şükela:  tümü | bugün
  • john cusack, minnie driver ,joan cusack ve dan ackroyd un oynadığı eğlenceli, komik ama pek önemli bulmadığım bir film. pulp fictiona göndermelerle dolu. filmin en iyi tarafı tabi ki john cusack ve yüz ifadeleri ve her sahnede bangır bangır başlayan ve filmi bırakıp şarkı söylemeye başlattığı için zaman zaman sinir bozucu olan süper müzikleri.
    bu filmi izledikten sonra eowynle cusackın kendine has bir film tarzı olduğunu anladık ve şapka çıkardık. yani ben çıkardım, di mi eowyn?
  • filmin bir de magazinel önemi vardır ki o da john cusack -minnie driver ilişkisini başlatmış olmasıdır.
  • josey wales 'in dvd koleksiyonunu soyarken yanlışlıkla araya karışan bu john cusack ve isme bak minnie driver filmi bize bir filmin en önemli öğesinin senaryo olduğunu bir kere daha hatırlattı. film müziği konusunda abartmış olması ve her sahnede süper bir şarkının patlaması konsantre olma güçlüğü yaşamamıza sebep olurken minnie driver'ı da ablak suratı, mezuniyet balosuna tişörtle gitmesi ve john cusack'ı bu kötü film aracılığıyla götürmüş olması gibi sebeplerden dolayı kınadık.

    film bitince amandine 3 gündür işe giderken bile kafasında olan keten şapkasını çıkardı.
  • minnie driver dahil butun oyuncu kadrosunun hic de kucumsenemeyecek performanslar sergiledigi basarili komedi filmi. insani cok etkileyecek sahnelerin ya da kompleks bi senaryonun yoklugunun, oyuncularinin gucu ve yonetmeninin kisa sahnelerdeki yetenegi tatminkar ise, bir komedi filminin basarisindan bi sey eksiltmedigini gostermesi acisindan onemli bi yapim.
  • blister in the sun klibi indirirken şarkının soundtracki olduğunu öğrendiğim film.
  • o kadar guzel muziklerle doludur ki bir degil iki soundtrack albumune sigacak kadar sarki icermektedir. filmin belki de en depresif sahnesinde bile bulunan muzik ve adaptasyonu alkisa deger:

    martin blank geri dondugu kasabasindaki eski evine dogru yolda gitmektedir, arabada gnr dan live and let die calmaktadir. ayni sahnede bir sebepten dolayi sok olur*, o sokun ardindan girdigi supermarkette live and let die calmaya devam eder, fakat artik muzak formatindadir.
  • imdb'nin trivia kisminda dahi olmayan, az once kapmis oldugum ayrintisal bir bilgiyi hemen paylasmak istiyorum:

    grosse pointe, detroit - michigan'da bir yerin adi, blank de filmdeki esas oglanimizin * soyadidir, eyvallah, ona bir diyecegim yok; almanca da bilmiyorum, ona da bir sey diyemem; lakin az once alman bir arkadasimdan aldigim duyuma gore grosse almanca'da great yani buyuk anlamina geliyor imis ki bu zaten cogu kisi tarafindan bilinen/tahmin edilen bir sozcuk. ote yandan pointe blank ise almanca'da final, son anlamina gelen bir deyim veya kalipmis. yani almanca olarak buyuk son gibi bir isim cikarimina gitmek de mumkun. tabii eger eleman beni kafaya almadiysa - ki pek sanmiyorum. bu noktada, zaten cok begenerek izlemis oldugum bu filmdeki bu ayrintinin bana ayriyeten keyif verdigini itiraf etmeliyim. kucuk mutluluklar degil mi ulan zaten hayati guzel kilan? hangimiz biraz blank degiliz ki...

    not: dur lan, eklettirmeye calisayim bunu imdb'ye. corbada bizim de tuzumuz olsun.
  • ucarak giden, sonunu bir nefeste getiren en kralindan bi film. john cusack da ne oynuyor arkadas, peheey.
  • mezunlar günü heyecanı ve kabusunu yaşatan film!

    --- spoiler ---

    partiye girerken take on me çalmaktadır!

    --- spoiler ---
  • bu filmi izlemek bana bir türlü nasip olmuyor niyeyse ama, cure, clash, violent femmes falan nasıl bir soundtrack arkadaş o.
    çek diz aut: http://www.dailymotion.com/…lister-in-the-sun_music (youtube'a da bir haller olmuş gene)