şükela:  tümü | bugün
  • istanbul 'un ünvanı olarak bizzat evliya çelebi kullanır.
    bakınız : eçs/1/24 evliya çelebi şöyle der:

    eskişehir ve büyük kale istanbul’un tâmiri beyânındadır

    osmanlı devleti hükümet merkezi ve yunanlıların tahtı makedonya, yani istanbul, hükümdarlarının hasretini çektikleri, islâm ülkesi hazret-i süleymân aleyhisselâm tarafından bina edildiği hakkında nice tarihçinin vasıflarını yazıp, kurân-ı azîmde fethi tarıihini beldetün tayyibetün bulmuşlar ( ebced hesabıyla).. ve "elif lâm mim gulibet’ir-rum" dan murad, istanbul’dur demişler ve bâzı tefsir sahipleri "şehirler içinde onun bir misli yaratılmadı" nasssından maksat, bu makedonya kalesidir demişler.

    sözün kısası gulgule-i rum, tantana-i rum, velvele-i rum, debdebe-i rum, galebe-i rum bir ülke ki, yeryüzünde benzeri yoktur.

    yunan tarihleri ve diğer tarihçiler, istanbul’un yapılması hakkında şu hususta birleşmişlerdir ki ishak kavline göre, peygamberimizin doğuşundan 1600 sene evvel davud oğlu hazret-i süleyman aleyhisselâm, kaftan kafa ve insü cin ve vahşi hayvanlara ve kuşlara hükmetti. fakat mağribde (batıda) okyanus denizi içinde ferenduz denilen bir adada sidon denilen şanı büyük bir padişâh vardı. gayet mağrur olup, hazret-i süleymân’a baş eğmeyip, dik-kafalılık etti. hazret-i süleymân yer götürmez çok askerle, bütün her cins...
    bakınız : eçs/1/25
    eçs/1/24

    gulgul, gulgule ::: (h. i.) : 1) gürültü, şamata; bağrışıp çağrışma, (bkz. : velvele).

    gulgule-i etfâl ::: çocukların bağrışıp çağrışması, gürültüsü.

    gulgule-i sukut ::: düşme gürültüsü.

    gulgule-i yâ müteâl ::: yâ allah! gürültüsü. 2) ağzı dar bir kabdan akan suyun çıkardığı ses.