şükela:  tümü | bugün
  • bir mektup cesidi.

    "rahatsız etme, simdi oturmus otobusun gelmesini bekliyor, gül üstüne gül düşlüyor mutlaka.."

    bir mektup cesidi.

    gunes yuzlu cocuk,

    caresizken umudum oldun once, gecmisi temize cekme sebebim, bir daha boyle sevecek olsam seni bir kalemde silerdim dedirtecek kadar yogun sevgimin oznesi..
    sonra umutsuzlugum oldun.. gozyaslarım, sessiz cıglıklarım..
    dusunuyorum da bir anda sevmedim ben seni, uzun uzun, yavas yavas sevdim..
    sensiz ve senli gunlerimde mutlulugu da tattım, mutsuzlugu da..
    sonra yeniden umut oldun bana. gunes yuzlu cocuk oldun.
    en keyifli duslerimin esas erkegi, yuzumu varlıgınla en buyuk tebessumlere dondurenim, icimin kıpır kıpır olma sebebi, hic bitmesin hep sursun bu ruya istegi..

    kalbimin cok kalabalık oldugunu soyluyorlar.. dogrudur..
    ben kimseden kolay kolay gidemeyenlerdenim cunku..
    ama en mutlu, en umutlu, en ici yasam dolu, yasamak dolu, hayata baglayan hikayelerim senin tarafından yazılmıstır. buna hic suphe yok..

    senli ama senle gecen kacıncı senem bilmiyorum..
    kendi yollarımıza sonunda giderken de yasattıgın toz pembe, seker pembe guzellikler icin mutlu oldugumu anlamanı isterim.
    beni guzel hatırla..
    cunku ben seni hep gunes yuzlu cocuk olarak hatırlayacagım..
    bir guldu mu dunyayı cennete donduren..
    varlıgı hayat dolu, nese bocegi, sevgi kelebegi olma sebebi olan..
    "dunyadan bir yer begensem yanında, o ulke gulistan olurdu.."

    ictenlikle en buyuk mutluluklar senin olsun dileklerimle..
    ve ne zaman yakalamac oynayan cocuklar gorsen beni dusun..

    "sen gülüyorsun ya, gözlerim dönüyor sevdadan.."
  • "sen benim sarhoslugumsun
    ne ayıldım
    ne ayılabilirim
    ne ayılmak isterim
    basım agır
    dizlerim parcalanmıs
    ustum basım camur icinde
    yanıp sonen ısıga dogru duse kalka giderim.."
    nazım hikmet

    herkes beni dunyanın en mutlu kadını sanıyor, yakın cevremde. sana bir sey itiraf edeyim cocuk. ben mutlu bir kadın degilim. huzunlu bir kadınım. hayatının ciddi kısmını griler icinde gecirmis bir kadınım. sancılı ezgileri, evcil acıları olan bir kadınım. ondandır sıradan gunsel gecislere boyun egmemem. mutlu olmak zorundayım cunku her an bu ruh hali gidebilir. her an mutsuzluk ve umutsuzluk beni yerden yere aylarca calabilir. o yuzden daha vakit ve umut varken herkesten az uyumalı, cok kosmalı ve cok yasamalıyım.

    "seni sevmek umuttur bana
    adın, tadın, rengin, durusun mucizevi
    seni soguk bulanlar seni ıstamamıs olanlar mı ki?"

    seni seviyorum sili den asya ya umut tasıyor damarlardan. sanki o huzunlu gecmis benim degilmis gibi oluyor. aklım karısıktır, dogru. ama hep ben ayakta uyurken kalbimin sana kacmasından.. suc benim degil.. terk etmiyor sevdan beni. ac kaldım, susuz kaldım, karanlık gecelerde aylarca kaldım.. terk etmedi sevdan beni.. olası her yola saptım senden uzak, terk etmedi sevdan beni.. sanırım bu sevdayla yasamayı ogrenmeliyim.. aşk var mıymıs yani? bunca zaman sonra bunca ısrarla atar mıymıs kalp? batıp cıktıgım kara gozlerin varsa, ask da varmıs..

    simdi cekmeceden bir zarf cıkartıp adını yazacagım buyuk harflerle. adresini bilsem muhakkak sana giden butun yolların kapalı olusunu umursamaz yollardım. mektup cebimde. yuregim agır. yuregim sende..

    "butun guzellikler sende
    aşk bendedir.."
    ozdemir asaf
  • yuzunu gulduren hicbir seye sırtını donme diyor paulo coelho.
    seni dusundugumde tum yerkureye bahar geliyor, icimde kuslar cıvıldıyor, hayat toz pembe olmasa da icinde sen oldugun icin en guzel renklerine burunuyor.
    kusura bakma, bir siir istersin icinde benzetmeler olan. heybemde senin kadar guzeli yok ne siirin ne kelimelerin.
    neden boyle oldugunu dusundum. cevabını bulamadım.
    dehset mutlu, dehset enerjik ve dehset sevimli bir seye donusuyorum seni duslerken.
    bu beni korkutuyor.
    konu sen olunca yapabileceklerimden korkuyorum evvela.
    sonrası ise dipsiz kuyu.
    yalnız basıma seni duslemenin vakit kaybı oldugunu bilmek, senin asla gelmeyecegini bilme gercegi canımı acıtıyor. sana o taraftan bakarsam düşerim ve bir daha toparlanamamaktan korkuyorum.
    ne cok korku var.

    birkac gundur karar verdim. dedim ki kendime hayatın boyle bos bir hayalle gecmemeli. yerkureye donme vakti.
    simdi mutlu degilim belki ama huzurluyum. zamanla da daha iyi olacagım.
    kendimi de avutmayı ihmal etmiyorum. gulusunu gormek bir omru de guzellestirecek olsa, kendime tekrar ediyorum. "bir iki seneden sonra sıradanlasırdı". yalan yok bana asla sıradanlasmazmıs gibi geliyor.. sanki ben gunler gectikce alısılsa da senin en guzel oldugunu asla unutmazmısım gibi geliyor. vefayla, baglılıkla ve tutkulu bir askla yanına konumlanırmısım gibi geliyor. bu dusunceyi hemen siliyorum kafamdan. gordun mu yine duslerim sınırını bilmedi. sen ile benden neler neler yarattım. kusura bakma cocuk, dusler gercek hayatın sınırlarını sevmez.

    bir iki ay icimde tamamen bu yarı yalan-yarı kurmaca, yarı gercek dunyadan ayrılmayı planlıyorum.
    gercek hayata ihtiyacım var artık. zamanı geldi.

    ama yerkuremin gorup gorebilecegi en guzel düsler icin tesekkurler.
    ben cok zamandır bu kadar mutlu hissetmemistim......
    sanki dunyanın olası butun mutluluklarını seni duslerken tatdım.
  • "güneşine tutuldum,
    bunun adı
    sen tutulması.
    bilsen,
    ah bir bilsen..."
  • susuyorsun. susmana anlam biçmeye çalışan ben getirip önüne koyuyorum akdeniz meltemini.
    akdeniz'i ikimiz de severiz.
    saçlarına karışmak istediğim bir rüzgar bu. akşam üstleri edepsizce sokağa musallat olan.
    şimdi sen yoksun ya. bütün ağaçlar yaban,
    bütün serçeler yalan.
    canıma çarpan kuştan adını sorsam
    beni teselli etmek içi birbir dolan.
    iyi ol,
    hoş kal
    üstün açık uyuma.
    ilaçlarını ihmal etme.
    nedensiz de sevebilirsin unutma
    ve hayatın mantığına kapılıp da her şeye neden arama.
    şeklinde yazdığım mektuptur.
  • benim de söyleyeceklerim var;

    seni sevdim.
    seni seviyorum.
    ve biliyorum, hep sevicem.

    "seni güneş saydım
    kendimi ay
    tutulmalıydım"
  • gunes yuzlu cocuk,

    sen bana hava gibi, su gibi, ekmek gibi elzemsin..
    yalnız sen varken tam hissediyorum.
    sen gidince ben o kadar eksiliyorum, o kadar eksiliyorum ki bana ben kalmıyor.

    cok uzun zaman oldu.
    tahmin edemeyecegin kadar uzun zamandır gozluyorum ve bekliyorum seni..
    bazen bu durum sinirlendiriyor beni.
    yuregimden sevgini sokup atmak istiyorum.
    ölmeyeceksin ya diyorum, alısırsın diyorum, gecer diyorum..
    normalde son derece gururlu ve onurlu bir insanken butun dizginleri senin eline vermeye mahkum olusum dusuncesi beni incitiyor.
    yok yahu diyorum, o da kimmis?
    sen ona muhtac degilsin.
    onsuz da varolabilirsin.

    ama sonra kalbim sancımaya baslıyor, cok agır geliyor kalbim.
    korkuyorum. bir daha boyle sevemeyeceksin diyor bir ses..

    sev beni, tamamlanayım; ya da de ki ben o degilim, sen cok gecmiste kalmıssın, istesem de seni sevemem artık.. sondur ısıkları.. elbet bir sekilde yasarım. herkes en ısıl ısıl halinde omur surecek diye bir kural yok.

    sikeyim boyle askın ıstırabını.
    yalnız senle tam anlamıyla "ben" hissetmekten nefret ediyorum.
  • vedaları sevmem. veda etmiyormusuz gibi olsun.

    yeniden olur mu
    çocuk olunur mu
    eskisi gibi güvenle durulur mu

    yeniden olur mu
    masum olunur mu
    eskisi gibi huzurla durulur mu

    eskiden bir pencerede beklerken
    eskiden hala suskun ve çocukken
    eskiden basit bir oyunda düşerken
    büyümek hiç aklımda yokken

    dünyamda büyüktü masa ve sandalye
    odamda püsküllü sarı bir lamba

    böyle çarçabuk aniden birden
    sanki yokmuşum tokmuşum
    birden

    eskiden bir pencerede dururken
    eskiden basit bir oyunda gülerken
    büyümek hiç aklımda yokken

    böyle çarçabuk aniden
    birden
  • gunes yuzlu cocuk,

    ozledin mi beni?
    ben seni cok ozlemisim sahsen.
    birkac aydır gorusmuyorduk sanırım.
    ne iyi etin de yeniden geldin.
    sahi niye geliyorsun, niye gidiyorsun?
    geleceksen gitme, gideceksen gelme.
    bir genc kızın masum, saf, toz pembe hayalleriyle oynamaya ne hakkın var. -ihihihihi-

    sen yokken ne yaptıgımı cok hatırlamıyorum.
    genel olarak ayıptır soylemesi sen aktif bir sekilde hayatıma girdigin 2005 ten beri olandan cok farklı bir seyler yaptıgımı sanmıyorum. uyuyorumdur gozler acık ya da kapalı. bunalımdayımdır, yarı potansiyel calısıyorumdur, cogunlukla durgunumdur.
    tamam sen cok alıstın bu gelmelere gitmelere de laf aramızda artık gitmesen diyorum. kalsan. valla hic yaramazlık yapmam. cok uslu bir cocuk olurum, dizinin dibinden ayrılmam.
    sana cikolata alırım, kakaolu kek yaparım, borek acarım, gezmeye gotururum, bıcır bıcır durmadan konusur hem basını sisirir hem de yuzunu guldururum. hatta dans etmeye bile cıkartırım. sen coollugundan sadece ickini yudumlayıp ayak parmaklarınla tıngırı mıngırı ritim tutarken -puhahhahah- ben usturuplu usturuplu yanında dans ederim. hatta sana kitap okurum, siir yazarım, mektup sıkıstırırım cebine ise giderken sen. yani evi bilem temiz tutabilirim, dusun o derece seviyorum seni.

    bence gitme.
    bence sen kal, bence yani.
    -gulucuk-
  • gozlerinde güneş var senin,
    haydi kop gel bir cennet burası
    donmedolap omrumde sen benim neşe kaynagımsın
    bir cocuk cıglıgı ama illa ki mutluluga cıkacaklı
    bir yetiskin sabrı ki guzel hayallere sevdalı
    yaşam senin yanında rengarenk
    gulen bir aynasın sen, sana baktıgımda ictenlikle gulumsemekten baskası gecmez dudaklarımdam
    huzun tanınmıyor yakınlarında
    sevincler maskelerden ve makyajdan degil artık
    tastamam mutluyuz!
    in misin cin misin bilmem
    ama buyucu oldugunu biliyorum
    zira ısrarla hep gulduruyorsun beni
    gozlerinde cennet var senin,
    haydi kop gel bir cennet burası!

    eskiden istanbul istanbul olalı boyle acı gormemisti,
    simdi arıyorum tarıyorum yerkurede gulcemalinden daha gulunu, cicek kokulu teninden daha ciceklisini, melekten bozma saf kalbinden daha esaslısını bulamıyorum.
    bir sozunle ihtiyar da bahtiyar da olan ben,
    cenneti de cehennemi de seninle tattım.
    bırakma beni!