şükela:  tümü | bugün
  • "70, 80 ve 90'lı yıllar... ankara ve rock müzik... ankara'da yapılan ve yaşanılan rock müzik... 'yaşanılan' çünkü rock, sadece yapılan ya da dinlenilen bir müzik değildi. özellikle o yıllarda rock, bir yaşam tarzıydı. bu yaşam tarzını zorluklara karşın süren, sürmek için mücadele eden, sayıları az değilse de çok da fazla olmayan gençler ankara'da bir alt kültür oluşturdular.

    kimler vardı? neler yaptılar? nerelere gittiler? ortaya çıkan bu alt kültür üzerinde ankara'nın bir şehir, bir başkent olarak etkisi var mıydı? geriye yani bugüne neler kaldı?"

    black, not gray: ankara rocks!

    snippet #1
    snippet #2
    snippet #3
  • her zamanki bilkent bıdıbıdı bölümlerinden birinin bebeleri organize ediyor olsa gerek ki galayı, filmde olup da galaya giremeyen müzisyenler var etrafta, çok yoğunmuş ve saire...

    sonra neden istanbul bu işin merkezi, neden istanbul'da yürüyor gidiyor insanlar...

    ne sunum biliriz, ne yol ne yordam...
  • malesef teknik ve içerik olarak kişisel beklentimin bir hayli altında çıktığını üzülerek söyleyebileceğim belgesel denemesi...hem bir şehrin kültürünün yansıtılması-sahiplenilmesi iddası, hem de teknik olarak belgesel tekniğiyle bunun yapılması amaçlandığı halde, bir çok kişi, sima, müzisyen/grup, mekan, olay/anı/anekdot vs es geçilmiş (7 senelik bir çalışma olduğu söylendiği halde) ve belgesel yapımcı ekibin çevresinin deneyimine ve kendi kişisel müzik macerasına yoğunlaşarak ankara rock kültüründe büyük eksikler bırakılmış ve ileriki jenerasyonlara "ankara bundan ibaretmiş" gibi bir algı bırakma ihtimali, bu kültüre gönül,emek,hayat vermiş bir çok kişiye yapılmış bir vefasızlık olarak beni üzdü. niyetin iyi olması bir yere kadar yetiyor, ama belgeselcilik sorumluluğunu karşılayamamış olarak buldum, nacizane.

    kısacası, belgeselin eksikleriyle, bu çapta, 2-3 tane daha çıkar, ama gönül isterdi ki, ankara'yı sahiplenen tek bir yeterli-güçlü "belgesel" yapılsın ama daha kapsayıcı, kimseyi (ister-istemez) dışlamadan, daha araştırmacı bir şekilde yapsın.
  • o dönemlere yetişemeyen biri olarak blue ile birlikte beni bu sene en etkileyen ve gözlerimi dolduran belgesel olmuştur.
    taraflı yapılması bence gayet normal zira o dönemki herkese ulaşmak pek mümkün değildir diye tahmin ediyorum, elde hazır olan görüntüler üzerinden ankara'nın o dönemki yapısını elden geldiği ölçüde anlatmış ufuk önen. benim gibi o dönemi görememiş, o dönem yaşanırken çocuk olan ve ankara'nın o değişimini bizzat değil ancak "havasıyla" hisseden bireylerin yüreğine dokunacak bir yapım olduğunu söyleyebilirim. günümüzde ankara'nın metal anlamında ruhunu nasıl yitirdiğini, o eski mücadeleci insanların kiminin farklı yerlere gidişi, kiminin yorgunluğu ve kendi çevresi dışına çıkmamasıyla birlikte metalheadlerin sokaklardan nasıl çekildiğini görüyoruz.
    kendi jenerasyonumda o insanların yakaladığı müzikal dostluğu bulamadığım için hüzünlenirken, diğer yandan böyle güzel insanların hâlâ bir yerlerde olduğunu, daha küçük kitlelere(çocuklarına) dokunsalar da yine de bu ruhu hâlâ bir şekilde yaşattıklarını görmenin verdiği mutluluğu yaşadım. o dönemin müzisyenlerine, dinleyicilerine, sokaklarda uzun saçı için mücadele eden, ankara'nın griliğini siyahlaştıran, metal kültürüne tüm ülke çapında cansuyu veren herkese: sayımız az ama bıraktığınız mirası biz de elimizden geldiği ölçüde yaşatmaya çalışıyoruz. bu yolu bize açtığınız için hepinize çok teşekkürler, iyi ki varsınız.