şükela:  tümü | bugün
  • insanlar kırılgan olduğunu anlarsa daha çok kırarlar diye korkuyordur. güçlü görünsün ki kendini korusun.
  • kimsenin görmediği kocaman duvarları vardır.

    "sen zaten bunu takmazsın, sen hiçbir şeyi takmazsın" derler. sadece derler ama hiçbir şey bilmezler.
  • bir kadın tanımıştım. çevresindeki insanlar sürekli keşke öyle olabilsem derlerdi. baksana sadece hayatına bakıyor, diğer olumsuzlukları siklemiyor, başındaki onlarca derde rağmen yüzü gülüyor, en sevdiğim yanı da erkeklere ağzının payını vermeyi iyi biliyor, her işini kendi hallediyor gibi cümleler kurarlardı. ama kimse içinde kopan fırtınaları, kararsızlıkları, yeter artık çığlıklarını duymuyordu. diğer gün de böyle olmak zorundasın, yoksa silinip gidersin, güçlü olmak sadece içindeki zayıflığın bir kılıfıdır diyerek başlardı.
  • narin olan iç dünyasını gizlemekle en doğrusunu yapan kadındır. gardını her indirdiğinde yediği kroşelerden yorulmuş da olabilir. güçlü görünmesin de; duygusuz, yalancı, çıkar peşinde koşanlara ziyan mı etsin kendini.

    kendisi için üzüldüğüm tek nokta ise, bunu yapması gerektiğini öğrendiği ana kadar geçen süreçteki gözyaşları, iç acısı ve hayal kırıklıkları.

    sözlerimi şöyle bitirmek istiyorum; " gözlerinden öperim canım.
    en çok da burnundan. gülme, ciddi söylüyorum."

    (bkz: adım garavel bul beni)

    edit: imla
  • öncelikle insandır o insan...

    kadını erkeği olmaz güçlü olmanın.
    kırılgan olmadan güçlü nasıl olunur bilmiyorum ben.
    insan incinmeden, kırılmadan, üzülmeden nasıl dik durmayı öğrenir? düşmeden nasıl kalkılır?
    fizik kanunu var yahu! kutu kolanın açma halkasının en güçlü noktası aslında en zayıf noktasıdır. tezatlıklar doldurur bazı kavramların içini ya.. karanlık olmadan aydınlık, soğuk olmadan sıcak nasıl olmuyorsa kırılgan olmadan da güçlü olamaz zaten insanoğlu.

    tanı bil duygularını, sımsıkı sarıl onlara, masum, naif ve kırılgan olan ne kadar hissiyatın varsa seni güçlü yapan onlar aslında.
  • tüm kadınlar böyledir. efendi efendi yaklaşıp "güçlüsün ama içinde kırılgan biri var bence" dediğinizde yoo diyenine rastlamadım daha. iki boyutlu bir karakter olarak gözükmek istemiyorlar sanırım. çoğu, ben de üzülebiliyorum deme manasında buna katılır. kısaca şefkat istediğini belli ediyor. sizin için uygunsa da gösterin gitsin.
  • güçlü görünmek tercihtir, kırılganlık ise hoşuma giden bir sözcük olmasa da fıtrat. insanlar sizi kırabileceklerini fark ederlerse kırarlar. kuşkonmaz da olsan güçlü görüneceksin o yüzden. görüne görüne de içindeki gücü fark edeceksin. güzel yani, kötü değil.
  • kız dediğin zaten az biraz kırılgan olacak, o ne öyle kaya gibi...

    bir eşşeklik yapıp kızcağızı kırdıysan gönlünü almaya çalışacaksın, gönlünü aldıktan sonra gelip bir sarılacak. gözünde o ışıltıyı göreceksin. kırgınlığı geçtikten sonra o ufak tatlı bir şekilde yapılan sırıtma. sesi titreye titreye bir daha sakın böyle bir şey yapma demesi falan...

    özledik be bu duyguları yaşamayı.
  • dahil olduğum.

    kırgınlıklarımı büyük oranda içimde yaşadığım için, canımı sıkan, üzen, beni yaralayan durumlardan bahsettiğimde istemsizce ciddiye alınmıyorum. üniversite için istanbul’dan ankara’ya gitmiştim ve yıllarca yalnız yaşadım. bunun çok keyifli olmakla birlikte zaman zaman beni ciddi derecede yıpratan bir duruma dönüştüğünü söylediğimde “ama sen güçlüsün” karşılığını almıştım. “nasıl olur?????” der gibi.

    ben beni bir şekilde üzen durumları kafamda analiz ettiğim ve aynı durumu karşı taraf adına da düşündüğüm için çok fazla dert anlatan biri değilim ama, buna ihtiyaç duyduğum zamanlar da oluyor. hasbelkader birine bahsetsem “sen akıllı kızsın, güçlü kızsın halledersin boşver” den öte bir karşılık alamıyorum.

    duygusal ilişkilerde de farklı olmuyor aslında. her şeyi doğrudan söyleyen, fazlasıyla açık sözlü bir yapım var. o kişiyi çok sevsem bile yanlış bulduğum bir şeyi eğip bükmeden ifade ettiğim için, aslında bundan daha belirgin olan hassas ve kırılgan yapım ikinci planda kalıyor gibi algılanıyor. halbuki incinmeye ne denli müsait bir yapıda olduğumu nasıl ifade ederim bilmiyorum. bu durum hepsinden baskın. bu kırılganlık ger şeye alınıp durumu içinden çıkılmaz bir hale sokmak manasında değil. insanları çok da üzmeyecek olan şeyler benim için çok yaralayıcı olabiliyor. ama aynı zamanda başkalarının “dünya başıma yıkıldı” hezeyanlarıyla kontrolsüz davranışlar gösterdikleri şeylerse “olağan” kategorisine girebiliyor benim için. şöyle ki; sevdiğim bir insandan ayrılmak ‘aman canıııım, napalım’ diyeceğim bir durum değil ama, “hayat bitti, dünyam mahvoldu” gibi duygu durumları da oluşmuyor.

    aslında bu açıdan bakıldığında şöyle bir sonuç çıkıyor bence; güçlü görünen ama kırılgan olan insanlar olarak biz bir denge yakalamışız. bir insan sürekli “ben asla şöyle düşünemiyorum, böyle hissedemiyorum” diyorsa orada ciddi bir problem vardır. umursamazlık kisvesi altında bir şeyleri perdelemeye çalışıyordur. bizse her duyguyu içimizde barındırabiliyoruz; ki zaten normal bir insan olumlu olumsuz pek çok duygu durumunu yaşayabilir şartlara göre. ne güçlüyüz diyerek burdan ego tatmini yapıyoruz, ne de ay çok kırılganım pozlarına girip etrafımızdakilerin ilgi odağı olmaya çalışıyoruz.

    durumun olumsuz yanı başta da belirttiğim gibi “bişey olmaz canım sen halledersin” minvalindeki cümlelerle geçiştirilmek olabiliyor bazen.