şükela:  tümü | bugün
  • bazen kendimi kimsenin olamadığı bir sahilde hayal ediyorum; insanlar uzakta bir yerde hayatın keşmekeşliği ile uğraşırken dışlanmış bir vaziyette güneşe bakıyorum. içimdeki soluk anlam arayışı, beni son kez sulara göz kırpan güneşe döndürüyor. nefes almanın dahi zorlaştığı bu dakikalarda karanlık yavaşça hapsediyor kızıl gökyüzünü ve ruhum yeniden kayboluyor akşamın zindanlarında.

    daha hiçbir şey yaşanmamışken ve hayatın acı tokadını henüz tatmamışken, içimdeki isyan ve hüzün ateşini durdurmakta zorlanıyorum. kimi zaman, sadece sessizliğe esir ediyorum kendimi ve ruhumun, aynalarda değişen görüntülerinin arasında kayboluyorum.. bir kaos hakim gibi her akşamın gelişinde. bazen de sürüler halinde geliyor korkunun vücut bulmuş halleri.. yine de biliyorum ki gün tekrar doğacak ve hayat yine kaldığı yerden devam edecekti. ama şu bir gerçek ki; yaşamak sadece bir an nefes almaktan ibaretti. o nefesi mutlu ya da mutsuz bir şekilde aldığımın ise bir önemi yoktu.
  • güneş ufkun sınırlarında yüzerken sular son kez göz kırpıyor ona. yaşanan her şeye rağmen, yine umarsızca çekip gidiyor eskilerin tanrısı. tüm umutlarımıza bir nebze ışık kaynağı olan ve gecenin yalnızlığından koruyan kızıl gökyüzü, sessiz bir şekilde ayrılıyor hayatımızdan.
    aslında ne kadar basit bir söz; her çıkışın bir inişi, her inişin de bir çıkışı vardı. hayat ise tüm bu dalga arasındaki genlikten ibaretti. frekansımızı ölçen ve tüm hayallerimizi içine alan evrensel bir kümeydi.. kulağa çok anlamsız geliyor bazı benzetmeler ama insan bir kere fizik ve kimya dersi alınca öğrendiklerini unutamıyor işte.

    şimdi ise gecenin vakti. öncesinde akşamın uğursuz bitkinligi çöküyor üstüme. yaşanan her şeyi birbir sorgularken bir çıkmaza sürüklüyor beni; belki de umutsuzca beklemek gerekiyordu anlama giden bu istasyonda. bir parça olsun hayallerimin yanından geçmek isterdim. onları ulaşılmaz bir dağın zirvesinde görmektense, küçük bir çalının arasından çekip almak kadar kolay olsaydı keşke. belki tatmin duygusu kendini aç gözlüklüğe ya da bir zaman sonra isteksizliğe bırakırdı ama yine de bir şeyleri tatmadan ölmemiş olurdum.