şükela:  tümü | bugün
  • iş yaşamı, sabah ve akşam trafikte geçirilen zamanlar ve de uykuya ayrılan zamanı çıkardığınızda bi de bakıyosunuz ki yaşamak için 3 saat süreniz kalmış. vahşi kapitalizmin modern çağlarda bizlere sunduğu nimet: günde 3 saat yaşamak. zamanınızı tepe tepe kullanın!
  • maaşlı olarak büyükşehirlerde * yaşayan tüm insanların gerçekten en büyük sorunu.

    aslında olaylar şöyle gelişiyor.
    gizli kast sistemi zaten yıllardır ismi anılmadan da olsa hayatımızda. çocukluktan başlayarak hep bir sınıflandırma ile üniversite yıllarına * geçiliyor. haydi sürece bir bakalım:

    sabit değişkenler öncelikle. orta halli bir ailenin sevilen çocuğusunuz. çok yetenekli ve zeki değilsiniz. çan eğrisi var hani tam çanın ortası olsun mesela. adalet önemli. loto da tutmayacak hiç. karnınız doyacak ama hep bir şekilde.

    0-10 yaş

    bakıcı, kreş, anaokulu, ilkokul dönemi başladı. 3 dil bilen, eğitim ya da psikoloji formasyonlu bir bakıcınız yoksa tamamen ailenin sizinle olan iletişimi ile şekil alacaksınız. (burada anlatılmak istenen, 20 yıl sonra sizin de yaşayacağınız durum. yani aileniz günde sadece 3 saat yaşayacağı için bu süre içerisinde büyük bir ihtimalle sizinle iletişime geçmeyecek.) zeka seviyenize göre sorgulamak, öğrenmek size çekici gelmiyor ise, ailenizin sizi eğitmesi, birşeyleri öğretmesi gerekecek. (hadi inşallah)

    özel okula gidemiyorsanız, kısmen kalabalık sınıflarda, iç dünyanızda olan bitenlerden kimsenin haberi olmadan, yetenekleriniz çürüyerek, bazı çok gerekli `:!`bilgiler ezberleyecek, bunları ne kadar iyi ezberlediğinizi ölçen sınavlara gireceksiniz.

    10-18 yaş

    aile ilgisinin bitişi ve ergenlik: bu dönemde günümüzde sıklıkla yaşanan kalabalık içerisindeki yalnızlık başlıyor. akıllı telefon, internet, sanal dünya gibi çok lezzetli ama aslında yararsız olan çeldiriciler en iyi dostunuz olacak. sürekli etrafınızdaki insanları takip edecek, aslında istemediğiniz şeyleri, sevmediğiniz insanları etkilemek için, sizin olmayan paralarla almak isteyeceksiniz. elde edince sıkılacak, elde edemeyince ise mutsuz olacaksınız. tüketim alışkanlığı böylece hayatınıza girmeye başlayacak.

    meslek şekillendirme: süper gerekli bilgileri `:!`, her türlü ortamdan ezberlemeye devam edeceksiniz. şanslı olan birkaçınız yeteneklerini, hayallerini keşfedip, mekandan ayrılacaklar. aileniz de yaşlanmaya ve yıpranmaya başladığı için, cebinize para, telefon koyup sizi zeki ama çalışmıyor sıfatı ile tüm mecralarda temsil edecek. ezberi ya da zekası iyi olan bazı arkadaşlarınız ve hatta siz de üniversite sürecine girecek.

    18-24 yaş

    üniversite yılları: duruma göre iyi bir okul iyi bir bölüm iyi bir şehir iyi bir akademisyen kadrosu ile karşılacaksınız. bakın 4 değişken var en az. bunları sevmeniz, yetenekleriniz, hayalleriniz ve şansınız eşleşirse, ileride biraz daha rahat edeceksiniz. belki bir eve çıkacak, fatura-kira-depozito-ev sahibi gibi yeni terimler öğreneceksiniz. yozgat neden sözlükte sevilmez, erzurum ramazanda neden konuşulur, istanbul gece hayatı nedir, bol kısaltmalı sağlı-sollu örgütler ne iş yapar bunu göreceksiniz.
    ezbere devam bu konuyu konuşmuştuk. geçiyorum.
    kpss, ales, yds vs. gibi bol değişkenli yeni ezber sınavlara girecek, dna veri saklama boyutu ile ilgili ilginç makaleler göreceksiniz. kimileri memur olacak kimileri özel sektöre girecek, bazı şanslı olanlar da risk alacak. *
    ölenler olacak, düşenler, vazgeçenler. ama siz günde 3 saat yaşamak için devam edeceksiniz. aileniz de böyle yaşadı. elalem ne der ?

    24 ve sonrası yaşlar

    50 yaşında bir insan görüşü, 40 yaşında bir insan deneyimi, 30 yaşında bir insan hırsı, 20 yaşında bir insan enerjisi isteyen bir patron ile görüşüp anlaştınız. aile şirketi olduklarını, çalışanları küçükten alıp yetiştirdiklerini, sizi de çok beğendiklerini anlatıp işe aldılar. artık çok mutlusunuz. 6-8 saat uyku, 1-3 saat yol, 8-12 saat mesai ile artık siz sırtı yere gelmez bir insansınız. bazı geceler dışarı çıkıyor, sinemaya-tiyatroya gidiyorsunuz. hatta yaramazlık yapmadığınız zamanlarda alkol-püro-biftek vs. bile alabilirsiniz, alooo. paranız var artık.

    tebrikler. başardınız. hayatta kaldınız. o da nesi maaşınız arttı. takriben bu sıralarda kapitalizm yetmediği gibi kendi içgüdüleriniz de size ihanet etti. üre diyor artık, zaman geçiyor. sevdiniz ve evlendiniz. tabi önce 20.000-50.000 arasında bir para bulup evleneceksiniz. size uygun olan bu yok öyle saray, şato düğünleri falan.

    işyeri kiralık evinize çok uzak değil mi ? sorun değil mortgage var. o da nesi 10 yıl sürüyor ve aldığınız tutara yakın faiz ödemesi var. bunu bir düşünelim hele.
    hani küçükken hep odanızda oynardınız ya saatlerce, babanız koltukta uyurken. anneniz bazen bulaşık yıkarken meyve falan verirdi size. hah işte şimdi siz geldiniz o role. artık siz de günde 3 saat yaşayacak bu süre zarfında aylık mortgate-kira parasını düşüneceksiniz. akşam yemeği yapacak, çocuğu uyutacak, alışveriş yapacak, duşa girecek, tırnak kesecek, traş olacak, kıyafet ayarlayacak, akraba ziyaretine gidecek, ikinci el arabaların fiyatlarının neye göre değiştiğini düşünecek, sosyal medya arkadaşlarınızın sizin yapamadığınız şeyleri neden o ortamlarda keyiften ölerek anlattığını sorgulayacak, bunları yazarken yorulup uyayacaksınız.

    tamam hadi sona geliyoruz. borç harç bitti çocuklar okuyor çok şükür. eviniz de oldu merkeze 20 kilometre mesafede. daha ne olsun ? hanım/bey ile bir tatil patlatın. özür dilerim. size ayrılan sürenin sonuna geldiniz. 70-99 yıl yaşadınız daha ne olsun artık, abartmayın yani. dolu dolu hayat sürdünüz. günde 3 saat yaşadınız bu bizim sorunumuz değil.
  • sırf sistem eleştirisi olsun, fular olsun diye yazılmış ve an itibarı ile 266 favori almış, muhtemelen debe olacak entry, yaşayış.

    bundan sonra format sallamadan yazacağım..

    kardeş sen yapamadığın için 3 saat yaşıyorsun günde. başarısız olmuşsun. kiralık evde oturuyorsun, 10 sene mortgage (mortgate değildir o, mortgate olsa duramazsın) kredisi alıp ev sahibi olmayı düşünüyorsun. hatta o kadar memur zihniyette kalmışsın ki, evleneyim çocuk yapayım diyorsun. bunun için de 20 ila 50 bin lirayı gözden çıkarmayı düşünüyorsun. demek ki sen memur zihniyetli olduğun kadar bir o kadar da alaturkasın ki düğün yapmayı ve ardından çocuk yapmayı "içgüdünün gereği" olarak görüyorsun.

    ne çocuk yapmak ne de evlenmek içgüdü gereğidir kardeş. olsa olsa şark kültürü yönlendirmesidir o. kapitalizm diye atıp tutacağına, önce kendi yetiştiğin çevreyi sorgula. kapitalizmin beşiği denen yerlerde olmayan bir zihniyet bu.

    maaşlı şekilde çalışmayı belli ki sindiremiyorsun. yenilik yap kardeş. inan piyasa, yeniliklere yatırımı fazlasıyla yapıyor eğer paran yoksa. maaşlı olarak bir işe yarıyorsan zaten önün açık. senin kıytırıktan bir üniversitede yaptığın lisans ve üstü eğitimi kimse önemsemiyor inan. ha sen bir şey yapamıyorsan da, geçmiş olsun kardeş. nasıl vahşi yaşamda güçsüz yok oluyor ise, sen de üç saatlik yaşama mahkûmsun.
  • 21 saat uyumanın bedeli 3 saat yaşamaktır azizim.
  • isyan etmeye yetecek bir yaşam biçimi.
    üniversite okurken hayalim hep sevdiğim , koşuşturmalı, monoton olmayan bir işte çalışmaktı. öğretmenlik okuduğum için de bu benim istediğim hayat biçiminin son derece zıddıydı.
    okul bitti, bir sene tam olarak istediğim bir işte çalıştım.
    iş beni çok tatmin ediyordu, eğleniyordum, yorulmuyordum ama eve saat 19.30da geliyordum. her hafta pazar günlerim boştu sadece. yemek ye duş al derken saat 21.oo geçiyordu. napılır o saatten sonra?
    lan dedim, bir şey eksik ama ne.
    kpssye girdim, çalışmadım da açıkçası , çevremdeki insanların çenesini kesmek için girdim. ama atandım hem de evimden 20 dk uzaklıkta bir yere.
    aha dedim tipik uyuz memur olacağım.
    aradan 3 sene geçti, 3 yıldır çalışıyorum.
    monotonluğun m'si yok, yarışmalar, projeler, etkinliklerle rekabet duygumu köreltmiyorum, lisede olduğum için ergen de olsa derslerde gerçekten eğleniyorum, yabancı dil öğretmeni olduğum için her hafta farklı şekilde ders işleyerek monotonluğu yok ediyorum. bunun yanında sadece 4 gün çalışıyorum. 4te evdeyim, yeri geliyor hafta içi şehir değiştiriyorum.
    ve artık dünyayı gezmeye başladım.
    yani her şey çalıştığınız işte bitiyor, bu da size çok fazla seçme şansı yaratmıyor malesef.
    yani diyeceğim odur ki, elimin tersiyle ittiğim iş, şu an benim hayatımı yaşayabilmeme fırsat oldu.
  • bir tik kuzeye yerleserek 8 saate cikarabileceginiz hayattir, sorun calisma hayatinda degil ulkededir.
  • koleligin taniminin gunde calisilan saati ile degil, yapilan isin kim icin yapildigi goz onunde bulundurularak yapilmalidir. kendi isi icin gunde 10 saat calismak, baskasinin isinde para icin 2 saat calismaktan daha az yorucu olabilir. bertrand russell'in da belirttigi gibi insanin basari kistasi kapitalizmin degerleri ile belirlendigi surece insan kolelige mahkumdur.
  • yaşantımda büyük bir değişiklik yapmadığım sürece 60 yaşıma kadar katlanmak zorunda olduğum gerçek.

    elimizde olan: +24 saat.
    günlük mesai + öğle tatili: -10 saat.
    ulaşım: -2.5 saat.
    uyku: 6-7 saat.
    sevgiliyle boş yapma: 2-3 saat.

    maalesef hesap ortada. 3 belki çok şanslıysak 4 saat vaktimiz kalıyor elde herhangi bir ortalama günde. diyelim ki bugün olduğu gibi kar yağdı istanbul'da ve trafik çıkıverdi, ya da mesaiye kalmanız gerekti, o 3 saat bile uçabiliyor elden. kendim için yapmak istediğim, kendimde geliştirmek istediğim o kadar çok sosyal ve kültürel yön olmasına rağmen bu döngünün içinde hepsini yapmaya uğraşabilmek için yorgunum.

    sonuç: mutsuz, yalnız, depresif, intihara meyilli insanlar.
  • mesai yaparken ya da uyurken yaşamadığımız anlamına gelir.
  • çoğumuzun tecrübe ettiği döngü..

    bu döngüye girmemek adına ben ve etrafımdaki çoğu 30 yaş civarı insan evlilik fikrine sıcak bakmıyoruz. sırf ileride kendimiz için harcayabileceğimiz üç beş kuruşumuz olsun diye evlenmiyor, ilkokuldan itibaren yılda 20.000 lira özel okula para vermemek için çocuk sahibi olmak istemiyoruz.

    eğitim aldıkça, görgü ve kültür anlamında ilerledikçe kendi değerimizin farkına varıyor, anne-babamız gibi "çocuklarımız için yaşamak" fikrinden ölümüne korkuyoruz.

    "oğlum sen doğduğunda ben ölmüştüm, artık seninle nefes alıyor, seninle mutlu oluyor, seninle üzülüyordum, babalık tam da böyle bir şey" diyen babama saygılarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. ailemi seviyorum, bu konuda sıkıntım yok. ancak ben babamın bana sarf ettiği cümleyi bir başkasına söylemek istemiyorum. çocuğum olduğunda ben ölmemeliyim, kendimden vazgeçmemeliyim.

    "hem çocuk sahibi olup hem kendinden vazgeçmeyebilirsin" dediğinizi duyar gibiyim. ne yazık ki sülalem zengin olmadığından böyle bir seçenek benim adıma yok. çünkü bekarken bir ömür kirada oturabilirsin, emekli olduğunda o maaş sana üç aşağı beş yukarı yeter, yetmezse de standartlarını düşürürsün yaşarsın bir şekilde.

    ancak aile olmanın kadına yüklediği sorumluluklar her platformda tartışılsa da erkeğe yüklediği sorumluluk hep es geçiliyor. yeni nesil erkekler de artık o ev geçindirme yükünü sırtlamak istemiyor. koltuk takımı taksiti ödemek yerine barcelona'ya seyahate gitmeyi tercih ediyor.

    böyle olunca da kalan 3-4 saatinizi de tamamen size özel şekilde geçirme şansınız oluyor. ister film izle, ister yürüyüşe çık, ister bara/kafeye gidip bir şeyler iç.

    şu anda ben 8:00 - 17:00 çalışan bir adam olsam da istanbul'da yaşamam nedeniyle günün en az 3 saati yolda geçiyor. uykuda geçen ortalama 7 saati de düşünürsek etti mi sana 19 saat! hadi duş almayı, diş fırçalamayı vesaire de ekleyip yuvarlayıp 20 diyelim, bana kaldı 4 saat!

    izin ve tatil günleri dışında daha uzun bir süre de bu şekilde gidecek.

    peki hayalim ne?

    bu süreyi bir an evvel geçip zamanı dilediğimce kullanabileceğim yıllarda çoluk çocuk düşünmemek. okudu mu, esrar mı kullanıyor, alkolik mi oldu, ibne mi oldu, tarikata mı girdi, üst düzey psikopat bir yönetici olup hırslarına kurban giderek yiğeninin yüzüne kezzap mı attı falan fıstık umrumda olmasın istiyorum.

    evet bu noktada bencilim, ama en azından dünyaya benim gibi sadece 3-4 saat yaşayacak yeni bireyler getirmediğim için de hayırlı bir iş yapmış olacağım.