şükela:  tümü | bugün
  • adana karataş hapishanesi'nde bir tutuklu. bu tutukluyu diğer mahkumlardan ayıran ise, ağız içi kanserine yakalanmış olması. sürekli yayılan bu kötü huylu kansere karşı iyi bir tedavi süreci başlatılmalı. ancak gelin görün ki çeşitli bürokratik engellerle, güler zere'nin tedavi görmesi engelleniyor. göz göre göre güler zere ölüme gönderiliyor. 36 yaşındaki güler zere, son 14 yılını içerde geçiren bir politik kadın mahkum.

    http://img196.imageshack.us/…96/1662/glerzereef.jpg
    http://img196.imageshack.us/…196/7300/gulerzere.jpg

    hhb'nin* konu ile ilgili açıklaması:

    bu bir acil hayat çağrisidir
    kayitsiz kalmayin
    güler zere serbest birakilsin

    tecrit/tretman modelinin uygulandığı türkiye hapishaneleri yeni bir ölümün eşiğinde. türkiye, insan haklarının korunmasına ve tutuklu/hükümlülerin haklarına ilişkin uluslararası tüm sözleşmeleri imzalamış olmasına karşın hapishanelerinde hak ihlalleri ve ölümler sürüyor. bağımsız insan hakları örgütlerinin tespitlerine göre sadece 2000–2009 yılları arasında kapatma mekanlarında 306 kişinin öldüğü sistemin yeni hedefi 14 yıldır özgürlüğünden mahrum olan 37 yaşındaki politik kadın tutsak güler zere.

    malatya devlet güvenlik mahkemesi tarafından verilen hapis cezasının infazını çekmek üzere elbistan kapalı hapishanesinde tutulduğu sırada kanser hastalığına yakalanan güler zere, gerek hastalığının geç teşhis edilmesi, gerekse de teşhis edilen hastalığının tedavisinin "tedavi sırası" ve "mahkum koğuşunda yer bulunmaması" gerekçeleriyle başlatılmaması nedeniyle bugün ölümün kıyısına gelmiş durumda.

    "hükmedilen sürede özgürlükten yoksun bırakılmaktan ibaret" olan "cezaya içkin olan elem ve kederin etkisinin arttırılması açık bir kötü muamele olarak kabul edilmelidir. keza kötü muamele için, bir tutukluya zarar vermek niyeti taşımak gerekmez; hizmet sunumunda "tümden yetersizlik ya da bir dizi bireysel olay" sonucu kayıtsızlık da aynı sonuca yol açabilir. tedavi olanaklarının sağlanmasındaki başarısızlık/kayıtsızlık bu kapsamda değerlendirilmelidir. nitekim tedavi süresi boyunca infaz idaresi tarafından sergilenen kayıtsızlık, sağlık tablosu açısından geri dönülemez bir noktaya gelinmesine neden olmuştur. bu durumda insan hakları avrupa sözleşmesi’ nin 2. maddesi ile güvence altına alınan "yaşama hakkı", 3. maddesi ile güvence altına alınan "işkence ve fena muamele yasağı"nın açık şekilde ihlal edildiği anlaşılmaktadır.

    5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki kanun’un 16. maddesi uyarınca cezanın amacı dışında etki yaratabileceği anlaşılan hallerde infazın geri bırakılacağı düzenlenmiştir. maddenin 2. fıkrası uyarınca tıbben tedavisine olanak bulunmayan veya tedavisi uzun sürebilecek bir takım hastalıklar halinde cezanın hastane mahkûm koğuşunda infazında hükümlünün hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa cezanın infazı geri bırakılacaktır. güler zere’nin tutulduğu hastalığın türü, tedavi sürecinde yaşanılan olumsuzluklar birlikte değerlendirildiğinde durumun bu kapsamda değerlendirilmesi zorunludur. ancak bu zorunluluğa karşın, bugüne kadar bu yönde yapılan başvurulardan herhangi bir sonuç elde edilememiştir.

    güler zere açık yasa hükümleri dikkate alınarak derhal serbest bırakılmalıdır. aksi tutum ve uygulamanın yeni bir ölüme neden olacağı unutulmamalıdır. kamuoyunu bu ölüme izin vermemeye çağırıyoruz.

    halkin hukuk bürosu
  • devrimciye ölüm tecavüzcüye özgürlük şiarıyla hareket eden devletin, gün be gün katlettiği tutsak.
    kanserdir, tedavi edilmesi gerekiyor, ama hayır. bu en temel insan hakkı, yani tutsak da olsanız, özgür de olsanız, idamlık mahkum da olsanız gözetilmesi gereken sağlık hakkınız, bizzat devlet tarafından kısıtlanıyor.

    alın size demokrasiye vurulan büyük darbe!
    devlete karşı darbe hazırlığında bulunmak suçuyla f-tiplerine konulan generaller grip oldukları, sivilce çıkardıkları gerekçesiyle salıverilirken, gata'ya tedaviye götürülürken, ağız kanseri olan ve muhakkak tedavi görmesi gereken bir devrimci tutsak ölüme terkediliyor. devletin ayrımcılığı ve sınıf mücadelesini her alanda sürdürdüğüne bir kanıt daha. bu ülkedeki kontr-gerilla adaletinin sınırlarına ilişkin bir gösterge daha.
  • güler zere kanser. ölmek üzere. ve kimileri öksürünce bile tahliye edilirken o tedavi görmeden ölümü bekliyor hücresinde.
  • “5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkındaki kanun’un 16. maddesi uyarınca cezanın amacı dışında etki yaratabileceği anlaşılan hallerde infazın geri bırakılacağı düzenlenmiştir. maddenin 2. fıkrası uyarınca tıbben tedavisine olanak bulunmayan veya tedavisi uzun sürebilecek bir takım hastalıklar halinde cezanın hastane mahkûm koğuşunda infazında hükümlünün hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa cezanın infazı geri bırakılacaktır.”

    bu yasalar kimler için gerçekten merak ediyorum. devlet vatandaşını kendi tercihlerine göre mi seçiyor? güler zere bu anayasada yazanlardan faydalanması gereken bir vatandaş değil mi?
  • “hükmedilen sürede özgürlükten yoksun bırakılmaktan ibaret” olan “cezaya içkin olan elem ve kederin etkisinin arttırılması açık bir kötü muamele olarak kabul edilmelidir. keza kötü muamele için, bir tutukluya zarar vermek niyeti taşımak gerekmez; hizmet sunumunda “tümden yetersizlik ya da bir dizi bireysel olay” sonucu kayıtsızlık da aynı sonuca yol açabilir. tedavi olanaklarının sağlanmasındaki başarısızlık/kayıtsızlık bu kapsamda değerlendirilmelidir. nitekim tedavi süresi boyunca infaz idaresi tarafından sergilenen kayıtsızlık, sağlık tablosu açısından geri dönülemez bir noktaya gelinmesine neden olmuştur. bu durumda insan hakları avrupa sözleşmesi’ nin 2. maddesi ile güvence altına alınan “yaşama hakkı” , 3. maddesi ile güvence altına alınan “işkence ve fena muamele yasağı”nın açık şekilde ihlal edildiği anlaşılmaktadır.”

    http://www.gulerzere.net/
  • güler zere ile dayanışma için mektup adresi: çukurova üniversitesi balcalı araştırma hastanesi mahkum koğuşu/adana ve karataş hapishanesi/adana
  • "güler zere'nin hastalığı steril bir ortamda bulunmasını gerektirmektedir. hapishane şartlarında bunun olması mümkün değildir.

    güler zere ailesiyle haftada 1 defa olmak üzere o da savcılık izniyle ve sadece 15 dakika görüşebilmektedir.

    normal koşllarda dahi yaşama şansının az olduğu kanser hastasının, hapishane koşullarında ne kadar süreceğini tahmin etmek zor değildir. ülkemizdeki hapishanelerin ve bu hapishanelerde kalan tutsakların durumu bilinmektedir. adalet bakanlığı kendi imzasıyla yayınladığı bir genelgeyle tutsakların 10 saatlik görüşme hakkını, yine kendisi tarafından inkar etmiştir. ayda ortalama 2 tutsağın hapishanelerde yaşamlarını yitirdikleri düşünülürse güler zere'nin durumunun da diğer tutsaklarının sonu ile aynı olacaktır. güler zere'nin bu koşullarda bırakılması ölüme terk edilmesi anlamına gelmektedir."

    http://www.gulerzere.net/
  • "2008 yılında tutuklu bulunduğu elbistan hapishanesi'nden adana'ya balcalı hastanesine kanser teşhisi ile getirildi ve ağzından alınan parçaların sonucu bu kanserin kötü huylu bir kanser yani yayılan bir kanser türü olduğu ortaya çıktı. ardından geçici olarak karataş hapishanesine getirildi.

    karataş hapishanesi'ndeyken 23 şubat 2009 günü ameliyata alınarak damak bölümünde bulunan kanserli bölge alındı ve protez takıldı. ama bu operasyondan sonra çok geçmeden kulak altında bir kitle büyümeye başladı.24 nisan günü biyopsi için alınan parça sonucu bu bölgede de ameliyatı gerektiren kanserli bir kitleye rastlandı.30 nisan'da belli olan rapora rağmen 10 haziran 2009 çarşamba günü ameliyata alındı. yani tamı tamına 40 gün sürdü. tabi bu arada kitle büyümeye devam ediyordu.

    bu sürenin bu şekilde uzamasına karşı yetkililerle görüştüğümüzde getirileceği söylendi.28 mayıs'ta hapishane aracı yok diye getirilmezken, 29 mayıs'ta hastaneye getirilerek yatış işlemleri yapılmış fakat bu sefer de hastanede mahkum koğuşunda yer yok denilerek hapishaneye geri gönderilmiştir. nihayet 4 haziran'da hastaneye getirilerek yatışı yapılmıştır. ardından 10 haziran günü ameliyatı yapılmıştır.

    güler zere daha önceki ameliyatta damağının önemli bir bölümü alındığı için bir süre sadece sıvı yiyecekler alabilmiştir. hastalığı hala süren ve hapishane koşullarında geçirilemeyecek bir hastalıktır. hapishane koşullarına bir de az önce aktardığımız bürokrasiyi de eklerseniz durumun önemi daha iyi anlaşılır.

    hapishane yönetimleri bırakalım bu yaşam koşullarını iyileştirmeyi, sağlıklı yaşam koşullarını ortadan kaldırmış, teşhis ve tedavinin süresini uzatmıştır.

    hapishane koşullarında yaşamayan kanser hastalarının bile yaşam şartlarının çok az olduğu düşünülürse bu durumda olan bir tutuklunun yaşam şansı daha da kısalır. çünkü kanser hastalarının düzenli beslenmeden, düzenli dinlenmeye, uykuya ve en önemlisi morale ihtiyacı vardır. ailesinin, sevdiklerinin yanında olması gerekirken, bu koşullarda ancak savcılıktan alınan izinle haftada sadece 15 dakikalık bir görüş neyi ifade eder?

    hapishane koşullarının ne durumda olduğu kimse için sır değildir. baskı ve saldırılar sürekli olup adalet b akanlığı'nın kendi imzasıyla yayınladığı haftada 10 saatlik görüşme hakkı bile hiçe sayılmaya çalışılırken hasta olan tutuklular için sorun daha fazla olmaktadır. güler zere de ameliyat olduktan sonra bir hastane dönüşünde ayakkabı araması adı altında saçından çekilerek saldırıya uğramıştır. kanser hastası bir tutukluya bile gardiyanların bu tutumu her şeyi açıklamıyor mu?"

    tayad'li aileler
  • 36 yaşında, henüz çok genç; neredeyse hayatının yarısını cezaevinde geçirmiş ve şimdi kanser. tedavi edilmesi için ne bekleniyor? "hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz." denmiş anayasanın 10. maddesinde ama gelin görün ki birilerinin başı dönse soluğu gata'da alıyor; diğerleri kanser olsa dahi tedavi edilmiyor. eşitlik mi dediniz?
  • isten ciktim, üzerimde bir tuhaflik. dizlerim tutmuyor. eve kendimi zor attim. pijamami nasil gecirdim üstüme, bilmiyorum. derimin altina buz doldurmuslar. yatak bir türlü isinmiyor. ayaga kalkip ilac aramayi gözüm yemiyor. kendimi yorgana daha bir sariyorum. kendimden gecmisim. birden uyaniveriyorum. beynimde bir matkap. bütün ic organlarim isyanda. yatakla banyo arasi, dünyanin en uzun bes alti metresi. icimde ne var ne yoksa bögüre bögüre cikariyorum. bulantim gecmiyor, titriyorum bir yandan. yüzümü yikamaya calisiyorum. agzimda eksi igrenc bir tad, kirec gibi bir surat, cukuruna kacmis bir yüz aynada. ilac almali. yok almamali. ya basit bir üsütme degilse, ya uyusup fenalastigimi farkedemezsem? yoksa acil doktor mu cagirmali? böyle bir sey icin? yok canim. taksi tutayim. yok bekle biraz daha. insanin en acikli hali yalnizken hasta olmak. keske simdi o burada olsa. yok olmasa, üzülmesin. üstümde bir battaniye, dizimi sallayarak agrimin gecmesini bekliyorum, monitorun isiginda. tanimadigim birileri icin bu satirlari yaziyorum bir yandan. önümde uzun bir gece.

    baska planlarim vardi bugün icin oysa. güler zere üzerine yazacaktim, bir süredir yazmadigim sözlük'e. benim gibi doktora gidip gitmeyecegine kendi karar veremeyecek bir insan icin. benim gibi yalnizligi kendi secimi olmayan bir insan icin. sacma sapan bir üsütmenin yataga vurdugu, bes yasinda hasta cocuk simartilmasina muhtac biri icin degil, saldirgan bir kansere karsi savasan bir insan evladi icin. hukukun, devrimcilerden intikam alma araci olarak igfal edildigi bir zamanda, cezaevinde agir hasta bir tutsak icin. bütün tartismalarin ötesinde, cezaevinde tedavisinin engellenerek gecirdigi her gün sagligina kavusma sansi azalan, geri dönüssüz tahribatlar yasayan bir kadin direnisci icin.

    güler zere, adalet terazisinin ibresinin, vicdani gösterdigi yere denk geliyor.