şükela:  tümü | bugün
  • genelde uygulamasi tarti$ma usulunu koruklemek mecburiyetinde oldugu icin insanlarin her turlu igrencligini dokmeye platform sunan, (biraz du$unuldugunde) ki$iyi kafesteki maymundan farksiz gorup; hareketlerini, koltukaltini ka$imasini inceleyen bir gruba kendini begendirme cali$masi.
    bir suru ilgisiz adami bir araya toplayip "tarti$in ulan amuga koduklarim" felsefesine dayanan okuz bir eliminasyon sistemi.
    "her bokta tarti$amayan adam i$ hayatinda kesin sicar, valla bak" $eklinde bir cin atasozu de vardir konu ile ilgili.
    daha once de yazilmi$ zaten bu (bkz: #3027044)
  • asıl amacın adayların kendi aralarında tartışmalarını sağlayarak kimin daha fazla liderlik özelliğine sahip olduğunu anlamak olduğu mülakat türü. elenmememin püf noktası "ne olursa olsun fikrinde inat et" "kimsenin dediğini kabul etme" "çirkef ol, rezillik çıkar" olduğu için kendine biraz saygısı olan aklı başında insanların direk elendiği mülakat.
  • bu tur mulakatlarda tartışmanız için ortaya atılan konu genellikle geyik bir konu olur.."tv faydalı mı, zararlı mı.." veya "internet insanlik için iyi mi oldu, kötü mü.." seklinde cevabı hem evet hem hayir olan sorulardir bunlar..o nedenle her kim boyle bir grup olayina girip başarılı olmak istiyorsa ilk sozu almali ve soylenmesi gereken herseyi soylemelidir..ilk sozu almazsaniz zaten geyik olan konuda rakipleriniz herseyi soyleyecek, size soyleyecek birşey bırakmayacaklardır..sıra size geldiginde ise ister istemez tekrara düşersiniz..
  • bütün olumsuz görüşlere rağmen, mülakatı yapanın "ayakta kalan işi alır" deyip, kapıyı kapatıp kilitlemesiyle birden renklenivericek mülakat türü..
  • yakın geçmişte başıma gelen rezalet olay.benim açımdan kötü geçmedi.ancak olayı çok ters buldum.7kişiyi bi masaya oturtup ortaya ottan boktan bi konu atıyolar, sonra iki kişi kenara çöreklenip arenadaki sözde kavgayı izliyor, ronald koch gibi notlar alıyor.
    önce herkese konuyu özetleyen bir iki not verirler, okuyup anlamaları için.

    mesela siz bir bilgisayar şirketinin sahibisiniz, 5 ayrı müşteriniz aynı anda bilgisayarlarıyla ilgili problemleri olduğu için sizi arayıp teknik servis istiyolar.ancak elinizde o an için servise çıkabilecek sadece 1 ekip var.sizin hangi müşteriye göndereceğinizi soruyolar.her müşterinin hikayesi farklı ve hepsi kendine göre acil.önce herkesten teker teker hangisini seçtiklerini duyuyorlar, daha sonra da gruptaki herkesin bir müşteride anlaşmaları için tartışmalarını istiyolar.
    ne kadar iğrenç olursa olsun işte burada sivrilmenin yolu sessiz kalıp diğer 6 kişinin anlaşmaya vardığı konuya muhalefet etmektir.o seçimin doğru olduğunu düşünseniz bile..işte burada en yakın başka bir seçeneği güya mantıklı açıklamalarla kendinden emin bir şekilde savunursaniz kesinlikle günün adamı olursunuz.çünkü bu mülakatta adaylarda baktıkları değer, doğruyu bulma değil; ikna kabiliyeti ve girişkenliktir.
  • bu tip mülakatlarda ne söylediğinizin çok fazla önemi yoktur. önemli olan dikkat çekmektir. tane tane ve bağırarak konuşmanız ve bağırırken yüzünüzde sürekli gülümseyen bir ifade olması gerekir. ayrıca mülakatı yapan kişilerin gözlerine bakmalı ve asla bakışlarınızı ayırmamalısınız. arada bir çığlık atarak; ben çok hırslıyım, bu işi çok istiyorum, pozitif enerji doluyum diye bağırırsanız bu size artı puan olarak yazılır.
  • ne kadar çok başkasının fikrine çamur atar, kendi fikrinin saçma kısımlarını kamufile edensen hakkında "lider, ikna kabiliyeti yüksek" sıfatlarına kadir olduğunuz mülakat türü. en eğlenceli kısım bu mülakatı izleyenlere nasip olmuş. bi saldır oğlum dememeleri eksik.
  • bazen de, 'topluca hepsini aradan çıkaralım' mantığı güdülür. 25 kişi bir toplantı odasına toplanır. öncelikle yaklaşık bir saat, sektöründe lideriz zırvalıkları ile gaz verici firma tanıtımı yapılır. yeterli çoşku verilip kıvama getirilen adaylar, daha sonra birer birer kendilerini tanıtırlar. bıdır bıdır hayat hikayeleri anlatılır. bu sırada da ik ablamız notlar alır, karşılıklı konuşmalar devam ederken dakikalar hatta saatler birbirini kovalar.
    bu esnada -eğer de istemediğiniz bir iş ise- baygınlık geçirmek, afakan basması gibi durumlarla burun buruna gelmek kaçınılmazdır. dolayısıyla yoğun bitse de gitsek duygusunun yaptığı baskı ile start duyulur duyulmaz arkaya bakmadan çıkılır, hızla olay mahallinden uzaklaşılır. fakat diğer taraftan iş için heyecanlanan, malum gazı da almış bünyeler için o oksijensiz kalınan saatler hiç de önemli değildir. aksine daha vakit olsa da kendimi biraz daha göstersem, anlatsam, işe uygunluğumu kanıtlasam, diğer 24 kişiden farkımı/üstünlüğümü nasıl dile getirsem şeklindeki düşüncelerle açık sarı ona misali bulutlara doğru buharlaşma yollu giderler. yolunuz da farınız da açık olsun efendim.
  • bazı şirketlerin personel alımında uyguladıkları mülakat tarzıdır. özgeçmişleri incelenip görüşülmesine karar verilen adaylar aynı gün aynı saatte mülakata tabi tutulur. insan kaynakları uzmanı bir konu verip üzerinde grup çalışması yaptırabilir*. ilk defa tanıştığınız, belki de farklı mesleklere sahip olduğunuz insanlarla iş arkadaşıymış gibi aynı mesele üzerinden tartışmaya, konuşmaya başlarsınız. herkes birbirini rakip olarak gördüğü için dikkatle inceler; az çok fikir sahibi olur. ik uzmanının da isteğiyle ''ben olsam şu adayı seçerdim'' ve ''şu adayı asla seçmezdim'' gibisinden fikrinizi gizli olarak yazılı şekilde belirtirsiniz. bu görüşme sonunda şirket seçtiği adaylarla ikinci, hatta üçüncü bir mülakat yapabilir. ancak bunlar bireysel olur.
  • ben zannederdim ki 5 yıllık üniversite hayatımda çok şey gördüm, her çeşit çirkefle tanıştım, çok konuşan ama bomboş konuşan gerizekalılarla çok kıymetli vaktimi öldürmemek için laf dalaşına girmeyip gülüp geçtim de kendimi üstün gördüm. taa ki bugün hayatımın ilk grup mülakatına girene kadar.

    bi kere ik şahsı start verdiği anda sanki yıllardır bu konuyu konuşmayı bekliyomuş da sonunda fırsatını bulmuşken içini boşaltıyomuş gibi bağıra bağıra konuşmaya başlayan diğer 6 kişiyi duyduğum anda ilk şoku geçirdim. zaten gece yolculuğu yapıp sabahın köründe tuvalet köşelerinde rahatsız iş kıyafetleri giyerek uykusuzlukla birlikte yeterince gerilmiş olan şahsım için o koltukta oturmak bile eziyetken bi de işin yoksa laf anlat 6 tane tırtıla, sırf 3 tane kodamanın gözüne girmek için. birbirinin sözünü kesen mi dersin, bayan olmasını kullanıp hazır sözü alımışken nası olsa kimse kesmiyo diye uzun uzun zırvlayan çirkin kız mı dersin, sırf diğerinin düşüncesine bok atmış olmak için aptal aptal stratejiler geliştirip çirkefliğiyle pazarlayanlar mı dersin...

    milletin birbirinin suratına gülüp molalar da dahil olmak üzere 2 saat boyunca "ağzınıza sıçıcam hepinizin" bakışları attığı ortam. herkes bir havalarda, sanki görsen 10 yıllık iş tecrübesi var da profesyonel havaları ıyyy yıllardır muhattap olmaya tenezzül etmediğim insanlarla aynı masada 2 saat. ki bu tiplerden benim okulumdan olanlar vardı, utandım yerin dibine girdim yemin ederim.

    ortaokuldan beri bu kadar düşük seviyeli bir piyese maruz kalmamıştım. önce rol kesiyorlar sandım, mola verildiğinde "ğöff nezaman biticek, çok malcaydı değil mi? gönder bi sigara.." moduna girmeye hazırlanmışken bir baktım hala profesyonel profesyonel tartışmaya devam ediyorlar ellerinde kahve. bi gidin yaa.

    ben, nası oldu, ilk tekli mülakatta neler anlattım da bu insanlarla birlikte "babamı bile tanımam" seviyesine yükselmeye layık görüldüm bilmiyorum. vazgeçtim büyük şirkette falan çalışmaktan, mezuniyet projeme sponsor olan genç, dinamik, kafasına göre çalışıp kendine yetecek kadar para kazanan geyik şirket ortamına girip kafam rahat yaşamaya karar verdim. 10 yıl sonra sinir sahibi olmuş, napsam da kimi ayağından tutup aşağı çeksem diye ucuz planlar peşinde koşan mutsuz birey olmaktansa...