şükela:  tümü | bugün
  • 15 senedir cektigi filmlerden fazlasini onumuzdeki 5 senede cekecek, bi aksilik olmasa bari.
  • o kadar çok projeyle adı geçti ve hâlâ da geçmekte ki, ya yapımcılar guillermo abimizle, ya da kendisi sevenleriyle alenen taşak geçmekte. ulan bir sürü potansiyeli olan projeyle adın geçti, çeke çeke pacific rim'i çekti ya, bi' şey demiyorum.
  • gözlerin vücutta bulundukları ikametgahlarını hiç mi hiç tasvip etmeyen (hatta 2 tane olmasına da içerliyor) yarattığı canlılarda bunu dile getirmeyi görev bilmiş yönetmen.
    (bkz: hellboy 2)
    (bkz: el laberinto del fauno)
  • çektiği filmlere kendi hayalgücünden bir şeyler katabilen yönetmendir. olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi işliyor her sahneyi. orjinali sıkıcı olabilecek bir hikayeyi daha eğlenceli bir hale getiriyor veya orjinali zaten eğlenceli ise sadık kalmayı biliyor. hellboy serisinin getirdiği yükün altından kalkmış durumda. açıkcası bu seri için başka bir yönetmen olsaydı, şöyle olurdu, böyle olurdu diyemiyorum. zira gayet başarılı. en azından sinema tarihi boyunca elfleri en iyi anlamış, en iyi işleyen yönetmendir. hobbit'i yönetseydi çok çok sevinecektim ama ortam yine arwen fetişisti peter jackson'a kaldı, ağlayasım var.

    ilerki dönem için çok önemli projeler üstlenmiş durumda. hellboy 3, at the mountain of madness, haunted mansion gibi. bunların altından kalkabilirse, ilerisi için çok sağlam bir portfolyo oluşturmuş olacak. bence bunu başarabilecek yeteneği var. christopher nolan'ın bu dünyadan olmadığını varsayarsak, bence bütün süper kahraman filmlerinin başında olması gereken kişidir. renkleri iyi kullanmasının yanında, kullandığı yaratıkların gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim. bu konuda seçici bir insan olarak. özellikle, ileride bir gün spawn yeniden çekilecekse lütfen bu adam yapsın.

    ayrıca dragonlance efsanesi bir gün gerçek olursa, bir şekilde o projenin içinde olması gerekiyor. yönetmen mi olur, yapımcı mı olur, aşçı mı olur, otis karakterini mi oynar bilemiyorum. tek bildiğim bir şekilde projenin içinde olması gerektiğidir.
  • fx tv kanalı ile 13 bölümlük bir vampir dizisi için anlaşmıştır.
  • silent hills konusunda hala umutlu olmamızı sağlayan adamlardan biri, diğeri de kankisi tabi. aralarında biraz bromance mi var acaba diye düşünenenler de yok değil.
  • the shape of water isimli filmiyle, bugün 74. venedik film festivali'nde altın aslan (bkz: golden lion) ödülünü kazanan meksikalı yönetmen.
  • hakkı yıllar içinde teslim edilmeye yeni yeni başlanan guillermo del toro'nun; kariyerini,filmlerini ve sinemasının belirli kodlarını, ilk yıllarından başlayarak dilim döndüğünce kutsal hazine imdb'nin ve del toro demeçlerinin de yardımıyla aşağıya bırakıyorum;

    cronos

    1993 yılında ilk uzun metrajını çeker. daha önce bir iki kısa filmle(kendisi daha minnacık bir çocukken sinemaya gönül vermiştir.)bazı denemeler yapar. sonunda o zaman kadar meksika tarihinin en pahalı filmi olacak olan cronos gelir. yaklaşık bütçe 2 milyon abd dolarıdır. bütçenin bir kısmını karşılamak için kredi çeker ve ileride iyi bir dostu ve filmlerinin gediklisi olacak olan, ron perlman alacağı ücretten feragat eder. 1984 yılından beri senaryo üzerinde çalışır son şeklini verir. kendi kurduğu ufak bir efekt şirketinde filmin mekanik tasarımlarını yaptırır hatta filmin yapılan bazı tasarımlar çekim sonunda çalınır. zorlu çekim süreci bittiğinde ortaya vampir alt türüne orjinal bakış açısı getiren bir film çıkar. daha ilk filmi ile yeteneğini kanıtlar. hollywood ana akıma göz kırpan ama diğer yandan da, bağımsız sinemanın sularında yüzerek kendi özgün yorumunu filme katmayı becerir. karanlık atmosfere olan takıntısı burada belirginleşir. iyi bir hikayeyi, görsellikle harmanlayarak del toro, ilerde the criterion collection listesine girecektir.

    mimic

    97 senesinde, cronos başarısı ona hollywood'un kapısını açacaktır. ama sorun şuduru ki; camiyanın en sert ve dediğim dedik adamları weinstein biraderlerle çalışacaktır. çekim süreci yorucu geçer. weinsteinler sürekli settelerdir ve her şeye burunlarını sokmakla meşguldürler. del toro'yu kovmakla tehdit ederler. çömez del toro buna alışkın değildir. film çekilip gösterime girdiğinde, del toro weinstein'lerle çalışmamak için and içer hatta filmi kabullenmez. kendi vizyonunu yansıtmadığını dile getirir. film gişede başarız bir sonuçla ayrılır. eleştirmen yorumları ortalarda gezer. seyirci ise filmin karanlık tonu ve set tasarımlarından memnun kalsa da tam olmamışlık halinden dem vururlar. tüm engellere rağmen tipik bir hollywood filmi için del toro yine kendi stilini yansıtmıştır. fazlaca karanlık teması kendini hissettirir.

    el espinazo del diablo

    hollywood onu yorar bir süre terk-i diyar eylediği alemden ayrılır. sırada ki filmi hem en kişisel hem de en sevdiği filmi olan geniş dağıtım adıyla, the devil's backbone olur. kendi hayat hikayesinden izler taşıyan, savaş ortamında kapana kısılan yetim yurdunda ki öğrencilerin hikayesini, hayalet alt türünde işler. hikayeyi üniversitede okurken yazmıştır. film, korkuyu türdaşları gibi hoplamalı zıpalamalı nüanslarla yapmak yerine tamamen hikayesinin ve atmosferin verdiği mizansenlere yaslanarak verir. çocuk oyuncu yönetimi konusunda ne kadar hünerli olduğunu bu filmle görürüz. the criterion collection'a girecek olan film avrupada iyi bir gişede yapar.

    blade 2

    tekrar hollywood'a dönüş filmi blade 2 2002 yılında gelir. wesley snipes gibi sektörde ukala olarak bilinen bir yıldızla çalışacaktır. snipes yönetmen olarak zaten del toro ile çalışmaya sıcak bakmıştır. ilk blade filmi bir külttür. dolayısıyla del toro'nun yükü de ağırdır. dostu ron perlman kadrodadır. yine tam istediği şekilde filmi çekemez. hollywood yaş radarına takılmamak için kan ve şiddeti dozajında kullanmak zorunda kalır. geniş ekran formatında film çekmeyi seven del toro ilk kez geniş ekran formatında filmi çekmemiştir. kendisine ait vampir tasarımları, aksiyonu korku öğeleri ile akıllıca birleştirmesi ile blade 2 başarılı bir yapım olur.

    hellboy

    mimic ile hollywood'da istediği etki ve tepkiyi yaratamayan ama blade 2 ile sektörde ufak bir kıvılcım yaratması ona ünlü çizgi roman karakteri hellboy'un yönetmenliğini almasına şans tanır. hellboy hayranı olması, çizgi romanın temasına uygun vizyonu ona katkı sağlamıştır. aklındakileri çekmek için yeterli bir bütçe alamaz. eserin yaratıcısı mike mignola burnundan kıl aldırmaması ile bilinir ama başrol için ikisininde aklında ron perlman vardır. uğraşları sonucu hellboy'u cgi ile yaratmaktansa kanlı canlı bir oyuncuya verilmesi konusunda yapımcıları ikna eder. film ve karakterle ilgili stüdyonun akıl almaz önerilerini bir bir ret eder. ron perlman gibi star olmayan bir oyuncu stüdyo için yeterince risktir. bir de yönetmenin alışkın olmadıkları tarzı onları baya bir gerer. perlman ise rolünü ve mesleğini fazlaca ciddeye alır. karakterine bürünmek için ağır makyaj altında saatler geçirir. sonuç o yıllarda marvel filmlerinin gişesinin altında kalan ama o filmlerden çok daha orjinal duran bir film gelir. gişede maliyetini zar zor çıkarır. del toro ise sinefillerin vazgeçilmez yönetmenleri olarak yerini iyice sağlamlaştırır.

    el laberinto del fauno

    amerika macerasını yine buruk bir acı bırakarak, özgür hissettiği ülkesine döner. filmi ingilizce çekmesi karşılığında bütçenin iki katını teklif eden amerikalı yapımcılara koca bir nanik çeker. artık akıllanmıştır. yıllarca aklında olan bir projeyi elalemin elinde oyuncak etmeye niyeti yoktur. film ile ilgili aklında ki tüm materyalleri bir deftere yazıp çizen del toro bir takside bu defteri kaybedince bütün umudunu kaybeder ama o taksici bir şekilde del toro'ya ulaşır ve projeyi çekmesinin artık ilahi bir ışık olduğuna inanır. yüzlerce kendi çizim ve eskizleri ile film tam bir del toro projesidir. karışan eden olmadan kafasındaki her şeyi çekebilicektir. şeytanın bel kemiği filmi ile çocuk oyuncu yönetemi konusunda yeteneğini belli etmiştir. başrol oyuncusu ile uyumu filmin en önemli öğesidir. film olaysız bir şekilde çekilir. gösterime girdiğinde savaş ortamında geçen bir masalı kendi üslubunda tavizsiz çeken del toro övgülere boğulur. stephen king filmden çoşkuyla bahseder. bu zaman kadar eleştirmenler için çocuksu bulunan del toro bir anda ciddiye aldıkları ve radarlarına aldıkları bir isim haline gelir. üç oscar kazanır ama hepsi teknik daldadır. en iyi yabancı film oscarını kıl payı kaptırır. cannes film festivalinde ise ayakta alkışlanan filmler kervanına ilk kez nail olur del toro.

    hellboy 2

    yeterince bütçe ile çalışamadığı için aklında yer alan fikirleri hayata geçiremediği hellboy onun içinde bir uhde olarak kalmıştır. pan'ın labirentinin getirdiği başarı yapımcılara hellboy için tekrar bir şans vermelerine ön ayak oldur. bütçe artırılır del toro'ya daha fazla serbestlik tanınır. del toro ise kendisine önerilen bir çok projeyi bu film için geri çevirir. çeşitli yaratık tasarımları ve bıçkın aksiyon tarzına rağmen hellboy 2 bir hüsran olarak kalır. hellboy ise uzun yıllar rafa kaldırılan bir proje olarak kalacaktır.

    pacific rim

    hayata geçmeyen ya da geçemeyen projeler derken; 2013 yılında çok sevdiği canavar türünü denediği pacific rim gelir. japonların kaiju kültürüne getirdiği bakış ile olay yaratacağı düşünülür. 100 kadar farklı canavar tasarımları yapılır. müthiş bir bütçe ile çalışır. ilk kez digital kamera ile ve bu kadar yoğun bir cgi ile filmi çeker. ama film gişeden kârlı çıkmaz. senaryo bana göre del toro'nun filmleri içinde en karmaşık ve bulamaç ,fazla itici bir drama bulanmıştır. aksiyon ve görsel efektler ise del toro vizyonundan uzaktır.

    crimson peak

    yaklaşık 2 sene sonra crimson peak ile çok sevdiği türe geri döner. hayranı olduğu korku filmlerine-the exorcist,the omen bir saygı duruşunda bulunur. harika set ortamları del toro zihninden çıkmadır. crimson peak orta karar bir del toro filmi olarak kaldı akıllarda. başrol aktörün uyumsuzluğu (bkz: tom hiddleston)-başta benedict cumberbatch düşünülmüş ama olmamıştır ,keşke olasaymış demek geçiyor içimden- defalarca tekrardan yazılan senaryonun iki ara bir derede kalması derken; crimson peak, del toro üslubunda ama kalitesinde olmayan bir filmdir.

    the shape of water

    büyük bütçeler onu yordukca daha sakin sulara yönelip başarıdan başarıya koşmaya alışkındır del toro. tekrardan daha küçük bir bütçe ve kişisel bir film ile çıka gelir. king kong hayranı bir yönetmen için onun referanslarını alarak güzel ve çirkin'den de yararlanarak kendi tarzında the shape of water'ı çeker.sally hawkins tek tercihidir; aklında olan oyuncu ile çalışmayı başarır. kendi tasarımları, kılı kırk yararak yazıdığı senaryosu, uzun uğraş ve özenle çektiği film akademi ödüllerinde ona ilk kez yönetmen ödülünü kazandırır. hatta meksika tv'sinin iddiasına göre burda başarısız olsaydı sinemayı bırakacağını söylemişlerdir.

    guillermo del toro'nun çekmek isteyip de çekemediği ya da ona teklif edilen ama çekmek istemediği bazı projeler ise;

    alien vs. predator (2004)
    harry potter and the prisoner of azkaban (2004)
    ı am legend (2007)
    one missed call (2008)
    harry potter and the half-blood prince (2009)
    hellraiser: bloodline (1996)
    end of days (1999)
    the hobbit: an unexpected journey (2012)