1. üzerinde gül yetişen ağaç. bodur ve dikenlidir, odunundan yapılan mobilya kırmızımsıdır, istenir. dalında bülbül öten bir ağacımızdır ayrıca.
    erikgillerle uzaktan akraba (eniştesinin dayıoğlu) olurlar.
  2. gül ağacı, diğer ağaçlara oranlara daha halkalıdır.. nitekim mobilya yapımında kullanıldığı vakit, hareli latif bir görüntü sağlar mamülümüze..

    sağlamlık açısından, ağaçlar evreninde ortalarda bir yerlerde gezinir; eh çam yarması gibi değildir tabii, nahif bir ağaçtır..
  3. gül ağacı değilem
    her gelene eğilem..
    nice güle arzeyleyen kızıl gülem ben..
    dınınım...

    şeklindeki türkü-şarkı arası bir nesteyi hatırlatan, kuşburnu ağacına çok benzeyen ağaç...

    sonra gülü, bülbülü, gül reçeli, gül suyu vesairesiyle de meşhurdur bu orman fidanımız...

    bir dönem osmanlı edebiyatının güçlü ilham kaynaklarındandır ayrıca bu ağaç.. edebiyat içerisinde günden güne yerini önce çınara, sonra köknara, sonra palamuta, sonra zıkkımın köküne, sonra da çam yarmalarına bırakmıştır... zira edebiyatımız şu sıralar yarmalara yaramaktadır.
  4. gül ağacı gitar yapımında da sık sık kullanılan bir ağaçtır. genellikle gitarın sap kısmında kullanılır. bu ağacın sap kısmında kullanılmasının gitariste yararı, ellerin terlemesiyle birlikte ağacın daha çok kayganlaşmasıdır. gövdenin boyanması ve gül ağacının pahalı bi şey olması sebebiyle genellikle gövdede kullanılmaz.
  5. inanışa göre hıdrellezde olması istenen dileklerin yazılıp, çizilip, dallarına bağlandığı ağaç.
  6. -en azından- gitar klavyelerinde kullanılanlarının rengi koyudur, açık renkli akçaağaç*'tan ilk görüşte bu farkla kolayca ayırdedilebilir.
  7. mobilya, çalgı yapımında kullanılan gülağacının, üzerinde güller olan bodur ağaççıkla ilgisi yoktur. bahçelerde gördüğümüz gül erikgillerlerle familya düzeyinde akrabadır. gülağacı ise bahçede gördüğümüz güllerle sınıf düzeyinde akrabadır. yani ısparta gülü ve erik kardeşse, gülağacı bunların anneannelerinin kardeşinin torunu gibi bişey oluyor. yani gülağacı gül değil, gül ne kadar budanıp boyu uzatılmış olursa olsun.
  8. bazi zamanlarda, olaylar karsisinda esnek olabilen insanlari temsil ettigi rivayetler arasindadir.

    bu vesile ile ** pascala ait oldugu yonunde aklimin bir kosesinde kalmis bir anekdotu paylasmak isterim pek tabii.
    simdi..kabaca **yorumlu ceviriyle:
    bir gul agaci varmis bir de koknar.gunun birinde cok kuvvetli bir ruzgar cikmis.koknar, gul agacina gore daha sert ve daha heybetli bir agac oldugu icin bir havalara girmis.demis ki "seni zavalli kucuk gul agaci seni..bu ruzgar bitirecek seni. senin etin ne budun ne.hahahayt. ne kadar dayanabilirsin ki boyle kuvvetli bir ruzgara?!"
    zamanla ruzgar daha da artmis.
    gul agaci bu ruzgara daha fazla karsi koyamamis.egilmis. yere paralel hale gelip topraga yapisana kadar bukulmus.
    koknar sozum ona daha saglam ya..bir sure daha direnmis,direnmis.bir yerden sonra o da dayanamamis.ve fakat, yapisi geregi, sonunda kırılmış.
    eh herseyin oldugu gibi ruzgarin da bir sonu var di mi ama...bir sure sonra firtina dinmis.zavalli, cılız, kirilgan, narin yapidaki gul agaci bukuldugu yerden eski haline donmus tabi,dimdik*. kirilan koknar agacina ise allahtan rahmet (?) .....**.

    demekki neymis? köknarlara ölüm! saka saka*. hicbir olayda* kendi icinizde manasiz direnc* yaratmayin bosuna iste evladim.bosuna dedim bak.okkadar!
  9. çalıştığım yerin bahçesinde bugün aklımı başımdan alan güzelliktir.
    sigara molası için çıkmıştık, nasıl delirircesine açmış, nasıl kendinden geçmiş bağırıyor ben burdayım diye. gözlerimi iyice kısıp bütün renklerini kendimde hapsedip tutmaya çalıştım, yapamadım. yanından geçerken içimden seni çok kıskanıyorum dedim. böyle hayat dolu olduğum tek bir gün için bütün yapraklarımı feda ederdim dedim. duymadı.
    gül ağacı: kıskanarak sevdiğimdir.

gül ağacı hakkında bilgi verin