şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: #82032797)
  • geçen yılki istanbul film festivalinde yönetmenle yapılan söyleşiye katılmıştım. kendisinin anlattığına göre ebeveynler izin vermedeğinden belgeselde gösteremedikleri çok çok acı durumlar söz konusuydu. sansürlenmiş hâliyle bile gördüğüm en etkileyici belgesellerden birisi bu.

    bir toplumsal düzen ki devlet, engelli çocuklara bakan kişiye maaş ödüyor ve çocukların bütün ihtiyaçlarını karşılıyor. buna rağmen çocukların kendi anne babaları bile onlara bakmaya yanaşmıyor ve bu çocuklar sadece kendileri gibi olanlarla bakımevinde tecrit edilmek durumunda bırakılıyor. burası, dünyanın bütün halklarından, dini felsefi inançlarından insanların birlikte yaşadığı bir ortam. sadece tek bir kişi bu çocuklarla ilgileniyor ve o bir müslüman. islam’ın güzelliğinin böylesi pratikleri en olmadık yerde ve zamanda ortaya çıkarabilmesinde saklı olduğuna inanıyorum. teoride değil amelde gerçekleşen bir güzellik.

    enam suresi 116. ayette belirtildiği üzere söz konusu güzellik ancak insanların küçük bir kesiminin eliyle ortaya çıkacak ve insanların çoğu yalan yanlış şeyler düşünüp yapmaya devam edecekler. müslümanlar olarak yaşadığımız genel sorunlarımızdan en önemlilerinden birisinin de; gerek tarihte yaşamış, gerek çağdaşımız olan mohamed bzeek gibi azınlıktaki gerçek müslümanları baz alarak kendimizi islam’ı onlar gibi uyguluyoruz sanmamızdır. kendimizi öyle sanıyor ve müslüman olmayanların manevi dünyalarına bakarak kendimizin ne yüce kişiler olduğumuzu düşünüp tatmin oluyoruz. halbuki o gerçek müslümanlar, kendilerini, karşılaştıkları her insandan aşağıda sayıyorlar: https://youtu.be/lietyghz6oc

    ihlas sahibi olmanın yolunun; maddiyatta kendinden aşağıda olanların hâlini gözlemlemek maneviyatta ise kendinden yukarıda olanları gözlemlemekten geçtiğini buyurmuştu böyle bir gerçek müslüman. genç abdal hazretleri, meşhur taşlamasında gayrimüslimleri değil, kendine müslümanım diyenleri hedef alıyor:

    gaflet uykusunda yatar uyanmaz
    can gözü kapalı gafilan çoktur
    hak sözü dinlemez asla inanmaz
    kalbi çürük fesat cahilan çoktur

    mürşid-i kamil’e vermez özünü
    gaflet uykusundan açmaz gözünü
    taştan katı beter söyler sözünü
    bed amelli fesat münkiran çoktur

    nefs atına binmiş gezer boşuna
    hak’sız olanların hak’ta işi ne
    iblis gibi düşmüş halkın peşine
    şeytan dolabına aldanan çoktur

    bildiğinden şaşmaz nasihat almaz
    aslı münkir olan imlaya gelmez
    hakk’ını yitirmiş kendini bilmez
    nefsiyle oynaşan pehlivan çoktur

    genç abdal herkesi mest olur sanma
    her kurban derisi post olur sanma
    her yüze güleni dost olur sanma
    içi kafir dışı müslüman çoktur

    https://dilbeyti.com/meskler/2019-10-28/5