şükela:  tümü | bugün
  • treni kacirmis asklar.

    (bkz: zamansiz ask/6)
    simdi bunu okuyoruz
    (bkz: zamansiz ask/5)
    ve guluyoruzzzz
    ve hepimizin deyimiyle
    (nokta)
  • (bkz: smesne lasky)
  • (bkz: milan kundera)
  • sevgilisinin yanında farklı, sevgilisi yanında yokken farklı davranan insanların yaşadığı aşklar gülünesi gelmiştir bana. adam kızın yanında kibarlıktan kırılıyor, arkadaşlarının yanında am göt muhabbeti paso. kızın yanında siktir,bok gibi kelimeleri bile teleffuz edemiyor.

    sevgilinin yanında küfürlü konuşmak illaki bir samimiyet göstergesi değildir tabiki, lakin neysen o olursun. samimiyet budur. birbirlerinin yanında yapmacık olmak zorunda kalan insanların aşkları komik geliyor bana oldum olası.
  • 2010 yılı haziran ayında çıkarılmaya başlanmış yeni bir karikatür mecmuası. derginin yayın kurulunda dr. havel ve madam tuso da bulunuyor. yayın süresi 15 gün olan ender yayımlardan biri olarak göze çarpıyor.
  • milan kundera'nın düşündürücü, enfes romanı.

    (bkz: smesne lasky)

    --- spoiler ---

    "çok çok yaşamakta olduğumuz şeyleri sezebilir ve tahmin edebiliriz. ancak daha sonraları, gözlerimizin bağı çözüldüğünde ve geçmişi incelediğimizde ne yaşamış olduğumuzu fark eder, yaşadıklarımızın anlamına varırız."

    "ben kendi beğenimden çok martin'in beğenisine güvenirim, çünkü onun beğenisinin benimkinden daha büyük bir ilgi ile deskteklendiğini bilirim."

    "..dünyamızda çirkinliğin olumlu bir işlevi var. hiç kimse hiçbir yerde oyalanmak istemiyor, insan bir yerde olur olmaz alelacele oradan çıkmak için çabalamaya başlıyor, bu da hayata arzulanan bir ritim veriyor."

    "onun tümüyle kendisinin olmasını, kendisini bütün varlığıyla ona vermeyi istiyordu, ama ona her şeyi vermeye ne kadar çok çabalarsa, pek derin olmayan, yüzeysel bir aşkın ya da flört etmenin gerektirdiği şeyleri genç adamdan esirgediği duygusuna da o kadar çok kapılıyordu. kendisini ciddiliği hafiflikle birleştirememekle kınıyordu."

    "bir kadın, yabancı biri hakkındaki bir şeyi, kendi erkek arkadaşı hakkındaki bir şeyden her zaman daha kolay bağışlar."

    "böylelikle, yeniden, az önce fazla atak davranan sürücüyü terslemiş olan, ama bunu sırf ele geçirilmeyi geciktirmek ve onu daha heyecanlı kılmak için yapan otostopçu kimliğine büründü."

    "gerçekten de, kişiliğini yalnızca bilinçli ve kasıtlı olarak hareket eden bir şeye indirgemesi mümkün müydü? bilincinde olmadan neden olduğu şey de kişiliğinin bütünlüğüne ait değil miydi? kendisinden başka kim sorumlu olabilirdi bundan?"

    "alzhbeta'yı reddettiysem, özgür bir insan gibi davranmayı bilmediğim için reddettim. çünkü alzhbeta'yla yatmamak bir moda. onunla hiç kimse yatmıyor ve şayet biri yatacak olsa, bunu yaptığını hiçbir zaman kabul etmez, çünkü herkes onunla alay eder. moda korkunç bir ejderdir ve ben de ona körü körüne boyun eğdim."

    "hocam, o soyunmuyordu, soyunmaya ağıt yakıyordu, soyunmanın olanaksızlığına, sevişmenin olanaksızlığına, yaşamanın olanaksızlığına yakıyordu! ve biz bunu bile işitmek istemedik. kafalarımızı yere eğip kayıtsız bir tavır takındık. "

    "bir başkası onu hiç bu çirkin kadın kadar sever miydi? ama aşkın yanında güzellik ya da çirkinlik neydi? büyüklüğüyle mutlaklığı yansıtan bir duygunun yanında bir yüzün çirkinliği neydi?"

    "br kadınla bir erkeğin birlikte yaşamadıklarında ve birbirleri hakkında tek bir şey, yani var olduklarını bildiklerinde ve var olduklarını bildikleri için de birbirlerine minnettar olduklarında birbirlerini daha çok seveceklerine inanaıyorum. "

    "çünkü çocukların verdiği sevincin başka sevinçlerin yerine geçemeyeceğini ve üstünde başka sevinçlerin yerine geçme zorunluluğu taşıyan bir sevincin kısa zamanda çok sıkıcı bir sevince dönüşeceğini biliyordu. "

    "..gerçek bir balıkçı küçük balıkları suya geri atar. "

    "gerçekte, erotik çekicilik, kurallara uygunluktan çok özgünlükle, ölçülülükten çok canlılıkla, bayağı bir hoşluktan çok çizgi dışılıkla belirginleşir. "

    "çünkü bütün gizli aşıklar gibi o da dingin ve gizli bir aşkın özlemini çekyordu."

    ".., sanki havel'in sürekli olarak kendisinden kaçtığını, ama işte salt bu nedenle de kendisi için her günün yenilenen bir sevinç, aşk için yeni bir başlangıç, yeni bir armağan olduğunu uzun uzun açıkladı."

    ".., vücudu kız için gizli gizli ünlü bir aktrisle temasa geçmesine, herkesin dönüp dönüp baktığı ünlü bir kadının eşiti olmasına olanak sağlayacak bir vesileye dönüşmüştü."

    ..insan halinden memnun olunca, taşıdığı mutluluk dolu tatmin duygusuna güvenini pekiştirmek için, önüne çıkan fırsatları bir kendini beğenmişlik duygusuyla isteyerek geri çevirir."

    "başarıdan hemen hemen emindi ama bu güven duygusu, kadının kaçmasına yol açacak bir yanılgıdan ya da terslikten daha da korkmasına yol açıyordu."

    "bu çirkinlik onu gençliğinde kadın güzelliği karşısında hep duyageldiği sıkılganlıktan kurtardı, bunun için onunla hiç utanıp sıkılmadan, tam kararında bir kibarlık ve çapkınlıkla konuşabilmeyi becerdi."

    "ne var ki zorunlu olan şey, ciddi olmayan (gülüşmelere yol açan) bir şeyse, ciddi olan da kuşkusuz isteğe bağlı olan bir şeydir."

    ".., tanrı'ya olan inancını, karnına gizlenebileceği tahta bir troya atına dönüştürmeliydi."

    "bunu anlamak o kadar da güç değildi. devrim adına verdikleri şey için çarpışmış olanlar bununla gurur duyuyorlardı ve bu, cephe hattının doğru tarafında olmanın verdiği bir gururdu. on ya da on iki yıl sonra (hikayemiz de bu yıllarda cereyan etmektedir) , cephe hattı ve onunla birlikte de bu hattın iyi ve kötü tarafları kaybolmaya başladı. bu nedenle devrimin eski yandaşlarının kendilerini hayal kırıklığına uğramış hissedip sabırsızlıkla bunun yerine konabilecek yeni cepheler aramaya koyulmaları şaşırtıcı bir şey değildir. din sayesinde (inananlara karşı koyan tanrıtanımazlar olarak) yine tüm ihtişamları içinde cephenin iyi tarafında yer alabilirler ve ..."

    "ne de olsa, bu kadar ciddi ve bu kadar heyecanlı bu dört kişiye, bir yanlış anlama için, bir saçmalık için heyecan duyduklarını söyleyemezdi...onlara böyle bir şey söylemenin, istemeden ciddiyetleriyle alay etmek anlamına geldiğin anlıyordu ve aynı zamanda..."

    "kendi hayatımdan daha büyük olan bir şey için yaşadığıma inanamasaydım, belki de hiç yaşayamazdım."

    "..ama tam şimdi, tam vaktinde ( bu tam vakti, anlaşıldığı üzere, edward'ın kendisi seçmemişti, kendini gerçekleştirmek için vakit edward'dan yararlanmıştı.)"

    "müdire duayla aşağılanan çıplak bir devrimci olarak karşısındaydı; çıplaklığı yüzünden aşağılanan, dua eden bir kadın olarak karşısındaydı."

    "edward tanrı'ya soruşturma komisyonu önünde ihanet etmeyi reddetmişse, kendisi ne diye edward'ın önünde o'na ihanet etsindi ki?"

    "gerçeği onların yüzüne karşı söylemekte ısrar edersen, onları ciddiye alıyorsun demektir. bu kadar önemsiz bir şeyi ciddiye almak ise insanın tüm ciddiyetini kaybetmesi demek. ben, delileri ciddiye almamak ve kendim de delirmemek için yalan söylemek zorundayım. "

    ".. kendisinin de bütün bu gölge-kişilerin bir gölgesinden başka bir şey olmadığıydı, çünkü zekasının bütün kaynaklarını sırf kendini onlara uyarlamak ve onlara öykünmek niyetyle tüketiyordu, ama onları ciddiye almadan, ama onları ciddiye almadan, için için gülerek ne kadar taklit etse boşunaydı, bu yolla onları gizlice gülünç duruma düşürmeye ( ve böylelikle de kendini onlara uyarlama çabasında haklı çıkmaya) gayret etmesi boşunaydı, çünkü, kötü niyetle yapılmış olsa da bir taklit yine de bir taklittir ve alay eden bir gölge de yine bir gölge olarak ikincil, türemiş, değersiz bir şey olarak kalır."

    "ah, bayanlar baylar insan hiçbir şeyi, hiçbir kimseyi ciddiye alamayınca yaşamak ne kadar da hüzün verici!"

    --- spoiler ---

    bunu beğendiyseniz diğer kitaplarından da alıntılar içeren entryler için: milan kundera/ die semaphore
  • milan kundera'nın enfes bir eseri olup üzerine erich fromm'un sevme sanatı cila çekme niyetine okunmalıdır.