şükela:  tümü | bugün
  • herşeyin üstünde tutulan kıpkırmızı bir gülün yağmur sonrası yapraklarında kalan
    pırıl pırıl bir su damlası gibi göz kamaştırıcı.
    bir yağmurun ardında kalan değil yağmuru başlatan bir damla gibi..
    uçsuz bucaksız semadan kendini yeryüzüne bırakan bir damla gibi bağımsız
    ama düştüğü yeri bilen bir damla gibi.
    düşmekten öte gönderilmiş gibi.
    kusursuzluğunu gizler gibi..
    bir gülün üstünde bekler gül benden güzel der gibi..
    bakan göz bilmez mi ki güle can veren, kudret veren damla kendi gibi..
    o almasa solar gider gül kuruyup giden bir damla gibi..
    güle adamış kendini toprağından köklerine,
    köklerinden yemyeşil yapraklarına varmış
    damarlarında akar gibi..
    gül dalının kahverengisini,
    yapraklarının yeşilini almışta görmüş çevresini..
    sonra bir gonca vermiş yare açmış tüm kıpkırmızı güzelliğini..
    konuşmuş o kıpkırmızı güzelliğiyle,
    ona hayranlıkla bakan yari çarpılmış görünce muhteşem güzelliğini..
    çocuk çekmiş içine gülün kokusundaki tazeliğini ve masumiyetini..
    ve gül görünce gülmüş tüm masumiyetiyle yanında beliren garip gonca sevdiceğini..
    yaprakları semaya dönük,
    rengi semaların rengi sevdiceğini..
    rab ayırmamış tek dalda buluşturmuş yüzleri semaya,
    kalpleri rablerine dönük bu iki sevdiceği..