şükela:  tümü | bugün
  • vakti zamanında var olan büyük pontos'un doğal sınırlarının sonu olan bölgedir.
    o nedenle eskilerden arada çıkan rumca ya da yunanca kelimelere şok olmamak lazım galiba.
    *

    http://en.wikipedia.org/…/file:roman_east_50-en.svg
  • güney kafkasya: üç büyük devletin mücadelesinde yeni sayfa

    rusya, türkiye ve iran’ın kafkasya adına mücadeleyi şiddetlendirdiğine ilişkin haberler yayımlanıyor. uzmanlar bu sürecin olası sonuçlarını öngörmeye çalışıyor. fakat her halükarda bölge için ayırt edici olan, önemli bir hususu unutuyorlar.

    karşılıklı ilişkiler üçgeni

    güney kafkasya’da büyük devletlerin daha da etkinleştiği hissediliyor. abd, rusya, türkiye ve iran bölgede jeopolitik görünümün değişmesine yönelik mücadeleyi arttırmıştır. joshua kucera (kuçera) bu konuda washington’daki stratejik ve uluslararası araştırmalar merkezi (csıs)’nin raporunu temel alarak “the bug pit” (dı bag pit) isimli blog’unda bir yazı yazmıştır (bkz.: joshua kucera. russia, ıran, turkey, and the caucasus. www.eurasianet.org, 27 mart 2013). mesele şu ki, j. kucera güney kafkasya ve orta asya üstüne uzun süredir uzmanlaşan bir gazetecidir. dolayısıyla onun analizleri merak doğuruyor.

    aslında, kafkasya’da jeopolitik mücadelenin yoğunlaştığını ifade eden birtakım belirtiler uzun zamandır kendini gösteriyor. şimdi ise, süreçlerin gerginleştiği gözlemleniyor. uzmanların görüşüne göre, rusya daha etkinleşmiştir. moskova’nın gürcistan, ermenistan ve azerbaycan’a yönelik politikaları, genel olarak her zaman uzmanların dikkatini çekmiştir.

    stratejik ve uluslararası araştırmalar merkezi’nin uzmanları ise, güney kafkasya’daki jeopolitik durumu rusya, iran ve türkiye’nin karşılıklı ilişkileri ekseninde ele almıştır. araştırma, “karşılıklı ilişkiler üçgeni: türkiye-rusya-iran” başlığını taşımaktadır. merkezin raporunun diğer bir ilginç tarafı da, bu ilişkiler “üçgeninin” abd politikasına etkisinin konu edilmiş olmasıdır.

    yazarlar, iran’ın kafkasya’daki nüfuzunun rusya’dan ziyade türkiye’yi rahatsız ettiğini düşünüyor. fakat aslında görünüm bundan daha karmaşıktır. moskova bölgede kendinden başka bir jeopolitik gücün mevcut olmasını istemiyor. mevcut durumda ise, bazı manevralar yapmak durumunda kalıyor. rusya’nın kafkasya konusunda türkiye ve iran’la ilişkileri ekseninde, bu nedenle yeni açılar kendini gösteriyor. bu bakımdan türkiye-rusya, rusya-iran ve türkiye-iran ilişkilerine bakarsak, düşündürücü hususlar görebiliriz.

    şu anda moskova’yı daha ziyade endişelendiren, türkiye’nin güney kafkasya politikasıdır. iki ülke arasında suriye konusunda da görüş ayrılığı vardır. fakat kremlin, ankara’nın kafkasya’ya nüfuzunu, rusya’nın güvenliğine yönelik tehditlerle doğrudan ilişkilendiriyor; çünkü bu bölgede müslümanlar çoğunluktadır. onların türkiye’de geniş kopuntuları var. böyle bir ilişki kuzey kafkasya’da radikal dini gruplaşmaların daha da güçlenmesine yol açabilir. moskova, kafkasya’da temel tehlikenin vahabiler olduğunu biliyor. fakat durum istikrarlı değildir ve her an başka bir grup da gücü ele alabilir. özellikle, afganistan meselesinin çözümlenmemiş olması bu konuda tehlikeleri artırıyor.

    meselenin diğer tarafı gürcistan unsuruyla ilgilidir. türkiye’deki abhaz, oset ve çerkez kopuntularının abhazya, güney osetya ve karaçay-çerkez’e etkileri az değildir. bu zincirleme ilişkiler bütün kuzey kafkasya’yı savaş alanına dönüştürebilir. rusya’nın türkiye ile normal ilişkiler kurmak ve aynı zamanda, onun kafkasya’da söz sahibi olmasına fırsat vermemek için bir hayli nedeni olduğu söylenebilir. iki ülke arasında ekonomik ilişkilerin hızla gelişimiyle birlikte, bu husus ciddi yer tutuyor.

    son olarak, azerbaycan ve ermenistan konuları, moskova-ankara hattında her zaman önem taşımıştır. azerbaycan hem enerji iletim yollarına sahip bir ülke olarak hem de önemli bir ulaşım koridoru olarak batı ve rusya’nın odağında olmuştur. onların bu açıdan çıkarları hiç azalmamış, aksine bakü bağımsız enerji politikası ile daha etkin bir konuma yükselmiştir. azerbaycan batı’yla birlikte rusya ile de ilişkilerini geliştirmektedir. bu sebeple, bakü’ye herhangi bir baskıdan söz edilemez.

    saldırgan neden “unutuluyor”?

    ermenistan’la ilgili durum bir hayli farklıdır. ermeni kitle iletişim araçları moskova’nın bu ülkede askeri gücünü artırmayı hedeflediğinden bahsediyor. hatta dağlık karabağ’a rus birliklerinin konuşlandırılma olasılığını yazıyorlar. iran’ın üst düzey yetkililerinin bu konuyu erivan’da müzakere ettiklerine ilişkin haberler yayımlanmıştır. yani aslında söz konusu olan, ermenistan’a ek askeri güçlerin yerleştirilmesi durumunda bölgede meydana çıkabilecek sorunların çözümüdür.

    tüm bunlar ışığında uzmanlar, rusya-ermenistan-iran jeopolitik iş birliği ekseninden bahsediyor. bunu türkiye-gürcistan-azerbaycan ekseninin karşısına koymaya çalışıyorlar. fakat daha geniş bir açıdan meseleye yaklaşıldığında, asıl görünüm bambaşka görünüyor. sorun, ermenistan’ın saldırgan politikaları sonucunda bölgede gerginliğin oluşması ve iş birliği olanaklarının sınırlanmasıdır. bu siyasetin önü alınmazsa, bölgenin tümünde herhangi bir güvenlik sisteminin oluşturulması söz konusu değildir.

    bunlar sebebiyle, rusya’nın dağlık karabağ’a askeri güç yerleştirmesi gerçekçi görünmüyor. böyle bir şey olursa, bölgede jeopolitik ve askeri durumun olumlu yönde değişmesini beklemek saçmadır. meselenin özü, belirli bir devletin bölgede kendine jeopolitik ortak araması değil, saldırganlığın önünün alınmasıdır. yalnızca bu şartlar altında, somut sonuçlar verebilecek bir güçler dengesinin oluşturulmasından bahsedilebilir.

    iran rusya’nın güney kafkasya’da etkinleşmesinden çok da rahatsız değildir. birçok konuda onların çıkarları kesişmektedir. fakat tahran, moskova’nın bölgeye tamamıyla egemen olmasını da istemiyor. bu amacını, şimdilik açıkça dile getiremiyor; çünkü batı’nın güçlü baskısı altındadır. bu nedenle, tahran bölgede rusya’yı rahatsız edebilecek hareketlerden kaçınmaya çalışıyor. azerbaycan’a karşı ise, bazı adımlar atmaya çalışıyor. iran topraklarında yaşayan azerilerin demokrasi taleplerinin genişlememesi için bazı önlemler alıyor. bakü’nün tahran’la iyi komşuluk politikası değişmiyor. fakat anlaşılan, bir süre daha iran’ın azerbaycan’a karşı ihtiyatlı yaklaşımı sürecek.

    türkiye’nin güney kafkasya politikasında yapıcı unsurlar fazladır. ankara, bölge devletlerinin egemenliğinin pekiştirilmesinde çıkarlıdır. onun azerbaycan’la ilişkilerinin temelinde de işte bu husus yatmaktadır. şu anda türkiye için bölgedeki en büyük engel ermenistan’dır. “ermeni soykırımı” meselesinin sözde yıldönümüyle ilgili durum daha da karmaşıklaşmıştır. bu da ankara’nın güney kafkasya’da rusya kadar etkili olamayacağı öngörüsünde bulunmaya olanak tanıyor.

    rusya-türkiye ilişkilerinde bölgenin enerji kaynaklarını kullanma meselesi ayrıca yer tutuyor. hali hazırda tanap’ın gerçekleşmesi için ankara etkinliğini artırmıştır. moskova ise türkmenistan’ın bu projeye katılmamasına çalışıyor. bakü-aşkabat ilişkilerindeki bazı hususları bu amaçla kullanıyor. türkiye ise, azerbaycan ile türkmenistan’ın uzlaşıya varması için adımlar atıyor. bu yönde herhangi bir kesin sonuçtan bahsetmek için henüz erken. dolayısıyla, bu konuda ankara-moskova ilişkilerindeki belirsizlik sürmektedir.

    tüm bunlar, güney kafkasya uğruna rusya, türkiye ve iran arasında süren mücadelede çelişkili öğeler olduğunu göstermektedir. bölgede jeopolitik durumun gerginlikten kurtulması için bir hayli uğraşılmalıdır. üzüntü verici olan, büyük devletlerin güney kafkasya politikalarında, temel hususu – saldırgana baskı uygulamayı – dikkate almamasıdır. bu, anlaşmazlıkları çıkmaza sokmakta ve bölgenin bütününün jeopolitiğinde gerginlik yaratmaktadır. bu durumda, herhangi bir jeopolitik gücün bölgede mutlak üstünlüğünden bahsetmek çok zordur.

    kaynak: http://politikaakademisi.org/?p=4938
  • bu bölgedeki jeopolitik mücadelelere dair kamal adıgozalov imzalı bir makale; http://politikaakademisi.org/…s-and-configurations/
  • abd'nin bu bölge ve orta asya'ya yönelik politikalarının kavramsal temelleri üzerine bir makale; http://politikaakademisi.org/…-kavramsal-temelleri/

    bu da ingilizcesi; http://politikaakademisi.org/…outh-caucasus-policy/
  • güney kafkasya: iki tehlike arasında

    ermenistan’dan sonra azerbaycan ve gürcistan’da da devlet başkanlığı seçimleri sona erdi. onların sonuçları bellidir. bunun bölgesel çapta jeopolitik dinamiğe etkisi meselesi güncel görünüyor. aynı zamanda, küresel ölçekte giden jeopolitik gelişmelerin kafkasya’ya etkisi meselesi üzerinde düşünmeye ihtiyaç vardır. burada bölge için iki eğilimden kaynaklanan tehlikenin varlığı gözleniyor.

    abd-rusya-çin alyansı?

    güney kafkasya’nın her üç ülkesinde başkanlık seçimi sona erdi. sadece gürcistan’da başkan değişti. ancak bu, tüm bölgede jeopolitik dinamiğin yenilenmeyeceği anlamına gelmiyor. aslında, burada devlet başkanının değişmesi değil, devletin hangi politikaları gerçekleştirmesinin daha çok önemi vardır. bu bakımdan bölgenin en umut verici devleti olarak azerbaycan gösterilebilir.

    meselenin özü şu anda güney kafkasya’da gözlenen jeopolitik gelişmelerin içeriğindedir. bu sırada ermenistan’ın konumunda kendini gösteren belirsizlikleri vurgulamak gerekiyor. ermeni medyasında yayılan habere esasen, erivan halen kesin jeopolitik hat belirleyemiyor. bu nedenle bazı uzmanlar ermenistan için acınacak olabilecek eğilimlerin güçlenmesinden endişe ediyorlar. aynı şekilde güney kafkasya’da işbirliği sisteminde yeri olmayan ermenistan’ın küresel güçler tarafından “unutulmaması olasılığı vardır” (bak.: ????? ???????. ?? ????? ???? ?? e?????? / “lragir”, 5 kasım 2013).

    erivan’ın kendi hatalarını düzeltme girişimlerini ise “belirsiz perspektif ” olarak değerlendiriyorlar. bunun zemininde rusya-ermenistan ve iran-ermenistan ilişkilerinin dayanıklı olduğuna inancın yokluğu hissediliyor. ermeni uzmanların hiçbiri bu bağlamda ülkenin geleceğine göz atmıyor. onlar önerme ve tahminlerini ermenistan’ın batı’yla işbirliği perspektifi temelinde şekillendiriyorlar.

    burada belli bir paradoksun varlığı duyuluyor. çünkü başkent erivan’ın gümrük birliği’ne üyeliğine ermeniler nedense stratejik açıdan olumlu değer vermiyorlar. böyle anlaşılıyor ki, toplumda bu konuda görüş ayrılığı yeterince büyüktür. jeopolitik düzlemde erivan’ın tereddüt etmesi gerçekte bölge için tehlikedir. çünkü bölgenin bir devletinin belirsiz tutumu hep istikrarsız durumun oluşmasına ve dışarıdan yıkıcı etkilerin güçlenmesine olanak yaratıyor. bu bağlamda henry kissinger’in son zamanlar önerdiği bir fikir üzerinde durmak gerekiyor.

    ünlü amerikan diplomat moskova ziyareti sırasında yeni abd-rusya-çin jeopolitik alyansını yaratmaktan konuşmuş (bkz.: ??????? ???????. ??? ??????? ??????????? ? ?????????? / ”?????????? ???????? ?????????????? ????????????”, 6 kasım 2013). uzmanlar h. kissinger’in bu fikrinin temelinde onun silah arkadaşı thomas grem’in ”izvestia” gazetesinde yayımlanan makalesinde ifade ettiği bir tezin durduğunu yazıyorlar. orada şöyle bir fikir vardır: ”dünya tarihi dönüm aşamasına ayak bastı. bunun sonucunda dünya düzeni değişebilir. bu hem de her ülkenin kendi küresel rolü hakkındaki temel düşüncelerine meydan okumadır” (bkz.: ????? ????. ??? ? ?????? ?????????????? ? ???? ??????????. ”????????”, 8 ekim 2013).

    ilk bakışta bu fikirlerin kafkasya’ya ile ilişkisi yoktur. fakat dikkate almak gerekiyor ki, söz konusu dünyanın üç en güçlü devletinin şekillendireceği jeopolitik işbirliğiyse, bunun bölgelere mümkün etkisini inkar etmek doğru olmazdı. aynı şekilde unutmayalım ki, rusya ve abd’nin ermenistan’a kendi iradelerini dikte etmek imkanları geniştir. tüm bunlara göre resmi erivan’ın belirsiz jeopolitik tutumu güney kafkasya için ciddi tehlikeler yaratabilir. işte bu anlamda dışarıdan olan baskılar bölgede risk faktörünü artırır.

    yeni jeopolitik kombinasyonlar imkanı: bölgenin en zayıf ülkesi hangisidir?

    gürcistan yönetimi biraz farklı siyaset yürütmesine rağmen, onunla da ilgili bir takım hassas hususlar mevcuttur. bunlar tiflis’in avrupa birliği’ne ortak üye olma amacından vazgeçmemesinden kaynaklanıyor. komşu devlette başkan ve başbakan değişse de, ülkenin batı yönümlü politikasında ciddi yenileşme müşahede edilmemektedir.

    şu anda tiflis için karmaşık bir durum ortaya çıktı. o, bir anlamda batı ile rusya arasında o kadar da verimli olmayan manevralar yapmaktadır. moskova ile abhazya ve güney osetya konularına göre işbirliğini üst düzeye kaldıramıyor. aynı zamanda, kremlin’in korkusundan avrupa ile yakınlaşma sürecini tamamlamaya çekiniyor. nato’ya üyelik meselesinin ertelenmesi bununla ilgilidir.

    gürcistan dengeli politika yürütmek için hayli geç kalmış görünüyor. artık bölgede bir takım jeopolitik süreçler kendisinin yetişkinlik aşamasına ulaştı. rusya ile batı arasında bölge uğruna mücadele ise yeni safhaya geçti. tüm bunlar tiflis için farklı jeopolitik durum oluşturuyor. onun bu durumdan nasıl çıkacağı belli değil. her halükarda gürcistan’ın bölgesel projelerin aktif katılımcı olarak güney kafkasya’da jeopolitik istikrarın mevcut olmasında çıkarı vardır. bu anlamda başkent tiflis’in bölge için sorun yaratması ihtimali azdır.

    bunlarla birlikte beklemek olur ki, hem rusya, hem de batı’nın başkent tiflis’ten talepleri artabilir. hâlihazırda gürcistan mallarının rusya pazarına bırakılması ile ilgili hazırlıklar gidiyor. fakat ortak üyelik meselesi gerçekleşse bu sürecin başarıyla sona ereceğini tahmin etmek zordur. ukrayna deneyimi bu fikri söylemeye esas verir. moskova kiev’e ticaret hacmini sınırlayabileceğine ilişkin uyarılar yapıyor. aynı pozisyonun gürcistan’a karşı göstermeyeceğinin garantisi yoktur.

    rusya’nın gürcistan’a ab’ye ortak üyelik meselesine göre baskısı dolayısı ile ermenistan faktörünü başka açıdan güncelliyor. somut desek, moskova gürcistan’da yaşayan ermenileri merkezi hükümete karşı gösteriler yapmaya sevk edebilir. bu düzlemde göçmen etkeninin de kullanılması mümkündür. sonuçta güney kafkasya’da sıradaki çatışma ocağı oluşur.

    ermenistan ve gürcistan’dan farklı olarak, azerbaycan’ın bölgede jeopolitik rolü istikrarın sağlanması açısından daha da artmaktadır. bakü bağımsız dış politika yürüttüğünü her adımda kanıtlamaktadır. örneğin, rusya’da azerbaycanlı göçmenlerin haklarının kanun çerçevesinde sağlanması yönünde atılan adımlar azerbaycan’ın devlet olarak net tavrını göstermektedir. başkent bakü bununla ona herhangi bir biçimde baskı yapılmasının anlamsız olduğunu gösteriyor.

    azerbaycan’ın bağımsız dış politikasını sürdüreceğine şüphe yoktur. bunu batı’da birçok analist ve uzmanlar artık algılarlar. bugünlerde abd’nin georgetown üniversitesi profesörü, analist brenda shaffer’in ”reuters” haber ajansının sitesinde yayınlanan ”abd’nin orta doğu politikası – dostlarımızı nasıl koruyup saklamalıyız” başlıklı makalesinde bu bağlamda bir fikir ifade edildi. o, washington’u azerbaycan’ı eleştirmekte dikkatli olmaya çağırdı (bkz.: brenda shaffer. us mid east policy: keeping our friends closer. www.blogs.reuters.com, 4 kasım 2013). sebep ise bakü’nün bağımsız siyaset yürütmesi ve kendi iç meselelerini çözmekte egemen olmasıdır.

    ayrıca, güney kafkasya’da oluşmuş jeopolitik durum azerbaycan’ın bölgesel önderlik rolüne yeni dinamik verebilir. çünkü onun istikrarı sağlamasına daha çok ihtiyaç doğuyor. mesele şu ki, büyük devletlerin bölgesel önderlerin oluşmasına ilgileri arttı. onlar her bir bölgede güçlü devletin varlığına normal yaklaşırlar. güney kafkasya’da bu rolü kendi potansiyeline göre sadece azerbaycan oynayabilir.

    bölge ülkelerinin jeopolitik rollerinin yukarıdaki karşılaştırmalı analizi iki eğilimi seçmeye esas verir. birincisi, güney kafkasya’ya önceki aşamalarda gözlenen dış etkiler biraz farklı oranda kendini gösterebilir. bunun sonucunda meydana yeni riskler çıkar ki, bölgesel ölçekte belirsiz durum oluşur. ikincisi, şu anda mevcut olan jeopolitik verilere göre bölgenin en zayıf mekanı ermenistan. bu ülke dış güçlerden tam bağımlı kalmaya devam ediyor. günümüzde bu durumun değişmesini gösteren herhangi süreç yoktur. bu da güney kafkasya’da ihtimal edilebilecek gergin jeopolitik manzaranın oluşum kaynağının ermenistan olduğunu teyit ediyor. bunun tüm bölgeye tehlike yarattığını inkar etmek olmaz.

    kaynak: http://politikaakademisi.org/…iki-tehlike-arasinda/
  • güney kafkasya: yeni jeopolitik dinamiğin güncel yönleri

    avrupa birliği’nin vilnius zirvesi ve rusya’nın eski sovyet mekanında diplomatik etkinliğini daha da artırması jeopolitik süreçlerin hızını artırdı. hissediliyor ki, büyük devletlerin nüfuz uğruna yürüttükleri mücadele yeni seviyede keskinleşmiş. onun belirtileri kendini güney kafkasya’da daha kabarık gösteriyor. ancak bu süreçte birçok çelişkiler de mevcuttur. onların etkisi sonucunda bölgenin jeopolitik manzarasında hangi değişikliklerin gerçekleşeceği üzerinde düşünmeye değer.

    oyunun yeni kuralları

    güney kafkasya’da jeopolitik süreçlerin etkinliği açık hissediliyor. bölge devletleri ile ilgili yaşanan olaylar gösteriyor ki, içerik bakımından yeni manzara oluşuyor. bunun azerbaycan, gürcistan ve ermenistan için hangi olası sonuçları olabileceği üzerinde düşünmeye ihtiyaç doğuyor. ilgi doğuran hususlardan biri şu ki, bölgede gözlenen jeopolitik çelişkiler varlığını koruyor.

    burada iki düzeyde kendini gösteren faktörlere göz atmak gerekiyor. birincisi, küresel ölçekte büyük devletlerin güney kafkasya’ya olan ilgileri daha da arttı. bu, onlar arasında olan fikir ayrılıklarının daha da derinleşmesine neden oluyor. bölge uğruna daha keskin, somut pratik adımlarla nitelendirilen mücadele gidiyor. ikincisi, güney kafkasya ülkelerinin jeopolitik konumları arasındaki fark daha belirgin hale geldi. ermenistan tamamen rusya’nın kontrolüne geçmiş, gürcistan bölgenin jeopolitik ve demokratik önderi olmak iddiasına düşmüş, azerbaycan ise bağımsız politikasını daha da genişletti. somut örneklerle bu tezlerin doğruluğunu onaylamak mümkündür.

    ermenistan gümrük birliği’ne dahil olmak hakkında karara vardıktan sonra onunla ilgili daha çok moskova’nın yürüttüğü politikaları analiz ediyorlardı. son zamanlarda ise türkiye’nin erivan yönünde diplomatik etkinlik gösterdiği gözleniyor. ermeni uzmanların medyada yayılan fikirlerinin analizi gösteriyor ki, bu sürece onlar karamsar açıdan yaklaşıyorlar.

    onlar ankara’nın ermenilere herhangi olumlu teklif edeceğine inanmıyorlar. ilginçtir ki, bu görüşü erdoğan’ın rusya, putin’in ise ermenistan gezisi kapsamında ifade ediyorlar. ermenilere öyle geliyor ki, rusya ile türkiye bölgeyle ilgili elde ettikleri anlaşmada ermenistan’ın çıkarlarını yeterince dikkate almıyorlar. burada ermenilerin moskova’ya kadar da güvenmediği hissediliyor. düşünülüyor ki, rusya tarih boyunca önemli jeopolitik anlarda onların çıkarlarını kurban verdi. örnek olarak gülistan ve kars sözleşmelerini gösteriyorlar.

    bunlar gösteriyor ki, ermeni politikacılar ve analistler hala hayal dünyasında yaşıyorlar. onlar jeopolitik gerçekleri göremiyorlar. esas hataları şu ki, güney kafkasya’da kendilerinden başka kimsenin doğal çıkarlarını kabul etmiyorlar. güya onların bu bölgede geniş tarihi hakları vardır, büyük toprakları mevcuttur ve şimdiye kadar yaşananlar bu değerleri kaybetmekle sonuçlandı. garip olan şu ki, erivan kendi sinsi amaçlarını gerçekleştirmek için halen batı ve rusya’yı kullanmaya çalışıyor. güçlü demokratik devlet olmak stratejisi ermeni siyasi düşüncesine yabancıdır.

    böyle bir konum ermenistan’ı jeopolitik tereddütler kasırgasında tutuyor. ülke bölgenin büyük devletlerine ve komşularına karşı normal tavır sergileyemiyor. küresel güçler de bundan ustalıkla yararlanıyor. tesadüfi değil ki, hatta ermeni uzmanlar ne avrupa birliği’nin vilnius zirvesi’nde, ne de putin’in ermenistan’a gezisi sırasında devletin bağımsız tutum gösteremediğini vurguluyorlar.

    ab artık erivan’a güvenilir ortak olarak bakmıyor, moskova ise onunla açıkça kendi ön karakolu kısmında davranıyor. böyle anlaşılıyor ki, bölgede jeopolitik süreçler yoğunlaştıkça ermenistan kendi nüfuzunu daha çok kaybediyor. onun büyük güçlere yardımcı gibi yaklaşımı ve bunu türkiye ile azerbaycan’a karşı kullanmaya çalışması olumsuz sonuçlarını veriyor. erivan anlayamıyor ki, bu tür siyaset modern dünyanın taleplerine yanıt vermiyor.

    azerbaycan pragmatizmi ve “gürcü arzusu”

    gürcistan ermenistan’dan farklı öforiye kapılmaktadır. gürcü uzmanlara öyle geliyor ki, avrupa birliği’ne ortak üyelik otomatik olarak büyük avantajlar sağlar. tiflis avrupa halkları arasında “kendi yasal yerini bulacağına” inanıyor ve bu tasavvurların etkisi altında tatlı hayallere dalıyor (bkz.: ????? ??????????. ?????? ?? ?????? “???????? ??????????” ? “??????? ???” / “?????? online”, 20 kasım 2013).

    fakat burada gürcistan yönetimi rusya ve ermenistan faktörünü dikkate almalıdır. moskova gümrük birliği konusuna göre, tiflis’ten abhazya demiryolunu açmayı gerektirmektedir. bu zaman, ab kriterlerine uygun gümrük işlemleri yapan gürcistan’la ermenistan’ın nasıl düzenlemeler yapacağı bilinmemektedir. öte yandan, ülkenin güvenliğine tam güvence yoktur. abhazya ve güney osetya çatışmalarının çözümü perspektifleri belli değildir. moskova orada kendi askeri gücünü artırmaktadır.

    gürcü uzmanlar düşünüyorlar ki, “rusya yönetiminin gürcistan’a askeri saldırı için daima bahanesi vardır” (bkz.: ????? ???????????. ???? ???????????? ???????????? – ??????? ??? ??????? ??? ????? ???????????? ??????????????? / “?????? online”, 17 eylül 2013). böylece, ab’ye ortak üyelik bizatihi “altın dönemin” başlaması anlamına gelmemelidir. aksine, ülkenin yürüttüğü siyaset daha esaslı ve mümkün riskler dikkate alınarak yapılmalıdır. işte bu açıdan rusya faktörünü ciddi biçimde dikkate almak ve onunla ilişkileri normalleştirmek gerekmektedir. şimdilik resmi tiflis’in bu bağlılıkta nereye kadar gidebileceği belli değildir.

    kuşkusuz, gürcistan türkiye’nin desteğini umabilir. aynı derecede azerbaycan’la işbirliği çok umut vericidir. çünkü bakü bölgede güçlü jeopolitik konumu olan, enerji ve ekonomik imkanları geniş ülkedir. başkent tiflis itiraf ediyor ki, askeri alanda türkiye-azerbaycan işbirliği bölgesel güvenliğin temel sağlayıcılarından biridir (bkz.: önceki kaynak). bunun yanı sıra, gürcistan için bir iç tehdit mevcuttur.

    söz konusu ermenilerin yoğun yaşadığı cavahetya’dır. gürcü uzmanlara göre, moskova bu kartı her zaman tiflis’e karşı kullanabilir. bu durumda abhazya ve güney osetya’da olduğu gibi, cavahetya’yı da merkezi yönetimden dikenli tel ayırıyor (bkz.: ????? ??????????. ?????? ?????????? ??????????? ?? ????????????? ????????????/ “?????? online”, 6 aralık 2013). bu durumda gürcistan’ın kendisinin bağımsızlığının ne anlam verdiği belirsiz oluyor.

    tüm bunların fonunda azerbaycan’ın tutumu yeterince umut verici görünüyor. vilnius zirvesi sırasında da bakü’nün bağımsız siyaset yürüttüğü açıkça hissedildi. ancak “bu zirveden önce çeşitli tahminler, analizler ileri sürülüyordu. fakat anlaşıldı ki, azerbaycan hiçbir ikilem karşısında değil ve ülke yönetiminin ab ile ilişkilerde hiçbir tereddüdü yoktur” (bkz.: az?rbaycan müst?qil siyas?t h?yata keçirir / “az?rbaycan” q?zeti, 5 aralık 2013).

    batılı uzmanlar artık azerbaycan’ın jeopolitik süreçleri ciddi etkilemek olanaklarına sahip olduğunu vurguluyorlar. başarılı enerji politikası ülkenin tutumunu yeterince güçlendirmiş. medyada yayılan haberlere esasen, rus uzmanlar da azerbaycan’a baskı yapmanın anlamsız olduğunu söylüyorlar. halihazırda bakü ile moskova arasındaki ilişkiler iyi düzeydedir.

    azerbaycan’ın iran’la ilişkileri eşit ortaklık ilkesi üzere gelişiyor. tahran’ın batı’yla ilişkilerini normalleştirmesi karşıda daha geniş perspektifler açacaktır. ermenistan’dan farklı olarak, azerbaycan kendi ulusal çıkarlarını görüşmeler nesnesine dönüştürmeyecektir. başkent bakü herhangi bir durumda bağımsız tutum sergiliyor. onun hiçbir siyasi bloğa girmeden yapıcı işbirliği hattını tutması bunun açık kanıtıdır.

    azerbaycan bölgesel işbirliğinin kurulması ve güvenlik sisteminin oluşturulması alanında önder rolünü oynamakta devam ediyor. güney kafkasya’da jeopolitik manzaranın yenilenmesi sürecinin sırasında da bunu hissetmek mümkündür. şu anda bölgede azerbaycan kadar istikrarlı toplum ve istikrarlı dış siyaset yürüten ikinci ülke yoktur. jeopolitik fırtınaların bölgenin hangi devletini nereye atacağını zaman gösterecek. fakat tüm durumlarda azerbaycan gelişen ve jeopolitik konumunu güçlendiren bir ülke olarak kalacak.

    kaynak: http://politikaakademisi.org/…migin-guncel-yonleri/

    bu da ingilizcesi; http://politikaakademisi.org/…eopolitical-dynamics/
  • ukrayna krizinin bölge ülkelerine etkisi üzerine; http://politikaakademisi.org/…-devletlerine-etkisi/

    bu da ingilizcesi; http://politikaakademisi.org/…n-regional-countries/
  • güney kafkasya’da cazibe merkezi: verimli işbirliği modeli

    birkaç gün önce tiflis'te azerbaycan, türkiye ve gürcistan devlet başkanlarının tarihi bir görüşmesi gerçekleşti. buna "tiflis zirvesi" de deniliyor. orada bölgesel ve küresel ölçekte önemi olan konular ele alındı, önemli anlaşmalar sağlandı. her üç devlet başkanı da gözden geçirilen konularda hemfikir olduklarını beyan ettiler. onlar temel prensip olarak karşılıklı ve yararlı işbirliğini seçtiklerini belirttiler. bölgesel ve küresel düzeyde yaşanan siyasi süreçlere ilişkin görüşlerini belirttiler. uzmanlar bu tür işbirliği formatının perspektifini yüksek değerlendiriyorlar.

    faydalı işbirliğinden entegrasyona: yeni model

    6 mayıs 2014, güney kafkasya'nın tarihinde ayrıca kaydedilebilir. aynı gün azerbaycan, türkiye ve gürcistan devlet başkanları modern dünya için örnek sayılabilecek anlaşmalara nail oldular, işbirliğinin stratejik yönlerini eşit ortaklar gibi değerlendirdiler. cumhurbaşkanı ilham aliyev, zirve ile ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "diyebilirim ki, şu anda bu üçlü format, sadece bölgede değil, dünya çapında büyük ilgi uyandırıyor. bu, aslında, nadir bir formattır. çünkü burada üç bağımsız devlet artık eşit ilişkileri - karşılıklı çıkar ve birbirine saygı temelinde modern, medeni, halklarımızın çıkarlarına cevap veren ilişkileri kurmuştur. ben düşünüyorum ki, bu deneyim başka ülkeler için de cazip olabilir" (bkz.: az?rbaycan, gürcüstan v? türkiy? prezidentl?ri m?tbuata b?yanatlarla çıxış etmişl?r / az?rtac, 6 mayıs 2014).

    bu fikirlerde tiflis zirvesi görüşünün mahiyeti ve içeriği öz şekilde ifade edildi. etkinliğin sırf işbirliğine, bölgesel entegrasyona, ekonomik ilişkilerin üst düzeye kaldırılmasına ve dünyanın enerji güvenliğinin teminine hizmet etmesi tarihi önemi olan bir konudur. ilginçtir ki, birkaç saatlik görüşmelerde cumhurbaşkanları oldukça geniş alanları kapsayan, özel jeopolitik anlam taşıyan ve stratejik nitelikteki anlaşmalar elde ettiler. türkiye, azerbaycan ve gürcistan devlet başkanları tüm konularda ortak konuma geldikleri hakkında fikir belirttiler. bu, tam manasıyla güney kafkasya'da yeni cazibe merkezinin oluşması anlamına geliyor.

    bu konuda cumhurbaşkanı abdullah gül yaptığı açıklamada iki kez görüş bildirdi. kardeş ülkenin lideri söyledi: "türkiye, azerbaycan, gürcistan arasındaki bu coğrafi eşitlik güney kafkasya bölgesinde çok büyük bir cazibe merkezi yapmaktadır... bu üç ülkenin samimi, yakın ilişkileri ve işbirliğini bölgeyi bir cazibe merkezine dönüştürmektedir ve bu cazibenin de gücü gittikçe artmaktadır" (bkz.: önceki kaynağa).

    karmaşık bir bölgede işbirliğine hizmet eden jeopolitik çekicilik merkezinin oluşumu çok önemli bir olaydır. bu bağlılıkta azerbaycan cumhurbaşkanı'nın vurguladığı gibi, bu model tüm dünya için örnek olabilir. meselenin özü şudur ki, şu anda faaliyet gösteren bölgesel ve küresel ölçekli kurumlarda belli sorunlar var. onlar birilerinin özel çıkarlarına göre başkaları ile samimi davranmaması, "çifte standart" politikası yürütmesi gibi hallerden meydana gelir. azerbaycan, türkiye ve gürcistan üçlüsü ise sadece karşılıklı fayda sağlayan projelere imza atıyor.

    meselenin diğer önemli yönü bu üçlüğün işbirliğinin dünya çapındaki süreçleri etkileyebilmesi ile ilişkilidir. zirve gösterdi ki, bakü, ankara ve tiflis enerji güvenliği ve ulaşım alanlarında küresel düzeyde önemi olan programlar hayata geçirmekte kararlı konuma sahiptirler. cumhurbaşkanı ilham aliyev bu konuda çok güzel fikirler söyledi. o dedi: "bugün burada yapılan görüşmeler ve tartışmalar dünya ve avrupa için büyük önem taşıyor. özellikle, enerji güvenliği ile ilgili konular bugün dünya çapında en önemli konular olarak biliniyor. dünya gündeminin neredeyse birinci yerindedir. üç ülke kendi enerji güvenliğini tam olarak temin etmiştir. bu, bizim işbirliğimizin güzel sonucudur. gelecekte bizim üç ülkemiz avrupa'nın enerji güvenliğini sağlayacaktır" (bkz.: önceki kaynağa).

    bunun somut örneği "şahdeniz - 2", trans-anadolu ve trans-adriyatik gaz hatlarının yapılmasıdır. bu projelere azerbaycan ve türkiye 45 milyar dolar yatırım yapacak. yeterince büyük bir iştir. gürcistan cumhurbaşkanı bunların "hazar, karadeniz ve akdeniz`i birleştiren oldukça önemli projeler" olduğunu vurguladı. gül ise tanap`ın bölgenin jeopolitik önemini ortaya çıkardığını kaydetti (bkz.: önceki kaynağa).

    güvenlik: jeopolitik ve ekonomik faktörün sentezi

    öyle görünüyor, her üç devlet gerçekleştirilen projelerin ekonomik getirisinin yanı sıra, jeopolitik önemini de çok güzel algılıyor. bu o demektir ki, artık güney kafkasya'da yeni güç merkezi oluşuyor ki, temel amacı barış, ekonomik işbirliğidir. ilginçtir ki, tiflis zirvesi`nin katılımcıları başka devletlerin de onlara katılabileceğini söylüyor. bu, ilkesel bir husustur. çünkü burada geniş bir jeopolitik mekanda verimli işbirliğini sağlayan ciddi örgütün oluşumu imkanlarının olmasından söz ediyoruz.

    bu formatın bütün eski sovyet coğrafyasında başarılı olabileceğine güven fazladır. mümkündür ki, bu üçlüye yeni devletler de katılsın. ancak itiraf edilmelidir ki, ermenistan gibi saldırgan ülke böyle bir örgütün güclenmesine sıcak bakmıyor. mesele sadece onun azerbaycan'la çatışma durumunda olmasında değildir. azerbaycan, türkiye ve gürcistan, tiflis zirvesi'nde ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklediklerini beyan ettiler. bu ise erivan'ın konumuna uygun değildir. ermeniler kırım'ın işgalini tanımaya üstünlük verdi. bunun nedeni açıktır. bu açıdan uluslararası hukuk çerçevesinde faaliyet gösteren kurumlar ermenistan'ın işine gelmiyor.

    bunlar güney kafkasya'da ermenistan'ın herhangi alternatif bir kurum oluşturması yönünde adım atmasına götürebilir mi? düşünmüyoruz ki, erivan bunu yapabilsin. fakat türkiye, azerbaycan ve gürcistan`ın işbirliğinin gelişmesine engel olmaya çalışacağı tamamen beklenen bir durumdur. yani bu bağlamda ermenistan yıkıcı bir rol oynayabilir. meselenin bu tarafı bölgenin güvenliğinin temini için ankara, bakü ve tiflis'in ortak çabalar göstermesi zaruretinin oluştuğunu teyit ediyor.

    aslında, tiflis'te devlet başkanları bunu dikkate aldıklarının işaretini verdiler. gürcistan başkanı giorgi margvelaşvili yaptığı açıklamada vurguladı: "biz hazar, karadeniz ve akdeniz`i birleştiren oldukça önemli projeler dahil olmak üzere bu işbirliğinin genişletilmesi hakkında konuştuk. tüm bunlar bölgenin istikrarının garantisidir. biz vurguladık ki, bölge daha sabittir ve ülkelerimiz daha fazla istikrara ulaşmaktan yanadır. ülkelerimizin yöneticileri bu sürece katkıda bulunmaya hazır olduklarını bildirdiler. bizim politikamız, bizim hirsimiz işte budur (bkz.: önceki kaynağa).

    türkiye, azerbaycan ve gürcistan'ın bölgenin güvenliğine ekonomik ve enerjik projeler bağlamında yaklaşımları oldukça önemli faktördür. sır değil ki, şu aşamada hatta büyük devletler güvenliği başkalarının çıkarlarını gözetmeden sağlamaya meyillidirler. böyle konum daima çelişkilerin oluşmasına ve bölgesel ölçekte ihtilaflara sebep oluyor. günümüzde dünyanın çeşitli bölgelerinde görülen çatışmalar bunu teyit ediyor. tiflis zirvesi`nin katılımcıları ise amaçlarının esasına karşılıklı çıkar sağlayan işbirliğini koyuyorlar. bu anlamda hazar, karadeniz ve akdeniz`in birleştirilmesi dev bölgesel işbirliği programının uygulanması demektir. bu sürecin yeni umut verici ve demokratik ilkelere dayalı uluslararası örgütün oluşmasına olanak sağlaması tamamen beklenen durumdur.

    bütün bunlar güney kafkasya'da çok etkili olabilecek bir girişimin meydana geldiğini göstermektedir. azerbaycan, türkiye ve gürcistan bölgede karmaşık olan jeopolitik dinamiğe somut içerik verme yönünde önemli adım atmışlardır. buna komşu devletlerin nasıl tepki vereceğini söylemek zor. rusya, iran, ermenistan ve orta asya devletlerinin kendi çıkarları olduğunu inkar etmek olmaz. ancak o da bir gerçektir ki; bakü, ankara ve tiflis her bir devlet için uygun olabilen işbirliği modeli öneriyorlar. bu açıdan şartlı olarak "üçlü" şeklinde adlandırılan bu ülkelerin yarattıkları format, güney kafkasya'nın yeni cazibe merkezidir.

    kaynak: http://politikaakademisi.org/…mli-isbirligi-modeli/