şükela:  tümü | bugün
  • pamukkale üniversitesi sosyoloji bölüm asistanı. sosyo-tarihsel teorinin "sınıf"la imtihanı ve ocak ve zanaat: pierre boudrieu derlemesi adlarında 2 kitabı vardır (geçen sene, bana bitmiş 3 kitap müsveddesinin de odasında durduğunu söylemişti). bu sene doktora eğitimi almaya başlamıştır. ayrıca çok süper bir kişilik, tanışılması gereken bir fikir işçisi. terry eagleton okur (bkz: azizler ve alimler) , rage against the machine dinler, sözlükten babaerenler'le muhabbeti koyudur. üstad'dır, üstadımızdır.

    güncelleme edit'i: ilk yazdığım zamanın üzerinden 8 yıl geçmiş, hocamız da bu zamanda hayli ünlenmiş, ben de entry'i güncelleyelim bu vesileyle, şu anda geldiği nokta budur:

    lisans ve yüksek lisansını tarih ve sosyoloji dallarında pamukkale üniversitesi’nde, doktorasını ise sosyoloji alanında yine pamukkale üniversitesi’nde tamamladı. ilgi ve çalışma alanları; bourdieu sosyolojisi, tarihsel sosyoloji, politik şiddet ve toplumsal sınıflardır. pamukkale üniversitesi sosyoloji bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürmektedir. çeşitli ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış makalelerinin ve editörlüğünü yaptığı kitapların yanı sıra, toplumsal sınıfların ilişkisel gerçekliği (vefa saygın öğütle ile birlikte, tan yayınları, 2010), denizli: politik haritalar ve eğilimler (laodikya yayınları, 2013) adlı iki telif eseri, ocak ve zanaat (emrah göker, alim arlı ve ümit tatlıcan ile birlikte, iletişim yayınları, 2007), tözcülüğün tasfiyesi (emrah göker ile birlikte, notabene yayınları, 2012), türkiye’de siyasal şiddetin boyutları (ibrahim şirin ile birlikte, iletişim yayınları) ve kıyam ve kıtal: osmanlı’dan cumhuriyet’e devletin inşası ve kolektif şiddet (ümit kurt ile birlikte, tarih vakfı yurt yayınları) adlı derleme çalışmaları bulunmaktadır.
  • paü sosyal bilimler dojosunun siyah kuşak bourdieucülerindendir. marjinal düzeyde doksayı maksimum ebatlarda yiyen ana-akım akademinin aksine, yapısal-inşacılık ekseninde "ciddi" bilim yapan, özellikle de klasik sosyoloji ve siyaset sosyolojisi literatürüne çok hakim entelektüel ve akademisyendir. zizek'e hacca giderken evdeki marx'tan olan, masa başında durmadan kanaatler üzerine kanaatler üretme heveslisi cosmopolitan dergisi ayarındaki akademik atmosferin karşısındaki bileği güçlü kalelerdendir. bu yüzden böyle içli hisli, şair tabiatlı adam, yapışık ikizler haline gelmiş bilim ile doksayı yan yana görünce kadir inanırlaşıveriyor, indiriyor tokadı. ayrıca ayıp edilmiş, bir link bile esirgenmiş; vefa saygın öğütle ile birlikte yazdıkları toplumsal sınıfların ilişkisel gerçekliği eserinin yeni ve genişletilmiş bir baskısı da yapılmıştır (önsöz korkut boratav'dan)

    http://www.pandora.com.tr/urun.aspx?id=200096
  • türkiye'de az bulunan, yakışıklı akademisyen cinsinden bir adam. yalnız ağzı biraz eğri sanırım, hoş bu da kabulümüzdür:

    http://www.agos.com.tr/…er/nm_guney550_550_1323.jpg
    http://www.pauhaber.com/…ploads/2013/09/gcegin1.jpg
  • an itibariyle aşağıda (paü iibf) ntv'ye röportaj veren pamukkale üniversitesi akademisyeni. sosyolog.

    ne hakkında acaba.

    la bu arada ben bu adamı okulda gördüğümden fazla avm'de görüyorum hacı. kankisi vefa hocayla kitaplarını basan tan kit. yayınlarıyla ilişkim sebebiyle tanışmıştım. ama güney hocayla gidip de tanışamadım bi' türlü.
  • doçent olmuş akademisyen. öncelikle tebriklerimi iletiyorum ama tez danışmanlarımı doçent yapmak gibi bir özelliğim olduğundan şaşırmadım*, zira lisanstaki tez danışmanımla da yola yardımcı doçentken çıkmıştık, yolu doçent olarak sonlandırdık. doçent olmayan sosyal bilimler hocası varsa benim tez danışmanım olsun, kesin doçent olur.
    (bkz: denedim %100 çalışıyor)
    şaka bir yana süper bir hocadır, doçentliği sonuna kadar hak edecek kadar da bilgiye sahiptir, kitaplarını okuyunuz, okutunuz efendim.
    edit: web sitesi de açılmış.
  • aşağıdaki metinleri alim arlı'yla birlikte hazırladıkları bir makalede kullanmış şahsiyettir:

    "... ebedî hikmet öğretisi ..." (aydınlanma öncesi egemen düşünce)

    "... 'bir kere ortaya çıktıktan sonra, değişen şartlar dolayısıyla toplumun, ihtiyaçları değişse bile, kendi kendini devam ettirmeye eğilimli olması ...' ..." (şerif mardin'den alıntı)

    "... 'sahip olmadığını verebilir mi insan?' ..." (martin heidegger'den mülhem jacques derrida'nın sözü)

    "... adalet dağıtmayan hukuk fikri, sosyal düşüncedeki kusursuz sistem arayışlarının ve alternatif fikirlerin ontolojik anlamdaki kalkış noktalarını oluşturur."

    "... ideolojinin insan pratiğinin tezahürü olarak görülmesi gerekir ... ." (david j.sholle referansıyla raymond williams yorumu)

    "... 'egemen sınıfın fikirleri aynı zamanda egemen fikirlerdir'." (sanırım marx'tan alıntı)

    "terry eagleton, marksizmin ortodoks formülasyonları da dahil olmak üzere, ideolojileri, bilinçli, iyi eklemlenmiş inanç dizgeleri olarak kavrayan tüm rasyonalist perspektifin yetersiz olduğunu iddia eder. çünkü rasyonel bilinç felsefesi, ideoloji sorunsalının duygulanımsal, bilinçdışı, mitik ve sembolik boyutlarını göz ardı etmektedir ..."

    "bourdieu'ye göre, meşruluğun kabulü, keyfiliğin yanlış kavranılmasıdır ... ." (terry eagleton'a atıfla)

    "...'toplumsal dünya bilinçlilikle işlemez; uygulamalar, mekanizmalar ve benzerleri aracılığıyla işler. ...'" (pierre bourdieu'den alıntı)

    "... marksistlerin temel yanılgısı direniş potansiyeline, bilinç potansiyelinden daha fazla değer yüklemiş olmasıdır."

    "... bourdieu için 'zihinsel yapılar' hiçbir biçimde bilinçlilik yapıları değildir."

    "... asıl sorun işçilerin, yönetici sınıfın ideolojisi ile çatışması değildir. temel kavga, statükonun alternatifinin olmadığı yerde, haksızlıklara karşı çıkabilmektir. bu durumun değişimini engelleyen ise 'güçsüzlük duygusu'dur." (bourdieu yorumlanıyor)

    "...'...egemenliğin temel mekanizması, bedenin bilinçdışı yönetilmesi aracılığıyla işler. ...'" (bourdieu'den alıntı)

    "kolektif duyuyla ilgili, bireylerin eylerken farkında olmadığı, üzerine kafa yormadığı, kendi pratiklerinin mantığına işlemiş inançlar seti." ("doksa" kavramına dair bourdieu'nün tanımı olarak)

    "... 'doksa'ya meydan okuma, heterodoksinin doğuşuna sebep olur. ancak mevcut düzen, bu karşı çıkışa yeni bir ortodoksi üretimi ile karşılık verir ... ." (eagleton referansıyla)

    "... 'ideolojinin içinden çıkmanın, ona köle olma biçiminin ta kendisi oluşu' ..." (slavoj zizek'ten alıntı)

    "bir toplumsal grubun ya da eyleyicinin ideolojik pozisyonunun sadece sınıf konumundan okunamayacağı, bunun için anlam ve simgeler üzerindeki mücadelenin nasıl yürütüldüğünün hesaba katılmasının zorunlu olduğu gerçeği ve ideolojinin salt mücadelelerin basit bir yansıması olamayacağı fikri ..."

    "put-kırıcı bir şiddete sahip bu kavramın ..." ("ideoloji" kavramı için söyleniyor)

    "...nesneleştirebilmek için kopmamız gereken tahakküm, ancak tahakküm olarak tanınmaması sayesinde inşa edilmektedir."

    "... ideoloji, sembolik etkililiğini tanınmamasına borçludur ... ." (pierre bourdieu ve loïc wacquant'a göndermeyle)

    "... ideolojinin aktörleri toplumsal formlar hakkındaki kendi perspektiflerinin bilincinde olsalar da, bunu mümkün kılan semantik koşulların (norm-kategori-kodifikasyon) bilincinde değillerdir ... ." (stuart hall atfıyla)

    "bourdieu'ye göre, dünyayı açıklama isteğimizin temelinde bir birlik ve tutarlılık kazanma arzumuz yatar."

    "toplumsal süreçler soyut ve karmaşıktır ve gündelik hayat zannedildiğinin aksine medyatik manipülasyonlarla yönetilmez, ayrıca gündelik eylem yapısı yalnızca bilinçli niyetlerle açıklanamaz."

    "... marksizmin toplumsal/siyasal bir bütünlüğü simgeleme gücünün olmadığı ..." (liberal görüşe ait bir argüman olarak)

    "bireylerin boyun eğişlerini özgürce seçtiklerini zannettiklerinden de epistemolojik düzlemde ideoloji doğru bilgi üretemez."

    not: "'ideoloji' kavramının aşınması ve pierre bourdieu'nün kuramsal seçenekleri" başlıklı, ağustos/04'te yayımlanmış bir makaleden yazımı korunarak alınmıştır.

    bir de şu dipnot var:

    "modern bireyin tutarsızlıklarını tasvire yönelmiş en başarılı 'ideal tip' olan dr.faust ..."
  • sanılanın aksine son derece mütevazi ve sıcak bir insandır. gereken insanlarla arasına gereken mesafeyi koyabilmeyi kolayca başarabiliyor oluşu onun -onu pek de tanımayan- diğerlerince kibirli olarak addedilmesine yol açsa da bu tamamen yanlıştır.

    dipnot: yıllar önce bir gün d&r'da görüp kendisine yaptığım "merhaba hocam bir kahve içebilir miyiz ?" teklifimi samimiyetle kabul ettiği için ne kadar mutlu olduğumu ve hoş sohbetinden minnettar kaldığımı buradan da kendisine duyurmak isterim.
  • - isminiz?
    - güney çeğin.
    - facebook'ta sizden başka dokuz tane daha güney çeğin olduğunu biliyor muydunuz?
    - biliyordum. on iki yıl önce başvurduğumda ismine uygun gmail adresi bile çoktan alınmıştı.
    - türkiye ne tuhaf, isimler falan.

    .
  • yazı dili çakma tanıl bora kokan nitekim kitabı iletişim yayınlarından çıkmış sosyolog. bu özenti dili umarım bırakır da biz de meramını anlayabiliriz,
  • - ludwig feuerbach 'e cok benzemektedir.
    - söylediği muazzam cümlelerden sonra karşısındakine hazmetmesi için zaman tanır. bunu yaparken yüzünde egzantrik bir gülümseme belirir.
    - bazı cümleleri "benim okuduğum senin okumadığın kitapların altında ezil ulan" ifadesini hissettirir.
    - durumları, olayları, tarihi kronolojik değerlendirmez cok yönlü bakar, sadece neden sonuç ilişkisinde bırakmaz.
    - ulkeyi ve politikaları iyi analiz eder söylediği bazı cümleler aklınızda maymuncuk etkisi yaratabilir.
    - olayları zıt iki cepheden alır ve bunu öğrenciye aşılamasını cok iyi bilir. (ilk maddeyi kullanır)
    - görüntüsünün aksine acayip sıcak kanlı ve sevecendir. yakından gülüşü cok sevimli yapar kendisini.
    - gömlekleri !! ( evet evet gerçekten gömlekleri çok ilginçtir. nereden aldıgını hep merak etmişimdir bir gün gidip soracağım.)
    - sakalı.
    - gözlük çervesi : (hep aynı gözlük çerçevesini kullanıp kullanmadığını bilmiyorum ama hp 'un gözlüklerini anımsattığı aşikar.)

    özellikleri ile ön plana çıkan pamukkale üniversitesinde nasıl bu kadar kaliteli kalabildiği muamma olan gerçekten işinin hakkını veren nadir hocalardandır kendileri.

    --
    tanışmamız da şans eseri olmuştu
    --

    mühendislik fakültesi öğrencisiyim iki ders arası uzun. ya uyuklayacağım ya kaçak yollarla bir sınıfa girip o dersi dinleyeceğim. kendime bir şeyler katarım düşüncesiyle bir kaç uygun ders bulup o derslere katılmayı seçtim.
    tabi fakülte belli.
    iibf!
    ılk denememde sınıftan atılmam sonucunda kendimi boş bir sınıfın önünde bulmuştum. içeride bir arkadaşımın el sallaması üzerine daldım içeri yine iibf nin kaprisli kendini akademisyen olarak tanıtıp lakin ekonomiye dair en ufak bilgisi olmayan birini göreceğimi düşünürken geldi bizimkisi. kadife ceketi ve sakalı dikkatimi çekmiş olacak ki oracıkta kan kaynadı bizim bourdieuperver hocaya. 1.5 sene her fırsatımda derslerine konuşmalarına katılmaya gayret ettim.
    nerde görsem saygıyla selamlar ses tonumu geri çekerim.

    ara sıra d&r de karşılaşırız ayak üstü ben dert yanarım o öğüt verir, geçiştiririz böyle. bir gün kendisini kallavi bir yemeğe davet edeceğim kabul ederse detayları buraya editlerim.