şükela:  tümü | bugün
  • cage kapandiktan zamaninda art festlerde insanlarin sokusturulduklari santralin arkasindan arazi, bahce.
  • çok eskiden ankarada cinnahtan bir önceki çankaya çıkışında ilbank binalarının karşısındaki minik bir parkın adıydı. kenarlarda sarmaşık gülleriyle kapatılmış 2 kişilik localar, ortada yediverengülleri vardi.
  • (bkz: gülizar)
  • (bkz: gülistan)
  • (bkz: bülbül)..
  • zamanın birinde, bir kasabada yaşayan, dünyalar güzeli bir kız varmış.. bu kız öyle güzelmiş ki, çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil, pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş. kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi, nice şövalyeyi reddeden güzel kız, kimseleri beğenmezmiş. bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş. ama kız onu da reddetmiş. aradan uzun yıllar geçmiş... bizim delikanlı kasabadan ayrılmış... kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış.. bir gün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel, küçük kasabaya düşmüş. orada tanıdık birine rastladığında, aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş. ona ne olduğunu sormuş.. yaşlı adan önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş. bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın kocasını pek merak etmiş.. bir gün gizlenip kocasını evden çıkarken görmüş. kızın kocası şişman, kel ve çirkinmi çirkin bir adammış. üstelik zengin bile değilmiş. çok merak eden adam, kocası gittikten sonra evin kapısını çalmış. kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormuş. kız da ona cevabı vereceğini, arkasındaki gül bahçesinden en güzel gül koparıp getirirse cevabı vereceğini, bu arada tek şartının bahçede ilerlerken geriye dönmemesi olduğunu söylemiş. adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış.. birden çok güzel sarı bir gül görmüş.. tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pembe bir gül gözüne çarpmış. tam ona uzanırken daha ileride muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş. derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş. mecburen oradaki bir gülü koparıp kıza götürmüş. bahçenin en güzel gülünü getirmesini beklerken kız, bir de ne görsün, yaprakları solmuş, cılız bir gül.. bunun üzerine adama dönen kız şöyle demiş; "bak gördün mü? her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın. bu yüzden gençlik gitmeden elindekilerle yetinmeyi öğrenmek gerekir.."!.....

    gibi dilden dile dolaşan bir hikâyedir.
  • adana'da metro sineması sokağının oradaki otobüs durağı. oralarda bir gül bahçesi yok ama demek ki daha önceden varmış.
  • istanbul caddebostan'da boyle bir bahce mevcut. onlarca gul cesidi ve binlerce gul var. icindeki banklara ve cardaklara oturdugunuzda gul kokulari ve manzara basinizi donduruyor. beni dumura ugratan bir durumda halka acik boyle bir parkin hala yagma edilmeden nasil saglam kaldigi.