şükela:  tümü | bugün
  • yıllarca çalıştığı sabah'tan ayrılan ve vatan'da reha muhtar ile birlikte mesai harcamaya başlayan bab-ı ali'nin en güzeli...
  • 2. sayfa adlı magazin programının sunucularından daha güzel ve sarışın olanı. zannedersem partneri müge dağıstanlı''dan daha az magazin geçmişi bulunmakta zira gelen konuklar genelde "mügecim sen bilirsin" tarzında yıllardır tanış verdiklerinde üzülüyorum gülşene. mütemadiyen ayşen diyesim geliyor yakıştırıyorum galiba.
  • canlı yayından konuk kovup bir de teşekkür etme hareketini babası yaşında bir insana yaptığı, bu insanın erol büyükburç gibi bir sanatçı olduğu düşünüldüğünde toplumun ahlak kurallarına göre terbiyesizdir.
  • sayesinde icimde olusan tiksintiyi kelimelerle anlatamam. magazin programlarindan da seyredenlerden de hic haz etmem ama bugun erol büyükburç'un canlı yayından kovulması üzerine programinin birkac dakikalik bir kismini izledim, izlemez olaydim .. kendisi ile ayni gezegende yasadigim icin utaniyorum.
  • seksenli yılların küçük mahallelerinden fırlamış,
    ağzında çiklet, evde dantel ören
    ev kızı görünümünde bir hanım.

    iletişim fakültesi mezunu yığınla arkadaşım işsiz ya da gizli işsizken böyle program ve kişilerin prim yapması beni derinden üzüyor.
  • "sen bakımlı olmazsan kocan da seni aldatır yani" gibi söylemleri olan, konuklarının sürekli lafını kesip konudan konuya atlayan, bununla da kalmayıp konuğun ağzından laf almak için türlü türlü aşağılık yönteme başvuran bir garip kişi kendisi.

    konuk köpeğini anlatıyor örneğin
    "yaa di mi kıvanç tatlıtuğ'un da köpeği varmış. sence kıvanç mı daha yakışıklı kenan mı?" gibi değişik bağıntılar kurabiliyor.
  • bir türlü "psikoloji" diyemeyen insan.piskoloji ne abi ya?gazeteci olacak bi de.hatta piskoloji derken "pis" kismini daha da bastirarak söylüyor.cok rahatsiz edici.kankisi mügenin de "herhangi" deyisi akillara zarar.
  • sundugu programda partneriyle birlikte artik oturduklari yerden program idare eden sunucu. sanirim hamile. yani oyle oldugunu dusunmekteyim. bir de konuklarini sorulariyla terleten. gizli ask, bosanma su bu her turlu konunun ustune giden, falancayi aradim sordum vs vs yani acayip agizdan laf almaya calisan bir sunucu lakin kendine sessiz sedasiz evlenmisti. simdi de bence hamile ondan oturuyorlar.
  • müge dağıstanlıyı çok iyi tamamlayan ekürisidir. sahte gülüşü ve garip diş yapısı en az balçiçek pamir kadar iticidir. erol büyükburç gibi büyük bir yaşayan efsaneyi programdan kovma hadsizliğini de göstermişliği vardır.
  • akasya asıltürkmen'e yaptıkları nedeniye affedilmemesi gereken kötü gazetecimsidir.

    şöyle yazmış "yüzleşme" başlığını attığı yazısında.

    "17 yaşındaki bir gencin saldırısına uğramamın üzerinden tam altı sene geçti. seneleri saymak kolay, çünkü olaydan tam otuz gün sonra doğan yeğenimin yaşı o kadar. şimdi yazacaklarımı paylaşabilecek gücü de dün akşam timeline’ımda gördüğüm/görmek zorunda kaldığım tweet sayesinde buldum. senelerdir kafamda dönenleri paylaşmak için bir fırsat işte. hayata karşı öfkeli, yabani yetişmiş, bu arada geri döndürülemez şekilde hastalanmış bir çocuk. onu çoktan affettim. her nerede ve ne yapıyorsa, umrumda değil. en ufak bir intikam alma isteği ya da öfke/korku duymuyorum.

    "gülşen yüksel ve uğur dündar'a kızgınım"

    sırf haber değeri taşıdığım için, tüm yalvarışlarıma rağmen, üstünden aylar geçmiş olduğu halde ağzımdan zorla aldığı cümlelerle haber yapan gülşen yüksel, olayı ana haber bültenlerinde canlandırma çekmeye üşenmeden, yayınlanmış dizilerimden aldığı parçaları, bir takım saldırı görüntüleriyle kurgulayıp yayınlayan uğur dündar ve gibilerini nasıl affedeceğimi ise gerçekten bilmiyorum.

    çünkü 17 yaşındaki çocuğun sadece hasta olduğunu düşünüyorum. bu gazeteci/haberci tayfasının ise kötü kalpli, hırslı ve merhametsiz oldukları ortada. kırsalda cinsel saldırıya uğramış kadın/kızların kendini öldürmesi beklenir. sebebini hiç düşündünüz mü? sadece namus meselesi değil, hayır. o utancın ağırlığıyla yaşamayı kaldıramadıkları için. hayır hayır!!! kızın yaşadığı utancı demiyorum. bildiklerini kaldıramayan toplumun utancı. kız, onların utancına kurban verilir. yorgan gitti, dava bitti! göz önünde dolaşmasından iyidir. her gün ona bakarak rahatsız olmaktan kurtulurlar. vahşilik gibi görünen bu tepkiyi büyük ve daha medeni olduğunu sandığınız toplumlar da verir. sadece biraz daha soğukkanlılıkla yaparlar. gerçekten tecrit ederek.

    "dünyanın öbür ucuna gittim"

    o senelerden bu yana iş hayatım tamamen kendi kişisel çabalarım sayesinde sürüyor. ruh sağlığımın yerinde olduğunu sadece çevremdekiler biliyor. misal, yeni tiyatro oyunumun röportajları esnasında vogue dergisiden teklif geliyor diye seviniyorum ama yüzleşme sayfası için aramışlar, başıma gelenleri yazmamı istiyorlar. “dalga mı geçiyorsunuz? basına açtığım iki tazminat davası devam ediyor, gizlilik yasasından haberiniz yok mu? böyle bir şeyi paylaşmamı nasıl beklersiniz?” diye cevap veriyorum, karşımdaki ses binlerce özür dilerken içimden “kahretsin ya, bir daha beni aramayacaklar ” diye düşünüyorum! halbuki ne kadar beğendiğim bir dergidir. bir yandan herkes beni görsün, takdir etsin isterken, diğer yandan görünmez olmanın yollarını arıyorum. hatta sırf bu yüzden bir süre dünyanın öbür ucuna gidiyorum. yok ya, sırf bu yüzden değil, canım gitmek de istiyor, ondan.

    "taciz hala devam ediyor"

    gülşen yüksel’e açtığım tazminat davasını başlangıç tarihinden iki sene sonra kaybediyorum. avukatlık masraflarını ödüyorum ağlaya ağlaya. çok ağrıma gidiyor. üstelik karşımdaki avukatlık şirketindekiler kadın oldukları halde kaba, anlayışsız. sonra yargıtay kararı bozuyor! avukatlık şirketi ödediğim paranın havuzda kaybolduğunu söylüyor. ispat edemiyorum ve bir daha ödüyorum. o arada mal varlığıma tedbir mi ne koydurmuşlar. icra memurları filan geliyor. onları anneme izah etmeye uğraşıyorum. sonunda davayı kazanıyorum ama yaptığım masrafları bile karşılamıyor.

    google’daki arama motoru başlıklarını kaldırmamı sağlayamıyor. her an aptalca sözlükvari bir sitede yorum yapmılmasını ya da twitter’da bir sapığın beni yaşadığım olay üzerinden taciz etmesini engellemiyor. trafikte bindiğim taksinin şoförüyle kavga eden kadına, ama siz de hatalısınız dediğimde “hanım hanım, faytoncular bitti, sıra taksi şoförlerine mi geldi!” diyebilmesine mani olamıyor, çenesini kapatamıyor.

    "utanması gereken ben değilim"

    haklı olmak, mutlu olmak anlamına gelmiyor yani.hayatıma devam ediyorum. eşsiz bir insan olduğumu, yaşadıklarımın değerimden bir şey kaybettirmeyeceğini biliyorum. bilincim yerinde. bazı kelimelerin ne kadar güçlü olduğunu, insanların bu kelimeleri sarf ederken dikkat etmesi gerektiğini biliyorum. zorunlu bir biçimde başına gelen olayın etkilerini toplumla paylaşmış bir insan olarak, diğerlerinin nasıl yardıma ihtiyacı olduğunu, sessizliğin sesi olmam gerektiğini biliyorum.

    utanmıyorum, daha fazla üzülmüyorum. utanması gerekenlerin kimler olduğunu da gayet iyi biliyorum, biliyorsunuz. herkes kendi kadarını görür. başını dik tut kızım! kabahat sende değil, seni anlamayı beceremeyende."