şükela:  tümü | bugün
  • şivan perwerin, dotmamisimli albumunde yer alan parça.

    dibêjin gul nexweş e wey gulîzeram
    rebenê bi bextê reş e
    derdê min yek bû te kir sedhezar
    ez ji vî canê xwe bûme bezar

    gula min gula zer e wey gulîzeram
    ber çavêm here û were
    derdêm yek bû bûne sedhezar
    ez ji vî canê xwe bûme bezar

    gula min bê evîn e wey gulevînê
    ez bûm mem ew bû zînê
    derdêm yek bû bûne sedhezar
    ez ji vî canê xwe bûme bezar

    turkçesi

    diyorlar ki, gul hastadır ah gulizarım
    zavallım,kara talihlim.
    bir derdim vardı,şimdi oldu yuzbin
    bıktım ben bu canımdan

    benim gülüm, sarı güldür ah gülizarım
    gözümün önünden gel git
    bir derdim vardı,şimdi oldu yuzbin
    bıktım ben bu canımdan

    benim gülüm, aşksızdır, ah aşk gülüm
    o oldu zin, ben de oldum mem
    bir derdim vardı,şimdi oldu yuzbin
    bıktım ben bu canımdan
  • diyarbakır'lı kürt şair. keziyên jinebi adında, avesta yayınlarından çıkmış kürtçe bir kitabı vardır... kendisi dicle üniversitesiden mezunudur ve izmir'de ingilizce öğretmenliği yapmaktadır. çok sıcak kanlı ve cana yakın biridir. böylesine içten ve sıcak biri olmasının sebebini ben şahsen osho'nun felsefesini özümsemiş olmasına bağlıyorum. keza rahmetlide böyle cana yakındı...
  • aynen diyarbakırlı kürt birde kadın şair,lisede okul sebebiyle tanıdığım( tanıştığım demiyorum o beni tanımaz, sene 2006) her halinden farklı olduğunu sezdiren hatta o sıralarda kürtçe çevirelerden bahseden, benimde habire konuşmaya çalıştığım ama bana bir türlü yüz vermeyen o günün insanıı ( diyelim fazla fire vermeden)... sonra bir gün tesadüfen bir kitapevinde biri bana gülizer dedi ama yinede sallamadığım şair kişisi sonra içime dert oldu kitabını aldım (o zamanlar sadedce tek
    kitabı yayınlanmıştı) sonra da o farketmedi benim yüreğimin şiirlerinin şiir kardeşlerinin annesi oldu...
  • gulîzer.
    sarı örüklü. gulî kürtçe'de örük, bölük veya dal anlamına gelmektedir, zer ise sarı. bu nedenle kelimenin asıl anlamının kadının saçına yönelik olduğu açıkça görülmektedir. rahatlıkla sarı saçlı, sarı örüklü anlamına gelir diyebilirim. gulîzer kelime olarak gulazer, gülizar ismiyle benzerlik gösterse de anlam olarak aynı değildir daha çok kürtçedeki kezîzer kelimesine yakındır.

    ve ayrıca gulîzer mahlasıyla beğendiğim, benim için kadın şairler arasında yeri ayrı olan, değerli bir kürt şairdir.

    dua isimli şiirinin türkçe çevirisi:

    dua

    yedi dilde
    doğum sancısı çeken yedi kadından
    dualar derledim
    bir gün dönersin diye
    bilmiyorum ki allah hangi dilden anlıyor?
  • (bkz: ema sazbend)
  • 1979'da diyarbakır'da doğmuştur. ilk ve ortaöğretimini burada tamamladıktan sonra sağlık meslek lisesini bitirmiştir.dicle üniversitesi ingilizce bölümüne giren şair mezun olduktan sonra ingilizce öğretmenliği yapmaya başlamıştır.kürtçe yazan gulizer'in şiirlerinde "kadın" ve "kadınlık halleri" bir izlek olarak öne çıkmaktadır. şair kadınların toplumsal yaşamdaki konumlarını,kendileriyle,bedenleriyle kurdukları/kuramadıkları ilişkileri,isyanlarını,suskunluklarını,özgürlük çağrılarını ve mücadelelerini,yüklü bir çağrışım gücüyle yaşama ve dünyaya kayıtsız kalamayan bir sesle,sorumluluk duygusunun ağırlığıyla dillendirir.keziyen jinebi şairin ilk kitabı.neden keziyen jenibe sorusuna ise şair şöyle cevap veriyor:
    "kezî kürtçede saç örgüsü demek, jınebî de dul kalmış kadın olarak geçer. saçın örf ve adetlerde çok kutsal bir yeri var.. başta kadına ait bir şey.. kültürel alanda çoğu zaman kadının tavrını duygusunu anlatması için kadının dili olmuş. mesela hala çok büyük acıların ifadesi için ya da günah işleyen kadınların saçları kesilir, ceza olarak. benim için de bir çok duygunun ifadesine tekabül ediyor. saç kadının kimliği olarak görülüyor ve öyle algılanıyor.
    dulluk da binbir gece masallarından aklımızda kalan yılan gibi soyundukça kırk katmanı bulunabilecek bir kavram. kadının üzerinde taşıdığı başka bir elbise... biraz havai, biraz ezik biraz dış, biraz özgür... çevremde gördüğüm kadarıyla bir erkeğin gölgesinden sıyrılmış, yaşamla arasında bir aracı bulundurmadan, karşı karşıya gelebilen tek kadın tipi dul kadınlardı. ben şiirimin iyi, mülayim, hanım hanımcık şiirlerden çok, o var olan tabuları zorlayacak bıçkın bir şiir olmasını ümid ediyorum. çok güzel şeyler akmayacak kalemimden. çünkü bu anlamda topluma biriktirdiğim öfkem en çok kalemimi zorluyor. yıllardır birikmiş, bastırılmış, saklanmış duyguların dili olmasını istiyorum."
    şuraya birkaç şiirini bırakayım.

    diyar-ı bakire
    her sokağın golgotha* olmuştu bana
    o kadar kutsal o kadar vahşi
    deste deste gözyaşlarım
    nefessiz yetişirdi gözlerim kendi ölü bedenlerine
    inlemelerinin notalarından
    ninniler dizerdim süt çocuklarına
    ben de mendiller işlemezdim nişanlıma
    ben harabelerinin bekçisi,
    mürekkebinin nöbetçisi
    haram tırnağının kurbanıydım
    senden kopamıyordum
    oysa bir gün olsun sürmedin elini başıma
    ve hâlâ her iki ucu yılana benzer o siyah kemeri
    sarıyorsun beline.
    başlıksız aldığın hayatımın kızlığını
    istiyorum ben
    sen daha neyin davasını güdüyorsun
    diyar-ı bakire
    diyarbekir

    * isa’nın çarmıha gerildiği yerin adı

    dua
    yedi dilde doğum sancısı çeken yedi kadından dualar derledim
    bir gün dönersin diye
    bilmiyorum ki allah hangi dilden anlıyor?
  • "yedi dilde
    doğum sancısı çeken yedi kadından
    dualar derledim
    bir gün dönersin diye
    bilmiyorum ki allah hangi dilden anlıyor?"

    seklinde cevrilen, cok guzel bir siirin sahibi ayni zamanda.
  • kürt yazar receb dildar'ın kızı, modern kürt şiiri için değerli bir kadın şairdir.