençlik ve tahsil hayatı hakkında, müellifin garazkarane yalanları, mustafa kemal hiçbir zaman farmason olmamıştı!”33, “hareket ordusu ve mustafa kemal, trablusgarp seyahati, gazi’nin sofya ateşmiliterliği, şark cephesi hakkında müellifin bazı hataları”34, “maslup arifin idam kararını gazi’ye imzalattıran müellif, nasıl uydurma sahneler tertip ediyor!”35, “milli mücadele devri: kazım karabekir paşa, rauf bey, halide edip hanıma, müellif, mühim yer ayırmış... içki ve kadın meselesinde, kumar bahsinde, armstrong’un garazkarlığı”36, “gazinin elinden kurtulamayanlar kimlermiş?, fikriye hanım meselesi, bir tiyatro dramı haline nasıl sokulur... mustafa kemal kimseye söz söyletmez, herkesi sopa ile kovarmış!”37, “halide hanım cepheye niçin gitmiş?, ‘ordular hedefimiz akdeniz!’, gazinin latife hanımla izdivacı hadisesini müellif nasıl tağyir ediyor?”38, “gazi hazretlerinin, latife hanımla izdivacı, niçin ve nasıl olmuştu... geçimsizliğin ve ayrılışın sebepleri... gaziyi zehirlemişler, az kaldı ölüyormuş?, müellifin cehaletine, daha birçok örnekler”39, “müellife göre gazi’ye başka zemin, başka zaman lâzımdı; mustafa kemal, bir timur, bir cengiz han olabilirdi, fakat ruhsuz ve tembel bir halkı adam etmek gibi sıkıcı bir işe yakalanmış!...”40, “gazi bir aşiret reisi midir? gazi’nin müstesna terbiye ve nezaketi, gazinin hususiyet ve samimiyet hayatı, müellif, kralların zevk ve sefahat alemlerini ezbere, model olarak almışa benziyor” . necmeddin sadık bey bu başlıklar altında armstrong’un kitabına verdiği cevapta kitapta bahsi geçen konuların tam anlamıyla yazarın hayal ürünü olduğunu ve yazarın mustafa kemal paşa gibi bir şöhretin ismi altında üne kavuşmak istediğinde olduğunu ortaya koymuştur. necmeddin sadık bey yazısını şöyle noktalamıştır: “ingiliz muharirinin talihsizliği, hususi hayatında küçük göstermek istediği büyük adamın mustafa kemal olmasıdır... ahlâksızlık bile her yerde sökmez. çarptığın kaya çok serttir, yüzbaşı efendi, başka kapıya...”

    armstrong’un kitabına ilişkin olarak 4/12/1933 tarihinde bir bakanlar kurulu kararnamesi görmekteyiz42. kararnamede: “almanya’nın karlsruhe şehrinde çıkan ‘badische presse’ gazetesinde h.g. armstrong tarafından tefrika halinde yazılarak fransız, ingiliz ve alman dilleriyle kitap halinde basılmış olan ‘bozkurt - mustafa kemal’ adlı kitabın, zararlı yazılar ihtiva etmesine binaen gerek bu dillerle basılmış ve gerekse başka dillerle basılacak olanlarının memlekete sokulmasının yasak edilmesi; dahiliye vekilliği’nin 28.11.933 tarih ve 10371 sayılı tezkeresi üzerine icra vekilleri heyeti’nin 4.12.933 toplanışında kabul olunmuştur.” denilmekteydi.

    yine aynı konuda “le mois” adlı mecmuanın kasım - aralık 1933 tarihli 35’nci sayılı nüshalarında yer alan “mustafa kemal veya bozkurt” başlıklı makalesinde mustafa kemal paşa’ya bulunulan çirkin saldırı nedeniyle toplattırıldığını görüyoruz43. son olarak 27.9.1934 tarihli “journal des debars” adlı paris’te çıkan bir gazetede cm. laroche tarafından yazılan “bozkurt” başlıklı makalede armstrong’un kitabından bahsedilmesi üzerine 11.12.1934 tarihli bakanlar kurulu kararı ile adı geçen gazetenin ülkeye girişi yasaklanmıştır44.

    konu ile ilgili olarak sonuç yerine şunlar söylenebilir: ingiliz dışişlerinin grey wolf’un yarattığı olumsuz etkiyi azaltmak için aldıkları tavır, sanırız türk-ingiliz ilişkilerinin o yıllardaki durumu ile yakından ilgilidir. bildiğimiz gibi 1926 yılına gelinceye değin, yani musul anlaşmazlığı çözümleninceye kadar türk-ingiliz ilişkileri belirli bir gerginlik içerisinde olmuştur. 1927 yılından itibaren türk-ingiliz ilişkilerinin bir yumuşama sürecine girdiğini ve yavaş ama sağlıklı bir ilişki döneminin başladığını görüyoruz. bu yeni dönemde ingiliz kamuoyu ve resmi çevrelerinde türkiye cumhuriyeti artık barışçı bir devlettir. lozan barış anlaşması ile belirlenen sınırları dışında herhangi bir toprak talebi olmayan bir ülke konumundadır. mustafa kemal paşa tarafından ifade edilen “yurtta sulh cihanda sulh” artık türk dış politikasının temel taşıdır. buna bağlı olarak ingiltere için artık türkiye uluslararası barış ve güvenlik için vazgeçilemeyecek bir ülke olacaktır. diğer yandan batı’ya karşı ulusal bir savaş veren ve yeni bir devlet kuran türkiye’nin yeni önderi kendisine batı’yı model almıştı. batılı bir ülke olma yolunda zaman zaman batı kamuoyunu da hayrete düşüren köklü değişiklikler gerçekleştirilmişti. mustafa kemal paşa’nın şahsında tüm inkılâplar alkışlanmaktaydı. armstrong’un kitabı ne batı’nın ne de ingiliz kamuoyunun görüşlerini içermekteydi kitap sadece kendi kişisel hayali idi.

    1. harold courtenay armstrong, (1892-1943) kraliyet okulundaki eğitimi sonrasında, mezopotamya’ya giden ingiliz keşif birliklerine katılan armstrong, kut’ul amare’de türk birliklerine savaşın ilk yıllarında esir düşmüştür. bu düşmanlıkla 1920’de türkiye’deki ingiliz birliklerine katılan armstrong ingiliz yüksek komiserliğinde askeri ateşe yardımcısı olarak bulunmuştur. esas görevi genel kurmay ile yüksek komiserlik arasında irtibat subaylığı olmuştur. daha sonra türkiye’de defalarca, savaştan zarar görenlerin işlerini yürütmekle görevli uluslararası komisyondaki çalışması nedeniyle bulunmuştur. paris konferansı’nda, ingiliz delagasyonu içinde suriye ile ilgili alt komisyonda görevli olarak bulunmuştur. eserleri: turkey in travail; turkey and syria reborn; grey wolf, mustafa kemal an intimate study of a dictator; lord of arabia (king ibn saud); grey steel (general j.c. smuts); unending battle; tales of hazard. geniş bilgi için bkz. who was who, c. vi, 1941-1950, s. 32.
    2. londra’da 1930 yılında basılmıştır. armstrong’un ayrıca bbc’nin yayın organlarından olan listener dergisinde 29 haziran 1932 tarihinde “rounding up the turkish brigand” adlı bir yazısı çıkmıştır. bkz. c. 7. s. 931-933.
    3. armstrong, s. 194.
    4. armstrong, s. 195.
    5. armstrong, s. 203.
    6. armstrong, s. 198.
    7. pro. fo. 371/16089/e6033/34/44.
    8. s. 27, 62-63, 118, 170-72, 202, 252, 254-6, 264, 269, 276-280 ve tevfik rüştü ile ilgili ama doğrulukla ilgisi olmayan şu sayfalar, 296-7 ve 300-1, verilmekteydi.
    9. pro.fo. 395/p.2199/2199/50.
    10. a.k.helm istanbul’da ingiliz elçiliği’nde ikinci sekreter olarak 1930’a kadar görevde bulunmuştur. daha sonra ise bakanlığın doğu işleri ile ilgili biriminde görevlendirilmiştir.
    11. pro.fo. 395/469/p2394/2199/150. ek: 1.
    12. campbell g. dixon, (1895-1960), tasmara üniversitesi’nde tarih alanında eğitimini takiben avusturalya gazetelerinin özel muhabiri olarak doğu hindistan, çin, mançurya, kore, japonya, sibirya ve rusya’yı gezmiştir. 1925-31 tarihleri arasında the daily mail’in edebi editörlüğünü yaptı. 1931’de the daily telegraph’a geçti. eserlerinden bazıları: from melborne to moscow, 1925; the daily telegraph fourth miccellang, 1947. geniş bilgi için bkz. who was who, c.v. 1951-1960, s. 308.
    13. the daily telegraph, 24 ekim, 1932, ek: 2.
    14. arnold talbot wilson, (1884-1940), asker yönetici, yazar ve politikacı olan wilson, clifton koleji ve kraliyet askeri koleji’nde eğitim görmüştür. 1913 yılına kadar iran’da görev yapan wilson, türkiye ve iran arasındaki sınır anlaşmazlığını çözüm için kurulan, türkiye, rusya ve ingiltere arasındaki komisyonda bulunmuştur. daha sonra muhafazakar parti’den millet vekili seçilmiştir. eserlerinden bazıları: south west persia, mesopotamia, 1917-1920; a clash of loyalties, 1931; the persian culf, 1928; the suez canal, 1933; bunlardan başka the nineteenth century and after adlı süreli yayının editörlüğünü de yapmıştır. geniş bilgi için bkz. dictionary of national biography, 1931-1940, s. 910-911.
    15. spectator, 4 kasım 1932, s. 630-631. armstrong’un kitabından daha sonra, fraulein lilo linke’nin chatham house’da 4 mart 1937’de yapılan bir tartışma sırasında söz ettiğini görüyoruz. linke, grey wolf’un bir taraftan mükemmel bir kitap olduğunu, ama diğer taraftan peşin hükümlü olduğunu söylemiştir.kitapta yazarın kullandığı kaynak ve bilgilere ulaşamadığı için kitabın doğruluğunu ispat edemediğini, atatürk’ün 1923’lü yıllarda çok fazla yetki ve kontrolü elinde bulundurma eğiliminde olduğunu, hâlâ da birçok anayasal kısıtlamaların olduğunu söyleyerek, bunun diğer ülkelerle kıyaslandığında daha az tehlikeli olduğunu, çünkü ilk olarak mustafa kemal paşa’nın önder nitelikli ve eğitilmiş bir kişi olduğunu, sonra da çevresindekilerin eğitilmiş ve yetenekli olduklarını ifade etmiştir. çevresindeki eğitilmişlere örnek olarak da başbakan ismet inönü’yü göstermiştir. türkiye’de durumun şimdilik iyi gittiğini ve giderek ülkenin güçlendiğini söyleyen linke, atatürk’ten sonra da bu ortamın devam edeceğini söylemiştir. bununla birlikte atatürk’ün diktatör olarak çok az tehlikeli olduğunu söylemenin zor olacağını ve türkiye’de elbette demokrasiden söz edilemeyeceğini söylemiştir. international affairs, c. xvi. no. 4, temmuz 1937, s. 563. 16
    16. spectator, 4 kasım 1932, s. 631.
    17. pro.fo. 395/p.2618/2199. ek. 3.
    18. necmeddin sadık bey’in akşam gazetesinde çıkan yazıları 8 aralık 1932 tarihinde başlamış ve 19 aralık tarihinde bitmiştir.
    19. pro.fo. 395/469/p.2683/2199. ek. 4. necmeddin sadık’ın 8-20 aralık 1932 tarihinde akşam gazetesinde çıkan ve ankara’dan morgan’ın raporuna iliştirdiği belirtilen yazılar, rapor ilişiğinde ingiliz arşivi’nde bulunamamıştır.
    20. pro.fo. 395/485/p130/130/150, 31 aralık 1932 tarihinde ankara’dan mr. morgan imzasıyla ingiltere’ye ingiliz dışişleri bakanlığı doğu işleri şubesi’nden mr. helm’e gönderilen rapor.
    21. mr. morgan raporunda ayrıca ankara’da gazi enstitüsü’nde bir ingiliz hocadan gazi hakkında grey wolf’un olumsuzluğunu ortadan kaldırıp gazi’nin gerçek kimliğini ortaya koyacak bir eserin yazılmasının istendiği ve böyle bir kitabın ingiltere’de basılabileceğinden bahsetmekteydi. pro.fo. 395/485/p. 130/130/150.
    22. pro.fo. 395/485/p. 130/130/150.
    23. vernon (oldfeld) bartlett, (1894-1983), gazeteci, yazar ve yayıncı olan bartlett, tiverton’da blundelps school’daki eğitimi sonrası (1911-1914) arasında ingiltere dışında gezmiştir. avrupa dillerini çok iyi konuşan bartlett (1914-1915) arası, the daily mail’de çalışmış ve daha sonra, reuters ajans’a geçmiştir. ajans adına 1919’da paris konferansı’nı takip etmiştir. daha sonra the times adına özel muhabir olarak isviçre, almanya, polon ya da 1919-1920 ve romanya’da (1921-1922) bulunmuştur. daha sonra londra’da birleşmiş milletler teşkilâtı’nda çalışan (1922-1932) bartlett, birleşmiş milletler ve bbc adına etkili bir yayıncı olmuştur. zamanda bbc’nin muhabirliğini de yürüten bartlett, düzenli olarak dış politika konusunda londra ve avrupa’nın diğer başkentlerinde 1928-1934 arasında “uluslararası gelişmeler” başlığı ile ve haftalık seri halinde “dünyanın gidişi” konulu programları yapmıştır. bbc’den ayrılan bartlett, daha sonra the daily herald’a oradan da the news chronicle geçmiştir (1934-1954). 1938-1950 tarihleri arasında parlamentoya giren bartlett’in eserlerinden bazıları: nazi germany explained, london 1933; if i were dictator, london 1935; this is my life, london 1937; and now, tomorrow, london 1937. bartlett hakkında geniş bilgi için bkz. asa briggs, the history of broad casting in the united kingdom, the golden age of wireless, oxford 1956, s.146; dictionary of national biography, 1981-1985, s. 29-30.
    24. konuşmanın tam metni için bkz. pro.fo. 395/487/p.186/186/150. ek. 5.
    25. bbc’nin yayın organlarından olan listener’de vernon bartlett’in yaptığı her iki konuşmasında (kısmen) yayınlandığını görüyoruz. bkz. temmuz 1933, s. 115-116; kasım 1933, s. 820. ek. 6.
    26. new britain, 17 ocak 1934, s. 252. ek. 7.
    27. pro.fo. 371/17960/e789/44. ek. 8.
    28. 25 teşrinievvel 1932, cumhuriyet. ek. 9. aynı habere hakimiyeti milliye 25 ekim 1932 tarihli nüshasında, “gazi. aleyhimizde çıkan bir kitapta bile... büyük gazi’nin dehası önünde eğiliyorlar” başlığı ile anadolu ajansı kaynaklı haber verilmekteydi, s. 1.
    29. akşam, 8 aralık 1932, s. 1.
    30. akşam, 8 aralık 1932, s. 7.
    31. akşam, 9 aralık 1932, s. 1.
    32. akşam, 10 aralık 1932, s. 1-2.
    33. akşam, 11 aralık 1932, s. 1-2.
    34. akşam, 12 aralık 1932, s. 1-2.
    35. akşam, 13 aralık 1932, s. 1.
    36. akşam, 14 aralık 1932, s. 1-2.
    37. akşam, 15 aralık 1932, s. 1
    38. akşam, 16 aralık 1932, s. 1.
    39. akşam, 17 aralık 1932, s. 1-2.
    40. akşam, 18 aralık 1932, s. 1-2.
    41. akşam, 19 aralık 1932, s. 1-2.
    42. bca. 4/12/1933. 15377.030.18.01.41.85.15. ek. 10.
    43. bca. 26.12.1933.15487.030.18.01.41.91.5. ek. 11.
    44. bca.11.10.1934.2/1402.030.18.01.48.69.20. ek. 12.

    ----------------------
    * hacettepe üniversitesi atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi enstitüsü öğretim üyesi -
    - atatürk araştirma merkezi dergisi, sayı 33, cilt: xi, kasım 1995

    http://www.atam.gov.tr/…ge=dergiicerik&icerikno=775
  • atatürk düşmanı diye kestirip atılmadan okunması gereken bir kitaptır. ingiliz yazarın bazı bilgileri atatürk'ü şahsen tanımış olanlardan ve genellikle de muhaliflerinden aldığı bellidir. çizdiği atatürk portresi başarılıdır, üslubu yabancı olmasından dolayı direkttir ve bize ters gelir. kitap atatürk'ün cinsel hayatına da yer yer girer. türkçe çevirilerde bunların bir kısmını buluruz fakat hepsine yer verilmez. ingilizce metinde, rıza nur gibi atatürk'ün azılı muhaliflerinden birine ait çirkin ve herhangi bir somut kanıtla desteklenemeyen başka anılarla da doğrulanamayan iddialar vardır. herşeye rağmen, kitabı okuduğunuzda yazarın atatürk'e düşmanca bir motifle değil eleştirel bir bakışla yaklaştığı bunun yanında birçok yönünü de takdir ettiği görülür. son derece atatürk hayranı biri olsam da, bugüne kadar atatürk'e eleştirel yaklaşan biyografilerden salt atatürk hayranlığıyla yazılanlara göre daha fazla yararlandım. zaten, atatürk'ün ne kadar hayranlık uyandırıcı bir insan olduğu ona en eleştirel yaklaşan yazarların bile onun birçok yönünü takdir etmesinden bellidir.
  • elimdeki arba yayınları'ndan 1996 basımı nüshasında hukuki açıdan sakıncalı bölümlerinin(yayınevinin kararı üzerine)* çıkarılması dizilmiş sayfaların üzerinden özensizce tippex ile yapıldığından, kolaylıkla nelerin sansürlendiği anlaşılmaktadır. bilinçli bir hareket midir bilmem, fakat cümlenin gidişatından zaten üzeri kapatılmış sözcüklerin neler olduğu kolaylıkla anlaşılmakta.

    çevirmen gül çağalı güven'in kitabın önsözüne yazdığı satırlar da bu konu hakkında bilgi vermekte (s. ıx-x):

    "(...) aslında bozkurt'un eksiksiz yayımlanmasından yana olmakla birlikte, yazarın atatürk'ün çok özel yaşamına ilişkin, kanıtlanması olanaksız kimi iddialarına yer verilmesinin, kitabı çevirmekteki amacıma ters düşeceği kanısına vardığımdan, yayınevinin bunların çıkarılması yönündeki kararını onayladım. (...) eksikliği pek bir boşluk yaratmasa da, çıkarılarak yerleri boş bırakılan kelimeler -toplamı bir paragrafı bulmamakla birlikte- için okuyucudan anlayış bekliyorum.