şükela:  tümü | bugün
  • bir kere sahane bir soyismi var. zaten tirt olan soyismimi degistirmeyi dusunuyordum, aradigim o guclu sesi postel'de bulabilirim. hem onemli de bir sahsiyet. on altinci yuzyil fransa'sinda yasiyor, ama onemi tabii bundan kaynaklanmiyor. hezarfen kendisi. bizim galata'dan uskudar'a uctugu soylenen menkibevi ahmet celebi gibi de degil, bildigin yasamis, bildigin binfenli (iyi dersane ismi olur aslinda sundan, bilfene de rakip olur). ki ben bu 19. yuzyil oncesi ilim sahasinin kurbani olayim, herkes mi binfenli olur arkadas, biriniz de uzmanlassaniz! ama yok, illa ki "matematik de bilecegim, astronomiye de saracagim, hazir yildizlara, ezoterizme dogru yelken acmisken kabalaya, hurufa da girecegim, oradan metafizige baglanir, mistisizmden dolu dolu teneffus eder, uyarina gelirse bu bilgileri toplum ve siyaset muhendisligi icin kullanirim. zaten butun bu surecte envai cesit dil ogrenmis de olurum, kim tutar beni!" diyeceksiniz. postel de boyle diyenlerden, boyle olanlardan. on altinci yuzyilda suregiden din ve mezhep savaslari, ideoloji ve kimlik kapismalari onu da bir sentez fikrine yakinlastiriyor. tum alemi kapsayacak, insanlar ve semavi dinler arasindaki farkliliklari eritebilecek evrensel ve bagdastirici bir ulkunun pesinde. bu fikir onda hep mi mevcuttu yoksa 1530larda yolu istanbul'a dustugunde suluman'in sarayinda gordugu ve tanistigi kisilerden, toplayip fransa'ya goturdugu kitaplardan mi etkilendi, bilinmez. tabii suleyman ve osmanli yonetici seckinleri icin 1520lerin sonu 30larin basinda tum alemi saracak, adaleti saglayacak guc musluman bir padisah olarak osmanli sultaniydi. postel'in cihansumul [bu kelimeyi de ihya etsek guzel olur, evrensel bana hep bulent korkmaz ve hucumsal'i hatirlatiyor, soguyorum] projesinde tabii islam'in yerini katoliklik aldi. hos, pek de yanki bulmadi fikirleri zahir. hatta daha sonra tanistigi bir kadinin hz. isa ve mesih oldugunu iddia edince basi engizisyonla da derde girdi, omrunun sonlarini ev hapsinde gecirdi.

    postel butun bunlarin otesinde cok muhim bir sarkiyatciydi, hatta turunun de ilk orneklerindendi. arapca, ibranice, suryanice gibi semitik diller uzmani oldugu gibi, turkce'den cakozluyordu. osmanli-fransiz gorusmeleri icin fransiz elcisinin maiyetinde ilk kez 1535 ya da 36'da yolu istanbul'a dustu. burada saray kutuphanesi icin bir hayli yazma topladigi, ozellikle de matematik, astronomi, ulum-i gaybiyyeye dair bircok kitabi cuvalina doldurdugu biliniyor. bugun bibliotheque nationale'de bulunan arapca, turkce eserlerin bir kismini sagolsun kendisi goturdu. istanbul'u 1547'de bir baska elcilik heyetiyle beraber (ki o elcilik heyeti de baya guzel bir ekiptir, icinde d'aramon, nicolas de nicolay, jacques gassot, pierre belon gibi donemin fransiz edipler takiminin onemli oyuncularini barindiriyordu) bir daha ziyaret etti. memleket gozlemlerine dair bir de kitap yazdi donuste: "de la republique des turcs". bir babayigit cikip cevirse de okusak ya. ama postel ile memlekette simdiye dek yalnizca bir kisi ilgilenmis oldugundan (burada zeki arikan'in hakkini yazdigi makale ufak da olsa teslim edelim) o babayigiti zor buluruz gibi geliyor.
  • de la republique des turcs (türk cumhuriyeti) ve `le livre de la concorde entre le coran et les évangiles` (kuran ve incil arasındaki uyum kitabı) adlı eserleri adıyla merak uyandıran fransız dilbilimci, oryantalist, astronomici, kabalacı, diplomat...
  • osmanli devleti ve hukumdarlarinin türk kelimesi ve ırkına nasil baktigini osmanliyi ziyareti sonrasi 1560 yilinda yazdigi eserinde cok iyi anlatmistir..
    şoyleki;
    "turkler, bugun dunyada bulunan butun halklar arasinda ,oylesine tiksinti uyandiran bir ada sahiptirlerki, ne hukumdar, kamusal belgelerde kullanir bu kelimeyi, ne siradan insanlar: türk diye adlandirilmayi sövgü! olarak karsilamayan kimse yoktur; cunku, cogu insan, bu türk kelimesinin asagilik bir kisi anlamina geldiginin farkindadir."

    hey gidi mustafa kemal hey..nerden nereye..